12 Aralık 2009 Cumartesi

neler neler olmakta



eeeee anne olduk neler değişti .... aslında hiçbişey değişmedi ama bir yandan da hiçbirşey eskisi gibi değil ..... bir şey değişmedi diyorum çünkü herkes çok abartmıştı "eski düzeniniz kalmıcak, hayatınız alt üst olcak, dışarı çıkamıcaksınız .... bla bla" .... walla gayet bebeği de alıp her yere kedi enciği gibi taşıyoruz .... bu soğukta hem de .... alıştırmak lazım ...Amsterdamdakiler alıştırmış, biz kat kat giyinip o soğukta zaatturcemp geçirirken, bisikletin önünde küçücük bebekler farıl farıl dolaşmaktaydı mesela ....



evet aynı zamanda da herşeye bakış açım değişti .... bütün sistem yeniden yapılandı, eridi, tekrar belirdi .... aynada gördüklerim ben değil miydi?


ana başlıklar altında review:

decaf: orta sondan beri obsesyon bir şekilde bağımlısı olduğum ve her sabah kalkar kalkmaz ilk yaptığım iş olan kahve koymak tahtını kafeinsiz kahveye bırakarak ve bazende rezene çayına terk ederek sürmekte .... bu arada kafeinsiz kahve de gayet süper, bunca yol boşa bünyeye kafein bombardımanı ... yazık ....


rezena çayına gelince biraz tadı saçma olmakla birlikte, eh işte içiyoruz sabah akşam öğlen öğledensonra gece .... zira kendisi süt yapmakta ve de zayıflatmakta .... en öenmlisi de bebeğin gazını almakta .... incelediğim bütün bebek gaz şuruplarının içeriğinde rezene vardı.... ben de dedim bissürü rezene içersem deli gibi, sütten bebeğe de geçer dedim, bebeğin gazını alır dedim ve de sanırım işe yaradı gaz maz nanay bizde (maşallah diyin etrafımdan duyduğum kadarıyla herkesin başı gazla dertte) ....



beden: işte en sinir bozucusu .... geçen bi alışverişe çıkiim dedim ... alışmışım herşeyin smallına bakmaya, aldım girdim kabine tabi herşey korse gibi, zıpçık gibi .... yürü doğruuuu büyük beden almaya ... neyse bayaaa bi ilerleme kaydetsem de kilo meselesinde eskisi gibi değil sonuçta.... bi de azıcık göbeğim var hala .... bana azıcık geliyo o doğumdan önceki kocaaaa göbeğimden sonra .... yalnız hala büyük olsa gerek ki gecenlerde kuafördeyim, yandaki kadın "aaaa saç kestiriyosunuz ama hamileyken kestirtmeyin" dedi .... pause ....



yok dedim hamile değilim, bozularaktan ..... "ha ben sizi hamile sandım, sezeryan heralde" cevap beklemeden devam etti, " normal doğumu yapacaksın, sonra da karnını bezle sıkıca saracaksın, ohhhh, miss" .... deli mi ne bakışı fırlattım aynadan, sanki ben sezeryan meraklısıyım, ölüyorum sezeryan diye, öyle icap etti heralde .... bazılarının dilini o kuafördeki maşayla bukle bukle sarıcan, öyleee lüle lüle konuşucak içeriden ... cevap vermedim tabi ama bozuldum çok fena ... spora da gidemiyorum napiim napiim derken, pilates falan dvd'si aliim bari bebekle yaparım gibi bir çözüme yöneldim .... neyse zaten yoga cd im vardı ona devam ederken yeni aldığım pilatesi de koydum .... birinci ikinci hareket ok .... dört, beş, iyi gibi ... arkadaş dvd ilerledikçe hareketler pskopatlaşmaya başladı, nası ama böyle, cimnastik takımındakiler yapabilir heralde ancak bunları .... yuh dedim, hayır az çok yıllardır yoga yapıyoruz, sporla uğraşıyoruz kendimizce, ama yani o ne öyle ya, millet yapamasın diye dvd mi doldurulur ... neyse dvd nin şöyle bir güzelliği oldu, hareketleri yaptıran adam konuşur konuşmaz Alaz uyumaya başlıyo .... hipnotize eder gibi bi sardırıyo adam......"öne arkaya, yana, bir kiiiii, devam, nefes ver, al, bırak, tut .... cart curt", ....böyle böyle yaparken bizimkinin gözler kapanmaya başlıyo :)....



tv: pek televizyonla arası olan bir insan değildim .... şimdi resmen bütünleştim, tüm gün evde olunca, diziler miziler gırla .... en çok da gece süt verme seanslarında haftanın 3 günü beni kurtaran Okan Bayülgene minnettarım .....



çarşambaları "flashforward" yardırıyo resmen .... baş roldeki Doğuş (Ege Doğuşa benzetmiş çok güldüm), diziye yeni giren Lostun Çerlisi, kuantumlar, kurgular, tebrik etmek istiyorum diziyi buradan


gel gelelim A"şkı Memnuni" ye (bizide yardımcı bi ablamız vardı Gürcü, herşeyim sonuna "i" ve "s" koyarak konuşurdu .... bu diziyede böyle diyodu :) .... o nası saçma bir dizidir yarabbi, her izleyişimde gülmekten ölüyoruz Zanla .... öncelikle dizinin olmazsa olmazları bakışlar .... kahvaltıya iniyolar mesela, sabah sabah herkes düğüne gider gibi giyinerekten ve de saçlar yapılı, full makyaj (evin bi odasında bizim görmediğimiz gizli bi odada bi kuaför yaşıyo herlade Jane Eyre gibi, sabah kalkıp bütün odaları gezip saç makyaj yapıyo ev ahalisine) neyse kahvaltıda biri bi şey demeye görsün, alaaaaah... başlıyo bakış faslı 20 dakka ... sırayla Behlül Bihtere, o annesine, Nebahat manalı manalı ve de gıcık bir edayla Adnana, o hiç bişeyden habersiz bahtsız bahtsız bi ifadeyle halaya .... hala tekrar Behlüle, hop o sırada herkes bi şey söyleyen Nihale, sonra geri baştan sırayla Bihter Behlüle, böyleeee bi hayat yani .... bi doğru dürüst konuşun ya allah aşkına, normal insanlar gibi ..... arkada hep aynı ritm ve de tansyonda müzik devam etmekte ....matmazel şaşkın gibi hafiften, Nihal yeni ergen triğlerinde, falan falan .uzatmiim.... yönetmen bence ciddi anlamda kafayı yemiş, diziyi nasıl uzatacağını bilemiyor çok fena bakışlarla bozmuş, bilemiyorum nereye kadar ??? ...



bu arada ben konuyada çok fena gıcık oluyorum ... nası bi rezilliktir ya bu aynı evde ... ben mi tutucuyum yoksa kimse farkında değil mi ? .....çok adice bi olaylar zinciri gayet "prime time" da ailecek millete izletiliyo .... git Bihter ayrıl kocandan adam akıllı, çok aşıksan Behlüle .... sen de ayrıl evden Behlül, mertsen, git maslakta bi daire tut ... flat inin duvarına as Eyfel kulesi resmini, evde yaşayın aşkınızı güzel güzel .... zaten Bihter "Nihal aşkıyla" iyice darkside'a geçti bakalım bu işin sonu fena gibi ....






bir diğer mesele herkes Kıvanç Tatlıtuğ'a yakışıklı diyip duruyo anlamıyorum ... tamam Turk standartları enstitüsüne göre fena değil ama git Amsterdama..... havalanı hademesinden, tramvay muavinine kadar herkes kıvanç tatlı .... bi numara yok yani bence .... hele geçen bölümde Bihterin flasback"inde eski kısa saçlı halini gösterdiler, resmen saçlar ağlıyo ....bi de oynadığı bi şampuan reklamı var, hayali topla basket oynuyomuş da saçları savruluyomuş gibi yaptığı, o işte bomba ...hahahaha .... neyse yinede hoş, abartılacak kadar değil ama yani ....






saatler: sabahın 6 sını 5 ini daha önceki hayatımda uykuda geçiren ben neler kaçırdığımı şimdi bebek olunca anlıyorum ... güneşim doğuşunu bundan sonra hiç kaçırmam kararı aldım ....



başka neler değişti, ara ara yazacağım ..... operler

9 yorum:

ferulago dedi ki...

Harikasın, bir solukta okudum yazını. Rezene gaz alır, ödem boşaltır çok iyi etmişsin içmekle. Ben de denerim umarım ileride. Kafein konusunda biraz tereddütüm var. Ben de kafeinsiz kahveye sardırmıştım hamileyken ama sonra bir arkadaşım (nescafe) kimyasal yöntemle elde ediliğini söyledi. Sonra araştırdım, eğer nescafe içiyorsan bilgin olsun. Kafeinsiz kahveyi ya suyla ya da kimyasal kullanarak elde ediyorlarmış. Avustralya'dan biri sormuş şirkete (FAQ), onlar da Avustralya'da satılan tüm nescafeler sulu yöntemle elde edilmektedirş demişler. Bize gelenler naıldır bilemem. En iyisi kahve çekirdeği al, öğüttür, filtre kahve olarak iç. Günde belirli miktarda kafeine izin veriliyor bildiğim kadarıyla.

Hamileyken saç kestirmeme? Uçmuş o abla.

Yeni maceralarınızı bekliyorum.

Leah dedi ki...

Amsterdam'a fena takılmışsın gibi geldi bana bu yazında cnm :D Ama aşk-ı Memnu hakkında ne desen az :D
O sebeple ben Ezel'i izlemeye başladım tavsiye ederim. Orda da çok klasik bi sahne koymuşlar, Kenan İmirzalıoğlu arabadan iniyo, el hemen gözlüğe gidiyo, bi klas çıkartıyo gözlüğünü, öwk geldi ondan da her bölümde 5 defa :D

demo dedi ki...

itiraf ediyorum, ben de, bebekle birlikte bir çeşit esaret hayatına adım atıldığını düşünenlerden(d)im.. bugüne kadar iki kişinin yorumu beni gerçekten düşündürdü; kuzenim "bütün dünya yanlış yapıyor, bir tek sen doğruyu görüyorsun ha? nerde bu insanlar pazar günleri? çocuklarının yanında.. yaaa..." diyerek.. ve erkek arkadaşım "bir şeyi denemeden yapmamaya karar vermek akıllıca değil.. baksana bütün dünyaya.." diyerek..
bunlar erkek olduğu için pek dikkate almadım, ama yine de kafamı karıştırdılar.. şimdi ilk kez, senin her yazında, hayatın gayet eğlenceli devam edebileceğini görüyorum, (ama yine itiraf edeyim ki) yoldan çıkmamak için tüm gücümle çabalamaktayım halen..

demo dedi ki...

ve tabii ki, maaşallah..
keyfiniz daha da bol olsun :)

karga'nın günü dedi ki...

Ooohhhh be, en sonunda Kıvanç Tatlıbilmemeneyi yakışıklı bulmayan bir hautn daha çıktı. Çok tebrik ediyorum Deniz'cim. Allah razı olsun allahın alığı bu adam yakışıklıysa, ben yakışıklıdan hiç anlamıyorum.Ne boş bakışlardır öle ya...Sarı çıyan n'olcek :)))

denizero dedi ki...

__Ferulago hamileyken saç kesilmez diye bi batıl var maalesef.....seninde başına gelicek bunlar bir bir :) .... hazırla kendini şimdiden __

denizero dedi ki...

__Leah sadece bu yazımda değil gerçek hayttada takmış drumdayım Amsterdama ... çünkü geçen sene bu zamanlar gittik ve de yılbaşı tripleri gelince direk aklıma kazınmış :) ... ah ahhhh Amsterdam __

denizero dedi ki...

--demo biraz da olaylara bakış açısına bağlı .... ben hep hayatın değişmeyeceğine inandırdım kendimi ve de öyle oldu...ilk 3 hafta değil tabi bu dediğim .... sonrası çok süper.... sen gir olaylara en kısa zamanda :)__

denizero dedi ki...

__MR Gamlı Baykuş o reklamı izledin mi ?? allah aşkına bi izle .... :)__