24 Ekim 2011 Pazartesi
22 Ekim 2011 Cumartesi
2 sergi bi salgın
Mercan Dede sergi açılışına tüm yağmur kıyamete karşı göğüs gererekten gittik....... özellikle de minik odadaki Avatar'ın asit kafası stayla video art kısımları nedense beni derinden etkiledi.... nedenini bilmeden etkilenmek zaten herlde insanın hoşuna giden olay, bu sanat sepet işlerinde.....


+1
+1
dün ise yine "nedenini bilmeden bi takım hislere nail olmak" için iki sergi açılışına daha gittik.... birincisi La Casa De Arte Sanat Galerisindeydi ve kısaca Puro konseptli resimler vardı.... Piayano ve ortam şahane olsada vurulduğum bir parça olmadı....

o esnada oradan geçmekte olan ve bir gün ansızın bizim ofise girerek "hi I wanna work in here" diyen Noush adlı İran asıllı eski bir çalışanımızla karşılaştık..... ve yine enteresandır ki bunca zaman görüşmeyip Mercan Dede sergisindede kendisiyle kaşılaşmamız ve onunda iç mimarlıktan bayıp Cer Modernde bir sergi açmaya karar vermesiyle koyulaşam muhabbetimiz bu sergide de karşılaşınca daha bi perçinlendi.... Onları da alıp diğer sergiye doğru yola koyulduk.....
ki ben sergiden içeriye girer girmez böyle bi kalakaldım.... yanıma eski bir arkadaşım geldi cevap mevap verdim ama çocuğun neler söylediği pek net değildi, sesler kısıldı, insanlar silikleşti, sanırım tuvallere aşık oldum.... sergi Ankaranın güzide barı Siyah Beyaz'ın üst katında.... sanatçının adını hala bilmiyorum sanırım bilmek de istemiyorum.... o kemik parçalarının bir insan tarafından yapıldığını red ediyorum.....
sonra bu kadar entel işlerden sonra Zanla bi bar mar yüksek müzik içki hiç çekici gelmedi bize ve kendimizi romansa vurup sinemaya gidelim dedik ama kesinlikle yanlış film seçmişiz ( ben Midnight tin Paris için yanıp tutuşuyordum oysaki ama saati kaçırmışız....sux).... zaten 11.30 matinası ve film de salgın olunca ve o kadar oyuncuyu toplayıp içide boş, booooooooom boş olunca salonun yarısı uyudu diğer yarısıda ilk yarıda evlerine gidip sıcak yataklarında uyumayı tercih etti.... sanırım filmi tek izleyen benim bedbah bakışlarım arasında Zan idi.... berbaaaaaaaaaaaat başka da bişeycikler demem....kusunç o derece.....
+1
kötü filmin etkileri ve iyi sergi birbirini cancel etti ama bu gün umarım bu parça gibi geçer efendim.....
16 Ekim 2011 Pazar
Mercan Dede sergisi Cer Modern
Aşıklar Kabilesi...... Açılış 17 Ekim saat 19.30 .....
şablonlar, sprey boya, fotograflar ve kolajlar .....
özgürlüğü
arayanlara
bir mektup....
devamı için tık tık tık
şablonlar, sprey boya, fotograflar ve kolajlar .....
özgürlüğü
arayanlara
bir mektup....
devamı için tık tık tık
14 Ekim 2011 Cuma
gecikmiş İstanbul Design Week 2011 fotolariiiiii
walla iyiydi hoştu, harikaydı, ellere sağlık, Galata üzerinde güneşli havada olmak içimizi açtı ammmaaaa tasarıma doyduk mu o kısım biraz zayıf mıydı ne...... otur 10 diyemedik, "çok iyi tasarımcıysan buyur sen yap kardeşim " diyen seslere de burdan üzülerek söylüyorum hiç çemkirmeyin siz değil sizleri yeterince desteklemeyenler utansın diyorum.... Bir de girişteki 1. Sivas Günleri nedeniyle yayılan davul ve zurna (gerçektende bangır bangır zurna vardı) ve de halay ve de gözleme ortamından sonra akabinde Tasarım Zone a geçerken (hadi bizi geç biz alışığız böyle karışık kültür drumlarına da) turistler mesela hafif dumur ve şeltoks yemiş etkisindeydiler..... harika standlardan birisi işte buydu... bayıldım....
13 Ekim 2011 Perşembe
Kay(beden)ler Kulubü
Donnie Darko'yu tekrar aldım geçenlerde oturdum izledim, unuttuğumu fark ettim biçok kareyi ......bi keyiflendim, bi modum yerine geldi.....
ama başlık gereği Kaybedenler Kulubü'ne bi focus yapmak istiyorum izninizlen..... Yazının gerisi fena halde spoiler içerir burdan baştan uyariim...... Şimdi film önce başlıyo iyi güzel, iki tip var marjinal bi radyo programı sunuyolar, biraz kasınç da olsa güzel muhabbet dönüyo, rock’n’roll hayatlarına kadınlar kızlar da ekleniyo, bi kara düzen bi kayıp gençlik (ki tipler gayet orta yaştan hallice) gidişatı hüküm sürüyor genel ambiansda.....
bu arada Kaybedenler Kulubu adlı program yayılmaya başlıyo arada güzel çekim efektleriyle dinleyenlerin evlerine misafir oluyoruz.... şahane.... gel gelelim alttan alta yönetmen Tiplerden birinin (Nejat İşler )aşık olacağının sinyallerini, boş ilişkilerden yorulduğunu, one naytların artık bişey ifade etmediğini gayet saçma bir sevişme sahnesiyle beynimize ve de bilinç altımıza giriyo....
ve akabinde Nejat İşler bi kızla kesişip barda takılmaya başlıyoloooooor..... sonra bunlar Amelie tarzı bi Kadıköy iskelesi buluşması ve yemekten sonra, rock’n’roll style bi motor gezmeziyle date’i finalliyolar ve işler gayet yolunda ilerliyo.....
hatta adam efendi efendi bi ilişki yaşamanında verdiği zerafetle sinemaya götürüyo kızı, ama bu defa da kız error verip adamın elini resmen tutup afedersin eteğinin altından apış arasına götürüyo ki biz burda Zan’la ohaaa dedik..... ne gereği vardı şimdi bunun derken bi sonraki sahnede bence çok hissiz olan hardcore sevişme sahneleriyle (vıcık ter falan öööö) perçinleniyor bunların ilişki .....
şimdi olay kopuyo dikkat.....
gel zaman git zaman bunların birlikteliği “du bakalım bu, böyle gitmez bi arıza olcak ama nası olcak” derken, yönetmen şöyle bi sahne koyuyo (artık senaryonun mu azizliği bilinmez film resmen drama dönücekken komedi filmine dönüyo)..... Bu tipler bi radyo programını yaparlarken bi gece stüdyoda kotlarını çıkartmışlar, şort donla program sunuyolar...... o esnada raydoya esas kız geliyo yanındada bi kız arkadaşıyla beraber......veeeee aman allahım bi bozuluyoooo bi bozuluyo, boxeri görünce sanki patronuyla adamı öpüşürken, yada iki tipi radyo programında değilde yatakta birbirlerine mum akıtırken yakalamışcasına bir tepki, bir kalış, şok oluş....noooluyosa alt tarafı şorlalar bi tarafları falan ortada diil bişey diil......... sanki kendisi değilmiydi üç sahne önce sinemada cozutan (bu arada sinema sahnesinde arkada oturan bi kadın detayı var çok gereksiz çok komik allah aşkına bi dikkat :)..... neyse o sinema sapığı gidiyo yerine mütehassıp bir Tuk kızı gelip oturuyo mu bi güzel.... (alttaki resimde işte boxer la arkadaşlar)
şimdi olay kopuyo dikkat.....
gel zaman git zaman bunların birlikteliği “du bakalım bu, böyle gitmez bi arıza olcak ama nası olcak” derken, yönetmen şöyle bi sahne koyuyo (artık senaryonun mu azizliği bilinmez film resmen drama dönücekken komedi filmine dönüyo)..... Bu tipler bi radyo programını yaparlarken bi gece stüdyoda kotlarını çıkartmışlar, şort donla program sunuyolar...... o esnada raydoya esas kız geliyo yanındada bi kız arkadaşıyla beraber......veeeee aman allahım bi bozuluyoooo bi bozuluyo, boxeri görünce sanki patronuyla adamı öpüşürken, yada iki tipi radyo programında değilde yatakta birbirlerine mum akıtırken yakalamışcasına bir tepki, bir kalış, şok oluş....noooluyosa alt tarafı şorlalar bi tarafları falan ortada diil bişey diil......... sanki kendisi değilmiydi üç sahne önce sinemada cozutan (bu arada sinema sahnesinde arkada oturan bi kadın detayı var çok gereksiz çok komik allah aşkına bi dikkat :)..... neyse o sinema sapığı gidiyo yerine mütehassıp bir Tuk kızı gelip oturuyo mu bi güzel.... (alttaki resimde işte boxer la arkadaşlar)

sonra bunların ilişkiyi iyice bka sardırıcak ya yönetmen şöyle bi kavga sahnesi koyuyo ki evlere şenlik....Nejat İşlerin evi görsen bk götürüyo, bekar evi, dağınıklık hat safhada hatta bi tip var koltukta sürekli belgesel izliyo (ki en çok onu sevdim, Kuzey Güneydeki tip) ama Nejat abi biyandan da nedense halısına çok düşkün ... aralarda uyarıyo aman halıya bişey dökmeyin diye eve giren çıkanı...., böyle bi ayrıntı seyirciye veriliyo filmde bi iki kez..... derken akabinde bunlar bi gün oturyolar salonda..... kızcaazda dondurma yerken bişeyler okuyo, Nejat uyarıyo kızı yine “halıya dikkat et”.... 5 dakka geçmeye görsün kız dondurma mı artık sütlaç mı ne yiyosa halıya bi damlatıyo .... alaaaaaaah yine ...... Birbirlerine overreact ya bunlar, Nejat ufak çaplı parlıyo, kız bunun üzerine ne yapsa beğenirsin (hatırladıkça kendi kendime gülüyorum)..... dönüyo böyle Nejata gözünün içine baka baka dondurma kasesini halıya boca ediyo.... vay beeeee harekete bak....
Neyse böyle böyle kah çocuklaşarak kah saçmalayarak bunların ilişki iyce bi tatsızlaşıyo devamını anlatmiim, izlemeyenler olursa bi baksın rica ediyorum..... Bu arada diğer tip ve annesiyle olan delicesine garip ilişkilerine hiç girmiyiim bu yazı gerçekten daha da saçmalamasın.... Ama mesela o Kuzey Güneyde Aliyi oynayan tip çok bombaydı .... O tiplede Asmalı mescitte karşılaştık gecenlerde gecenin heralde 5 inde, o zomdu biz zomduk onlar zomdu.... eğer bu filmi daha önce izleseydim kesin gidip yanına koltukla ilgili bi kaç geyik yapar sonrada kesin sabah hatırlamazdım.....
yani sonuç olarak Donnie Darko nun hastasıyım.....
11 Ekim 2011 Salı
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)