26 Şubat 2014 Çarşamba

iptal tehdidi...

Bizim Rüzgar banyoda saçı şampunlanınca çok sinirleniyo... bizde şampuan kullanmıyoruz ne zamandır baktım çocuk homeless gibi olcak.... aylar sonar bi saçını şampuanliim dedi... itirazlar su sıçratmalar eşliğinde muaffak oldum.... duruladık ama bizimki nası sinirlendi... durdu durdu köpürüyo ama kıpkırmızı oldu.... dediki....


seniiii ... seniiii ...(ben de bekliyorum off çok pis bişey söylicek diye)....seni iptal ederim dedi.... hahaha......normalde gülmüyorum bu gibi drumlarda (yada belli etmiyorum) egosu zedelenmesin diye ama buna koptum......"hehe hadi iptal etsene bi beniiiiii" diye diye güldüm......iyice bozuldu tatlişko....sonar ciddileştim özür diledim falan şampuan meselesini tatlıya bağladık

cmrtesi gece tarifesi ve öğrendiklerim

Rodi: Cumartesi günü bir arkadaşın ofisinin açılış partisinin ardından Ekine takılıp Kuğuluparka gittik......çay içiçem ben dedi :)...ok laflıyoruz kaynatıyoruz bi çocuktan bahsediyoruz... "e Rodi ya o" dedi.... o ne yaw dedik.... grubun alet ekipmanlarını toplayan kuran tipe deniliyormuş.... bir bilgi edindik....


Sonra park bahçe etkinliğimizden çıkıp entellektüel alemlere akmak için Ekin ve Çağatayın sergi açılışına arabaya 6 kişi doluşmak süretiyle ve sanki discoya gider gibi gittik.... arabada Caner anahtarı çıkartsan bile arabanın motorunun çalıştığını ileri surdu bir bilgi daha sana......sergi çok sugardı, ebeveyn gibi gurulandık duygulandık....


ordan eglenceye once serginin üst katında (ev gibi olcak bişiler içeriz dedi Ekin) devam edildi....sonar başka bi yer sonar bakşa yerler darken en son Ekinle ife doğru ilerliyoruduk, bir rock n roll filminin sahnesinde kendimizi bulacağımızdan habersiz... ife dedi Ekin kulisten girelim...ok.... girdik if tıklım pıkış, kulise gittik yemin ederim gaz odası yanında halt etmiş.... duman altı ve grup sahneye çıkmadan once laflamakta, altyazıda koysan belgesel niteliğinde bir kısa film tadında ortam.... ve içeride şeker bir teyzem oturmakta butun bu "yeaaah hell" ortamına tezat.... pardon bu kim dedim... grubun vokalinin annesiymiş...... oda hep onlarla takılırmış.... pause....


yanımdada pskolok bi arkadaşım var bak bak dedim ilginç bir case var burda.....anne var...herkesde nası normallemiş drumu...millet doğal halinde takılıyo, yarı ağzı bozuk konuşmalar, içmeler, muhabbet biraz hardcore... mesela ekin saçını mora boyatmış olan vokalin saçını çok beğenmiş olsa gerek ki kıza" vaaay ne güzel olmuş saçın, g....öt" diye bağırdı annesi de yanındayken hehehehe.....super bi andı....


pskolok arkadaşım (oz) hemen şemalar karışmış, bi gözlem yapiim dedi, sanki roller değişmiş, o onun annnesi digeri onun kızı gibi, aidiyet duygusuyla burda diye hüzünlendi birden,... bi 5 dakka da onu depresif halinden kurtarmaya çalıştık......bissürü bissürü bişey...anlatamıcaklarım da var, onlarda bir bukowski kitabında yer alsın diyerek hayal gücünüze bırakıyorum....


unutmadan bir bilgi daha....oturduğumuz yerlerden birinde tanıştığım bir kız bana mutfakta hiçbirşeyi atmadığından bahsetti....nası yani dedim...anlayamadım resmen... mesela dedi elmaları yedin çekirdeği hariç herşeyi kavanoza doldur su koy kapak kapat bir ay sonar sirken hazır şekerim.... salataya koooy, sebze yıka, temizlikte de kullan... alla alla...sonar organic pazar ve koytavuğunu nasıl kesip kaynatıp minik bulyonlar yapmayı anlattı ki dedim ben napiyorum burda çıkmışım eğlenmeye, turkmax gurme kanalına bağlandım bir anda....      bilgiler bu kadar şimdilik....

19 Şubat 2014 Çarşamba

Bora Uzerin salon erkeği halli klibi

Bora Uzer diyince bi tuylerim diken diken olur ki..... gıcıklık hat safhadadır benim için onun varlığı....
küçüklükten taaa Bodrum Mavide bunlar meşhur olmazdanken beri biliriz arkadaşı, yeni yeni inceltip sesini eski jamiroquai, yeni Jastin Tımbırlek halleri, etraftaki insanlara (ekseri kızlara)laf atıp bulaşmalar, muhabbet açıp ilerleyincede adeti gereği bozmalar falan oyyy oyyyy... böyle böyle meşhur olunuyo demekki diye düşünmekten kendimizi alalmamıştık yıllar içinde bu davranışlarını gözlemlerken ...mesela bizzat benim şahit olduğum şöyle bir olay arkadaşın profilini özetlemeye yeter belkide....




artık yıl 2001 mi 2000 mi, 2003 mu bilemiyorum o civarlar Maviye gittik yanımda çeşitli kız arkadaşlarımla.... Bu arkadaşlardan biri Ella ingilterede, Beryl Amerikada yaşayan son derece hoş, güzel,  eğlenceli, yabancı doğallığında hatta mütevazi, aileleri yarı yabancı yari Turk olmasına ragmen sadece yazları geldiklerinden Turk laf sokmalarına, egolarına çok yabancı kızlar....akıllarına geleni ima etmeksizin direk soylemeleri o dönem çok hoşuma gidiyor...


neyse girdik super eğleniyoruz birimizinde doğum gunumuydu neydi hatta.... müzik de keyifli Bora vokalde kopuyo kendince, ve  o kadar ama o kadar yakışıklı ve havalı olduğunu düşünüyo ki büyük ihtimalle :)....  o sırada bizim masaya dönüyo Bora cemkirmeyle karışık küsmüş bir suratla çok ses yaptığımızı  söylüyo...sınıftayız sanki... ben böyle pauselasamda yanımdaki mutevaziler ya bi üzülüyolar bi üzülüyolar....tüh ya ayıp ettik guruba gibilerinden saf saf bunlar içleniyolar....derken ara oluyo dışarıda ego patlaması yaşayan Boranın yanına gidip pardon demek için ilerliyolar .... bilesem bunun huyunu hayatta gönderir miyim kızları....  yanına yaklaşıyolar tam pardon falan diyecekler...."şimdi konuşamam..." diye bunların suratına bile bakmıyoooooo... bunlar böyle yazık çok bozuluyolar, şaşırıyolar, arkalarını dönüp masaya gelip şok şok bakıyolar etrafa hahahaha...iyiki gitmemişim olm  olmuştum çok net hatırlıyorum....


bi kerede Odtu de İlhan Erşahin konseri var,... İlhan abimizde bizim o yarı yabancı arkadaşlar hesabı nası kibar takılıyo sahnede mutavazilik akıyo izleyenler bilir... bu da çıktı konsere bir ön plana geçmeler, rol çalmalar, adamı hiç konuşturmamalr, off çiiiiğğğ ve çeaaaaap aynı anda....


bunun gibi vukuatları var arkadaşın, bildiğimden ben bi daha hiç diyoloğa girmedim ama herkesten de bozulma, gt etme, lafı gediğine sokma hikayelerini yıllar içinde dinledim.... bu sene Gumuşlukteyiz Jazz barda bi grubu dinlemeye gittik... ortam şahane müzik dalgaların sesiyle adeta karışmış, kumsala atılan sandalyelerle kuma basan ayaklarımızdan cazır cazır kışın elektriği topraga karışıyo....rahatlıyoruz içkimizi kibar kibar yudumlarken.... birden sahneye hop bu çıktı....seyirciler arasındaymış meğer.... "ne duruyosunuuuuz, alkışlamıyosunuzzzz, bunlarda iyi gurup mu bulcaksınıııııııııııız" diye mikrofona nası bağrınıyo deli.... gerdi resmen bi anda, gayette herkes alkışlıyo bu esnada, niye alkışlamıyosunuz grubu diyecek bi ortam falan yok yani....Zaan la gözgöze geldik koptuk....
 
azardan hemen sonra mikrofona fıçı fıçı hutu hutu Beat Box numaralarına başladı klasik.....










bu arada her zaman kot pantalonlu şapkalı New Yorktan ayağımın tozuyla yeni geldim yoksa buralarda sizinle ne işim olacak,  halleri yeni klibinde salon erkeğine itinayla dönüşüyor ....veeee incecik sesi ve yeni doğum yapmasından olsa gerek kocaman memeleriyle klibi kısa film formatına dönüştüren Tuba Ünsal.... ya nolur biri bana klipteki o diyalokların yapmacıklığını anlamsızlığını anlatsın .... Tuba Ünsal kızgın gibi ama hiç kızgın gibi değil... Boranın mimikleri görülmeye değer.....neyse yine çok eğlendik.... youtube dan eğlenmek isteyen izlesin buyrun: http://www.youtube.com/watch?v=laVAy1bmOlw