21 Mayıs 2007 Pazartesi

maraş dondurmacısı

Bir yarışma serüveni ardından yorgun bünyeleri bu hafta yoga ile gevşetmenin esnetmenin sakız gibi büyütmenin rahatlatıcı etkisini yaşıyoruz. Önce çiz çiz çiz, vücudu kas kas kas, kamburu abart, hooop ardından yoga gevşe gevşe huzur… resmen saçmalattık bünyeyi, maraş dondurmacısı gibi oynadık dengelerle.. artık toparlama vakti….

Teras partileri vol.1 başlığı altında bu cumartesi itina ile teras müzik laflama üçlemesi ardından Zodiac isimli bol beklenti içerisine girip de, filmden çıkarken şapşal şapşal birbirimizin suratımıza bakındığımız bir hafta sonu geçirildi…..artık uyanma vakti…..

Ara ara düşünüyorum etrafımda bir tane normal arkadaşım, arkadaşımı geçtim bir tane normal insan yok. En yakın arkadaşım örneğin, New York a gitti iki hafta önce ki buraya kadar her şey normal, sevindirici. Olayın kopartıcı noktası şu bu ki: annesinin gözünde ben de gidiyordum bir koşu New Yorklara onunla beraber. Yapma etme dedimse de, bi kere söylemiş bulunmuş muş kendileri. Deli mi ne ayol…Sanki Antalya’ya gidiyo kadın. Bi de üstüne üstelik erkek arkadaşıyla, ki bu erkek arkadaş bizim yıllardır tanıdığımız Zan’ın en yakın arkadaşı olup, bizim vesilemizle erkek arkadaş sıfatına nail olmuş bir şahsiyet. Topu topu iki aydır tanışıp kaynaşıp sevgili olmalarını geçiyorum da Amerika’ya gitme manyaklığı nee!! Neyse mesela bana diyo ki canım arkadaşım giderken, “Aman Denizcim Tunalı’da fazla gezinme, karşılaşmayın annemlerle”. … E benim evim Tunalıda!!!! Bir de Amerikalara gitmişiz beraber hiç mi fotoğrafımız yok ortada. Artık otur photoshop da ayar üstüne ayar çek fotolara :) Neyse gel zaman git zaman bana bir telefon: arkadaşımın annesi… Pause… Kafadan aşağıya kaynar sular….Tabi yalan söyleyememesiyle meşhur ben “gayet Ankara’da olduğumu söyledim ve telefon suratıma kapandı bir güzel.” Skandal, rezalet, facia, ziller, çanlar…

Zan da pek eğlendi bu meseleyle “Amannn söyleseydin Manhattan‘da geziniyoruz şu an, bi sergi açılışına girmek üzereyiz falan” diyip diyip güldü karşıma geçip ben bi köşede kös kös oturuken…. hehehe…



not : fotonun konuyla hiç bir alakası yoktur.....çiziyoruz işte futursuzca.....ben önde Sedo arkada...

16 Mayıs 2007 Çarşamba

hatha yoga

Terasta bir süredir vaziyetlediğimiz yoga partileri son hızıyla Ankara camiasına yayılmakta, nerdeyse 20 kişilik bir yoga severler grubu kurmuş olmaktan gurur duymaktayız. Bu aktivite ben caazın sürekli taxi kapılarından elektiriğe çarpılmam ve stres yumağı halinde etrafta gezinmem ve bu halimden son derece şikayetçi olmamla bir gün "hadi yoga yapalım bari..eyooo" diye bi gaz Ülküalan pasajına giderek 8 adet egzersiz minderi almamla başladı denilebilir. Meğer etrafım "bıktık be çalışmaktan, kardeşim bi rahatlama ortamı yok mu yahu bu dünyada, amanın belim, of da sırtım, boyun ağrılarım oy oy oy" şeklinde gezinen şahsiyetlerle dolup taşıyormuş. "Vesile ile her hafta buluşmuşda oluyoruz, gün gibi" diye diye, organizasyon büyümüş, terası çökertme pahasına kalabalıklaşılmış, büyük bir ciddiyetle bacaklar havayaaaa ordan sırtlar arkaya......komşuların tuhaf bakışları arasında :)... bi de arada Zan'a bakınca acaip gülme tutmasa beni (her seferinde arkadaşlardan özür diliyorum bi güzel). Efenim hocamız Esra (öle koftiden diil bayaa profsyonel yoga hocası kendileri, kızıyo falan cıvıyınca) önderliğinde takribi bir saat süren asanalar ve üzerinde terasta yayılmak suretiyle pelte olmuş vücutlarımızı portakal sularıyla şımartma halleri....
+1


+++++1
Bu yoga işlerine sardırınca tabi suratlara yayılmış gülümseme ile doğayla bütünleşme, ılık esen rüzgarın yüzünü yalaması, uyanan çiçekler böcekler, salınan ağaç dalları, sabah erken kalkıp adaçayı eşliğinde güneşin ağarmasını izleme drumlarına kaptırınca bilgisayar ve de bar mar iyice fena geliyo bünyeye. Geçen ıslatalım biraz dedik Zan'la Overall a gittik bir gaflete düşerekten (zaten oldum olası sevmem, Özlemin doom günü diye kıramadık) ayyyyyyyyyy ayyyy... sıcak ter içki leş leşşş.... valla canımızı dışarı zor attık... ya biz yaşlanıyoruz yada cidden yogi olduk bu yaştan sonra :)