31 Mart 2009 Salı

Uykusuz her gece






DenizAnası bildiriyor: Şimdiden uykusuz gecelere alıştırma antremanı yapıyorum ... aslında hiç yapmak istemiyorum fosur fosur uyumak istiyorum ama çok su içtiğimden wc'ye bi 30 kere gidiyorum geceleri, sonuçtada uykum kaçıyor.... tam uyuycam bi heyecan basıyo beni, meraklar sarıyo, içim kabarıyp resmen, auramın içindeki diğer aura parlıyo .... sonra sabah oluyo uyku basıyo bu defada uyuyup kaçırmak istemiyorum bu günleri, deneyimi, yine uyumuyorum .... öyle sersem sepelek zaten seratonin overdose geziniyorum, kafalar kırık, iyiymiş yani .... millet 5 çocuk boşuna doğurmuyo, bu bağımlılık yapabilecek bir durum zira.....




+1




aura demişken Refüj acaba değişik dalga boylarını, diğer alemleri falan mı görüyo diye şüpheleniyorum.... yani şöyleki bu kız gelip hep ayakucuma yatardı, şimdi tam karnıma çıkıp uyuyo ... sıcak sıcak masaj gibi geliyo göbeğe ... belkide kulakları keskin olduğundan kalp atışlarını falan mı duydu desem olanak var mı böye bişeye bilemiyorum ... ama bi şekil hissetti sanki... daha uslu sanki ..... daha değişik bi hallerde .... bilemorum....




+1


Alakasız olucak da "Şüphe" filmini izledim bu gün .... havada kalış bu kadar olur bi filmde .... bi yarımsaatten sonra cidden bi takım şüpheler sarıyo insanı, paronaya oldu bizde Zan'la .... daaaa o son neydi, no satisfaction ....




+1


bi soru "Ben Depeche Mode konserine nası gidicem?" (İstanbul'a geliyorlar, hala bilmeyen uzaylı okuyucular var ise hatırlatiim) ...... kalabalıkta etten bir duvar oluştursa arkadaşlarım bana (hangi arkadaşlar onlar bilmiyorum da) safe safe girebilir miyim acaba konsere? ..... bilemooorum








+1


Bu gün Ankara'da hava 22 dereceydi, dün kazaklaydık, bu gün kısa kolluyla, hayırdır işallah .... iklim de sapıttı ... Hava böyle olunca Kuğulupark tıklım tıklımdı, banklarda izdiham vardı .... yüzler gülüyodu .... nihayet geldi, bu sene bahar hiç gelmicekmiş izlenimindeydi.....


+1


Yaa terası nası özlüyorum... şimdi bu havalarda çıkarsın ufak ufak taaaa ekime kadar girmezsin ki bi daha içeriye ... terasta geçer hayat ..... arkadaşlar gelir, bişeyler içilir, müzik sohpet keyif ...... offf offff .... I miss the old life style ...

30 Mart 2009 Pazartesi

hamileye nazi Deneyi ---- ilkler



Dün varya nası sinir oldum şu seçim sonuçlarına .... saçını başını yol derken toparladım kendimi, dur dedim aman sinir stres yapma, yavrucağını memleket meseleleriyle germe .... oturdum karpuz hayalleri kurdum, şöyle sulu kokulu bi karpuz çıksa artık yaz gelse dedim .... sonra dedim kavun da olsa yanında, kiraz bi çanak... kiraz kırmızı olduğundan mavi bir çanak ..... meyve aromalı sakızda buldum medeti .... onda aradım özlediğim lezzeti (git gide yazı saçmalıyo, bu saatten sonra) ... hormonlar şekerim, all because of hormones..... geçenlerde bi makale okuyorum yine, doğal olarak bu hamile triplerine sardırdım, bilimsel kitaplar araştırıyorum enteresan bişeye rasgeldim ....




Ben şimdi bol bol yiyorum ya, o tür bir bilgilenme yazısı diyorki; 2. Dünya Savaşında Naziler yahudi esir kadınlarından hamile olanlara canice bir deney yapmışlar. Deney oldukça pskopatça, demişler ki bakalım bu hamileleri aç bırakalım, bebekler nolcak acaba demişler. Manyaklığa gel. Hakkatende sadece günde 1 öğün vermişler, yazık ya. Neyse 9 ay sonra bütün bebekler gayet sağlıklı, nurtopu gibi doğmuş .... (bilimsel makalede nurtopu yazmıyo tabiki) .... ancaaak annelerde dişler gitmiş, saç baş gitmiş, neticede anneyi yemiş bitirmiş tipler .... makale şunu demeye getiriyo, kadın vücudu doğurmak için tasarlanmış bir makinadır, sen yesende yemesen de doğa bebeği gayet en mükemmel kıvamda ayarlıyo ama yemeğini ye, beslen ki sende bazı arazlar olmasın .... kendimiz için yiyomuşuz kısaca .... ne biliim enteresan ..... 40 yıl düşünsem aklıma gelmezdi, bu galaktik olayda yer alacağım .....




Aklıma gelmişken hamile bi arakadaşınıza ne hediye edicem diye düşünüyosanız, nooooolur, lütfen hatırım için ona bebek günlüğü kitabı alın ...ısrar ediyorum çünkü çok şeker, bayıldım D&R'da kendimi kaybettim ... bana almayın ben gittim aldım .... kitap şöyle içinde ilk doğduğu gün, ilk banyosu, ilk seyahati, ilk cartı ilk curtu ile ilgili resim yerleri var .... bayaa eğlenceli olarak, aile ağacı resimleri, ilk ayak izi yeri, el izi sayfası, ilk aşıları, ilk saçından bi parça, böyle manyakça kafayı kırıyosun ilklerle .... efenime söyliim ilk söylediği kelime, eve gelince ilk hisleriniz .... tam anı hesabı, keşke banada yapsalardı, açar açar okurdum eşşek kadar olunca bile ....


27 Mart 2009 Cuma

u2 3D


- Başlık biraz kimya formulu gibi oldu gerçi .... giden var mı 3 boyutlu U2 konseri filmine?????


+1



Diş Kliniği şantiyemiz bitti en nihayetinde .... ama sonuç bizi keyiflendirdi .... şimdi 3 boyut demişken aklıma geldi, işte projenin 3 boyutlu modeli ve bitmiş hali .....epey bi yakın ....




















+1


Deniz Anasının Günlüğü: Ey Hamileler, bu durumun nimetlerinden yararlanın .... mesela örneğin faraza, 40 kişilik bir sıranın hemen önüne geçiverebilirsiniz .... Geçenlerde Ankara'da yeni açılan ve açılır açılmaz zavalı sıkıcı Ankara gündemine bomba gibi düşen diğer mekanlar gibi tıklım tıklım olan Kitchenette'ye gittik .... bizi masalar boşalana kadar bara aldılar.... Zan (genelde de pek böyle şeyler yapmaz aslında) şefe giderek "eşim hamile barda rahatsız oldu, bize ilk boşalan masayı ayarlayın" gibilerinden laflar etti ve cidden 5 dakka sonra şef garsonun şevkatli bakışları arasında ve millet beklerken biz gerile gerile masamıza yerleştik .... bu doğum işi bitince de arada bu yalanı kullanma kararı aldık Zan'la .... iğrenciz ok .....

+3


Bebek bekleyen ve şişkolaşan anne adaylarına önemli bir haber: Ne giyicem ne giyicem diye kara kara düşünürken Ankara Tunalı Hilmide Benetton var (Burger King'in yanı) oraya bir giriyim dedim ve işte dört ayak üstüne düşütüm .... Benetton artık Hamile kıyafetlerini Turkiye'ye göndermiyecekmiş o nedenle %70 indirim yapmış.... normalde 100 ytl olan pantolonları, 29 'a falan aldım .... çok cici ve şık kreasyonlar var (artık ne derece şık olabiliyosa o kadar.... bol bol kılıklar nede olsa).... Ferulago mutlaka uğra cicim.....


Bu arada alışveriş esnasında, bana annem ve satıcı kızlar (satıcılarda da aynı şevkatli bakış vardı, insan bi tuhaf oluyo böyle herkes Gülenay gibi davranınca, hehe) bana sürekli 3-4 beden büyük kılıklar aldırmaya çalıştılar ... abarttınız diyorum "sen görürsün" falan diyolar .... satıcı kızlar "anca hanfendi, rahat edersiniz" diye ısrar ediyolar ... walla korktum ben, içinde yüzerim yani elbiselerin normalde ... bilmiyorum şimdilik sadece göbek biraz şişti, kimse durumun farkına varmıyo ama anladığım kadarıyla gelecek aylarda balon deniz in the house olabilir .....

+3

Bu kadın takımı beni böyle korkutunca sabahları erkenden kalkıp yürüyüşe başladım .... çok iyi geliyo, freş freş .... bir diğer tavsiyede yoga .... blogları okuyorum herkesin beli sırtı ağrıyo, yoga bu işi çözüyo, şiddetle tavsiye edilir ... ben ki 10 saat bilgisayar başında çizim yapan bir insan olaraktan tek çözümü yogada buldum diyebilirim ....


+3


ailecek kafayı yedik .... olacağı buydu çünkü bizim ailede en son bebek 20 yıl önce ablamın oğluydu .... tabi bebek özlemi bünyelerde almış yürümüş, herkesi bi telaş, neşe, bayram havası sardı ... minnacık minnacık zıbınlar, patikler, şapkalar toplanmaya başlandı .... asıl alışveriş manyaklığı cinsiyet belli olunca başlıcak sanırım .... yanlız o mini kılık kıyafetler cidden çok şirin, çok çekici.... insan kendini kaybedip bütün mağazayı indirebilir ..... o minnacık çoraplar çamaşır makinesinde nasıl bulunur o merak konusu, kapaktan içeri dalışa geçilecek sanırım :)....








Alien gibisin zarif ve inceeeeee





Benzetmek gibi olmasın Allah korusun Alien gibi içimde yaratık var oley :) ..... anlatıcak çok şey var, malum dünyanın en garip ve en eğlenceli tecrübesini yaşamaktayım .... 3 ay geçene kadar pek bahsetmek istemedim ama doktorum ki kendisi biraz high bir tip "10. haftayı bitirdin, yani yırttın" diyince bende artık dayanamadım yazmaya başladım....


+1

hooop dön başa, çayını kahveni al (ben içemiyorum benim yerimede al, al alkol al hatta).... şimdi ben olaydan şüphelenince gittim bi test aliim dedim, çiş testi bildiğimiz ve yaptım... hatta anneme gittim müjdeyi vericem.... e test negatif çıktı, yani tek çizgi .... bende şaşırdım böyle nasıl üzüldüm, iç güdüsel olarak çünkü emindim azbuçuk .... neyse test böyle çıkınca biz snowboarda gittik çok lazımmış gibi, daha öncede anlattığım üzere, bir düşme bir düşme, yuvarlanma, yerlerde sürünme (sıkı tutunmuş demek içeride kerata:) .... neyse geldik aksyon dolu tatilimizden beni yine bi şüphe aldı .... gittim bi test daha yaptım işemeli..... bu defa da hiç çizgi çıkmadı, boş test .... artık sinirlerim bozularak ve eczacıya saydırarak napiin napiim derken, merak da içimi kemirerek hadi dedim bi test daha yaparsın sen Deniz, yılma ....e oda boş çıktı, ne çizgi var ne bişey .... boyle elimde çişli test bk gibi kaldım afedersiniz....




böyle muallak bir drum (şakacı bi çocuk olucak sanırım) .... neyse en sonunda Öz geldi "sen yapamıyosun çekil şurdan" dedi ve ben artık çiş yapmaktan vasat bir haldeyken testi yaptı veeeeeeee tataaaaam ..... çift çizgi caaart diye çıktı :) .... neyse biz banyoda çığlık kıyamet, birbirimize sarılıyoruz falan, günlerdir bu muhabbetten artık gına geçiren Zan geldi içeriden .... masmavi gözleri kocaman açmış "hadi beeee" diyebildi .... Pause ..... Öz de psikolok ya şoka giren Zan'a hemen oracıkta teşhisi koydu "ah canııım çok heycanlı, yanlız müthiş bastırıyor......, bu gibi cümleler bastırılmış hallerde söylenir" gibilerinden akademiklaflar ederken ve herkes ayrı ağızdan konuşarak şoklardan şoklara gireken ortama Woody Allen gelse çekime başlardı yani:)


+1

sonra doktora gittik doğal olarak, ultrasonda bi tip .... minnacık, bir nokta yanıp sönüyo yanıp sönüyo ...."bak bu minik kalbi" dedi doktor .... Pause ... orda işte bi gidip geldim ..... varoluşsal hertürlü kavram beynimde kalbimde ayaklandı, uçtu, gitti, yerine döndü, iyice battı, köklendi, başım döndü, artık heralde tüm çakralar açıldı, anlatılabilcek bir his değildi, seratonin overdose .....
bu de ilk resmi ablası :)




+1


gelelim belirtilere hislere..... hiç belirti yooook :( .... yani bişey olsun diye bekliyo insan, yok yani bi olay ... hani o filmlerde ki kusmaları falan boşuna mı izledik biz yıllarca.... ne bulantı ne bişey.... ben unutuyorum çoğu zaman, şantiyede falan hoplayıp zıplarsam Zan hatırlatıyo sağolsun .... yalınııııız Godzilla gibi bir iştah, o yemekler, o tatlar.... ben şimdiye kadar yemek yememişim bunu anladım .... otururdum masaya mıymıntı mıymıntı yerdim kuş kadar..... şimdi ağız dolusu yemeler, ikinci tabağa geçmeler, yandakinin tabağına gözüm kaymalar falan .... nası güzel gidiyo anlatamam ... şimdi nede olsa sosyal bir hayvanız ya bir yerde okudum, anne depolamaya çalışıyomuş bol bol yiyip, olur a bir kıtlığa falan düşersem diye bilinç altında, bebeği beslicek garantiye almaya çalışıyo kendini .... bu arada tabi olan yine Zan'a oldu ... ben yedikçe oda yiyo ... ama yani beni öyle iştahlı iştahlı yemek yerken gören biri az önce masadan yiyip kalkmış bile olsa oturur bide benle yer, öyle bir zevk alış öğünlerden .... mesela insan sabah kalkınca ilk bi saat böyle bişey yiyemez ya, ben ise deli gibi aç uyanıyorum mutfağa bi girişim var tam kıtlıktan çıkmışım gibi, dolabı açıp tepsiye doldurmak suretiyle abartıyorum.... Zan'da eğleniyo yemekle hiç arası olmayan bu insanın bir anda obezite timsaline dönüşmesine .....






Zan'a gelince, sağolsun bi kere daha anladım ne kadar yüksek bir ruh olduğunu .... nasıl bir el üstünde tutmalar, bir dediğimi iki etmemeler .... kilo alıyorum doğal olarak "çok güzelleştin" diyip duruyo, "senin asıl kilon bu demekki, sana yakışan 53-54 kilo" gibi laflar sarfediyo, ne biliyim moral motivasyon oluyo insana .... hakkını ödeyemem cicim ....






+1






değişimler belirtiler demişken mesela uyku hali var azıcık ... şimdi ilk 3 ayda bebeğin organları oluşuyomuş, sonraki aylarda oluşan organcıklar gelişiyomuş, artık oluşma yok .... o nedenle ilk 3 ayda acaip uyku olurmuş.... düşünsene içinde bişey oluşturmaya çalışan bir tipleme var, mucizevi ... düşününce kafayı sıyırmamak elde değil .... hamilelikde de kan dolaşımın normal insanın 3 katı hızda oluyormuş .... o nedenle yanaklar al al oluyo.... bi de yenilendiğini hissediyosun ... geçenlerde bende uçuk çıktı mesela .... böyle uçuk çok gıcıktır, önce kabarır, sonra kızarır haftalarce geçmek bilmez, deli eder insanı .... neyse uçuk çıktı 3 gün sonra söndü gitti .... oha dedim, biyonik kadın gibi hissettim kendimi :) .....






işte böyleeee bilim kurgusal günler devam edip gitmekte, daha bissürü olay var .... anlaticiiim ....






deniz the pre mother .....


23 Mart 2009 Pazartesi

şiirimsi vol.1

çoook uykum var.....
çoook gözler yanıyo ama arabesk değil.....
açım aç...... ye yedikçe ye.....
lezzetler offfff.....
kokular öğğğğğ.....
göbek şişiyo gibi .....
heyecan hat safhada, delirtir....
sabırsızım, hemen elini tutmak istiyorum .....
düşüüün düşüüün isim düşün.....
sen benim en tatlı düşüm :) .....


11 Mart 2009 Çarşamba

ofis halleri- masa - film




Dikkat ettim çalışılan ortamlarda kadın erkek masası kesinlikle farklılaşıyo .... bak bi masaya, hop kullanıcı cinsiyetini belli eder .... mesela benim masa tam böle kız masası .....






bir takım öğeler saçma sapan .... ofise gelen proje sahipleri dikkatlice baksa neredeyse edepsiz resimler durmakta sağda solda ...... zumlaaaaaaaa



yazısız.........

+1




bir Amsterdam partisi flayırı.....


uğurlu filli bardağım




(bu resmi annem 2 dakkada yapmıştı..... ara not alakasız)







origami kuru bi arkadaş ofis hediyesi olarak getirmiş ... daha ne karmaşa masada, ekinin mektubu, 1 adet dove el kremi, 1 gün önce sürülen oje, bilimum kalemler, refüj, bilezik, ot, bk....



+1





mesela geçelim karşıya Zan'ın masasına, ne kadar ciddi .... incik boncuk yok, sadece gerekli evraklar falan ... kendi içinde bir dağınıklık ve düzen karmaşası ... huzur içinde bir masa





+1

"Revolutionary Road" ne öyle yaw..... ohaaaaaaaaaaaa..... "Hours" dan sonra izlediğim en iyi kadın pskolojisini yansıtma ödülünü veriyorum ben bu filme, Oscara ek olaraktan ... Açıkçası çok önyargılı gittim filme, Leonardo Di Caprio (ki hiç sevmem) ve Kate Winslet ikilisinden bir "Titanic" facidası daha bekliyorduk... Neyse ilk yarı sakin geçti, iş hayatıyla ilgili ve evlilikle ilgili konu ince ince işlendi ama ikinci yarı bambaşka hardcore bir meseleye girildi (burda anlatmiim) bizde bütün seyircilerde gerim gerim gerilmeye başladık .... sona doğru "bir sakatlık geliyo alaaaah" diye diye izledik ve ennihayetinde .... kadıncaaz oscarı hakedercesine ortaya koydu son sahneyi ki helal olsun yani .... (tekrar tekrar yineliyorum hiç mi hiç hazzetmem Kate Winslet'ten normalde) ama yani yapmış yapacağını .... neyse izleyenlerle yorum paylaşasım var, duyrulur ....


+1

nora nora thnx a lot 4 the gift ..... :)

2 Mart 2009 Pazartesi

Synecdoche, New York ömrümüzü yedi








Pazar akşamı "if film festivali" kapsamında gittiğimiz bu film ilk başta eğlenceli başladı, iyiydi hoştu ..... Being John Malkovich kadar ilginç olmasada izletiyordu, merakla ve sabırla takip ettik ....ancaaaak son yarım saatte herkes kıpırdanıyor, saatine bakıyor ve baygınlık geçiriyodu (hayır acaba birtek ben mi entel değilim bu salonda diye etrafa bakındım da) ....film çıkışında cidden izleyiciler kendilerini salondan dışarı attılar.... bi de ara yok, wc ye akın etti herkes (ben tabi arada sıkışıp çıkmıştım, milletin küfürleri eşliğinde) .... yani bir şey ha olucak ha oldu diye filmi beklentiyle izledik sonlarda ama yok nafile ... bitirdi bizi .... işte yönetmen yine Malkovich deki konulara dem vurmuş, roller, kimlikler, ölüm, sorunlu aşk.....etc..... ordada öyleydi ya, birbirlerinin içine girip, başkası olmak, kukla gibi bir diğerini oynatmak gibi konular vardı ve çok da eğlenceliydi .... bu ise.... ı ıh .... neyse pazarımız helak oldu, sinema olmasa, evde dvd falan izlenilmezdi yani .... ok bu kadar karalama yeter .....




+1




azcık filmden bahsetmek istiyorum dayanamıycam ... bi tane adamımız var yönetmen, karısı ve çocuğuyla yaşamakta ... ama araları biraz limoni gibi, mesela şöyle vermiş bunu yönetmen, bunlar terapiste gidiyorlar kadın adamın öldüğünü hayal ettiğinden bahsediyo falan .... adamın sahnelediği tiyatronun ilk gününe gelmiyo, diyo ki iş yetiştirmem lazım ... işi de enteresan, mini minnacık resimler yapıyo .... karınca kadar ve büyüteçle bakınca görülüyor ancak .... sonra adam dışkısı gri renkte diye doktora gidiyo, adamda bissürü araz çıkıyo, böyle hastalık hastası gibi bişey ... o esnada buna hafiften yazan tiyatronun bilet gişesinde çalışan bi kız var .... karısı en nihayetinde basıp gidiyo almanyaya, adamcaaz tabi downlarda, etrafı deli gibi temizlemeye başlıyo .... biletçi kızla takılmaya çalışıyo ama olmuyo, yapamıyo .... biletçi kızın evinde sürekli yangın var bu arada, duman içinde bir ev (o kısmı bizde anlamadık) .... sonra birden bu yönetmene bilmemne bursu kazandığını açıklayan bir zarf geliyo .... çok para .... bu da gidiyo New York'da kocaman bi warehouse alıyo, tiyatro oyunu sergilemek için ..... bu arada oyunculardan bi kız da buna kayık, bir anda bununla evleniyo, bir sonraki sahnede çocukları falan var ..... hah diyoruz tam adam düze çıktı mı acaba derken, bunda hastalıklar nüksediyo .... adamın sergilemeye çalıştığı oyunda şöyle: bu adamı biri oynıcak, biletçi kızı biri, karısı karısını oynıcak, normal hayatta ne varsa oyunda da yazılmaya başlanıyo ... oyuncular sonlara doğru isyanda, 16 yıldır çalışıyoruz bizim ne zaman bir seyircimiz olucak falan diyorlar .... bi türlü ortamda oyun yok .... o sıralar bunun kızınını annesi dövme sanatçısı yapmış, bütün vücudu dövme içinde .... bu atlıyo bunların yanına gidiyo, kızım daha 4 yaşında diyo, halbuki kız 11 yaşında, adamda zaman mekan falan da gitmiş yani anlıyoruz ki ..... neyse yıllar geçiyo, kızın dövmelerde iltihap olmuş ölüm döşeğinde .....bundan homoseksüel olduğunu itiraf etmesini istiyo .... bu adam şaşırıyo, ama naapsın kızın son isteği, hiç öyle bişey olmadığı halde, yumuşağım ben falan diyo, alakasız ..... ya daha neler neler ..... of anlatamıcam daha fazla .....

1 Mart 2009 Pazar

yenilenme





Tamam havadan yakınmıycam, ama bu kış ne ısrar etti böyle .... geldi gitmek bilmedi.... tadında bırak kardeşim, bi güneşi de göster hep bana hep bana ... gerçi dün güneş vardı accık, güneşi görür görmez deliren İngilizler gibi hemen kendimizi Eğmire attık .... Eğmirin kış modu da harikaydı, o büfelere pilastik örtü geçirip korunak yapmışlar, içinede soba yakmışlar sıcacık, ohhhh, keyifler keka .... bi de gölün üzeri silme kuş doluydu, ama martı desem değil, garip bi tür .... sanırım göçerken konaklayıp dinlenme durağı yapmışlar gölü... e tabi endişelendik, sayın salak belediye başkanı burayı imara açar da bu gariban kuşlar mola yerlerinden olur diye, vesvese yaptık .....


+1


içimde kıpırtılar var, auram artık çift kişilik, yada çift kişilikli ... planlar yapılıyor deli gibi, sevinç içimize dolup taşıyor, deneysel yaşam biçimleri ile dans ediliyor ..... değişim en yüce şekliyle bize kucak açıyor ...... hediye en sonunda verildi, onurlandırıldık, ödüllendirildik ..... cesaret işi bunlar, biraz gözünü karartınca sanki kapılar hafiften aralanıyor..... kapanan kapıların ardından bakıp zaman kaybetmedikçe geri dönmeyi bildikçe, tutulan boyna sürülen bengay gibi kayganlaşıyo zeminler ....