31 Ocak 2008 Perşembe

kar - ar aşamasındayım

Ankara da kar var.......tam tersi olarak benim de içimde buzlar eridi....(abicim çekmiş fotoları.....tek kişilik dev kadro...)





30 Ocak 2008 Çarşamba

bonsaim

çiçek açmış.....masamın üzerindeki....hayret ettim.....zaten kendisi minnacık, bir de kış ortasında.....beyaz çiçek .....pause.....




zoomlaaaaaaaaaaaaa.....

biraz daha zuuumlaaaaaaaaaaaaaaaaa...



24 Ocak 2008 Perşembe

yüzyılın icadı














bu polar kulaklıklardır ...iddia ediyorum...
















resimlerin konuyla alakası yoktur....
sadece.....Zanla kahve içmeye gittik.......birbirimizin ellerini beğendik.....

23 Ocak 2008 Çarşamba

ayakkabılarımla yattım gece

öyle bir şey yapmadım tabiki....
o küçükken yapılan bir geyikti....





22 Ocak 2008 Salı

YAA NE YAPICAM EVDE SUSHİİİ...

Gayet hevesle netten sushi tarifleri indirdim. Çok da partik tariflere ulaştım. Zaten ben bi keresinde yapılırken izlemiştim (tuhafi bi arkadaşımızın arkadaşı yurt dışında bir capondan öğrenmiş), aynen bizim dolma gibi bi bişey. Sarıyosun bi güzel, sonra kes parçalara batır soyaya, yumul. Neyse tafirleri hazırlamak üzere eve gitmeden önce ana maddemiz olan yosunu nerden bulacağımı düşünüyordum kara kara. Meğer benim daha önce sushi yaparken izlediğim cocuğa sormuş Onur. “Doğan Gıda diye benim aklımda kalmıştı” diye yumurtladı sağolasıca.


+1




Hakkaten girdim markete, baktım orada asılı. Hatta girerken manava sordum pek de umut etmeyerek. “Hıım sushi için mi yosun, tabii içeride var” dedi. Vayyy yurdumun manavı Tunalı’da olunca gayet herşeyden haberdar oluyo gibi bir şok bakışı fırlattım ister istemez kendisine. Amma velakin yosun (ki içinde 15 adet falan vardı) 37 ytl. “neeeeeeeee??” diye çığlık atmak istedim. Şahika gibi şarlamak agresifleşmek istedim. Yahu SushiCO da king tabaa bile 36 milyon. İçinde de envai çeşit (yengecinden yılanına, ki ben varoş varoş ton balığıyla yapıcaktım evde yalandan sushimi) roll var. Uğraştığıma değmez bakışımla bir de kasiyeri süzdüm inceden. Adama da deli mi ne demiştir, bir hışım girdi, buldu, sevindi, gözleri parladı sonra, Pause 'ladı ve çekti gitti.

Sonuç: Eve gidilip SushiCO dan süper rollar söyledni. Ayıptır söylemesi kendimizden geçilerek yendi.
Hatırlatma : Eve siparişte bir de %10 indirim var. (Ben de komisyon alıyomuş gibi öve öve bitiremedim).

Bir diğer aktivite : Çayımızı koyduk, kanallar arasında geziniyoruz. Hırsız (Breaking and Entering) diye film varmış, Salon 1’de. Ben bunu vizyonda kaçırmış, kaçırırken de “Jude Law’la Juliette Binoche ne alaka yaaa...çok saçma ..olucak iş değil...apayrı tarzlar” diye söylenmiş, içten içe de merak etmiştim. Hadi dedik satın alalım merakımızı giderelim. Film süper çıkmaz mı, o dereceki ben bir ara ağlamışım (buna Zan çok güldü o ayrı).Ana tema “kendi askımızın değerini anlamak için, illa başka tiplerle salak şeyler mi yaşamak lazım, onların olmıyacağına mi sahit olmak lazim”......Neyse filmi uzun uzadıya anlatamıcam da, Jude Law’ın bir mimarlık ofisi var abi...bizi bizden aldı....

Şu anda napılıyor :
I am loving my new shoes :)

21 Ocak 2008 Pazartesi

pazartesi, hairspray, tansyon, nada, susuhi

Ofisteki kızlarla Pazartesi sendromundan kurtulabilmek maksadıyla sinema günü tertipledik. Ve formul tuttu. Pazartesi bize vız geldi tırıs gitti. Akşam gidilicek sinemaya kilitledik bütün gün. Ve efenim hairspray e gittik.

+1
Süperdi ne yalan söyliyeyim. Eğlenmek kafa dağıtmak, kız kıza kıkırdamak için biçilmiş kaftan. Kötü kadın rolünde (hep de kötü olur, yada cadı, yada kedi kadın....tam bir femme fatal !!!!) ,
Michelle Pfeiffer , iyi anne rolunde John Travolta. John Travolta’yı zaten dans konusunda tek geçeriz, de benim dikkatimi çeken başka bir husus oldu. O cüsseye (sahne arkasında 30 saat makyaj da cabasıdır kesin) gayet kadın zarafetiyle dans etmiş kendileri. Bir erkeğin kadın rolu yapması hatta fizyolojilerinden dolayı kadın gibi dans etmeleri cidden zor bi şi gibi geliyo bana. Ama erkek olmadığım için bilemiyeceğim tabi. Belki de çok kolaydır. Her neyse......

Bir de kötü kadın Michelle’in kızı olarak minik ikizlerin büyümüş hali vardı. Yani açıklamak gerekirse, ikiz küçük kızların bi filmi vardı, sarışın bunlar. İşte o miniklerden biri büyümüş, bu dans filminde oynamış. Ama diğeri ne olmuş diye filmde düşünmeden edemedim. Ya da kırılmasınlar diye ikisini de part time olarak mı oynattılar acaba. Bilemicem.

+1
Aalakasız bir deneyim : Dün tansyonum bi ara 5-9 olmuş, uçuşlardaydım. Çok hoşuma gitti, hep tansiyonum düşse dedim kendi kendime. Metabolizmanın bana bir kıyağı mı diye düşündüm. Öyleee etrafa baka baka, kafa gitmiş, sünger bob gibi.....Pause...
+1
Şiddetli tavsiye : Tunus’da açılan Nada. Walla İstanbul mekanı gibi bişey. İçerisini bir arkadaşımız yaptı diye söylemiyorum, atmosfer süper olmuş. İçeri girer girmez Moder Sabahlar dan Fahir’i de görüp neşenize neşe katıyorsunuz üstelik. Lounge çalıyor içeride ve kahveleri lezizzzz. Resimlerini çekip koyiiiim, kendiniz karar verin yahuuu....






Merak edilenler listesinde check atılan madde : Walla söylemeden geçemiyeceğim. SuchiCO da California Roll ve Unagi Roll (asında king tabak alıp işi bitirmek lazım, içinde hepsinden var, fiyatıda süper uygun), parmakları da yedirtecek seviyede. Ben de sushi yapmaya karar verdim (biraz fantazi mi oldu?). Yosunsa yosun, yengeç etiyse yenceç bulunacak ve evde sushi günleri düzenlenecek, bu gazla çatal bıcak unutulacak..... Yanlız fark ettik ki (fark etmemiz gözlerimizden yaşlar gelerek oldu) SushiCO nun wasabisi ultra keskin. Aman diyiim, dikkat......

20 Ocak 2008 Pazar

alacatı

yaz aylarını, parlak güneşi çok özledim....oturdum yaz fotolarına baktım....içim gitti....alaçatı ya ilk defa gittik bu yaz...o meşhur bir sokağı var oranın...dergiden fırlamış gibi barlar, cafeler, restaurantlar, sakızlı muhallebi keyfi....romans romans....Deniz in özel seçim fotoları..... (ah bi de fotoğraf makinam titremese de beni deli etmese...)





























+1

...bu arada Gossip görüldü....."süpeeeeeer bi mekan...acaip ya aşık olduum....artık hep ordayım artık" demek isterdim ama maalesef...bildiğimiz bi barımsı clup..gerçi gittiğimiz party ve içeriği dolayısı ile çok eylendik o ayrı......

17 Ocak 2008 Perşembe

Şiddetle merak edilenler…
* Kraliçenin Soytarısı - Philippa Gregory

+1
* Otto (Santral şubesi….)











* John Travolta’nın kadın kılığındaki filmi ile Nora Jones’un (ne derece kötülükteki) filmleri….

*Lacoste’daki çizmelerin indirimdeki fiyatı…..(zira acaip gözüm var o çizmelerde)

+1
* Woody Allen’ın sabah kalkar kalkmaz yaptığı ilk eylem…..
* Woody Allen’ın yazı yazarken yüzünün aldığı şekil……

+1
* Ikea Ankara şubesinin neden hala açılmadığı…(yavaş yavaş sinirleniyoruz..%’+^+%&&?** !!!)

+1
* Deli bir kar fırtınasının ne zaman Ankara’ya gelerek hayatı felç edeceği (1 gün bari iş tatil olsa….evden mümkünü yok çıkamasak…battaniye altında kediyle uyusak….Woody Allen filmleri izlesek gönlümüzce)

+1
* Gossip denilen yer…(gerçi bu akşam sanırım görme şerefine nail olacağız…..içeriye şifreyle falan giriliyor….yesinler…..bu kadar da özentilik olmaz ama ya…ayıp be ayıp..çık çık çık)

+1
*kedilerin ortada hiç birşey yokken havalara pati atarken ne gördükleri.....şizo yaratıklar kesin :)

+1

SushiCO da California Roll…

+1


*Amsterdam…..

+1
*Eski Faces, yeni Relax (ama öyle bi soğumuştuk ki son zamanlarında Faces’den, bi daha gidip bakar mıyız hiç bilemiyorum….ama merak işte…insanın başına ne gelirse ya meraktan, ya ….. diye saçma bi laf vardı)

Bu liste uzar gider….Ama işler beklemez…..

11 Ocak 2008 Cuma

istanbula...
















......kaldırıyorum kadehimi.....


































dev aynası

Dün akşam Tunalıda ki Sturbucksa girdim, bi kahve almaya…….İçeride iki polis, en ön masada laflaya laflaya kahve içmekteydiler. “Way be Deniz dedim kendi kendime, New York’da mısın mübarek”…. Sırtlarındaki koca Polis yazısını NYPD gör ve devam et….Resimlerini çektim hatta gizlice…..Koyucam


+1

Arada bir “Ayna Ayna benden düzen kim var bu dünyada?”
Ya da
“Ayna Ayna belden süzer kim var bu dünyada?”
Ya da
“Ayna Ayna yandan yüzen kim var bu günya da?”
Gibi sorular çeşitlesem…
Aynanın kafası karışırda beni seçer mi acaba….
Merak ederim….

9 Ocak 2008 Çarşamba

Refüjiii

Evimize mini bir yaratık geldi….+1daha eklendi
Artık bizimle yaşıycak….adı Refüj (refüjde bulundu kendileri)….
+2
Hep son derece munis hatta cıvıklık derecesinde uysal bir kedim olsun istemişimdir, ki genelde bana denk gelen kediler kendini asla sevdirmeyen, mesafeli ve soğuk tipler olmuştur. Ama şeytanın bacağını kırdım… Göbeği açıp sevdirmelere varan şımarıklık manyaklığı şeklinde dışavurumcu bir yaratık (birazda benim sayemde, bebeklikten beri alıştırmaya çalışıyorum) ….Hojjj geldin mini kedi…Bana kendimi dünyanın en şanslı insanı gibi hissediyorsun :)



İşte Refüjün foto galerisi











6 Ocak 2008 Pazar

back tuşu....digiturk

____Geri döndüm____

Anladım ki sadece kışları basıyo basanlar.....