film etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
film etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
3 Mayıs 2013 Cuma
bu sahneydi işte.....
"Our lives are not our own. We are bound to others, past and present. And by each crime and every kindness, we birth our future."
10 Şubat 2013 Pazar
filmin konusu
Gecen Zan seslendi " gel gel de filmin konusuna bi bak".....
+1
bu binayı gelip gecerken seviyorum.... güneşli yağmurlu alttan yandan her acıdan bi tuhaf bakıyo bana....tanıdık geliyo.... sanki cok konuşmana gerek olmayan insanlar gibi....uzun zamandır bilinen bir his kaplıyo beni ki bu ilk defa bir bina için oldu... birkac kez de insanda... hatta sanırım sadece bir insanda.... belkide burada yaşıyo şu anda ve ben aslında binaya bakarken ona bakıyorum...saatlerce bakmak istiyorum mesela oturup banka konuşmadan....belkide bu binayı düşününce erkekleri katil, üçüncü (yada birinci) katta oturan hayali polisleri de kokmuş sanıyorum....
+1
bu binayı gelip gecerken seviyorum.... güneşli yağmurlu alttan yandan her acıdan bi tuhaf bakıyo bana....tanıdık geliyo.... sanki cok konuşmana gerek olmayan insanlar gibi....uzun zamandır bilinen bir his kaplıyo beni ki bu ilk defa bir bina için oldu... birkac kez de insanda... hatta sanırım sadece bir insanda.... belkide burada yaşıyo şu anda ve ben aslında binaya bakarken ona bakıyorum...saatlerce bakmak istiyorum mesela oturup banka konuşmadan....belkide bu binayı düşününce erkekleri katil, üçüncü (yada birinci) katta oturan hayali polisleri de kokmuş sanıyorum....
13 Kasım 2012 Salı
Bulut Atlası o yeaaahhh
filme bayıldım.... Matrix kadar delirmesemde, bi tadı vardı, düşündürdü, tüketim toplumuna, köleliğe, insanlık hırsına vs vs vurdurdu, dokundurdu....
filmdeyken bi kaç şey düşündüm...... ne şanslı bir kuşaktık ki "Matrix"i sinemada izledik, felsefesine daldık doyamadık gittik bi kaç kez daha izledik.......ikincisi Larry'den Lana ya dönünce Wachowski BROTHER'a, wachowski brother and sister mi diyecekler ..... bir diğer merakımı cezbeden konu da Lana, filmi çektikleri diğer yönetmen Tom Tykwer ile çıkmaya yada yazışmaya mı başladı acaba da tipi aynı "Run Lola Run" daki Lolaya tıpkısının aynısı benzer drumda..... (harırlamayanlar için Tom Tykwer meşhur Run Lola Run'ın Yönetmeni bununla ünlenmiş, bununla bilinir...)....
Natali Portman hamile olduğu için filmde oynayamayınca üzüldü mü acaba, yoksa siyah kuğuyla aldım osacarımı bebeğime bakarım altını değiştirir pişik kremini sürerim ohhh ne güzel evimde otururum mi demiştir acaba.......çok hırslı bi kadın olduğu için ve de "V for Vandetta" nın çekimleri boyunca "Cloud Atlası" okurken o zaman hala birader olan Wachowskilere kitabı ballandıra ballandıra anlatıp akıllarına sokmuş, baştan beride gözü japon kızın rolunde olduğundan çok gıcık olmuş da olabilir mi acaba .... gibi gibi....uzaaar gider....
filmdeyken bi kaç şey düşündüm...... ne şanslı bir kuşaktık ki "Matrix"i sinemada izledik, felsefesine daldık doyamadık gittik bi kaç kez daha izledik.......ikincisi Larry'den Lana ya dönünce Wachowski BROTHER'a, wachowski brother and sister mi diyecekler ..... bir diğer merakımı cezbeden konu da Lana, filmi çektikleri diğer yönetmen Tom Tykwer ile çıkmaya yada yazışmaya mı başladı acaba da tipi aynı "Run Lola Run" daki Lolaya tıpkısının aynısı benzer drumda..... (harırlamayanlar için Tom Tykwer meşhur Run Lola Run'ın Yönetmeni bununla ünlenmiş, bununla bilinir...)....
Natali Portman hamile olduğu için filmde oynayamayınca üzüldü mü acaba, yoksa siyah kuğuyla aldım osacarımı bebeğime bakarım altını değiştirir pişik kremini sürerim ohhh ne güzel evimde otururum mi demiştir acaba.......çok hırslı bi kadın olduğu için ve de "V for Vandetta" nın çekimleri boyunca "Cloud Atlası" okurken o zaman hala birader olan Wachowskilere kitabı ballandıra ballandıra anlatıp akıllarına sokmuş, baştan beride gözü japon kızın rolunde olduğundan çok gıcık olmuş da olabilir mi acaba .... gibi gibi....uzaaar gider....
4 Haziran 2012 Pazartesi
Bıdı-Bıdı Bada Bada nın yazısını görünce hatırladım "İçinde Yaşadığım Deri" yi..... gecenlerde evde filmsizlikten aylar önce aldığımız bu parçayı dvd playere taktık.... Antonio Abimize duyduğum antipati filme önyargıyla yaklaşmamı sağlasada Almodovar isminin sıcaklığı birbirini cancel etti...... bir sıradanlıkla izlediğimiz film yavaş yavaş merak uyandırmaya sonuyla da bizi şoka sokmayı başardı....(bi de kadın çok güzel yoga yapıyodu canım çekti resmen).....
Jou Jou nun anlattığına göre asıl filmin kitabı varmış.... (ve de uyarlamada boşluklar gözleniyormuş, bilemicem ben okumadım)... ama bildiğim bişey varsa o da kitap sonrası izlenilen filmin mutlak hayal kırıklığı izleri taşıdığı.... en son Açlık oyunlarının (kitaptan bir ara övgülerle bahsetmiştim burda) sinemada filmine gittim ve kitabını okumasam hiçbirşey ifade etmeyeceğini anladım... berbattı resmen.......
+1
Dost Kitapevine gitmeyeli yıl olmuştu heralde.... kitap işini (ve alt açma) tunalı D&R dan çözer olduk uzunca bir süredir.... neyse Dost Kitapevine girince lise yıllarıma bir flashback yapar gibi oldum, bi tuhaf oldum.... geri kendime geldiğimde raflarda bu seriyi buldum.... çeşitli yazarlardan ince uzun ham kağıda baskı kitaplar.... hoş...
Jou Jou nun anlattığına göre asıl filmin kitabı varmış.... (ve de uyarlamada boşluklar gözleniyormuş, bilemicem ben okumadım)... ama bildiğim bişey varsa o da kitap sonrası izlenilen filmin mutlak hayal kırıklığı izleri taşıdığı.... en son Açlık oyunlarının (kitaptan bir ara övgülerle bahsetmiştim burda) sinemada filmine gittim ve kitabını okumasam hiçbirşey ifade etmeyeceğini anladım... berbattı resmen....... +1
Dost Kitapevine gitmeyeli yıl olmuştu heralde.... kitap işini (ve alt açma) tunalı D&R dan çözer olduk uzunca bir süredir.... neyse Dost Kitapevine girince lise yıllarıma bir flashback yapar gibi oldum, bi tuhaf oldum.... geri kendime geldiğimde raflarda bu seriyi buldum.... çeşitli yazarlardan ince uzun ham kağıda baskı kitaplar.... hoş...
8 Mayıs 2012 Salı
up dedesi
Facebookta gördüm bu fotoyu..... Rüzgarın sürekli izlerken dedeeee dediği bu amcayı görse kesin şok geçirir :))).......
+1
bi de arada bu İngilizce öğretmenini merak ediyorum...
nerelerde acaba şimdi kendisi,
fularını hala takmakta mı,
saçları hala böyle tapon mu,
tavşanlara düşkün mü .....
22 Ekim 2011 Cumartesi
2 sergi bi salgın
Mercan Dede sergi açılışına tüm yağmur kıyamete karşı göğüs gererekten gittik....... özellikle de minik odadaki Avatar'ın asit kafası stayla video art kısımları nedense beni derinden etkiledi.... nedenini bilmeden etkilenmek zaten herlde insanın hoşuna giden olay, bu sanat sepet işlerinde.....


+1
+1
dün ise yine "nedenini bilmeden bi takım hislere nail olmak" için iki sergi açılışına daha gittik.... birincisi La Casa De Arte Sanat Galerisindeydi ve kısaca Puro konseptli resimler vardı.... Piayano ve ortam şahane olsada vurulduğum bir parça olmadı....

o esnada oradan geçmekte olan ve bir gün ansızın bizim ofise girerek "hi I wanna work in here" diyen Noush adlı İran asıllı eski bir çalışanımızla karşılaştık..... ve yine enteresandır ki bunca zaman görüşmeyip Mercan Dede sergisindede kendisiyle kaşılaşmamız ve onunda iç mimarlıktan bayıp Cer Modernde bir sergi açmaya karar vermesiyle koyulaşam muhabbetimiz bu sergide de karşılaşınca daha bi perçinlendi.... Onları da alıp diğer sergiye doğru yola koyulduk.....
ki ben sergiden içeriye girer girmez böyle bi kalakaldım.... yanıma eski bir arkadaşım geldi cevap mevap verdim ama çocuğun neler söylediği pek net değildi, sesler kısıldı, insanlar silikleşti, sanırım tuvallere aşık oldum.... sergi Ankaranın güzide barı Siyah Beyaz'ın üst katında.... sanatçının adını hala bilmiyorum sanırım bilmek de istemiyorum.... o kemik parçalarının bir insan tarafından yapıldığını red ediyorum.....
sonra bu kadar entel işlerden sonra Zanla bi bar mar yüksek müzik içki hiç çekici gelmedi bize ve kendimizi romansa vurup sinemaya gidelim dedik ama kesinlikle yanlış film seçmişiz ( ben Midnight tin Paris için yanıp tutuşuyordum oysaki ama saati kaçırmışız....sux).... zaten 11.30 matinası ve film de salgın olunca ve o kadar oyuncuyu toplayıp içide boş, booooooooom boş olunca salonun yarısı uyudu diğer yarısıda ilk yarıda evlerine gidip sıcak yataklarında uyumayı tercih etti.... sanırım filmi tek izleyen benim bedbah bakışlarım arasında Zan idi.... berbaaaaaaaaaaaat başka da bişeycikler demem....kusunç o derece.....
+1
kötü filmin etkileri ve iyi sergi birbirini cancel etti ama bu gün umarım bu parça gibi geçer efendim.....
13 Ekim 2011 Perşembe
Kay(beden)ler Kulubü
Donnie Darko'yu tekrar aldım geçenlerde oturdum izledim, unuttuğumu fark ettim biçok kareyi ......bi keyiflendim, bi modum yerine geldi.....
ama başlık gereği Kaybedenler Kulubü'ne bi focus yapmak istiyorum izninizlen..... Yazının gerisi fena halde spoiler içerir burdan baştan uyariim...... Şimdi film önce başlıyo iyi güzel, iki tip var marjinal bi radyo programı sunuyolar, biraz kasınç da olsa güzel muhabbet dönüyo, rock’n’roll hayatlarına kadınlar kızlar da ekleniyo, bi kara düzen bi kayıp gençlik (ki tipler gayet orta yaştan hallice) gidişatı hüküm sürüyor genel ambiansda.....
bu arada Kaybedenler Kulubu adlı program yayılmaya başlıyo arada güzel çekim efektleriyle dinleyenlerin evlerine misafir oluyoruz.... şahane.... gel gelelim alttan alta yönetmen Tiplerden birinin (Nejat İşler )aşık olacağının sinyallerini, boş ilişkilerden yorulduğunu, one naytların artık bişey ifade etmediğini gayet saçma bir sevişme sahnesiyle beynimize ve de bilinç altımıza giriyo....
ve akabinde Nejat İşler bi kızla kesişip barda takılmaya başlıyoloooooor..... sonra bunlar Amelie tarzı bi Kadıköy iskelesi buluşması ve yemekten sonra, rock’n’roll style bi motor gezmeziyle date’i finalliyolar ve işler gayet yolunda ilerliyo.....
hatta adam efendi efendi bi ilişki yaşamanında verdiği zerafetle sinemaya götürüyo kızı, ama bu defa da kız error verip adamın elini resmen tutup afedersin eteğinin altından apış arasına götürüyo ki biz burda Zan’la ohaaa dedik..... ne gereği vardı şimdi bunun derken bi sonraki sahnede bence çok hissiz olan hardcore sevişme sahneleriyle (vıcık ter falan öööö) perçinleniyor bunların ilişki .....
şimdi olay kopuyo dikkat.....
gel zaman git zaman bunların birlikteliği “du bakalım bu, böyle gitmez bi arıza olcak ama nası olcak” derken, yönetmen şöyle bi sahne koyuyo (artık senaryonun mu azizliği bilinmez film resmen drama dönücekken komedi filmine dönüyo)..... Bu tipler bi radyo programını yaparlarken bi gece stüdyoda kotlarını çıkartmışlar, şort donla program sunuyolar...... o esnada raydoya esas kız geliyo yanındada bi kız arkadaşıyla beraber......veeeee aman allahım bi bozuluyoooo bi bozuluyo, boxeri görünce sanki patronuyla adamı öpüşürken, yada iki tipi radyo programında değilde yatakta birbirlerine mum akıtırken yakalamışcasına bir tepki, bir kalış, şok oluş....noooluyosa alt tarafı şorlalar bi tarafları falan ortada diil bişey diil......... sanki kendisi değilmiydi üç sahne önce sinemada cozutan (bu arada sinema sahnesinde arkada oturan bi kadın detayı var çok gereksiz çok komik allah aşkına bi dikkat :)..... neyse o sinema sapığı gidiyo yerine mütehassıp bir Tuk kızı gelip oturuyo mu bi güzel.... (alttaki resimde işte boxer la arkadaşlar)
şimdi olay kopuyo dikkat.....
gel zaman git zaman bunların birlikteliği “du bakalım bu, böyle gitmez bi arıza olcak ama nası olcak” derken, yönetmen şöyle bi sahne koyuyo (artık senaryonun mu azizliği bilinmez film resmen drama dönücekken komedi filmine dönüyo)..... Bu tipler bi radyo programını yaparlarken bi gece stüdyoda kotlarını çıkartmışlar, şort donla program sunuyolar...... o esnada raydoya esas kız geliyo yanındada bi kız arkadaşıyla beraber......veeeee aman allahım bi bozuluyoooo bi bozuluyo, boxeri görünce sanki patronuyla adamı öpüşürken, yada iki tipi radyo programında değilde yatakta birbirlerine mum akıtırken yakalamışcasına bir tepki, bir kalış, şok oluş....noooluyosa alt tarafı şorlalar bi tarafları falan ortada diil bişey diil......... sanki kendisi değilmiydi üç sahne önce sinemada cozutan (bu arada sinema sahnesinde arkada oturan bi kadın detayı var çok gereksiz çok komik allah aşkına bi dikkat :)..... neyse o sinema sapığı gidiyo yerine mütehassıp bir Tuk kızı gelip oturuyo mu bi güzel.... (alttaki resimde işte boxer la arkadaşlar)

sonra bunların ilişkiyi iyice bka sardırıcak ya yönetmen şöyle bi kavga sahnesi koyuyo ki evlere şenlik....Nejat İşlerin evi görsen bk götürüyo, bekar evi, dağınıklık hat safhada hatta bi tip var koltukta sürekli belgesel izliyo (ki en çok onu sevdim, Kuzey Güneydeki tip) ama Nejat abi biyandan da nedense halısına çok düşkün ... aralarda uyarıyo aman halıya bişey dökmeyin diye eve giren çıkanı...., böyle bi ayrıntı seyirciye veriliyo filmde bi iki kez..... derken akabinde bunlar bi gün oturyolar salonda..... kızcaazda dondurma yerken bişeyler okuyo, Nejat uyarıyo kızı yine “halıya dikkat et”.... 5 dakka geçmeye görsün kız dondurma mı artık sütlaç mı ne yiyosa halıya bi damlatıyo .... alaaaaaaah yine ...... Birbirlerine overreact ya bunlar, Nejat ufak çaplı parlıyo, kız bunun üzerine ne yapsa beğenirsin (hatırladıkça kendi kendime gülüyorum)..... dönüyo böyle Nejata gözünün içine baka baka dondurma kasesini halıya boca ediyo.... vay beeeee harekete bak....
Neyse böyle böyle kah çocuklaşarak kah saçmalayarak bunların ilişki iyce bi tatsızlaşıyo devamını anlatmiim, izlemeyenler olursa bi baksın rica ediyorum..... Bu arada diğer tip ve annesiyle olan delicesine garip ilişkilerine hiç girmiyiim bu yazı gerçekten daha da saçmalamasın.... Ama mesela o Kuzey Güneyde Aliyi oynayan tip çok bombaydı .... O tiplede Asmalı mescitte karşılaştık gecenlerde gecenin heralde 5 inde, o zomdu biz zomduk onlar zomdu.... eğer bu filmi daha önce izleseydim kesin gidip yanına koltukla ilgili bi kaç geyik yapar sonrada kesin sabah hatırlamazdım.....
yani sonuç olarak Donnie Darko nun hastasıyım.....
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)






