14 Şubat 2021 Pazar

Dedelerimi hiç görmedim

 Pazar sabahları radyoda (NTV radyo - 104.7) Halit Kıvanç'ın programını dinliyorum..... Her seferinde gözlerim doluyor.... 

8 Şubat 2021 Pazartesi

Climax ve bir takım filmler

 

Climax: Haftasonu Filmi izleme girişimim başarısızlıkla sonuçlandı. O kadar gerildim ki.... o kadar sinirlerim bozuldu ki...... Bir korku filmi izlesem bu kadar ürkmezdim herhalde. Tribe girdim resmen ve yarısında artık dedim ben bunu kendime yapamıyacağım. Zaten filmin dans sahneleri geçip de ortamda çocuk olduğunu görünce "Eyvah" dedim..."Eyvahlar olsun".... Çocuğu elektrik dolabı odasına kapatınca (annesi taraından bir de), nerdeyse tün sırtım gerilmiş boynum tutulma seviyesine gelmişti. O kadar gevşeme egzersizleri, meditasyonlar hoop boşa gitti. Gaspar Noe disturbing bi yönetmen evet, Irreversible filmi zamanında yarısında sinema  salonunu terk edenler konuşulmuştu, ki pek anlam verememiştim. Ama buradaki bu psikolojik durumlar mı beni bu kadar tedirgin etti bilmiyorum. Hatta nedenini kendime sormak bile istemiyorum sanırım.

Malcom & Marie : Siyah beyaz olması dışında pek hoşuma giden tarafı olmadı desem çok mu ayıp etmiş olurum. Pencereden gözetliyormuşuz gibi evi izlememiz ilk başta hoşuma gitti. Bir Woody Allen diyalokları lezzeti geliyor sanki dedim. Beklentiye girdim hatta sanırım. Ama maç şeklinde ilerleyen tartışmaları beni yordu. İçinden çıktım sürekli filmin. Çıktım ve daha çok bu replikleri kaç bin saatte ezberlediklerini düşündüm, ki bu bence pek de beni sarmadığının işaretiydi. 

Fleabag:  iyiydi... "nice, very nice dear" diyip burada ekrana bakıyoruz.... 

Snowpiercer: Oley ikinci sezon yayınlandı. 

Headspace Guide to Meditation: Netflix de ara ara açıp bir bölüm atıyorum. İkinci ve üçüncü bölüm çok tatlı. (Deep connection) 

Pretend It's a City: Yine ara ara açtığım ve içimden kıs kıs güldüğüm bir belgeselimsi eleştirel şehir güzellemesi (mi nedir? bu tam da bilemediğimiz bir dizi). Martin Scorsese nasıl geri planda tutuyor kendisini, çok şeker ya dede. Bu arada büyük şehirde yaşama baskısından dolayı ara ara biz de aynı konulara söylenip Emekli Albaya bağlıyoruz ve bu bana çok komik geliyordu. Bekli de o nedenle sevdim.

veee son olarak....

Vikingler: Onu da bi ben izlemedim herhalde :)(

3 Şubat 2021 Çarşamba

TÜY

 

Baktığı yöne doğru başımı çevirdim, dalmış gitmiş gibiydi arkada bir yerlere. Gözlerini indirdi sonra, takma kirpik takmış ilk defa. Bunun için bir saat uğraşmış. Söylerken sanki kirpikleri yerine dün geceki tartışması aklına gelmiş gibiydi. Elinde şemsiyesini çevirdi, çizgili giymişdi. Sanırım bir haftadır görmedim, özlediğimi anlamış. Ben girer girmez kapıda belirmişti, bronzlaşmışsın dedim. Plajda uyuyakaldım dedi. Plajı düşündüm, uyuyuşunu...... Yeni kestirdiği saçları uzun daha hoştu, uzaklara bakarken, gözleri onu arıyodu. Ona onu sormayı aklımdan geçirdim, hemen vazgeçtim. Plajda olsak ne eğlenirdik dedi, herkesin takma adı vardı dedi. Anlatmasını istedim, elime kalemi kağıdı aldım not ettim kısaltmaları dedi. Hiçbirini hatırlamayacağımı biliyordum. Oda beni tanıyodu, arkalara baktı, yerde bir salyongoz gördük. Bir film geldi aklımıza onu izlemeye gittik cebimize, izlettik hatta birbirimize.

Bir sigara daha yaktık, elimize yakıştı o an. Başımı çevirdiğimde içkisi hakkında söyleniyordu. Söylenebilecek ne varsa söylüyordu gerçektende. Dinlemek hoşuma gitti. Bitirir bitirmez bana da denetti, bende söylendim biraz. Yerde beyazın üstünde salyongozu öylece bırakamazdık, aldı yeşilliklere götürdü. Yürüdü, yürüdü, yürüdü…. gibi geldi bana, hemen ilerideki yeşilliklere bıraktı. İçi rahat edince artık, içkisine ve söylenmesine geri dönebilirdi. Baktığı tarafa gözlerimi çevirdim, o zannettiği birine bakıyodu. Onu aradı, konuştu ama ulaşamadı. Konuştuğu kişiye ulaşılamıyordu. Sinirlenmeyi denedi, sanırım olmadı içkisinden bir yudum alıp ona sinirlenebildi. Oradan çıktık.

Orta şekerli bir kahve istiyorum, aslında aklımdan şekerli geçiyor dedim. Bedenime dikkat etmeliyim diyorum kendi kendime, başını sallayıp onaylıyor gözlerimin içine bakarak, otoriteye boyun eğer gibi. Gözlerimin içerisine bakınca tüm hücrelerim titreşiyor. Mevzuya dönüyorum, ama aklıma benim de dün gece neler gördüğüm geliveriyor. O ormandaki kalabalık partide ne kadar da yalnızdım diye düşünüyorum. Saçmalamaktan korkma anlat diyor yanağıma hafifçe dokunarak. Olanları anlatıyorum bir bir. Onunla laflamak tüy yutmak gibi hissettiriyor. Hafifliyorum.

Bana hiç bakmadan, elindeki şemsiyesini açıyor. Siyah şemsiyenin altında oturup, galakside görünmez oluşumuzun keyfini çıkartıyoruz.