27 Şubat 2009 Cuma

slumdog millionaire





Perşembe akşamı "Slumdog Millionaire" if bağımsız film festivali kapsamında izlenildi..... ben bayıldım, çok pozitif bi akışı vardı .... zaten "Shallow Grave" ve "Transpotting" mükemmel, "Beach" mükemmele yakın filmler olarak Danny Boyle'ın imzasını taşımakta, gönlümüz feth etmektedir. Lakin o "28 Gün Sonra" neydi öyle yahu??? fiyasko demeye dilim varmıyor ama bana hitap etmemişti diye sıyrılma cümlesi sarf ediyim gitsin.


+1


if'de başka başka birsürü manyak film var ama ancak pazar günü bir filme daha gidebiliyoruz..... yakaladığınız sağlam filmler varsa, bilin ki görüşler merak ediliyor......


+1


bu arada odtü tam kadro orada idi (festival'de cepa'da)..... yanlız biz öğrenci alemlerinden ne kadar uzak kalmışız, paspal entel genclik yanında şık falan kaldık .... bi tuhaf oldu:) .... bir de sevindirici haber sinema yanındaki yeme içme bölümünde "schlotsky" açılmış ki saldırdık adeta ..... menuler de hiç İstanbul fiyatları gibi değildi .... pizza+kola+salata(yada çorba) toplam 13 tl falan .... great :)

21 Şubat 2009 Cumartesi

if Ankara








Nihayet 26 Şubat Perşembe filmlerimize kavuşacağız.... Geçensene birbirlerini yiyen iki tipin filmini izleyip travmalara girmiştik (burada anlattığım üzere), bu sene bakalım nelere gebe .... ben öncelikle populer kültürden etkilenerek adını sık sık duyduğumuz "Slumdog Millionaire" e gitme niyetindeyim....şimdi baktım hala bilet var :) ..... festivalde diğer dikkat çeken filmler "The Sky Crawlers" ki animasyonu merak konusu, "Tokyo Gore Police", " Synecdoche, New York" gibi gibi .... ayrıntılı bilgi :








+1




Bu aralar bir dergiye mimarlıkla ilgili bir yazı hazırlıyorum ve yaklaşık 2 ay önce Amsterdam'da bir mimari gurupla yazışmaya başladım .... bu tasarımcıların çok meşhur bir yapıları hakkında hazırladığım yazıda, onların yolladıkları dökümanları kullanmak istedim.... Nasıl ciddiler, nası işlerine saygıları var anlatamam .... her mailimi ayrıntılı cevapladılar, dökümanları yolladılar, kontrol ettiler, cd yolladılar, fotoğraflar için bunların çalıştığı fotografçıdan izin almamı istediler .... fotolar büyük formatta bu fotografçıdan geldi, dergi hakkında bilgi istediler, hardcopy yollar mısınız dediler ....


benim çok hoşuma gitti bu ciddyetleri ne biliyim paylaşmak istedim.... ülkede bu kadar çok lakayit insana gün içinde maruz kaldığımız için şaşırdım açıkçası .... bu arada yazıştığım böyle bir kaç gurup daha var, onlarda böyle .... yani genel tavırları saygılı, ciddi, prensipli ve ayrıntıcı .... tam Avrupa kafası ve bu benim çok gıpta ettiğim bir yapı .... işte projeden bir örnek resim ... projenin özelliği cepheleri ve çatısı olduğu gibi bitkilerle kaplı olması .... yapı hakkında bilgi ve diğer resimler dergide .....






20 Şubat 2009 Cuma


Qua Qua mikiki? diye sordu geçenlerde biri.... nasıl yazılıyor hiç bilmiyorum, tamamen attım yazılışını..... meali kızılderilice: "yemek vakti ne zaman?" mış .....


+1


bu aralar biraz bunak gibiyim .... yine geçenlerde yan komşu Mert aradı taaa İstanbuldan....


Mert: "Deniz sokak kapınız açıkmış, kapıcı önünde duruyomuş"

Deniz: "Eeee kapasııın, biz şimdi sinemaya gidiyoruz"

Mert: "Kızım deli misin? ne rahatsın? hırsız mı girdi noldu?kapı açık diyorum, koş bi git bak"



O sırada bana değil de Zan'a dank etti ve ani bir u dönüşüyle ve hırsız paniğiyle eve doğru son sürat çark etti.... ben de hala kapı açık ya, Refüj (kedi) kaçmış mıdır acaba kapıdan diye dertleniyorum.... neyse gittik kapıcı kapıda sigara tüttürüyo .... "abi" dedim "girdin mi içeri bişey çalınmış mı?"....çok ciddi cevabı yapıştırdı "neee, girer miyim hiç!!.... parmak izim kalır, çok büyük suç o, siz girin bakın" dedi, trip trip .... alla alla diye diye girdik herşey yerliyerinde durduğu gibi, refüjde koltukta gerine gerine yatıyo mini kaplan edasıyla ....


yani sonuç: en son evden ben çıktığım için anlıyoruz ki kapıyı maşallah açık bırakıp çıkmışım .....saatlerdir de kapı ardına kadar açık durmuş ..... pause ...


denilebilecek hiç bişey yok, Zan'la birbirimize baktık öyle.... ve şöyle dedi "bari artık kapıyı kitleyelim çıkarken, ha tatlım?" :)


+1




böyle vur patlasın çal oynasın modunda takılıyomuş gibi gözüksek de buraya hiç yansıtmadığım lanet olaylar yok değil .... şantiye var ya şantiye ömrümüzü yedi, bu kadar zevkli olmasa çekilir iş değil .... yorgunluk, uyku özlemi, gece gündüz çalışma, salak saçma kaprisler, beyin özürlü şehir eşkiyası ustalar (bir kısmı), milletin en ucuza iş yaptırma isteği, blah blah ..... arada gerinip gerinip bi kafa atasın geliyo mesela ustalardan bazılarına .... 30 kere gerizekalıya anlatırmış gibi sabırla anlatıyoruz, yok anam yok ..... ı ıhh .... bazı ustalarda çok komik Zan'la bizi gülme krizine sokuyolar, sürekli düşen bi boyacı var mesela, ne zaman baksak yerde, elinde fırçasıyla...... bi demirci ustası var 60 yaşlarında, captain black içiyo, kadife ceketi, adidas ayakkabılarıyla, lazer gözlükleri takıyo bi çalışışı var, zannedersin nasadayız ..... alt tarafı demir kesicek ..... neyse iyisiyle kötüsüyle bir şantiyenin daha sonuna geldik .... masaj, spa, bilimum rahatlama gerçleri istiyorum .....

16 Şubat 2009 Pazartesi

uludağ sonrası choke (günlük tipi bi yazı)





Tamamen alakasız olarak ben artık bir boardcuyum???!!! Aniden çıkan sevgililer günü Uludağ turuna katılıken asla ve asla snowboard yapacağım aklıma gelmezdi......ben ki deniz yaz insanı, güneş kum canlısı, kardan soğuktan nefret eden bir tür olarak, gider otelde kitabımı okur şömine keyfi falan yaparım diyordum ki..... abimler hemen Zan'la beni piste itekledirler..... bizim ama giyicek hiçbişeyimiz yok demeye kalmadan, bir kılık kıyafet, bir havalı takımlar falan verdiler .... o anda moda girdik .... amaaa millet nası böyle gözlükler, full aksesuar, zannedersin podyumda kayılıyo, envayi çeşit şapkalar (boynuzlu, fosforlu, turkcell tavuklu, tüylü, cartlı, curtlu), öyle bambaşka bir aleme düştük .... hava bu arada (biz anlamıyoruz) sisli ve kapalı olduğundan bütün kayakçılar bordcular kara yaslarda, meğer en istenilmeyen havaymış falan ..... işte slalomdu, skipass dı, bi takım muhabbetlere tamamen uzaylı olarak Zan'la pistlere attık kendimizi ... ben daha önce az çok kayak yapıp, bu ne be, düşe kalka, oofff diyip hemen vaz geçmiştim..... lakin board inanılmaz zevkliymiş, yılın bütün stresini attım üzerimden ....




şimdi boardda bir sürü takım taklavatı ayağına geçirip, ayaklar serbest olmadan düşmemeye çalışırken, bir anda deli gibi hızlanan aletten kendini yere usturuplu bir şekilde atarken de bi tarafını kırmamaya çalışıyosun ki oldukça zor....ilk gün Zan'la düşme manyağı olduk, ağzımız yüzümüz dağaldı, morardık, bittik .... biz sisde kaybolmayalım kafamızı dağatmayalım diye abiler bir ağaç bellediler, oraya gidip aşağıya inin sonra yürüyün yine aşağı inin dediler..... ama nasıl yorucu o eşşek yükü boardu taşı zaten karda uzay adamı gibiyiz, hareket zor falan .... Zan dediki "gel ya burda çok looser olduk, çıkalım dağın en tepesine pistten aşağı inelim boardla, nolcaksa olsun, nasılsa inmek zorundayız öğrenmek zorunda kalırız" gibi bir mantık yürüttü sağolsun .... ben de deli buna uydum ..... çıktık telesiyejle, düşeeee, düşeeee, düşeeeee..... baktık aaaa kayıyoruz bayaa .... abimler ablamlar ve turdakiler şok geçirdiler bizi görünce .... bi de birbirimizi kameraya aldık, havalı havalı ..... neyse bu güne kadar yapmadığımıza yandık, süper zevkliymiş ...bi de iyice öğrenip zevkini alınca nası dejarj olursun düşünemiyorum ..... (kasıcam çok çalışıcam şu yukarı resimdeki gibi uçucam...vuhuuuuu....)


+1





neyse döndük Ankara'ya yorgun argın, morluk içinde Choke diye film koyduk .... iyiydi ........

12 Şubat 2009 Perşembe

Sevgililer Günü Katliamı üç buçuk


Aaaabiiiiiiiiii ..... var ya Zan'la birbirimizin kolunu sıka sıka izledik filmi, altımıza ediyoduk ..... 3 boyutlu ya bi de, adamın beyni parçalanıyo mesela parçalar üstüne üstüne uçuyo ..... eve tırsa tırsa döndük, otoparkta arabanın kapılarını kilitledik o derece ....zaten gece 12'de sinemadan çıkınca alış veriş merkezi bomboştu, sinemadan çıkanlar birbirine sokula sokula, gurup halinde hareket ettik :) .... nesye acaip eğlenceliydi, şiddetle tavsiye .....
+1
yanlız film yaklaşık 4 defa koptu ... koptu olmuyo tabi bu teknolojide .... durdu diyelim.... açıklama ise şöyleydi, bi çocuk çıktı bağrarak, sinemayı gösteren makinanın içindeki ampul şehir şebekesi tarafından beslenemiyor tarzı kimsenin tam olarak anlamadığı bir şeyler söyledi .... o kadar uzun 3 boyutlu seyredince biraz gözlerim acıdı ... ama o kişisel bi durum, hep ağrıyo, bu kısım geçersiz yorumdu ..... ayyyy hala tülerim diken diken oluyo
yani düşünüp taşınıp bir korku filmini 3 boyutlu çekmek dahiyane .... çok etkileyici olmuş, geriiim geriiim gerildik ..... gözlüklerde çok teknoydu, ama maalesef çıkışta aldılar .....
........................ (Jou Jou)

Sevgililer Günü Katliamı




Yıllar yılı bıkmadan usanmadan ve azimle RadyoODTÜ'yü ararım sinema bileti kazanmak için.... Ama ne hikmetse muaffak olamamıştım. Hatta işyerindekiler falan bilir, her cumartesi "Bazıları Sinema Sever" programını asla kaçırmam, sorduğu sorulara kaplan gibi telefona atlamak suretiyle cevap verip, merakla haftanın kazananını beklerdim .... Ama şeytanın bacağını kıramadığım gibi, uzun süre ofistekilerin eğlence konusu olmuştum .... Veeee dün, yine telefonu koparırcasına numaraları çevirdim, cevabı tamamen kafadan ataraktan söyledim adımı yazdırdım ..... tatmin olmadım Zan'a "sen de b -şıkkını cevap ver, adını yazdır, noooooooolur...." diye emellerime alet ettim..... Zan da garibim "saplantı oldu sen de bu sinema bileti olayı yıllardır, deli ya.... gel ben götüriim seni sinemaya" diyeee diye aradı.... Neyse cevap açıklansın diye bekliyorum, çat diye telefon çaldı, arayan numaranın ilk sayıları 210, yaniiiiiii odtü nün oralar ..... işte o an...... pause...... zafer anının tadını çıkarta çıkarta bi de canlı yayına çıktım .... yan odadan dinleyen Zan gülme krizine girdi....... ona göre o kadar saçmalamışım ki konuşurken : ) zafer sarhoşluğu işte......


Kazanılan film "Sevgililer Günü Katliamı" ayrıcada sadece davetliler gidiyomuş, özel gösterimmiş, hohooooyttt ... en ilginçi 3 boyutlu olması .... bakalım .....

10 Şubat 2009 Salı

bahara 300.....500


Ruhu uçuran havalar yaklaşıyor ..... Resurrection .....

örgü kadını (bergüzar korel=ören bayan)


Kaptırınca örgüye, beyinde serotonin hormonu salgılanırmış .... mııış ama ... bilimsel araştırmalara göre ritmik ve tekrarlanan hareketler yapınca vücut (spor, sex, örgü gibi) hoooop seratonin seviyesi tavan yapıyormuş .... cidden örgü örünce insana bir bağımlılık gelir....... çekirdek yemek gibi, şu sırayıda bitiriim öyle moduna girer insan .... neyse ben örgü elbiseye böyle olmadıkça örgü demem.....




















+1


o değilde şöyle bir bloga bakiim dedim .... aman yaaa.... nası bi kız blogu olmuş son zamanlarda, yemek tarfileri, alış-veriş muhabbetleri falan, kopmuş gidiyo .... bir de örgü konusu işlenirse tam kıvamı işte..... (bunda bu aralar sürekli izlediğim "evel wears prada" ve okuduğum kadın konulu kitapların etkisi olabilir mi acaba????? ....kitaplar şöyleki: "3 kadın 3 pırlanta" ...."yeni başlayanlar için sushi" falan falan..... kitapları aynı anda okuyunca kadınların söz konusu durumları karışıyor bir safhadan sonra.... kış işte insanı nelere mecbur bırakıyort....)









+1



private note:


ekini : I'm a shoe lover .....

8 Şubat 2009 Pazar

ÇOK





yorgunken ve artık şantiyede bir hayat sürdürürken, aaa bir baktım bana mektup gelmiş .... Ekini vitamin enjekte etmiş gibi oldum bünyeye ...süpriz insanı teşekkürzz





+1

gecen hafta saatler süren kıyafet partisi hazırlıklarımızdan sonra güle oynaya gittik "if" e.... ben bir japona taş çıkartacak kılık kıyafetimle salınırken, Zan uzaydan dumanlar içinde yeni inmiş bir tavır sergiliyordu.... hazırlanırken hatta sürekli "haragiri savaaaan, Zan san" falan diye konuşarak iyice havaya girmiştim .... Neyse gittik, önce bir kapıdan bakalım dedik.... ama ilginçtir etrafta gezen hiç abuk subuk kılıklı tip göremeyince Zan "dur ben bi kapıya soriim" dedi (allahtan kafasındaki tüy yumağı garip zımbırtıyı ve gözüne taktığı tacı çıkartmıştı).... geldi kös kös .... "e party bitmiş" dedi.... saat 12.00 daha bu arada ..... pause ....



o kılıkla ööle oracıkta kaldım ....neyse evde o kadar eğlenmemizi kar saydık .....

+1


"if" demişken, film festivali başlıyor !!!!! ... gecen sene bloguma şöyle yazmışım .... "öğlen gösterimleri var, ama ben kendimi öğrenci mi sanıyorum, iş var iş......öööö....ancak akşam gösterilerine gidebilirim..." gibi mıymıyda mız mız gibi üzülmüşüm .... bir sene geçti ve ben özgürüm ... bravehart taki gibi freedoooooom diye festivale bağırarak girmek istiyorum .... bütün gösterimlere gidilebilecek ...ohhh


+1




bir merak bir merak "the fall" ı izleyebildim.... ama işte tüm övgülere rağmen, kimsenin film zevki kimseye uymuyor şekerim .... ok, görüntüler,renkler, kostumler muhteşemdi, ama film beni içine alamadı bir türlü .....sonuna doğru gereksiz hüzün doldum hatta..... sinirlendim modum düştü diye...

http://www.thefallthemovie.com/



+1

o değilde "lost" çılgınlığı gümbür gümbür başladı..... arkadaşlar sağolsun hemen imece usulüyle beşinci sezonu indirmişler .... şok üstüne şok, tempo hızlı başladı alttan altta meraklar kabardı ....



Ankara'da yaygın değil ama, bir arkadaşım anlattı, İstanbul'da nevizadede "lost izlenir" ibaresi alında, maç izletir gibi dizi izleme seansları başlamış .... 10 ytl biletmiş, dizi bitince oturup üzerine tartışmalar attırıyorlarmış :) .... o la la ....


+1


dö la şantiye beni bekler .... iyi haftalar herkeslere....

2 Şubat 2009 Pazartesi

Durumlar bka sardı !!!


Karar veremiyorum... Bir arkadaşım var, bir diğer arkadaşımla çıkmaya başladı .... Biri bana (hiç de sevmem bu muhabbetleri) diğerinini bilmemesi gereken şeyler itiraf etti..... Bana??? .... niye beni buluyo anlamıyorum bu tür salak şeyler.... Git de ona söyle, illa birine itiraf etmek istiyosan alakasız birine yumurtlayıver.... Nası bktan zor bir drumda kaldım şimdi .... Gidip nası söyleyesim var!!!! ..... içimde koşan atlar, taşa çarpan dalgalar, tungstenini arayan ampuller yanıp sönüyo .... söylesem de..... bunlar kavga falan etseler (ki kesin edilesi bir konu, ayrılığa kadar gider yani o derece) ..... kavga kopsa eşittir kendini kötü hisset .... söylesem, bunlar takmasa durumu, sarılıp öpüşüp sevişseler, ben bk drumuna düşücem.... eşittir kendini kötü hisset .... gidip arkadaşımın onurunu kurtarmasam, kendini bk gibi hisset ..... ron ron ron .....