20 Mart 2007 Salı

BALON PARTY

Ofis süslendi, yaklaşık 4o adet balon tansyonlar düşme pahasına şişirildi, kafalar artık uçuşa geçti, gülme krizleri eşliğinde hediye paketi hazırlandı ve bir doom günü partisi daha esenlikle ofiste kutlandı. "oh sefamız olsun" edasıyla yenilen 4000 kalorilik pastalar, şaraplar, iş yoğunluğu ve stes yönetiminde biraz olsun bizi motive etmeye yettide arttı bile. Resmen balonlarla fotbol oynamak, şişirip balonun ağız kısmından ince tiz sesler çıkartmak suretiyle birbirimizi gıcık etme, patlayan balonun ağız içinde şişrip yuvarlayarak mini balonlarla dişlere sürtüp gıcırdatma gibi eylemlerle çocuklar kadar şendik. Vel hasıl Abimin doom günü resmen vesile oldu aç kalmış çocuklaşma potansiyelimizi biraz olsun doyurmaya. S.HANIM, K.BEY, G.HANIM olmak ne zormuş, ne de saçmaymış, neyin mücadelesiymiş, doğamıza aykırı yarattığımız modern dünyanın bedelini ödemek ne kadarda ağırmış, mız mız mız, mıy mıy....
+1
Ben Hayriyi (kedim) özledim, yerine Çileği mıncıklıyorum amansızca... Denize girmeyi özledim, odtü de havuza bi gitsek diyorum ısrarla... Uykum çok geliyo geceleri yarışma çizimlerini hazırlıyoruz, uykum geldikçe güneşe çıkıyorum alakasızca.... Bi de araba kullanmayı çok özledim, ama kafamızı eyip teşekkür etmek caponlar gibi, çözülmeler kovalamak, heycanının yitirmeden tasarlamak, led aydınlatma numunesini party ışıklandırması olarak kullanmaktan geçiyor sanırım.... Bu güneşli havada "healing process" başlıyor, D.Hanım olarak şantiyeden beklenmek ve orkit reklamı gibi tek kadın olarak inşatta koşuşturmak bile eğlenceli geliyor, çözülme başlıyor. Şantiye artık onca erkek çalışanın ve testesteronun yanı sıra, insana kraliçe arı hissi uyandırmaya başlıyor, ki bu delirmenin ilk işaretleri mi acaba diye düşündürüyor insanı. Bi de yetmezmiş gibi inşatta ustalardan biri "Woody Allen"ın aynısının tıpkısına benzeyince ve onu her görüşümde kendi kendime gülme krizine girmemle, karizmayı dağıtan bir arıya dönüşmem de işin ironisi herhal.


15 Mart 2007 Perşembe

NE ŞANTİYEYMİŞ BEEA

YATSAM 3 GÜN UYURUM......KİMSEDE UYANDIRAMAZ

7 Mart 2007 Çarşamba

4.CEMRE KABAK TADINA (SON VALLA!!!)

Yazıcam yazamıyorum... Ofis şantiye çizim ev şeytan üçgeninde (evi bu geometriye kurban edemem, zira günün en zevkli kısmı o zone da geçiyor) mekik dokuyorum adeta... O kadar Leonardolara gittik, deli sıra vardı oralarda saatlerimizi verdik, yağmur çamur, dans günleri, özene bezene resimler falan çektim, fotolarla yazılarımı kenar süsü misali süsliim diye... Ama nerdeeee.... "zaman yok kardeşim zaman" mızmızlanmasını yıllardır yaptığım gibi bu sene de yapiorum .. Ve anlamaya başlıyorum ki bu benim hayat duruşum haline gelmeye başlamış. Eyvahhhh... Hadi geçen sene tez vardı, ondan önce stüdyo vardı, iş vardı zar vardı zurt vardı... Bu sene???? bu seneye gelelim o var bu var şu var.. Beynim hep bir şeyler bulucaksa ve zaman sıkıntısı bana kendimi nato mermer nato kafa hissettirecekse burda bir yanlışlık olduğunu düşünmeye başlıyorum... Zaman satın almak istiyorum biraz... Neyse parası vericem .....
+1
Sevindirici not: Bu koşuşturmaca ve zamansızlık şımarıklığı bize alttan alta yazın habercisi, o pis sıkıcı kış günlerinin slow çekim gri sahnelerinin bittiğinin müjdecisi olmaktadır, oh ohhhh....

5 Mart 2007 Pazartesi

TOPRAĞA CEMRE DÜŞTÜ...AĞAÇLARA SU YÜRÜYORMUŞ

Bu cemre işi nedir ne değildir ben de yakınen takipçisi falan değilim aslında.... Nerden sardırdım bu işe bilemiyorum ama bana adım adım baharın yaklaştığı hatırlatıyor bu cemre düşme durumları... Aslında işin gerçeği yıl başınsa Zan'a hediye edilen ama benim el koyduğum Cadılar Ajandasında günlere düşülen minik notlarda yazılı olması. Mesela notlar arasında "17-19 Nisan: Kuğu Fırtınası", "2 Nisan: Engizisyon mahkemesi resmen kuruldu", "18 Mart: Kocakarı soğuklarının sonu", " 21 Mart: Pagan Bayramı Oastara. Adını Ay Tanrıçası Eostara'dan alan bayram cadılar tarafından dolunay bayramı olarak kutlanır. Güneş tanrısının büyümeye devam ettiğine ve bereket verdiğine inanılır." gibi yazılar olduğunu düşünücek olursak, cemre düşme notları oldukça normal sayılmakta gibi geldi bana. Süper eğlenceli bir Ajanda kendileri kısaca.....tavsiye edilir....muju muju

2 Mart 2007 Cuma

ANONS VE BALEVRA




Geçen ofiste oturuyoruz, gel dedim Zan'a bir "Türk kahvesi patlatalım karşılıklı"... Kırmadı sağ olsun, şu Arçeliğin ofisler için ultra yararlı icadı olan kahve makinasına iki kişilik bol şekerli bi kahve hazırlattık.... Dedikodunun belini kıra kıra, höpürdeterek içiyoruz, dur dedim madem kahve işine girdik, ortalığı buram buram kokuttuk, bi de üstüne fal yakışııır... Yakışır dedi, canım o da bana uyuyo, deliyle deli oluyo... Kapattık falları, üstüne nikah yüzüklerimizi koyduk soğusun hesabı... Açtım ben Zan'ın falını ağar ağar, bir falcı edaları, yüzümde merak uyandırıcı bir ifade, "Aaa anons var burda, bak bak parmağımın ucunda" dedim ve direk dağaldık... Ortamın büyülü atmosferi gitti, geyiklere sardırdık, falı resmen piç ettik.. Ben en son teleferik görmeye kadar götürdüm işi ki, öğle tatilimiz bitiverdi... Zan uçtu gitiiii kendi ofisine....