05 Şubat 2010 Cuma
bu akşam saat 9
not:pazarları da "star wars" serisi ziyafeti devam etmekte ...... bu hafta episode III.....
04 Şubat 2010 Perşembe
29 Ocak 2010 Cuma
14 Ocak 2010 Perşembe
12 Ocak 2010 Salı
03 Ocak 2010 Pazar
+1
çoluğa çocuğa kavuştuk diye partilerden uzak kalıcak değiliz herlade.... aslaaaaaa.....
bebek uyuyunca, doooğru Hich'in chillout partisine (saat gece 2 de başlaması süper oldu) .... uzun zamandır gece çıkamayan ben için ilaç gibiydi ....bissürü arkadaşımı gördüm, iki geyik, üç yüz beş yüz müzik, bi bardak şarap, kalabalık, dejarj ..... yoga hocamız ne dedi "boşlatıcaksın ki dolsun" .... resmen boşalttım, 9 ay 10 günü, ardından gelen kırkı dolsun lafını ve de tüm zamanların baby sitterlık çalışmalarını ...... ohhhhhhhh ....
yanlız sabah 6 gibi biz ev partisini terk ederken (tüm ev partilerinde olduğu gibi) yavaştan iş çığrından çıkmaya başlamıştı .... Hich nevrotik bir şekilde dağılan ve dağıtılan evine acıklı bakışlar atmakla kalmayıp, bi kişiyi evden kovuyodu gayet :) .... içeride sigara içme gafletinde bulunan bu kimsenin sigara paketini kapıyı açıp apartmana attıp aynı anda, tiplemeye "go go go" diye bağırırken, bacağını da sinirli bir şekilde yere vurmaktaydı ...... :) ... film sahnesi gibiydi, özellikle mini eteği, turuncu saçları ve de pembe çorap altına giydiği topuklularıyla ..... partiden aklımda kalan bir diğer görüntüde (Hich de anlatmış) .... iki lezbiyenin saçma sapan yaptığı danslar ve onu izleyen diğer cinsen temsilcilerin gözleri belermiş bakışları .... izleyen oğlanların biri dayanamayıp "gidin başka yerde yapın" diye bağırdı .... o sırada bana yakın olan diğer arkadaşı onu dürtmekteydi "yok ya burda iyiler" hahahaha çok güldüm, neyse ..... en sonunda zaten pankreasçılar gibi orta sehpaya düştüler ve canııım meyveliği kırdılar .... orda işte Hich yine bi çıldırma arifesindeydi ....
+1
Görkiye gelince süper çaldı ..... evin mutfağında bana zorla shut yaptırmaya çalışan bi tipler vardı ... ben içki içemem dedikçe nası ısrar .... pek inandırıcı gelmedi onlara sanırım benim bebeğimin olduğu ... espiri sanıp, hiç ciddiye almayarak, zorla doldurup ikramı kaotik bir şekilde ağzıma zorla yönelmeye kadar götürdüler .... ellerinden zor kurtuldum ... şarabı bile içerken ne kadar vicdan azabı duydum bebişe alkol gider diye .... neyse parti ertesi Hichi aradım, moraller çok bozuk geliyodu sesleri .... "hayata pozitif bakmaya çalışıyoruz" dedi .....hahahaha..... thnx 4 the party .... geçen seneyi, Amsterdamı aratmadın Esoş, sen bitanesin ....
28 Aralık 2009 Pazartesi
mothercare de deli indirim var
Baby fashion'un nabzını tutan marka mothtercare normalde her ayın 15 inde indirim yapıyo ... ama ne hikmetse bu ara sürekli indirime girmiş .... yılbaşı hediyesi herlade bir nevi .... neyse haber vermek istedim burdan .... yanlız mağazaya girmeden önce nefes meditasyonu falan yapınız çok süper şeyler var insanın gözü dönüyo .... oysaki (klasik uyarı olucak) bebekler hemen büyüyo ve de boşa o kadar alışveriş manyaklığı oluyo ....
bu da bizim en sevdiğimiz çizgili paçalı Fransız plaj kıyafetimiz ...



24 Aralık 2009 Perşembe
gün olur devran döner dizisi ve babay tv karışımı

23 Aralık 2009 Çarşamba
sabahları
16 Aralık 2009 Çarşamba
uyku eğitimi
Artık kocaman 2 buçuk aylık bebek olduğumuz için uyku eğitimine geçmiş bulunuyoruz efendim .... zaten 40ından sonra ben bağımsızlaşması için yatağında uyutmaya başlamıştım miniği ... ama o memede uyumak istiyordu .... neyseki Zan burada devreye girdi ve gördüğüm en acaip uyutma tekniğiyle onu memeden bağımsızlaştırdı ... teknik şöyle, beraber yatağa yatıyorlar ve Zan bebeğin gözlerine bakmaya başlıyo .... hahahha... çok acaip biliyorum ama Alaz da hipnotize olmuş gibi ona bakıyo.... sonra bir kafa masajıyla (gözlerin tam ortası 3. gözün olduğu yer)mayışmaya başlıyo ... o günkü keyfine göre bi de Zan bi ninni gibi garip bişey tutturuyo .... izlemesi çok nefis oluyo.... nası oluyosa bebek tık gidiyo uykulara.... bazen ben de yatıyorum yanlarına ... kaç kere benide uyuttu, napıyosa anlamadım .... sonra bebeği yatağına yatırıyoruz, ohhhhh....

15 Aralık 2009 Salı
yılbaşı tripleri
Bu aralar fena halde Amsterdama aşeriyorum .... geçen sene bu zamanlar ordaydık ve de manyak porn tiyatrosu, kanalları, laleleri, kafeleri, parkları, evleri ve de deli gibi süslenmiş sokaklarıyla unutalmazdı .... yılın belli bir zamanı bir yere gitmeyi hep sevmişimdir böylece bir daha yılın o zamanı gelince hep öteki o zaman hatırlanıyo ... işte ben de her yılbaşı Amsterdamı hatırlıcam demekki .... bi de benim liseden beri hayalimdi ... hayalimi gerçekleştiren Zana anti parantez teşekkürü bir borç bilirim ....
13 Aralık 2009 Pazar
hapşuuuuuuuuuuu
+1
+1
yatağın üstüne asılan ve de dönen aynı zamanda da müzik çalan bir zamazingo var .... ona da biz Zan'la pek anlam verememiştik .... müzikler bi de ağar ağar pskopat gibi çalıyo ya, pek ısınamamıştık .... ama fark ettik ki, müziği çok seviyo minik adam ... hemen Zan koştu gitti almaya .... nasıl bir bayılmak, saatlerce izlemek, hatta izlerken kendi kendine uyuyup gitmek .... tavsiye edilesi bir aparat ....
+1
ayaklara takılan ve ses çıkaran patikler .... çok hoşuna gidiyo .... bize de izlerken eğlence çıkıyo ....
+1
kanguru: pek oyuncak sayılmaz ama çok işe yarıyan bir aygıt .... evde özellikle bebeği kucakta taşırken ve bir sürü iş yapmak gerekirken, tek elle bebeği taşımak tehlikeli olabiliyor.... oturunca kanguruya önümde, hem ben 2 elimi kullanabiliyorum, hem de Alaz yanlız başına bi kenarda yatmamış oluyo, benimle geziniyo .... önceden de karnımdaydı, şimdi dışarı çıktı yine karnımda her yere beraber gidiyoruz ... :)
not: bebek partisinde hediye eden Özlem, Ekin, Tuba, Barlas ve Yeşime çok teşekkürler
+1
ana kucağı : sadece arabada ve bi yerden bir yere taşımada değil, evdede çok işe yarıyor... mesela mutfakta bi takım işlerim var, ana kucağına oturtup Alazla muhabbet ede ede, müziğimizide açıp takılıyoruz .... emniyetide olması iç rahatlatıcı .... önceleri çok minikken biraz oturmada zorluk çekiyodu, içine bir destek koymak gerekebilir ..... hafif sallandığı için yine içinde uykuya dalması olası .... süper bi device .... birilerinin oturup bunları düşünüp tasarlamış olması harika ....
+1
12 Aralık 2009 Cumartesi
neler neler olmakta
eeeee anne olduk neler değişti .... aslında hiçbişey değişmedi ama bir yandan da hiçbirşey eskisi gibi değil ..... bir şey değişmedi diyorum çünkü herkes çok abartmıştı "eski düzeniniz kalmıcak, hayatınız alt üst olcak, dışarı çıkamıcaksınız .... bla bla" .... walla gayet bebeği de alıp her yere kedi enciği gibi taşıyoruz .... bu soğukta hem de .... alıştırmak lazım ...Amsterdamdakiler alıştırmış, biz kat kat giyinip o soğukta zaatturcemp geçirirken, bisikletin önünde küçücük bebekler farıl farıl dolaşmaktaydı mesela ....


29 Kasım 2009 Pazar
ilk lakırdı
İlk kelimesi tamamen bilinçsizce edildi .... taaa-vuuu-k (k harfi sessizce söylendi) .... bazende havvv--luuu diyo ...hahaha .... tekxtilci mi olcak acaba????
+1
23 Kasım 2009 Pazartesi
AGUUUU
17 Kasım 2009 Salı
12 Kasım 2009 Perşembe
uykuuuu biraz uykuuu
aslında adet yerini bulsun diye bu cümle ... yoksa sağolsun (ve de maşallah diyin lütfen) nası uykucu bizim eleman ... aynı babası .... gece uyanıyo hop sütünü içiyo, hop direk uyku ..... hatta hiç uykusunu açmadan ıhlamalar başlayınca yatağından kaptığım gibi sütünü içiriyorum .... devam sonra .... ama işte hal böyle olunca ben tavşan uykusundayım sürekli en ufak sese tetik ... geçen akşam Zan anlatıyo yatakta sallanıyomuşum .... tek elim de bebeğin beşiğindeymiş .... ama beşiği sallamıyomuşum kendim sellanıyomuşum .... hahaha.... saçmalığa gel artık ..... bi de uykusuzluktan sanırım, neler gerçek neler rüya ayırt edemiyorum ... yine geçenlerde Zan bişey sordu "bilmemneyi yaptın mı, söylemiştim ya hani" gibilerinden bişeydi .... "aaaa sen onu rüyamda söyledin sanıyodum" dedim .... Zan'a sürekli gülme malzemesi çıkıyo bu drumda ..... üniversitede bi ara insomnia olmuştum, yemin ederim o günlerden beri bu kadar kopmamıştım .... uçuşlar süper ... anne kafası resmen .....

10 Kasım 2009 Salı
lemon tree
25 Ekim 2009 Pazar
hamilelere tavsiye mektubu --emzirme üzerine
.............


ben de bir tek bana oluyo sanıp üzülüyodum .... geçenlerde arkadaşlar geldi, hepsi bu dertten muzdarip olmuşlar..... onlar bu müthiş icadı önerdiler, yazık Zana yine doooğru eczane yolları gözüktü .... ama rahat ettim ve emzirmek şimdi artık süper bir hal aldı ... terapi gibi ....
+1
diğer olmazsa olmaz ürünler, daha öncede bahsettiğim Lansihon (adı böyle bişey bi türlü öğrenemedim) krem, yine çatlaklar için.... ve de gögüs pedi (must olarak alınmalı, yoksa giysilere yapışıyo, yine acı yine acı) .... bi de o çatlaklar çok abartınca sağmak için Madela süt sağma aleti ....
+1
daha önce bahsetmiştim, bizim ünlü bir pskolok arkadaşımız demişti ki "bebeği büyütürken mağrada yaşadığınızı düşünün .... gereksiz ve de teknolojik işlere girmeyin".... ben burdan cevaben kendisine bi hareket yapmak istiyorum ama kendimi tutuyorum ... o mağra kadınları o çatlaklarla yaşasın canım..... ben, gayet günümüz ürünlerinden medet umuyorum .... bu arada yine aklıma kırsaldaki köyledeki kadınlar geliyo çok üzülüyorum .... bu aparatlardan 100 tane alsak, götürüp her köye bi adet bıraksak, doğuran gelse yararlansa mı napsak .... bekli oralarda da vardır ama ... bilemoruuum ....
neyse yinede sonuç tüm acılara değiyo ....
24 Ekim 2009 Cumartesi
groove is in the heart
23 Ekim 2009 Cuma
bebeği tekrar yiyip içiriye geri alma isteği var içimde ... Dr Hannibal gibi içgüdüsel sahneler çeviriyorum ruhsal alemimde ... ilk 2 ayda da bebek de anne rahmine geri dönmek istermiş ... kim istemezki ... hepimiz tüm hayatımız boyunca kurtulamıyoruz bence bu güdüden ....
ekiniiii resimler çoooooooooooooook thnx dear ....
21 Ekim 2009 Çarşamba
lohusa mı loğsa mı?
Deniz Anasının günlüğü: e saçı başı dağıtmışım .... koşturmaca maraton alt değiştirme, hop süt vermece, gaz seansı, uyutma, oynama, ziller çanlar çalıyo, çok hızlı olmam lazım, bebeğe yetişmem lazım .... kilolar jet hızıyla eriyo, güzeeeeeeeeel ..... derken derken bi baktım aynaya, agd olmuşum afedersiniz .... gittim bi saç bakımı kaş alma spa kendime geldim, oturdum .... biz de kendimizi hızlı yaşar sanırdık Zan'la ..... peeeeeh ......
17 Ekim 2009 Cumartesi
15 Ekim 2009 Perşembe
doğum günü
Saat sabahın 7.buçuğu itibariyle zaman durabildi benim için .... anca bi oturabildim, bebeği uyuttum, hemen yatağa sürünerek gidiyordum ki du dedim biraz da keyif yapalım .... rezene çayımı koydum (ki bu aralar temel sıvım, süt yapiomuş bu çay) güneşin doğuşuna vasıl oldum .... zaman artık akmıyo resmen koşuyo ..... onu yakalamak kısmı, bebeği doyur uyut altını aç gazına bak, kuzuyu rahat ettir, oyna oyna şeklinde bi bakıyoruz akşam olmuş .... manyak bir mesaiymiş yanlız.... allahtan biz gece çalıtığımız için sürekli uykusuzluk koymadı ..... egzesizli çıktık .....
12 Ekim 2009 Pazartesi
07 Ekim 2009 Çarşamba
geri sayım başlasın artık
+1
dün çok saçma bişey oldu .... kendime bi bilezik bileklikvari bişey almıştım .... doğum sonrası süslenip püslenirim biraz diye .... taktım akşam Zan'a gösteriyorum, fakat alet kilitlendi, öldür Allah çıkmıyo .... ordan deneme burdan sıfırbeş kalemle kilidi açmaya çalışma, yok ..... kaldım öyle elimde bilezik .... bi ara öyle zorladıkki bi tarafı koptu hatta ... en iyisi ben sabah gidiyim aldığım yerden değiştiriyim bunu dedim .... gece öyle elimde kocaman bilezikle oturuken koca göbeğimle saçma bir tabloydu .... Zan "asıl sancın tutarsa bu gece bomba olur .... elinde bilezik takmış takıştırmış doğuma gelmiş deli anne geldi derler hahahaha" diye bi süre dalgasını geçti ....
+1
sonbaharın en sevdiğim ağacı sumaklar kızarmaya başladı .... (rhus typhina) .... yapı fuarı vardı gecen hafta .... çok salaktı o ayrı ama altınparkta bitkiler uykuya hazırlanmaya başlamadan önce iyice kızarıp sararmaya başlamışlardı .....
+1
Funda pastanesinde çalışan heykeltraş arkadaşım bissürü emzikli bebek kurabiyesi yapmış, misafire ikramlık .... bu aralar aldığım en süper hediye .... çooooooooooooook teşekkürler ..... ben de daha önce aldığım bebek süsleriyle kombine bi tablo hazırladım .... bebeğin hastane süsü kurabiyesi bile ok, ama kendisi ortada yok .... pek bi rahat sanırım yerinde ..... (doğum günleri, düğün vs için kurabiye isteyenlere arkadaşımın telefonunu verebilirim, çok süper çeşitler var)
27 Eylül 2009 Pazar
Refüj için karar anı
refüji Sanırım gidiyor .... bu sabah çok sinirlendim ... Bebeğin odasına girdim öylesine ..... aaa bi baktım bebeğin yatağı kıl tüy içinde ..... Refüj hanım bi güzel yatağa çıkmış gizlice (kapı da hep kapalı ne ara bulup girdiyse) ...... hadiii bütün çarşafları doooğru makinaya, bu halimle yine onları yıka, as, ütüle, ser, offff .... yaramaz Refüje küsüm ....
+1
Gecenlerde otobüse bindim (Zan duymasın, karnım burnumda otobüse falan binince çok kızıyo) bilet kesen müavin, "bir kişi mi" dedi .... "evet, ama isterseniz iki kişi alın" dedim ve sırıttım ... ama adamcaazın yüzünde en ufak bir değişim olmadı, ne bir tepki ne bir anlam .... öyle zevzek zevzek espirim havada kaldı, çok saçma bir andı ... neyseki önde oturan 2 kız kikirdiyerek espirimi anladı bi de bana yer verdi .... biletçi amcaya çok üzüldüm, otomatiğe bağlamış adamcaaz, büyük ihtimalle bütün gün bilet kesmekten nevri dönmüş, ruhu çekilmiş, etten makinaya dönmüş .... öyleee boş boş bakıyodu ben inerken de ....
25 Eylül 2009 Cuma
Rejüj gitmese mi?
+1
Aşk beni kesmedi ... haydin Bab-ı Esrar'a ......

15 Eylül 2009 Salı
filler ve çimen

Bebek odası için fil resimleri buluyorum deli gibi....en güzelleri de www.print&pattern.com da .... Benim en sevdiğim hayvan fil (kediden sonra tabiki ....) .... burda bir miktar kendime oda yapıyormuşum gibi bir yaklaşım var ortamda .... bebek büyüsün bakalım onun en sevdiği hayvan ne olacaksa onları asarız artık .....



14 Eylül 2009 Pazartesi
OLD DAYS
Eski fotolarıma bakıyorum bu aralar, nası zayıfıııım, zafiyet derecesinde ..... bi de sürekli rejim muhabbeti yapardık .... işte günümü gördüm .... ama bu halimi de seviyorum aynada..... nasıl olsa geçici bir drum diyerekten dalgamı geçiyorum ..... Nora çekmişti gecen sene bu zamanlar İstanbul.....

13 Eylül 2009 Pazar
10 Eylül 2009 Perşembe
YARASA yaramasa ???


08 Eylül 2009 Salı
süslü püslü ama sade
Şık düğme vari bir karışık mağazaya girdim geçenlerde.... aslında annem tentene alcaktı amaçta.... yanlız girer girmez bir sürü bebek süsleriyle büyülendim .... özellikle de kız bebek süs sektörü çıldırmış durumda.... erkek bebekler ister istemez biraz daha frenlenmiş süs işinde..... hastane odası için askılı çok süper yazılar var .... odaya asılan mini çıkarmalar, hastane odası şeker arası süsler, kumaşa dikilen desenler, bissürü bissürü bişeyler ... zaten çoğuna yabancıydım hemen yanımdaki teyzelere sordum, bu ne? bu ne için diye? ... mesela yeni doğmuş bebeğe hediye götürmek için mini keseler, kese gibi olmayıp da bebek arabası gibi olanlar, şemsiye formundakiler, kutular, minik bebekler yuvarlak cam içinde, sepette, cartta curtta .... hepside 500ytl, 1000ytl, 3000ytl gibi bozuk para fiyatındalar ... kendime aldım doyamadım arkadaşlara da aldım bi ton .... yolunuz düşerse aklınızda bulunsun, eğlenceli bir ortam ....
+1
Berçemciğimin hediyesiydi .... bebek ve anneyi relax moda sokan süper bir cd ..... şiddetle tavsiye .....
+1
bir de çıngıraklı oyuncaklar var.....
mothercarede gezerken deneyimli annelerle yaptığım muhabbetler sonucu yatak kenarına asılan bez cepler hayat kurtarıcı oluyormuş ... bez, biberon, purda gibi bilimum ihtiyaç elinizin altında oluyormuş .... onları dinledim.... edindim ....
02 Eylül 2009 Çarşamba
01 Eylül 2009 Salı
30 Ağustos 2009 Pazar
28 Ağustos 2009 Cuma
çocuk aklı
+1
sevgili arkadaşımız Orhan Dalga'da kulaklarımızın pasını alıverdi .... ve onun machine telefonu .... komple deli biri ... özledik hemen ......



+1
evet hemen özledik güneşi denizi




26 Ağustos 2009 Çarşamba
offf geri döndüm











20 Ağustos 2009 Perşembe
İnziva
+1
Gümüşlük ruhumu dinlendirebildiğim tek yer:
16 Ağustos 2009 Pazar
14 Ağustos 2009 Cuma
06 Ağustos 2009 Perşembe
28 Temmuz 2009 Salı
tuzak dolu
20 Temmuz 2009 Pazartesi
tatlı krizi forever

Esselamün hello .... sıcak mı ne?????, yada ben içimde çoşan tatlılık abidesi minik yaratık yüzünden mi hararetleniorum, bilemiorm .... neyse zaten canım sıkkın ben çikolata havuzuna boğazıma kadar batıp boğulmak isterken, profiterollerle dolu bir yatakta saatlerce uzanmak, cheesecake dünyasının karileçesi olmak isterken ve o nadide frappucinoları temel gıda maddem yapmak amacındayken doktorun tatlıyı yasaklaması sonucu ciddi anlamda bunalımlardayım.... her allan günü cocuk gibi Zan'la dondurma pazarlığına girmekten artık utanır oldum haliylen.... 1 haftadır sadece 2 top diyet dondurmaya talimim .... öööö .... "bırakın beniiiii, kanasın dünyaaaa !!!!" diye koşup, şeker komasına girercesine marketin çikolata reyonuna kafadan atlamak istiyorum .... ama kilo almam zınk diye durdu şekeri kesince, deeee ... eeee? benim gözüm dönmüş, sayko gibi elalemin tatlı tabağına falan bakarken yakalanıyorum Zan tarafından, (o epey bi eğleniyo gerçi ) .... " şekerim ye ekşiyi doğur Ayşeyi, ye tatlıyı doğur atlıyı diye bi laf var bilmio musun" dedi bi arkadaşım geçenlerde .... walla bilmiyodum... bırakın doğuriim atlıyı diyorum arada, Zan anlamaz gözlerle ve artık bu kız iyice koptu ifadesiyle bana bakıyor.....



NOT: Tüm mailleriniz için çok teşekkür ederim bu arada :) ..... demo nerdesin cicim????
26 Haziran 2009 Cuma
michael jackson
Dün şantiye sonrası anneme gittim, dinlenip beslenip, duş almaya... malum banyomuz tam olmadı daha...... neyseki kapıları takıldı ve biz Romalılar gibi açık açığına abdest almaktan bir nebzede olsa kurtulduk... işin garibi yavaş yavaş alışmaya da başlamıştık, sadece eve gelen misafirler tuvalete girince "kimse gelmesiiiin, tuvaletteyim" diye bağırmak zorunda kalıyorlardı.... kapılar geldi ama evin diğer yapılan ahşapları daha boyamadaymış, offff pofffff...... neyse anneme gittim uyukluyorum tatlı tatlı .... annem: "Michael öldü yaaa ... Allah rahmet eylesin, bak adam zenci geldi beyaz gitti dünyadan ... öyle kendinle çok oynamıycan" diye içeri girdi .... töbe töbe güliim mi üzülim mi şaşrıdım, ölenin arkasından geyik yapıcaktım da sustum .... ben de diyorum sabahtan beri niye radyolar habire michael jackson çalıyo diyodum .... no comment
24 Haziran 2009 Çarşamba
neler neler değişti, benim sabitim sanırım şantiye
Geçen sene özene bezene aldığın nah bu kadarlık topuklu ayakkabılar noooolduuu, ha nooldu deniz sorarım sana??? ..... dümdüz parmak arası terliklere talimsin, işte kaderin cilvesi burda hunt etti seni (bu hunt etti, odtü den kalma ingilizce turkçe aynı anda konuşma manyaklığından miras kalmıştır affola jou jou)..... hayır annemin ve Zan'ın güvenlik çemberinden geçtik diyelim, onların evhamlı bakışları arasında topukluları giydik diyelim, bu şiş ayaklara sığar mı o minnacık biblo ayakkabılar?..... neyse uzun arayışlar sonucu hem rahat, hem terletmeyen, hem şiş ayaklara karşı hassas, hem de terlik havasında değil de şık bir parmak arası görünümünde (toplantılara terlikle gelmiş kadına bak dedirtmemek için) çeşitli sandaletler bulabildim .... Stradivarius bu konuda atak yapmış, kendini parmak arası işine vermiş, kutlarım .....
+1
gecen sene bu zamanlarda bloga neler yazmışım diye baktım, sanki 4 yıl geçmiş gibime geldi ...daha terastan taşınmamışız bile....ay bi tuhaf oldum, zaman algısı kaydı sanki.....
22 Haziran 2009 Pazartesi
El Nido
http://dontcheckit.blogspot.com/
21 Haziran 2009 Pazar
aşk
Bila noksan, eksiksiz bir hayattır sürdüğün.
Ya da öyle sanırsın.
Alışkanlıklara ayak uydurur, tekrarlara kapılırsın.
Şimdiye değin nasıl yaşadıysan, gene öyle yaşayacaksın sanırsın.
Sonra beklenmedik bir anda biri çıkar gelir.
Etrafındaki kimseye benzemez.
Kendini bu yeni insanın aynasında görmeye başlarsın.
Var olanı değil, sende eksik olanı gösteren sihirli bir aynadır o.
Ve sen bunca zaman aslında hep bir eksiklik duygusuyla yaşadığını, bilmediğin bir şeye hasret çektiğini anlarsın.
Şamar gibi iner hakikat suratına. Sana içindeki boşluğu gösteren bu kişi bir pir, üstad, arkadaş, yoldaş, eş ya da bazen bir çocuk olabilir.
Önemli olan seni tamamlayacak ruhu bulmandır.

19 Haziran 2009 Cuma
karambol her haziran
Akın aslında bi arkadaşın nikahına gelmişti ki ben nerdeyse o nikah esnasında halk tarafından linç ediliyodum, haberim yoktu..... Şöyleki, Keçiören gibi fantastik bir mahallede yapılan nikaha bildiğin askılı bir hamile elbisesiyle katıldım ve ninjalar tarafından "AAAAAA kıza bak aaaa!!" diye bağıra bağıra tacize uğradım...herkes resmen parmakla beni gösterdi, biz de şaştık şaşa kaldık... gayri ihtiyari bizde bana baktık, acaba açıkta bişey mi var, bi yer mi gözüküyo gibilerinden, yooooo ..... işin ilginci benim de duyabileceğim şekilde ve açık açık söylendiler.....pause.....neyse giydiğim de şöyle bişeydi alt tarafı.....
+1
ya amaaaan bi güzel kitap bulamıyorum bu aralar...arkadaşım "Aşk" isimli son listelerin populer kitabını hediye etti bakalım oralardan bir medet ummaca..... şu "Tanrılar Okulu'nu" merak ediyorum.... okuyan var mı ?????
+1
bi de iyi film yok sanki bu aralar.... sanki vaktim var da gidebilecekmişim gibi söyleniyorum da, ne biliyim en son bi gaz "Star Treck'e" gittik, resmen hayalkırıklıkları içerisinde eve döndük......"Angels and Demons'a" koşturduk, galasına bilet aldık heycanla..... ama yani o şahane kitaptan sonra oldu mu şimdi diyeee diyeee izledik....ö öö .... yanlız derim derim onu derim Alla aşkına "deaf dj'i" bi izleyin... neyseki sağlığımız yerinde gibi duygusal ve anne cümleleri ettim izlerken ....
10 Haziran 2009 Çarşamba
24 Mayıs 2009 Pazar
bebek partisi vol.1
Uzun süredir blog yerine günlüğe sardırdım, miniğe yazıyorum da yazıyorum .....
minik hediyeler geldi bissürü .... en çok da kanguruma sevindim, yıllardır görür özenirdim, sırt çantası gibi bebeği takıp çıkan ecnebilere....
diğer ilginç bir hediye de, bebek dikiz aynası..... bu bebek dünyası resmen bir sektör olmuş, 40 yıl düşünsem aklıma gelmezdi böyle bir aparat .... arkada kerata napio diye dikizlemece....işte şu pınarın elinde tuttuğu ayna......
mutfağın hali :)....
balkon :)

23 Mayıs 2009 Cumartesi
BACAKLAR FORA
It's a boy :) ____ party boy (annesi - babası gibi)
bu akşam ilk partisine katılıyor beyfendi.....
08 Mayıs 2009 Cuma
Tanrı saç düzleştirme aletlerinin hepsini, marka gözetmezsizin korusun!!!
03 Mayıs 2009 Pazar
sorularım var cemaate
Bir sorum var.... yaz acaba gelmeyi düşünüyor mu?
bu mayıs ayıda yağmur duasına çıkan çok kabile var sanırım..... şimdi yazıyı yazarken yine başladı ....
tavus kuşlarına "aç! aç! aç!!" diye acaip tezahurat yapıp iltifat ettimsede, açmadılar kuyruklarını ....yanlız bi kere görmüştüm, bi açsa oracıkta nutkun tutuluyo güzellik karşısında ... bir taneside albinoydu....
ben bu tavus kuşlarına hipnotize olmuş kitlemiş bakıyoken, Zan uzaktan kendini kaybetmiş çocuk edasıyla bağırdı "deniiiiz gel gel koş burda çok acaip bir deve kuşu var, tek ayağınıda kaldırmış, titriyo" .... koşmadan gittim tabi, dikkatli ve dengeli.... baktım, deve kuşu arıyorum "e bu filamingo" dedi Zan, sanki ben demişim gibi ....deli ayol :)
böyle ördekli, Norton uçan kazlı, tavşanlı, keçili bi gün geçirdik, ölçü alacağımıza bunları izledik 30 saat.... annem de aramış telefonda "keçilere çok bakma evladım" diyo .... bu hamileyken ona bak, buna bakma tribini pek anlayabilmiş değilim hala .... nası bir mantıktır yani?? (soru 3)
30 Nisan 2009 Perşembe
Ankara dibin kara vol.2
ben bu refüje evhamlanıyorum, çocuk sahibi olunca kafaları yemiim bi de (evham kumkuması deniz olmiim da) ..... durdun durdun patladın demeyin, hamile bu iniş çıkış insanı ..... ama şu refüje bak yahu, çıkmış pencereden dışarı, parapette dolaşıyo, kedi işte eşittir edges.....
.....
+1
Cumartesi Sibel ve babasını ilk defa dinledik....farklı bir ses tonu .... çok hoşumuza gitti....bana sanki "the Party" filminde gitarıyla şarkı söyleyen kızı hatırlattı ... yumuşacık, narin, alıp götüren bir ses ....
yanlız dikkatimi çekti, herkes mekanda deli gibi sohpet muhabette .... ok burası bir jazz bar değil ama insan biraz yavaş güler, yavaş konuşur şekerim..... mesela bizim bi arkadaşlarımız New York Manhattan'da bi jazz bar'a girmişler.... neyse müzik başlamış, bunlarda aralarında kakara kikiri takılırlarken, etrafdan bunlara "çık çık çık" yapmalar, ters ters dövecekmiş gibi bakmalar, aşağılayıcı göz süzmeler, susun diye uyarılar falan ..... çıt çıkmıyomuş mekanda kimseden, bunlara bi amele muamelesi yapmışlar, acaip utanç içinde kala kalmışlar, ezik ezik....hahahaha .... öyle işte, siz siz olun bi jazz bara düşerseniz sakın Turk Turk yemeğinizi yiyip laflamaya kalkmayın, yerin dibine sokup çıkartıyolarmış .....
....
....
....
....
işte böyle gündemin geyiği bu tipleme oluyo daha doğmadan ....bu arada karnımda dayısını da dinledi gecen gün ..... Emrehan Halıcı ve Ankara Müzisyenleri konseri için abim ve sahnedeydi, gururlandık .....
+1
ayrıca anne karnında tango da yaptı bu velet .... belkide içeriden söyleniyodur.... bu kadın napiyo ya bu kadar başım döndü artııııııııık .... pazartesi akşamı, Pimeksin 1. Ankara Tango Festivali kapsamında Mimarlara özel bir gece vardı ... ben de içerisine sığabildiğim tek ve yegane şık elbisemle giyindim kuşandım, taktım Zan'ı koluma, ver elini tango night..... muhteşem ötesi bir gurup ve şov yapan bir çift vardı ....artık bu işi yemek içmek gibi rahat yapıyorlardı, sanki dans etmiyorlar, karşılıklı dedikodu yapıp çekirdek çitliyorlar edasında salındılar pistte ... işte bu kızla oğlan ....
20 Nisan 2009 Pazartesi
10 Nisan 2009 Cuma
bahar 300....500 ... (2009 versionu)
Uzun zamandır blog alemlerinden uzağım, bütün alemlerden uzağım diyebilirim.... boyut değiştirmek gibi klişe bir lakırdı edeceğim sanırım izninizlen.... böyle suratıma bahar esintisi yerleşti, gülümseme asılı kaldı, dondu kaldı zaman, etrafımda olaylar ağar çekimde uçuşuyo gibi, insanlar pek bişey söylemiyor gibi, sesler melodileşti .... dünyayı başkasının gözünden görüyormuşum gibi bir hisse kapıldım, sanki gördüklerimi içimdeki bebek de görüyo, (Malkoviç filmi hesabı), o nedenle bol bol bu görüntülere bakıyorum, fotoğraflarını çekip içime emiyorum ..... bir an önce doğması için heveslendiriyorum onu, dünya içime alamıyacağım kadar güzelliklerle dolu ..... çıkıp kendisi baksın artık mini gözleriyle ....
bu arada içeride neler olmakta: tipleme 8 cm olmuş ... parmak çocuk resmen ..... gecenlerde ultrasona girdik beraber .... böyle insan hareketsiz bir cenin modeli görmeyi bekliyor, internette falan öyle resimler görürüz ya.... arkadaş bunda bir hareket, bir aksyon .... ayaklar eller bir dakka durmadı maşallah .... ben gülünce hoooopa dönüyo havuzunda ... hiperaktivite çocuğu geliyo sanırım :) .....
+1
dayanamadım DM'e bilet aldım .... bakalım heves ediyorum ama gidebilecek miyim ....
+1
çok şükür iştahım azaldı ..... doktor tarttı 2 kilo almışım, şaşırdım .... o yemeğe dinozora dönüştüm heralde diye tartılamıyordum korkudan .....
+1
karşılıklı kuşları izliyoruz, bacadan çıkan duman bilinçaltımdan çıkan düşler gibi, buram buram tüterek yükseliyor,
beni ilgilendiren daha çok çatıya düşen gölgesi.
başımı kaldırıp baktığımda, isteyeceğimin çok ötesinde bir manzara beni kurtarıyor."
........
........
........
chi dergisinde yazıldığı gibi "İnsan düşmüş bir Tanrıdır ve gökleri hatırlar" Lamartin
31 Mart 2009 Salı
Uykusuz her gece
DenizAnası bildiriyor: Şimdiden uykusuz gecelere alıştırma antremanı yapıyorum ... aslında hiç yapmak istemiyorum fosur fosur uyumak istiyorum ama çok su içtiğimden wc'ye bi 30 kere gidiyorum geceleri, sonuçtada uykum kaçıyor.... tam uyuycam bi heyecan basıyo beni, meraklar sarıyo, içim kabarıyp resmen, auramın içindeki diğer aura parlıyo .... sonra sabah oluyo uyku basıyo bu defada uyuyup kaçırmak istemiyorum bu günleri, deneyimi, yine uyumuyorum .... öyle sersem sepelek zaten seratonin overdose geziniyorum, kafalar kırık, iyiymiş yani .... millet 5 çocuk boşuna doğurmuyo, bu bağımlılık yapabilecek bir durum zira.....


30 Mart 2009 Pazartesi
hamileye nazi Deneyi ---- ilkler
Ben şimdi bol bol yiyorum ya, o tür bir bilgilenme yazısı diyorki; 2. Dünya Savaşında Naziler yahudi esir kadınlarından hamile olanlara canice bir deney yapmışlar. Deney oldukça pskopatça, demişler ki bakalım bu hamileleri aç bırakalım, bebekler nolcak acaba demişler. Manyaklığa gel. Hakkatende sadece günde 1 öğün vermişler, yazık ya. Neyse 9 ay sonra bütün bebekler gayet sağlıklı, nurtopu gibi doğmuş .... (bilimsel makalede nurtopu yazmıyo tabiki) .... ancaaak annelerde dişler gitmiş, saç baş gitmiş, neticede anneyi yemiş bitirmiş tipler .... makale şunu demeye getiriyo, kadın vücudu doğurmak için tasarlanmış bir makinadır, sen yesende yemesen de doğa bebeği gayet en mükemmel kıvamda ayarlıyo ama yemeğini ye, beslen ki sende bazı arazlar olmasın .... kendimiz için yiyomuşuz kısaca .... ne biliim enteresan ..... 40 yıl düşünsem aklıma gelmezdi, bu galaktik olayda yer alacağım ..... 
27 Mart 2009 Cuma
u2 3D

- Başlık biraz kimya formulu gibi oldu gerçi .... giden var mı 3 boyutlu U2 konseri filmine?????

+1
Deniz Anasının Günlüğü: Ey Hamileler, bu durumun nimetlerinden yararlanın .... mesela örneğin faraza, 40 kişilik bir sıranın hemen önüne geçiverebilirsiniz .... Geçenlerde Ankara'da yeni açılan ve açılır açılmaz zavalı sıkıcı Ankara gündemine bomba gibi düşen diğer mekanlar gibi tıklım tıklım olan Kitchenette'ye gittik .... bizi masalar boşalana kadar bara aldılar.... Zan (genelde de pek böyle şeyler yapmaz aslında) şefe giderek "eşim hamile barda rahatsız oldu, bize ilk boşalan masayı ayarlayın" gibilerinden laflar etti ve cidden 5 dakka sonra şef garsonun şevkatli bakışları arasında ve millet beklerken biz gerile gerile masamıza yerleştik .... bu doğum işi bitince de arada bu yalanı kullanma kararı aldık Zan'la .... iğrenciz ok .....
+3
Bebek bekleyen ve şişkolaşan anne adaylarına önemli bir haber: Ne giyicem ne giyicem diye kara kara düşünürken Ankara Tunalı Hilmide Benetton var (Burger King'in yanı) oraya bir giriyim dedim ve işte dört ayak üstüne düşütüm .... Benetton artık Hamile kıyafetlerini Turkiye'ye göndermiyecekmiş o nedenle %70 indirim yapmış.... normalde 100 ytl olan pantolonları, 29 'a falan aldım .... çok cici ve şık kreasyonlar var (artık ne derece şık olabiliyosa o kadar.... bol bol kılıklar nede olsa).... Ferulago mutlaka uğra cicim.....
Bu arada alışveriş esnasında, bana annem ve satıcı kızlar (satıcılarda da aynı şevkatli bakış vardı, insan bi tuhaf oluyo böyle herkes Gülenay gibi davranınca, hehe) bana sürekli 3-4 beden büyük kılıklar aldırmaya çalıştılar ... abarttınız diyorum "sen görürsün" falan diyolar .... satıcı kızlar "anca hanfendi, rahat edersiniz" diye ısrar ediyolar ... walla korktum ben, içinde yüzerim yani elbiselerin normalde ... bilmiyorum şimdilik sadece göbek biraz şişti, kimse durumun farkına varmıyo ama anladığım kadarıyla gelecek aylarda balon deniz in the house olabilir .....
+3
Bu kadın takımı beni böyle korkutunca sabahları erkenden kalkıp yürüyüşe başladım .... çok iyi geliyo, freş freş .... bir diğer tavsiyede yoga .... blogları okuyorum herkesin beli sırtı ağrıyo, yoga bu işi çözüyo, şiddetle tavsiye edilir ... ben ki 10 saat bilgisayar başında çizim yapan bir insan olaraktan tek çözümü yogada buldum diyebilirim ....
+3
ailecek kafayı yedik .... olacağı buydu çünkü bizim ailede en son bebek 20 yıl önce ablamın oğluydu .... tabi bebek özlemi bünyelerde almış yürümüş, herkesi bi telaş, neşe, bayram havası sardı ... minnacık minnacık zıbınlar, patikler, şapkalar toplanmaya başlandı .... asıl alışveriş manyaklığı cinsiyet belli olunca başlıcak sanırım .... yanlız o mini kılık kıyafetler cidden çok şirin, çok çekici.... insan kendini kaybedip bütün mağazayı indirebilir ..... o minnacık çoraplar çamaşır makinesinde nasıl bulunur o merak konusu, kapaktan içeri dalışa geçilecek sanırım :)....





Alien gibisin zarif ve inceeeeee
Benzetmek gibi olmasın Allah korusun Alien gibi içimde yaratık var oley :) ..... anlatıcak çok şey var, malum dünyanın en garip ve en eğlenceli tecrübesini yaşamaktayım .... 3 ay geçene kadar pek bahsetmek istemedim ama doktorum ki kendisi biraz high bir tip "10. haftayı bitirdin, yani yırttın" diyince bende artık dayanamadım yazmaya başladım....
+1
23 Mart 2009 Pazartesi
şiirimsi vol.1
11 Mart 2009 Çarşamba
ofis halleri- masa - film
Dikkat ettim çalışılan ortamlarda kadın erkek masası kesinlikle farklılaşıyo .... bak bi masaya, hop kullanıcı cinsiyetini belli eder .... mesela benim masa tam böle kız masası .....
bir Amsterdam partisi flayırı.....
(bu resmi annem 2 dakkada yapmıştı..... ara not alakasız)
origami kuru bi arkadaş ofis hediyesi olarak getirmiş ... daha ne karmaşa masada, ekinin mektubu, 1 adet dove el kremi, 1 gün önce sürülen oje, bilimum kalemler, refüj, bilezik, ot, bk....
+1
+1
"Revolutionary Road" ne öyle yaw..... ohaaaaaaaaaaaa..... "Hours" dan sonra izlediğim en iyi kadın pskolojisini yansıtma ödülünü veriyorum ben bu filme, Oscara ek olaraktan ... Açıkçası çok önyargılı gittim filme, Leonardo Di Caprio (ki hiç sevmem) ve Kate Winslet ikilisinden bir "Titanic" facidası daha bekliyorduk... Neyse ilk yarı sakin geçti, iş hayatıyla ilgili ve evlilikle ilgili konu ince ince işlendi ama ikinci yarı bambaşka hardcore bir meseleye girildi (burda anlatmiim) bizde bütün seyircilerde gerim gerim gerilmeye başladık .... sona doğru "bir sakatlık geliyo alaaaah" diye diye izledik ve ennihayetinde .... kadıncaaz oscarı hakedercesine ortaya koydu son sahneyi ki helal olsun yani .... (tekrar tekrar yineliyorum hiç mi hiç hazzetmem Kate Winslet'ten normalde) ama yani yapmış yapacağını .... neyse izleyenlerle yorum paylaşasım var, duyrulur ....

+1
nora nora thnx a lot 4 the gift ..... :)
02 Mart 2009 Pazartesi
Synecdoche, New York ömrümüzü yedi

Pazar akşamı "if film festivali" kapsamında gittiğimiz bu film ilk başta eğlenceli başladı, iyiydi hoştu ..... Being John Malkovich kadar ilginç olmasada izletiyordu, merakla ve sabırla takip ettik ....ancaaaak son yarım saatte herkes kıpırdanıyor, saatine bakıyor ve baygınlık geçiriyodu (hayır acaba birtek ben mi entel değilim bu salonda diye etrafa bakındım da) ....film çıkışında cidden izleyiciler kendilerini salondan dışarı attılar.... bi de ara yok, wc ye akın etti herkes (ben tabi arada sıkışıp çıkmıştım, milletin küfürleri eşliğinde) .... yani bir şey ha olucak ha oldu diye filmi beklentiyle izledik sonlarda ama yok nafile ... bitirdi bizi .... işte yönetmen yine Malkovich deki konulara dem vurmuş, roller, kimlikler, ölüm, sorunlu aşk.....etc..... ordada öyleydi ya, birbirlerinin içine girip, başkası olmak, kukla gibi bir diğerini oynatmak gibi konular vardı ve çok da eğlenceliydi .... bu ise.... ı ıh .... neyse pazarımız helak oldu, sinema olmasa, evde dvd falan izlenilmezdi yani .... ok bu kadar karalama yeter .....

01 Mart 2009 Pazar
yenilenme

Tamam havadan yakınmıycam, ama bu kış ne ısrar etti böyle .... geldi gitmek bilmedi.... tadında bırak kardeşim, bi güneşi de göster hep bana hep bana ... gerçi dün güneş vardı accık, güneşi görür görmez deliren İngilizler gibi hemen kendimizi Eğmire attık .... Eğmirin kış modu da harikaydı, o büfelere pilastik örtü geçirip korunak yapmışlar, içinede soba yakmışlar sıcacık, ohhhh, keyifler keka .... bi de gölün üzeri silme kuş doluydu, ama martı desem değil, garip bi tür .... sanırım göçerken konaklayıp dinlenme durağı yapmışlar gölü... e tabi endişelendik, sayın salak belediye başkanı burayı imara açar da bu gariban kuşlar mola yerlerinden olur diye, vesvese yaptık .....
27 Şubat 2009 Cuma
slumdog millionaire

Perşembe akşamı "Slumdog Millionaire" if bağımsız film festivali kapsamında izlenildi..... ben bayıldım, çok pozitif bi akışı vardı .... zaten "Shallow Grave" ve "Transpotting" mükemmel, "Beach" mükemmele yakın filmler olarak Danny Boyle'ın imzasını taşımakta, gönlümüz feth etmektedir. Lakin o "28 Gün Sonra" neydi öyle yahu??? fiyasko demeye dilim varmıyor ama bana hitap etmemişti diye sıyrılma cümlesi sarf ediyim gitsin.
21 Şubat 2009 Cumartesi
if Ankara

Nihayet 26 Şubat Perşembe filmlerimize kavuşacağız.... Geçensene birbirlerini yiyen iki tipin filmini izleyip travmalara girmiştik (burada anlattığım üzere), bu sene bakalım nelere gebe .... ben öncelikle populer kültürden etkilenerek adını sık sık duyduğumuz "Slumdog Millionaire" e gitme niyetindeyim....şimdi baktım hala bilet var :) ..... festivalde diğer dikkat çeken filmler "The Sky Crawlers" ki animasyonu merak konusu, "Tokyo Gore Police", " Synecdoche, New York" gibi gibi .... ayrıntılı bilgi :

20 Şubat 2009 Cuma
Qua Qua mikiki? diye sordu geçenlerde biri.... nasıl yazılıyor hiç bilmiyorum, tamamen attım yazılışını..... meali kızılderilice: "yemek vakti ne zaman?" mış .....
16 Şubat 2009 Pazartesi
uludağ sonrası choke (günlük tipi bi yazı)

Tamamen alakasız olarak ben artık bir boardcuyum???!!! Aniden çıkan sevgililer günü Uludağ turuna katılıken asla ve asla snowboard yapacağım aklıma gelmezdi......ben ki deniz yaz insanı, güneş kum canlısı, kardan soğuktan nefret eden bir tür olarak, gider otelde kitabımı okur şömine keyfi falan yaparım diyordum ki..... abimler hemen Zan'la beni piste itekledirler..... bizim ama giyicek hiçbişeyimiz yok demeye kalmadan, bir kılık kıyafet, bir havalı takımlar falan verdiler .... o anda moda girdik .... amaaa millet nası böyle gözlükler, full aksesuar, zannedersin podyumda kayılıyo, envayi çeşit şapkalar (boynuzlu, fosforlu, turkcell tavuklu, tüylü, cartlı, curtlu), öyle bambaşka bir aleme düştük .... hava bu arada (biz anlamıyoruz) sisli ve kapalı olduğundan bütün kayakçılar bordcular kara yaslarda, meğer en istenilmeyen havaymış falan ..... işte slalomdu, skipass dı, bi takım muhabbetlere tamamen uzaylı olarak Zan'la pistlere attık kendimizi ... ben daha önce az çok kayak yapıp, bu ne be, düşe kalka, oofff diyip hemen vaz geçmiştim..... lakin board inanılmaz zevkliymiş, yılın bütün stresini attım üzerimden ....

12 Şubat 2009 Perşembe
Sevgililer Günü Katliamı üç buçuk
Aaaabiiiiiiiiii ..... var ya Zan'la birbirimizin kolunu sıka sıka izledik filmi, altımıza ediyoduk ..... 3 boyutlu ya bi de, adamın beyni parçalanıyo mesela parçalar üstüne üstüne uçuyo ..... eve tırsa tırsa döndük, otoparkta arabanın kapılarını kilitledik o derece ....zaten gece 12'de sinemadan çıkınca alış veriş merkezi bomboştu, sinemadan çıkanlar birbirine sokula sokula, gurup halinde hareket ettik :) .... nesye acaip eğlenceliydi, şiddetle tavsiye .....
Sevgililer Günü Katliamı

Yıllar yılı bıkmadan usanmadan ve azimle RadyoODTÜ'yü ararım sinema bileti kazanmak için.... Ama ne hikmetse muaffak olamamıştım. Hatta işyerindekiler falan bilir, her cumartesi "Bazıları Sinema Sever" programını asla kaçırmam, sorduğu sorulara kaplan gibi telefona atlamak suretiyle cevap verip, merakla haftanın kazananını beklerdim .... Ama şeytanın bacağını kıramadığım gibi, uzun süre ofistekilerin eğlence konusu olmuştum .... Veeee dün, yine telefonu koparırcasına numaraları çevirdim, cevabı tamamen kafadan ataraktan söyledim adımı yazdırdım ..... tatmin olmadım Zan'a "sen de b -şıkkını cevap ver, adını yazdır, noooooooolur...." diye emellerime alet ettim..... Zan da garibim "saplantı oldu sen de bu sinema bileti olayı yıllardır, deli ya.... gel ben götüriim seni sinemaya" diyeee diye aradı.... Neyse cevap açıklansın diye bekliyorum, çat diye telefon çaldı, arayan numaranın ilk sayıları 210, yaniiiiiii odtü nün oralar ..... işte o an...... pause...... zafer anının tadını çıkarta çıkarta bi de canlı yayına çıktım .... yan odadan dinleyen Zan gülme krizine girdi....... ona göre o kadar saçmalamışım ki konuşurken : ) zafer sarhoşluğu işte......
10 Şubat 2009 Salı
örgü kadını (bergüzar korel=ören bayan)
Kaptırınca örgüye, beyinde serotonin hormonu salgılanırmış .... mııış ama ... bilimsel araştırmalara göre ritmik ve tekrarlanan hareketler yapınca vücut (spor, sex, örgü gibi) hoooop seratonin seviyesi tavan yapıyormuş .... cidden örgü örünce insana bir bağımlılık gelir....... çekirdek yemek gibi, şu sırayıda bitiriim öyle moduna girer insan .... neyse ben örgü elbiseye böyle olmadıkça örgü demem.....




+1
o değilde şöyle bir bloga bakiim dedim .... aman yaaa.... nası bi kız blogu olmuş son zamanlarda, yemek tarfileri, alış-veriş muhabbetleri falan, kopmuş gidiyo .... bir de örgü konusu işlenirse tam kıvamı işte..... (bunda bu aralar sürekli izlediğim "evel wears prada" ve okuduğum kadın konulu kitapların etkisi olabilir mi acaba????? ....kitaplar şöyleki: "3 kadın 3 pırlanta" ...."yeni başlayanlar için sushi" falan falan..... kitapları aynı anda okuyunca kadınların söz konusu durumları karışıyor bir safhadan sonra.... kış işte insanı nelere mecbur bırakıyort....)


+1
private note:
08 Şubat 2009 Pazar
ÇOK
yorgunken ve artık şantiyede bir hayat sürdürürken, aaa bir baktım bana mektup gelmiş .... Ekini vitamin enjekte etmiş gibi oldum bünyeye ...süpriz insanı teşekkürzz

http://www.thefallthemovie.com/

02 Şubat 2009 Pazartesi
Durumlar bka sardı !!!

28 Ocak 2009 Çarşamba
dilek kurabiyemden çıkan gizli anlam
Ankara'nın güzide mekanlarından Quick China'ya gittik geçenlerde Zanl'a .... neyse yemek yendi, patlama noktasına gelindi falan, derken elinde sepetiyle, çin lokntasında olmasına rağmen hiç aldırmadan Adanalı olduğu her halinden belli garson çıkageldi .....
26 Ocak 2009 Pazartesi
Ottodaki (Nada'da da var) fındıklı vokta in da house
Fındıklı votkanın hastasıyız ailecek ... kabul çok içilmiyo, tatlı tatlı...... hele de Nada'da ki nutella gibi, çok yapış yapış ..... neyse napalım nedelim dedik Zan'la, evde biz bunu yapabilir miyiz acaba derken bir arkadaş, bir partide tarifi patlattı ....
- Votka : Ne bulursan koy..... kör edeni olmadıkça .....
oran şu : 2 ölçek fındık şurubu ise, 3 ölçü votka ..... bol buz ..... shake it baby!!!!
afiyetle .....
not: Demoooooooo, çikolata topçuğu???? gözünün yağını yiiim :))
25 Ocak 2009 Pazar
fill in the blanks
- ......(1)................ Renewa'da dünyaca ünlü bir yoga hocasının dersi vardı, ama önceden isim yazdırmak gerekiyormuş, giremedim derse. Ama kapıdan baktım, acaip hareketler yapmaktaydılar ..ööööö çok bozuldum.
kelimeler......
(ne saçmaydı ortaokul ve lise hayatımız boyunca bu excercisi yapmıştık .... boşluk doldura doldura bu günlere getirdiler..... hayat exersizi bir nevi, ömür törpüsü...)
kafalarının
22 Ocak 2009 Perşembe
No fur coats are allowed.... don't kill animals !!! +1 Sinestezya
Mesajjjjjjjınız vaaaaaaaaaaar !!!!!!!!

+1
keşif: "Empati" kitabını sevenlere duyrulur (orada da Sinesteziklerden bahsediyordu).....
best seller olmadan keşfettiğime sevine sevine okudum yaladım yuttum..... o raflarda görür görmez antipatikleşmeye başlayan kitaplar gurubuna dahil olmadan okuyabildiğim "Sinestezya" şöyle, daha doğrusu Sinestezi şu demekmiş duyuların birleşmesi .....
Açıyorum; sinestezikler gerçeği farklı duygusal algılaları karıştırarak görürlermiş. Mesela "e" harfi yeşil , "r" nin tiz bir sesi var, "5" sayısı sarı, "fa" notası çikolata tadında..... çok kopuuuuuk.....
Bazı araştırmacılara göre hastalık olarak kabul edilirken, bazılarınca mucize, deha olarak görülüyormuş................ Ve de sinest-ezikler ezik olarak farklılıklarının farkında bile değillermiş .... yaaaaaa.....
İddiaya ve kitaba göre Listz (ki cidden tapılasıdır), Rimsky Korsakov, Baudelaire, Rimbaud ve Proust gurubu da Sinestezik-imiş..... İnsan da haliyle kitabı okurken sürekli algılarını ölçüp biçip tartıyor .... Asıl kahraman var bir tane, adı Neol ve rolu gereği sinestezik, işte onun etrafında örülmekte hikaye .....
Aynı tripler LSD ve meskalin tipi uyuşturucularda da yaşanmakta .... benim bir aradaşım anlattı, onunda bir arkadaşı mantar denemiş ve resimdeki mor renkli yelkenliyi, saten gibi hissetmiş .... Empatik olamadık bari Sinestezik olsaydık .... ööööö....
+1
dün yogaya katıldım ..... tam ortasında .... hoca "ana tanık olun" gibi bir şey söyledi .... acaip de bir hareket yapiyoruz tam o esnada.... kilit gibi bir pozisyondayım .... alla alla dedim bu ara sürekli bu konular karşıma çıkıyor, rastlantı olamaz artık dedim .... ve bu kadar ruhani tutumdan sonra etrafta dolaşırken Miss Sixty'de %50 indirim olduğunu görüp bu ana tanık olmaya karar verdim .... "iğrençsin Deniz!!!!!" diye diye ortamı talan ettim .... bir ayakkabıya aşık bile oldum .... tuttum eve getirdim ...... all for fashion, yapcak bişey yok......

19 Ocak 2009 Pazartesi
chi dergisi

2 yıl önce falan acaip sardırmıştım "chi dergisi"ne ... kitaplıkta biriktirdiğim sayıları arada kafam karıştığında açar rahatlarım .... yine bir ikileme düştüm bu gün.... aldım içlerinden birisini.... rast gele bir sayfa açtım .... veeeeeeeeee :
16 Ocak 2009 Cuma
tasarımın bkunu çıkartmak.....








14 Ocak 2009 Çarşamba
göz nezlesi uğurlar ola, akabinde "Ben x" zaten ağla ağla
Normal bildiğiniz nezle olamıyorum ben .... annemden ırsı geçmiş, sadece abimde ve ben de var .. gözümüzde minnacık bir boru tıkalıymış, ve o minnacık boruyu kireç çözücüyle açmak isterdim .... göz nezlesi (berbat bişey) kısaca şöyle: hapşıracakmış gibi oluyor insan, burnu sızlıyor, yüzü buruşuyor, tam hapşırma safhasında, gözünden yaş geliyor ve hapşıramadığınızla kaldığınız gibi, o göz yaşara yaşara kızarmaya falan başlıyor .... elde bir tuvalet kağıdı (selpak falan yetiştiremezsiniz bu akışa) görenlerin "aaa niye ağlıyosun yahu?" soruları arasında acıklı bir tabloyla süreeeer gider ....di!!!!! .... ama kurtarıcı ilaç zirtec (adı da hoşuma gidiyor) beyaz atıyla hayatıma girdi ve artık zınk diye göz nezlemi kesiyor ...... yanlız ilaçtan sonra bir uyku bir uyku ...... neyse tam yazıya başlıyacakken gözüm akmaya başladı ve konu buna dönüştü....





09 Ocak 2009 Cuma
Efes Brown ve 45'likler furyası

veda yemeğinde buluşmuştuk, ve yemekten sonra salak Ankara'da nereye gidelim diye kafa patlatmaya başladık ..... ve "Nicole" diye Tunalı'da bir mekana girdik ki, girmemizle ben şoka da girdim .... gece gece kadınlar matinası yada günü tadında tipler "çilli bom bom" parçasında kurtlarını dökmekyetdiler.... meğer eski 45'ler modasına uymuş burası (şu Issız Adam'ın etkileri bir geçseydi artık) kopuyo gençlik .... Ajdalar, Hümeyralar, mavi ışıklar, Tanju Okan .....falan falan.... valla yanlız baktım şimdiki Turkiye'den çok çok daha modernler, ileriler .... bir sürü gurup ve sanatçı var, iyi yada kötü yaratıcılık ve üretim var .... nostaljiyle karışık sosyal içerik olaraktan yanımda eğlenmekte olan Ayçayı yedim bitirdim bütün gece ....
.....
oysaki o bana nasıl bir iyilik yapmıştı ve beni "Efes Brown" la tanıştırmıştı .... o ne öyle yaaaa.... caramelli kahveli bira..... efes kendini aşmış, ki çok biraz sevmem ..... deneyiniz çok acaip ..... enfes ......
07 Ocak 2009 Çarşamba
AMSTERDAM forever
Keşke başlıktaki gibi olsaydı ama maalesef geri döndük ..... daha dönmeden uçakta suratımıza bir tokat gibi yedik yurdum insanının seviyesini.... adamın teki hostese "bakhaaar mısın ... bi su" diye basbariton sesiyle bağardı...... yukarıda düğme ne için yapılmış ve uçakta herkes hostesi yanına sessizce nasıl çağırıyor düşünme gereği duymadı bu homosapiens ..... ben de dönüp haddini bildirmek zorunda kadım, lakin o esnada ateşten havale geçirdiğimden ve uyumaya çalıştığımdan sinirlerim tepemdeydi .... hangi birini eğiteceksin ki bunların .... neyse .... adaptasyon sürecindeyiz ülkeye ......
+1
red light street ..... fotoğraf çekilmesine tepki gösteriyor bu bayanlar, hatta kameraları gelip kıran security leri var .... alel acele çektim öyle
+1
Bu küçücük arabalara bayıldık ......
Kanallarda ve bu teknelerde yaşamak istedik .....
05 Ocak 2009 Pazartesi
I amSTERDAM
İlk gün artık yorgunluktan adım atamaz hale gelene kadar gezindik. Etrafta dolaşırken acaip acaip tiplemelere göz kırptık. Sokaklarda gezerken normal esnaf gibi dükkanlarda magic mashroomlar satılmakta, canabis’li şekerler, binbirtürlü bong, mong, bu işlerde kullanılan takım taklavat ......













