24 Nisan 2007 Salı

how does it make you feel

sen çık 8 de, çık 9 da, çık 9 da, çık 9
işten
sonra yaz yazabilirsen....
yinede seviyoruz bindiğimiz dalı kesmeyi, yinede cesaret edebiliyoruz yüz çevirmeyi, pisi pisi
Herneyse,
Bizim bi işimiz var insanı delirtir... Her an çıkan yeni malzemeler, son teknoloji ürünler, estetik harikası tasarımlar, şeker dükkanına giren çocuk gibi hepsinden alma hissi her birini teker teker mekanlarda kullanma çılgınlığı yaratıyor bünyelerde...

bizaat çizip uygulattığım banyolardan bir tanesi var ki mesela içine koy beni orda yaşarım, hayat geçiririm, Olga'nın değişiyle yirim yirim yirim.... Siyah mı siyah seramikler, o canıım bisazzalar içinde bem beyaz jakuzzi (teak di ama corianl'a beyazlattık, biraz Türk aklı oldu ama süper de oldu), Stark X klozet heykel gibi, bataryalar keza keskin keskin kare dominantlaşmakta, yerde 60 a 60 verevine seramikler, koskoca camdan bir duş, anlat anlat bitmez valla.... en iyisi 3d max halini göstermek ki bitmişi de aynısı da oldu... bir tek içime sinmeyen yıldızlama tabir ettikleri fiberoptik aydınlatma... gece fena diil de ne biliim uçları falan çıkmış barisol den biraz fıslak bir görünümü var, ki o kadar gelişmiş bir teknoloji olmasına rağmen....


ve işte banyomuz, gururla




12 Nisan 2007 Perşembe

LİBİDOİT ANDROİD

Efenim hormon mevsimimiz açılmıştır, hayırlı uğurlu olaaaaa.....

bu ara favorilerim:
+ yüksek sesle "where's your head at??" dinlemek.....arkada hiç fark etmediğim sesler kulaklıktan anca duyulmakta,
+ gece en az 2 ye kadar oturma.. bi de yeni icat çay demleyip içioruz.. emekliler gibi... hiç çay sevmezdim, çaya doyamıyorum adeta.. hiç anlam veremedim....
+ 3 yıl aradan sonra yeniden "kemik" dergisi okumak
+ leblebi rejimi....
+ locus solus'un brütüs salatası
+ yürümek yürümek
+ underworld konseri için daydreaming yapmak
+ tatil planlarına start vermek
+ tellibağ diye bi şarap (süper uygun fiyata maximum lezzet)

falan falan..............

9 Nisan 2007 Pazartesi

Kuğuların sessizliği



  • O Tunalı alt geçidindeki fayanslardaki kuğular da ne öyle ya.... o fayanslarda neyin nesi... pause...

  • Dün tamıtamına bir günde 180 ağaç (leylandii) diktirerekten mesleki hayatımın kendince rekorunu kırmış oldum..... Ayaklara kara sular iner drumlar sahneye kondu..

  • Sahne demişken dün MDT 'i izlemeye gittik, bana mı bişeyler ifade etmedi, etkilenme eşiğim mi yükseldi, havamda mı değildim bilemiyorum, pek bir ruhsuz (Öz ünde yorumu) geldiler gözüme... Ama tabii saatlerce emek harcamışlar, yiğidi öldür hakkını yeme....
  • Cumartesi bi ev partisine gittik Bilkent'te, vallahi helal olsun dedirtmişler ev dekorasyonuyla, konsept: HEAVEN OR HELL. Salonu bembeyaz yapmış arkadaşlar, mini kanatlarıyla içerde melek kızlar cirit atmakta, o yeaaah... Biz tabiki hell kısmı olan mutfağa lazyık görüldük kılık kıyafetimiz ve boynuzlarımızla. Mutfağı da gayet siyah çöp poşetleriyle kaplamışlar, kırmızı haçlar, bissürü mum, tam gotik... Bi ara beyaz İsa cübbesiyle "Haleluyaaaa" falan diye bağırark geçen bi tip bile vardı....çok eğlendik kısaca, hoş ordan çıkıp Manhattan o kılıklarla pek olmadı ama, neyse...

  • Cemil Amca İstanbuldan bana stesi alan, enerji bombası garip bir taş getirdi, yeliş pembe rengi var..... yaşasın yeşil pembe taş....

  • İstanbul demişken, yarışmayı gittik Harbiye'de teslim ettik, ama sonuçlar açıklandı, babaları almışız tabiri caizse....üzülmedik, Naragatsi'ye gitmek (renk renk gazozlar içildi, bubble gum süper mesela), kiliseye mum dikmek, vapurla dolaşıp, adalarda bisiklete binmek yanımıza kar kaldı...

ooo istanbul oooo içimizi açtın resmen..... susuz bedenlerimize nemlendirici oldun .....



TAM TURİSTTİK BU GEZİMİZDE ..... HERYERE GİRDİK ÇIKTIK.... KEŞİF CADISI DENZ, GÖZLEM MELEĞİ ZAN İLE...




+1

Fıransız Sokağını ben ilk defa gördüm, ne kayıp...



Fransız sokağı demişken, giderken yol üstünde Ankara'nın göbeğinden fırlamış moda dünyasının girişimci gençleri ve medarı iftarımız (nasıl yazılıyorsa artık), Ulaş ların dükkanını gördük.... gururlandık...





Naragatsi'de bubble gum ve adını hatırlayamadığım bir milkshake türü..... hmmmm tadı tamakta kal....




not: resimlerdeki bütün tarihler ve de saatler, makinanın uydurmasıdır...

3 Nisan 2007 Salı

Woody --- Mehmet Usta




Zar zor ikna kabiliyetimin sınırlarını zorlayarak Mehmet Ustanın fotosunu çekebildim..... Hayır bi türlü anlamadı neden çekiyorum fotoğrafını.. ..Saçma sapan neler uydurdum neler... Ama sonunda muaffak oldum... Maalesef saç traşı olmuş kendileri, önceki haliyle Woody Allen'in tıpkısının aynısıydı...