urban life etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
urban life etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Haziran 2014 Cuma

Varuna

Photo: Stairs




Photo: Varuna perfect place




Bahceliye gitmeyeli heralde bin yıl olmuştur.... Varuna Kafe o lokasyonda bulunan ve içeri girincede aaa İstanbula geldin sanki hissiyatı veren çok şeker bi yer.... yer yoktu bizi terasa aldılar iyice bi İstanbuldayız modu olduk.... bütün duvarlar dolu, renk renk .... arada duvardaki ekranda dans eden tipler görülüyo....arkadaşım anlattı buranın sahipleri dünyayı dolaşıp orda burda dans edip kameraya çekiyolarmış.... duvarda bi anda kabileyle dans eden tipler yada suyun altında dalgıç kıyafetiyle dans eden balık adamlar görüyosun bunların sahipleri olduğunu bilmeden.... ne acayip kafalar var diye düşünmeden edemedim.... bi de tabi bu sahipleri olan arkadaşlar dünyayı dolaşıp sadece dans etmeklede kalmamış anlaşılan ki menüde oldukça kabarıktı... keşfettikleri şeyleri menuye taşımışlar, bilmem kaç çeşit adını hiç duymadığım bira var mesela..... çok tatliiiii bi yermiş, beni böyle bi yerlere götürün aferim....bana böyle gelin .....

20 Mart 2014 Perşembe

mekan dergisi










bu sayısında projemize yer Verdi......tesekkürler :)


not:fotograflar tarafımca cekildi....

7 Mart 2014 Cuma

yogi yoga yaga master yoda

aşağıya bakan köpekler aşkınaaaaaaaaaaaaaa...... yoga günlerimiz yeniden başladı Ekinimle...yıllar once bizim terasta yaptığımız (Esracımla) yoga derslerini yaad eder gibiyiz adeta..... savaşçı 2 pozundan hoop sopa druşuna ordan vuhuuuu bir kedi inek flowuna akmaca.....


+1
saçımı sarıya boyattım.... ...neyseki hepsini değil sadece uçlarını .......tam sarı da değil ........jargon gore "kendi rengimin bir iki ton açığına"....... ama hiiiiç ama hiiiç alışamadım........yıllardır gittiğim kuafor her gidişimde beynimi yıkarcasına biraz ışıltı atalım  mı, atalım mı....... çok moda atalım atalım lım lım ımımımmmmmm........ron rooon roooon.... en sonunda gecenlerde kafam daalmış "at ya at da sende kurtul bende" dedim..... hoop içeriden bi takım boya aparatları geldi......alemenyum folyo eşliğinde uzaylıya itinayla dönüştürülmemin ardından bekleme süreci ve aman tanrım bu neeeeee.... başkasında görsem beğenebileceğim ama ben de görünce bi tuhaf olduğum saçlar...."ı ıhhh" dedim sıkıntı var....... koyulaştırın......koyulaştırdı ...bi daha koyulaştırın bi daha koyulaştırdı......iyi bari biraz kullaniim dedim......etraftan özellikle Zandan büyük tezahurat alınca kaldı öyle saçlarım.......canııım siyah saçlarım.......genel yorum ise "aaa çok doğal güneşten biraz açılmış gibi" oldu.... ben de iki haftada alıştım gibi.......insan yaşlandıkça ne manyak tutucu oluyomuş arkadaş....biz o saçları eskiden mora falan boyardık hiç de üzerinde durmazdık.....


+1


bu aralar evdeki minik tip Star Wars'a sardırdı.......bütün kapıyı donatmış.......favorim "Jabba the hutt"









+1
kafka cafede Küçük İskender söyleşisi vardı....... ergenliğimize saygı duruşu adına gittik...... off çok fenaydı.... öz'le bizi gülme krizi tutu yine....







26 Şubat 2014 Çarşamba

cmrtesi gece tarifesi ve öğrendiklerim

Rodi: Cumartesi günü bir arkadaşın ofisinin açılış partisinin ardından Ekine takılıp Kuğuluparka gittik......çay içiçem ben dedi :)...ok laflıyoruz kaynatıyoruz bi çocuktan bahsediyoruz... "e Rodi ya o" dedi.... o ne yaw dedik.... grubun alet ekipmanlarını toplayan kuran tipe deniliyormuş.... bir bilgi edindik....


Sonra park bahçe etkinliğimizden çıkıp entellektüel alemlere akmak için Ekin ve Çağatayın sergi açılışına arabaya 6 kişi doluşmak süretiyle ve sanki discoya gider gibi gittik.... arabada Caner anahtarı çıkartsan bile arabanın motorunun çalıştığını ileri surdu bir bilgi daha sana......sergi çok sugardı, ebeveyn gibi gurulandık duygulandık....


ordan eglenceye once serginin üst katında (ev gibi olcak bişiler içeriz dedi Ekin) devam edildi....sonar başka bi yer sonar bakşa yerler darken en son Ekinle ife doğru ilerliyoruduk, bir rock n roll filminin sahnesinde kendimizi bulacağımızdan habersiz... ife dedi Ekin kulisten girelim...ok.... girdik if tıklım pıkış, kulise gittik yemin ederim gaz odası yanında halt etmiş.... duman altı ve grup sahneye çıkmadan once laflamakta, altyazıda koysan belgesel niteliğinde bir kısa film tadında ortam.... ve içeride şeker bir teyzem oturmakta butun bu "yeaaah hell" ortamına tezat.... pardon bu kim dedim... grubun vokalinin annesiymiş...... oda hep onlarla takılırmış.... pause....


yanımdada pskolok bi arkadaşım var bak bak dedim ilginç bir case var burda.....anne var...herkesde nası normallemiş drumu...millet doğal halinde takılıyo, yarı ağzı bozuk konuşmalar, içmeler, muhabbet biraz hardcore... mesela ekin saçını mora boyatmış olan vokalin saçını çok beğenmiş olsa gerek ki kıza" vaaay ne güzel olmuş saçın, g....öt" diye bağırdı annesi de yanındayken hehehehe.....super bi andı....


pskolok arkadaşım (oz) hemen şemalar karışmış, bi gözlem yapiim dedi, sanki roller değişmiş, o onun annnesi digeri onun kızı gibi, aidiyet duygusuyla burda diye hüzünlendi birden,... bi 5 dakka da onu depresif halinden kurtarmaya çalıştık......bissürü bissürü bişey...anlatamıcaklarım da var, onlarda bir bukowski kitabında yer alsın diyerek hayal gücünüze bırakıyorum....


unutmadan bir bilgi daha....oturduğumuz yerlerden birinde tanıştığım bir kız bana mutfakta hiçbirşeyi atmadığından bahsetti....nası yani dedim...anlayamadım resmen... mesela dedi elmaları yedin çekirdeği hariç herşeyi kavanoza doldur su koy kapak kapat bir ay sonar sirken hazır şekerim.... salataya koooy, sebze yıka, temizlikte de kullan... alla alla...sonar organic pazar ve koytavuğunu nasıl kesip kaynatıp minik bulyonlar yapmayı anlattı ki dedim ben napiyorum burda çıkmışım eğlenmeye, turkmax gurme kanalına bağlandım bir anda....      bilgiler bu kadar şimdilik....

19 Şubat 2014 Çarşamba

Bora Uzerin salon erkeği halli klibi

Bora Uzer diyince bi tuylerim diken diken olur ki..... gıcıklık hat safhadadır benim için onun varlığı....
küçüklükten taaa Bodrum Mavide bunlar meşhur olmazdanken beri biliriz arkadaşı, yeni yeni inceltip sesini eski jamiroquai, yeni Jastin Tımbırlek halleri, etraftaki insanlara (ekseri kızlara)laf atıp bulaşmalar, muhabbet açıp ilerleyincede adeti gereği bozmalar falan oyyy oyyyy... böyle böyle meşhur olunuyo demekki diye düşünmekten kendimizi alalmamıştık yıllar içinde bu davranışlarını gözlemlerken ...mesela bizzat benim şahit olduğum şöyle bir olay arkadaşın profilini özetlemeye yeter belkide....




artık yıl 2001 mi 2000 mi, 2003 mu bilemiyorum o civarlar Maviye gittik yanımda çeşitli kız arkadaşlarımla.... Bu arkadaşlardan biri Ella ingilterede, Beryl Amerikada yaşayan son derece hoş, güzel,  eğlenceli, yabancı doğallığında hatta mütevazi, aileleri yarı yabancı yari Turk olmasına ragmen sadece yazları geldiklerinden Turk laf sokmalarına, egolarına çok yabancı kızlar....akıllarına geleni ima etmeksizin direk soylemeleri o dönem çok hoşuma gidiyor...


neyse girdik super eğleniyoruz birimizinde doğum gunumuydu neydi hatta.... müzik de keyifli Bora vokalde kopuyo kendince, ve  o kadar ama o kadar yakışıklı ve havalı olduğunu düşünüyo ki büyük ihtimalle :)....  o sırada bizim masaya dönüyo Bora cemkirmeyle karışık küsmüş bir suratla çok ses yaptığımızı  söylüyo...sınıftayız sanki... ben böyle pauselasamda yanımdaki mutevaziler ya bi üzülüyolar bi üzülüyolar....tüh ya ayıp ettik guruba gibilerinden saf saf bunlar içleniyolar....derken ara oluyo dışarıda ego patlaması yaşayan Boranın yanına gidip pardon demek için ilerliyolar .... bilesem bunun huyunu hayatta gönderir miyim kızları....  yanına yaklaşıyolar tam pardon falan diyecekler...."şimdi konuşamam..." diye bunların suratına bile bakmıyoooooo... bunlar böyle yazık çok bozuluyolar, şaşırıyolar, arkalarını dönüp masaya gelip şok şok bakıyolar etrafa hahahaha...iyiki gitmemişim olm  olmuştum çok net hatırlıyorum....


bi kerede Odtu de İlhan Erşahin konseri var,... İlhan abimizde bizim o yarı yabancı arkadaşlar hesabı nası kibar takılıyo sahnede mutavazilik akıyo izleyenler bilir... bu da çıktı konsere bir ön plana geçmeler, rol çalmalar, adamı hiç konuşturmamalr, off çiiiiğğğ ve çeaaaaap aynı anda....


bunun gibi vukuatları var arkadaşın, bildiğimden ben bi daha hiç diyoloğa girmedim ama herkesten de bozulma, gt etme, lafı gediğine sokma hikayelerini yıllar içinde dinledim.... bu sene Gumuşlukteyiz Jazz barda bi grubu dinlemeye gittik... ortam şahane müzik dalgaların sesiyle adeta karışmış, kumsala atılan sandalyelerle kuma basan ayaklarımızdan cazır cazır kışın elektriği topraga karışıyo....rahatlıyoruz içkimizi kibar kibar yudumlarken.... birden sahneye hop bu çıktı....seyirciler arasındaymış meğer.... "ne duruyosunuuuuz, alkışlamıyosunuzzzz, bunlarda iyi gurup mu bulcaksınıııııııııııız" diye mikrofona nası bağrınıyo deli.... gerdi resmen bi anda, gayette herkes alkışlıyo bu esnada, niye alkışlamıyosunuz grubu diyecek bi ortam falan yok yani....Zaan la gözgöze geldik koptuk....
 
azardan hemen sonra mikrofona fıçı fıçı hutu hutu Beat Box numaralarına başladı klasik.....










bu arada her zaman kot pantalonlu şapkalı New Yorktan ayağımın tozuyla yeni geldim yoksa buralarda sizinle ne işim olacak,  halleri yeni klibinde salon erkeğine itinayla dönüşüyor ....veeee incecik sesi ve yeni doğum yapmasından olsa gerek kocaman memeleriyle klibi kısa film formatına dönüştüren Tuba Ünsal.... ya nolur biri bana klipteki o diyalokların yapmacıklığını anlamsızlığını anlatsın .... Tuba Ünsal kızgın gibi ama hiç kızgın gibi değil... Boranın mimikleri görülmeye değer.....neyse yine çok eğlendik.... youtube dan eğlenmek isteyen izlesin buyrun: http://www.youtube.com/watch?v=laVAy1bmOlw







12 Şubat 2013 Salı

mesajınız var



 no comment :)

+1

arabesk ogeler tasıyan yazıya da bu nostalji yakışır : galvanize

10 Şubat 2013 Pazar

filmin konusu

Gecen Zan seslendi " gel gel de filmin konusuna bi bak".....

+1

bu binayı gelip gecerken seviyorum.... güneşli yağmurlu alttan yandan her acıdan bi tuhaf bakıyo bana....tanıdık geliyo.... sanki cok konuşmana gerek olmayan insanlar gibi....uzun zamandır bilinen bir his kaplıyo beni ki bu ilk defa bir bina için oldu... birkac kez de insanda... hatta sanırım sadece bir insanda.... belkide burada yaşıyo şu anda ve ben aslında binaya bakarken ona bakıyorum...saatlerce bakmak istiyorum mesela oturup banka konuşmadan....belkide bu binayı düşününce erkekleri katil, üçüncü (yada birinci) katta oturan hayali polisleri de kokmuş sanıyorum....

6 Mayıs 2012 Pazar

istanbul büyülü




Yazdan beri Ankaradan çıkamayıp çatlama kıvamına gelince İstanbula bir kaçamak yapmanın vakti gelmişti .... Rüzgarın yönlendirmeleriyle gemiye vapura binme, deniz kenarı bütün parklara saatlerce abone olma şeklinde bir programdı, terapi niteliğindeydi..... thnx Rüzgar rehber :)

5 Mayıs 2012 Cumartesi

BİR SERGİ

Siyah beyazda dün açılışı olan Ebru Ceylanın (Nuri Bilge Ceylanın eşi oluyormuş) fotograph sergisi  baya bi dark olmasına reğmen gayette iç açıcı bi yandanda..... bu da sergi apartmanının tavanında sarmaşıkların yarattığı iz ....

16 Ocak 2012 Pazartesi

12 Ocak 2012 Perşembe

Ankaraya Kar Yağ(mış)tı




Burası Kartalkaya gerçi :)

11 Ocak 2012 Çarşamba

cinnah 19




Ankara Landmark Building .....

22 Aralık 2011 Perşembe

22 Kasım 2011 Salı

NAR




Film muhteşemdi ..... bir ara çok gerildim, nadir üzülürüm bir filmde bi ara bayaa bi sızladı içim, ardından çok güldürdü, eve geldim düşündürdü, kurgu, müzikler beni benden aldı.... film sonrasında oyunculara sorular, yönetmenin mütevaziliği sıcaktı.... oyuncu performansları çok acayipti, izleyen karar versin daha bişey yazmiim hiç .....




bu arada böyle alter bir festivale yer veren Büyülü Fener sinemasını da cesaretinden dolayı kutluyorum sesimi duyan olursa......

20 Kasım 2011 Pazar

Kuir Fest





Kuir Fest Ankara devam etmekte Büyülü Fenerde ... akşam arkadaşımın kurgusunu yaptığı (Çiçek Kahraman) bir filmin gösterimine katılıcam....NAR.....heycanlıyım .... diğer filmler için program



+1









Birde festivalde değişik bir etkinlik var adı da resmen "Kendi Didonu Kendin Yap" .... etkinliğin içeriği belli ama ayrıntılı bilgi için buyrun .....



+1



Cuma akşam üzeri CerModern de Clemens Holzmeister'in sergisi vardı .... kendisi Meclisin mimarı olur dersem bişey ifade eder mi bilmiyorum.... resimleri harikaydı rahmetlinin.... ama büyük kalabalık aslında aynı saatte orda bulunan Archiprix sergisi için toplanmıştı.... görmeyen kalmasıııııııııııııııııın a dostlar.....




22 Ekim 2011 Cumartesi

2 sergi bi salgın

Mercan Dede sergi açılışına tüm yağmur kıyamete karşı göğüs gererekten gittik....... özellikle de minik odadaki Avatar'ın asit kafası stayla video art kısımları nedense beni derinden etkiledi.... nedenini bilmeden etkilenmek zaten herlde insanın hoşuna giden olay, bu sanat sepet işlerinde.....









+1




dün ise yine "nedenini bilmeden bi takım hislere nail olmak" için iki sergi açılışına daha gittik.... birincisi La Casa De Arte Sanat Galerisindeydi ve kısaca Puro konseptli resimler vardı.... Piayano ve ortam şahane olsada vurulduğum bir parça olmadı....







o esnada oradan geçmekte olan ve bir gün ansızın bizim ofise girerek "hi I wanna work in here" diyen Noush adlı İran asıllı eski bir çalışanımızla karşılaştık..... ve yine enteresandır ki bunca zaman görüşmeyip Mercan Dede sergisindede kendisiyle kaşılaşmamız ve onunda iç mimarlıktan bayıp Cer Modernde bir sergi açmaya karar vermesiyle koyulaşam muhabbetimiz bu sergide de karşılaşınca daha bi perçinlendi.... Onları da alıp diğer sergiye doğru yola koyulduk.....






ki ben sergiden içeriye girer girmez böyle bi kalakaldım.... yanıma eski bir arkadaşım geldi cevap mevap verdim ama çocuğun neler söylediği pek net değildi, sesler kısıldı, insanlar silikleşti, sanırım tuvallere aşık oldum.... sergi Ankaranın güzide barı Siyah Beyaz'ın üst katında.... sanatçının adını hala bilmiyorum sanırım bilmek de istemiyorum.... o kemik parçalarının bir insan tarafından yapıldığını red ediyorum.....





+1


sonra bu kadar entel işlerden sonra Zanla bi bar mar yüksek müzik içki hiç çekici gelmedi bize ve kendimizi romansa vurup sinemaya gidelim dedik ama kesinlikle yanlış film seçmişiz ( ben Midnight tin Paris için yanıp tutuşuyordum oysaki ama saati kaçırmışız....sux).... zaten 11.30 matinası ve film de salgın olunca ve o kadar oyuncuyu toplayıp içide boş, booooooooom boş olunca salonun yarısı uyudu diğer yarısıda ilk yarıda evlerine gidip sıcak yataklarında uyumayı tercih etti.... sanırım filmi tek izleyen benim bedbah bakışlarım arasında Zan idi.... berbaaaaaaaaaaaat başka da bişeycikler demem....kusunç o derece.....




+1




kötü filmin etkileri ve iyi sergi birbirini cancel etti ama bu gün umarım bu parça gibi geçer efendim.....



16 Ekim 2011 Pazar

Mercan Dede sergisi Cer Modern

Aşıklar Kabilesi...... Açılış 17 Ekim saat 19.30 .....


şablonlar, sprey boya, fotograflar ve kolajlar .....


özgürlüğü
arayanlara
bir mektup....

devamı için tık tık tık

14 Ekim 2011 Cuma

gecikmiş İstanbul Design Week 2011 fotolariiiiii


































walla iyiydi hoştu, harikaydı, ellere sağlık, Galata üzerinde güneşli havada olmak içimizi açtı ammmaaaa tasarıma doyduk mu o kısım biraz zayıf mıydı ne...... otur 10 diyemedik, "çok iyi tasarımcıysan buyur sen yap kardeşim " diyen seslere de burdan üzülerek söylüyorum hiç çemkirmeyin siz değil sizleri yeterince desteklemeyenler utansın diyorum.... Bir de girişteki 1. Sivas Günleri nedeniyle yayılan davul ve zurna (gerçektende bangır bangır zurna vardı) ve de halay ve de gözleme ortamından sonra akabinde Tasarım Zone a geçerken (hadi bizi geç biz alışığız böyle karışık kültür drumlarına da) turistler mesela hafif dumur ve şeltoks yemiş etkisindeydiler..... harika standlardan birisi işte buydu... bayıldım....