29 Kasım 2008 Cumartesi

bob : best of best

çok acelem var, (tavşan tavşan Alice halt etmiş bu aralar yanımda, hızlı yaşa, damarların esnek kalsın)



2 çift lafım var, hızlıca diyip, iniyorum kürsüden:








Öncelikle "BOB" dergisini tebrik ediyorum, design'sa design, yenilikse hepsi var, haberlerde kalite son raddede ........ nice, very nice


+1


Bilgisayar çıktı mertlik bozuldu .... bilgisayar öncesi T cetveli, rapido dönemine geri dönesim var .....



+1

şantiyede helikopter var .... betona tava yapılıyo bu aletle, nasıl gürültü nasıl nasıl????


En sevdiğim şantiye aleti, upuzun bir tutma yeri var sonrada pervane .... Mad Max film setinden şantiyeye insert edilmiş gibi ....







Ustam nasıl da güç harcıyo zaptedmek için .... (bu resimin çekilme saati, gece 12.00, bu adamlar böyle tuhaf yaşayan insanlar işte, alter life vol.1 )





+1
ofise çiçek getirenlerin çok olsun evladım .......




+1

"Yaşasın Duvara Karşı, domatezler "Issız Adama" sloganımla bitirmek istiyorum yazımı
......
......
......
iyi hafta sonları cümleten

26 Kasım 2008 Çarşamba

Supernatural Bonsai

işte budur:



......

......





.....

.....





......

......




all images from :

http://www.supernaturalstudios.com/main.html


+1
bu da yaşamak istediğim ev tipi:




+1

ya da bu ...... ("villa NM" at N.York by UNstudio ):










.......


+1

bu koltuk da alakasız bir yerde dursa fena olmazdı:


koltuk için ve diğer sanat eserleri için :

http://www.leebroom.com/




25 Kasım 2008 Salı

ISSIZ Adam, ZAR Adam'a karşı



Yazmıycam yazmıcam dedim, ama dayanamıycam ..... Issız Adam iyiydi, duygusaldı, tamam ... ama zaten "Babam ve Oğlum" daki duygu sömürüsümden sonra (biraz sert oldu ama gerçekten öyle, milleti ağlatmak için kassan anca o kadar acıtırsın, ölümler, çocuğun öksüz kalmaları, hastalık, ilk sahnede dakka bir gol bir annesi ölüyo falan falaaaan) antrenmanlı gittim zaten Issız Adam'a ...

.....
.....

bakalım bu defa insanoğlunun zayıf nerelerinde yakalayıp duygu seline, gözyaşların kirpiklere hücümuna sebep olacak diye diye, gayet gıcık bir tavırla ve ön yargıyla oturdum koltuğuma .... pek de yanılmadığımı gördüm, millet hüngür hüngür ben de etraftaki koltuklara bakarak, ve ağlayanları izleyerek pek eğlendim ... bu tür sahnelerde dönüp bir arkanıza, salona bir bakın allah aşkınıza .... asıl o sahne şahane ....

.....


neyse arada ben de kaptırdım tabi filme kendimi, Issız Adam (esas oğlan) cidden çok doğal oynamakta, diyaloklar hayatın içinden olacağız diye gerekli gereksiz yerlerde küfür bile içermekte, esas oğlan kızı carrrrrt diye bırakmakta, kadın her zamanki kurban rölünde (nedense toplumumuzda hep kadın evlenmek ya da uzun ilişki ister, adamlar da kaçar)....

.........ara not........


şu kadınları kurban rölünden bi çıkarın ya gözünüzü seviim .... ben kendim de dahil olmak üzere yıllarca kendi tercihimle Issız Adam'dım ve öyle bissürü kız arkadaşım da var yani .... haaa evlenme ve uzun ilişki manyağı onun iki katı kadın da tanıyorum çevremde o ayrı .... amaaan neyse ...


...........
...........

Bu arada bütün gazeteler Issız Adam'la (inatla gerçek adını yazmıcam) röportajlar, yok gerçekten de kadın yerine atlarla mı olmayı tercih edermiş acaba gibi polemikler, eski plaklara dönüş trendleri, havuçlu tarçınlı meşhur kekin atmasyon tarifi, alaaaah aldı başını gitti film sonrası olaylar ....


biz milletce abartmayı severiz nede olsa .... illa bku çıkartılacak.....


Hızımı alamadım..... daha bir sürü bişey var yazılacak da , hemen bir acı fren ve asıl mevzuya geçiş .... Şimdi ben bu "Olasılıksız" vakasından sonra "Zar Adam" kitabına, kapakları benzer şekilde siyah beyaz olmasından dolayı ve de "zar, olasılık, şans" gibi key word'leri bağdaştırmam dolayısıyle tepkiliydim..... kitaptan fellik fellik kaçıyordum, bir de "best seller" rafında görünce "hıh dedim deniz, sen bu kitabı ömür billah okumazsın artık" .... ama bir şekilde kitap beni buldu ve Issız Adam'da yanıldım ama Zar Adam'da nakavt oldum .... şoklardayım, yazara respect ..... (öz bu kitabı sana almak zorundayım, seni pis pskolok seniiiii :).....




+1

Kapaklar aynı havalarda ......



+1


Zar Adam - Dice Man..... the cult Novel......





24 Kasım 2008 Pazartesi

FUR








Ben nasıl olur da kaçırırım böyle bir filmi ..... geri kalmışlığıma doymayayım (special thnx to Nora) .... Nicole Kidman ve Robert Downey müthiş (her ne kadar Robert Downe kıllar arasında sadece gözleriyle konuşsa da, filmin son karesinde oyunculuğunu coşturdu, diğer bölümlerde de ses tonu büyülüydü) ... neyse kıl tüy diyerek film hakkında "spoiler" verip izlemeyenlerin keyfini kaçırmak istemem, zira film hakkında verilecek en ufak bir açık gidişatı berbat edebilir ....



Filmin ilginç tarafı Amerikalı fotoğrafçı Diane Arbus’un hayatından ve gerçeken yaşanmış olaylardan alıntı yapmaları .... Nichole fotografçıyı oynarken "normal freak" olarak adlandırılıyor ve içindeki sapıklığı öyle bir dışa vuruyor ki, gerçek hayatta da bu kadının biraz sapkın olduğunu düşünmeden edemiyoruz ....


kısaca içerik, güzellik çirkinlik ve insanın bakış açısındaki delikler, delilikler, aşkın sapmaları, normal hayatların ölümcüllüğü ve sıkıcılık, sıradan güzellik ve genelde istenilen ile sıra dışı insanların istekleri, korku, freaks, sınırların hiçe sayılması ...... falan falaaaan .... iyi seyirler
















+1





Nedense izlerken aklıma sürekli "Camille Claudel" filmi geldi ... hiç bir alakaları yok halbuki .... İki kadın da normal değil orası "default" da ...



+1

Bir de değinilmesi gereken "Issız Ada'm" filmi var ki bir ben bişeyler yazmadım heralde film hakkında .... ben de yazmıyacağım, vazgeçtim .... gerisingeri çark

22 Kasım 2008 Cumartesi

çirkinlik













Ben böyle bir çirkinlik görmedim arkadaş..... Herkes ayı patisi giymiş gibi dolaşıyor etrafta salına salına ..... çok çirkin, çoooook .... Allam bişey moda olunca hemen herkes giymek zorunda mıdır? diye diyeeee hayıflanırken, benim son derece kokoş ve giyimine önem veren öz ve öz ablam da ayağında bu salak botlarla çıkageldi ..... göz zevkimize geri dönüşümü mümkün olmayan hasarlar verdi .... ve dedi ki






"evet kabul ediyorum çok çirkinler, ama nası rahat nası rahat, pamuklarda yürüyorsun sanki ...."






ve gitti .....






Peki sorarım bu botlar (adı da UGG BOTLARMIŞ) sadece bu kadar rahat olsa idi ama kimsenin ayağında olmasalar idi, modadan nasibini almasalar idi, hala giyerler miydi bu çirkinliği ... bir deli bir çukura taş atmış ....falan falan .... ööğğğğğ kusunç botlar at the blackboard ....




+1




haaaa ama yağmurluk botu yada itfaiyeci botu denilebilecek botlara varım işte ... Nine West'te bir de o botların içini polar cinsi yumuşak ve ayağı sıcak tutan bir malzemeyle kaplamışlar ... walla bravo ... Bu arada Nine West biraz insafa geldi ve sezon ortasında indirime girdi, yoksa yeminliydik indirim zamanı dışında alış verişe ... sonradan insana saçını başını yoldurtacak kadar indiriveriyorlar çünkü etiketleri .... Bir de Zara'nın çocuk bölümünde çok güzel renklileri var eğer ayak numarası küçük ise (37 ye kadar numara var, demekki kocaman çocuklar da olabiliyor....)

21 Kasım 2008 Cuma

good luck 4 yapraklı





işte batıllar sardı dört bir yanımızı... mesela elden ele bıçak almam ben... zamanında biri "elden ele bıçak alınırsa kavga çıkar" demişti... aynen bu kalıpla, ben de demek ki kavga fobikmişim ki o gün bu gün töbe kimseden bıçak almam ve de vermem .... ola ki mesela dalgınlık eseri bıçak (ya da makas... kesici diğer türler de bu katogoriye girer bu bağtılda) aldı biri benden "aaa çabuk tükür" diyesim gelir ama demem, çünkü durum genelde çok saçma karşılanabilir karşı taraftan... mesela bir ofisteyiz ve gayet modern giyimli mimar tipler falan, biri benden makas istemiş ben de uzatmışım ve ardından da tükür demişim...... son derece deli konumuna düşülebilinir.....


+1


bir de benim bir arkadaşım temizlik esnasında ayağına süpürge (elektrikli olan değil) değerse, tükür derdi... iğrenç ya aslında.... tükür mükür... ay yazınca çok yabancılaştım konuya, günlük hayatta kaynıyordu da..... ooof çok fena


+1


bu bağtıllardan en güzidesi de 4 yapraklı yonca "fact" ı dır ..... yanlız insanın gayri ihtiyari yeşillik gördü mü 4 yapraklı yonca var mı acaba diye bi gözü kayar .... ve hep de gerçekten yaklaşınca 3 yapraklı olduğu anlaşılır, gıcık olunur (benim deneyimlerim genelde bu yönde en azından)..... böyle bir zamanda annem "aaaa 4 yapraklı yoncaLAR" dedi ve bir öbek (genetik bir kimyasal falan damlamış olsa gerek tam da o noktaya) 4 yapraklı yonca buldu ... Pause.....


hepsini toplayıp kurutup cümle aleme çerçeveletip hediye etmiştim zamanında (kral makbule geçmişti ama hediyem) ... neyse taşınma esnasında kolilerden bende de son kalan ve çerçevelettiğim yoncam çıkmadı mı .... beni aldı mı bir telaş .... panic ... kan ter ... neyse ennnnnnnnnnnnnn son yatağın altında unutulmuş bir koliden çıktı ... bir ohhhhh çekildi .....

17 Kasım 2008 Pazartesi

architect (matrix)

İşte tasarım harikaları... buyrun kendiniz zehirlenin......

http://www.shuhephoto.com/

........
........
.......

15 Kasım 2008 Cumartesi

kesişme



Dün katıldığımız bir ofis partisinde kalabalığın arasında gördüğüm bir delikanlı bana tanıdık geldi ve aynı zamanda da şok geçirtti .... Bisiklette İzlandaya giden tiplerden birisi, bisikletle İzlandaya gitmiş olsa gerek, artk Ankara'ya dönmüş ve partiye bile katılmış.... Gittim yanına hemen, hem tebrik ettim hem de lafladım.... Ben de diyorum uzun süredir neden yazmıyorlar ??? Neyse sırrı çözüldü.....
...... ilgili blog şu idi...... http://bisikletleizlanda.blogspot.com/

+1





Buradan vefat eden değerli mimar Danyal Çiper'e rahmet diliyorum.... Kendisiyle yapılan son söyleşi tarafımdan düzenlenmişti, düşündükçe gülümsüyerek hatırlıyorum, son derece espirili ve dünya görüşü enteresan bir sanatçıydı.... (Bir bakıma benim de dünyaya gelişimde etkili olmuştur kendisi, çünkü annemle babamın nikah şahidi aynı zamanda)



okuyup anmak isterseniz, (tanımayanlar tanımak ister ise).....

.....ilgili link Arkitera söyleşi bölümündedir:


http://www.arkitera.com/soylesi_76_yillarca-gemi-ev-gemi-ev-dediler-bak-ben-de-gemi-ev-diyorum-goruyor-musun.html







Hoşdere'de yer alan Gemi Ev olarak bilinen projenin el çizimleri. Bu çizimleri yakından görmek çok etkileyiciydi. İlgiç olanı ise yapılan proje uygulamada santim değiştirilmeden inşaa edilmiş. Şimdi düşününce günümüzde projeler 30 kez değiştirip revize ediliyor. Yazık, sermayenin ajanları olarak İşverenin'de esiri oluyor mimarlar maalesef.

13 Kasım 2008 Perşembe

dostları montajda görmek gerek




bir şantiyenin en önemli safhası montajdır.....hanyayı konyayı orada görürüsünüz.......bütün finishing hataları ortaya seriliverir ....... bizde yeni ofisimizde bir haftadır montaşdayız, eller parçalandı, beller fıtık, şantaj montaj parçasına klip neredeyse..... eserimizi ortaya çıkarttık ama bu karmaşada foto makinem (ve daha birsürü şey) kayıplarda.....


+1

bu arada: "olasılıksız" kitabını bitirmek olanaksız..... arada 5 kitap bitirdim, yok, ı ıh, olasılıksız zorluyor .... saygımızdan her kitabı bitirmek adetimdir ama nedense bunda bi iş var .... yıllar önce Mina Urgan kitabında şöyle diyordu "eğer kitap kötüyse yarım bırakırım, kestiğin karpuz kabak çıkarsa yer misin?" .... yada buna benzer bir cümle, tam hatırlamıyorum .... yerden göğe kadar haklı .....


Bir de benzer bir durum "Yaşam Kullanma Klavuzu" diye bir kitapta başıma gelmişti (Georges Perec). Yaklaşık 8 kere başladım bu kitaba ama, Oğuz Atayın "Tutunamayanlar" ını bitirmek bile daha kolaydı ..... Bu arada Bir arkadaşım dayanamayıp bana Enis Batur'un yazdığı "Perec Kullanma Kılavuzu" nu hediye etmişti. Yani zincirleme bir vaka bu kitap ve kendine has bu oluşumu yüzünden iyice ulaşılmaz bir hal almıştır gözümde itiraf ediyorum. Kitapla platonik bir ilişkimiz yıllar önce başlamış hala da kütüphanenin en dokunulmaz bölümünde yerini korumaktadır.


(Bilmiyorum herkez de var mıdır da benim kütüphamen de ağar bir raf vardır, Kafkaların, Camusların, Marcel Proustların, klasiklerin, geçit töreni tüm entel ve dantelliğiyle rafın konstrüksiyonuna yüklenmektedir.)

Ferhan Şensoy kitap hakkındaki düşüncelerini şöyle anlatmış:

"Georges Perec'in 'Yaşam Kullanma Kılavuzu' isimli kitabını her okuyan anlamayabilir ya da Perec okumak her yiğidin harcı değildir diye düşünen Enis Batur, bu kitap için 'Perec Kullanma Kılavuzu' yazmış. Onunki de pek anlaşılabilir bir şey değil! Kim için yazıyorlar bu adamlar bu kitapları, diye düşünüyor insan. Ya da işim gücüm olmasa; 'Georges Perec'in Yaşam Kullanma Kılavuzu için Enis Batur'un yazdığı Perec Kullanma Kılavuzu'nun tam anlaşılması için El Kitabı' isimli bir kitap yazılabilir. Bu birinci seçenek. İkinci seçenek daha yalın, bununla uğraşacağına başka bir kitap yazabilirsin."


+1

bu arada: şansa keşfettik, Panaro SushiCo'da her gün sınırsız suşi menüsü 29 ytl. Ama sadece 2 satte mahsus. Yani 2 saatte yedin yedin, yenmeyen ve tabakta kalanı hesap olarak ödüyorsun. Yani bol keseden sipariş edip ziyan olmasın diye böyle bir çözüm bulmuşlar. Garson kız anlattı, akşama kadar kendilerini aç bırakıp gelen aileler kendi aralarında yarışıyorlarmış. Pause..... Suşi yarışı..... Yani zaten o kadar çok yiyebileceğin bir besin de değilki.... biz 4 farklı tür deneyebildik, kesildik... o ailelere başarılar diliyorum.... dellenmişler resmen.....

+1

bu arada: Cumartesi akşamı Efes Blues Festival Ankara'da....

10 Kasım 2008 Pazartesi

3 Kasım 2008 Pazartesi

ooo Ankara


neyse ki hava muhtesem, yoksa İstanbul'dan her dönüşümde bunalımlara giriyorum sebepsiz.....internette geldi keyifler yerinde .... ama ofis hala yerleşemedi.... olsun ....


+1


bu arada ben taşınma işindeyken ve internetten bihaberken bir telefon geldi....

Nora : bloglar kapanmış....
Deniz: neeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeee ...?(/%&!'!^!éé!^'!^'+^^+%


yani köpürdüm.....elimden şekeri alınmış çocuk gibi olduğum yere oturdum .....sinirlendim ama kime ne söyliyeceğimi bilemedim ...... bi eğlencem vardı o da gitti, diye diyeeee evde voltalar attım ....... fikir özgürlüğüne yapılan bu saldırıyı kendimce kınadım....... faşistler diye bağırdım hatta bir ara kendimi kaybedip ....... biz birbirimizin dinini, ırkını, yaşını, tipini!!!!, güzel mi çirkin mi falan bilmeden kardeş olmuştuk hepimiz....... bi takım fikirler beyan ediliyordu, yorumlanıyordu ...iyiydik beeee diye dellenirken açılmış tabi bloglar......ondan da haberim yok ........ bi girdim herkes çoşturmuş yazıları ....... hoşuma gitti ...... herkes köpürmüş....... yüzüme bir gülümseme yerleşti ... bi daha böyle bir şey olursa napıcaz biz peki????? ... bir sürü takiplediğim blogun (ki benim için çok değerliler) ne maillerini biliyorum, ne isimlerini bu insanların, bir daha bulamazmışım gibi geliyor .....



SORARIM NE YAPACAĞIZ??? bilgilendirirseniz sevinirim a dostlar....

+1




İstanbul Modern in shop kısmında bu tür design parçalar satılıyor.... iki ayrı parça...hop takınca tek parça ... daha neler neler vardı ... yolu düşen keşfetsin



+1

bu gün Ankara da tanıdığım en ilginç insanın konseri var.... davetiyeyi aynen yayınlıyorum....


Merhaba dostlar!Bu hafta Çankaya Belediyesi Çağdaş Sanatlar Merkezi'nde iki ayrı konser vereceğim. Onurlandırmanızı dilerim.

Ilkin: Hakan A. Toker'den Ask Valsleri Konseri4 Kasim SaliOglen 12:30 (13:00'e kadar)Program: Mert Karabey'in Sonatin'i ve bendenizin "Bir Pichjo Için Kisisel ve Utanmaz Valsler"i

Hemen ertesi gün:Benyamin Sönmez, Hakan A. Toker Viyolonsel - Piyano Resitali5 Kasim CarsambaAksam 20:00Program: Schnittke Sonat, Rachmaninof Sonat, Piazzolla Tango
Sevgiler, saygılar!Hakan

HakanAliToker.com

+1

Tubaaaa doom günün kutlu olaaaa .... XOXO

1 Kasım 2008 Cumartesi

bir internet bağımlısıyım


ofiste internetsin bir hayat hiç çekilmiyor .... amma da bağımlısı olmuşuz (joujou'nun kulakları çınlasın)
+1
kalktık İstanbula geldik 1 günlüğüne, eşya alma deliliği... en son İkea'dan 9 saatte çıkamamıştık, neyse ki bu defa kataloktan herşeyi planladığımız için 7 saat !!!!! sürdü..... tam kasadayız bir görevli gelip "biz telefonla siparişlerinizi gönderirdik" demez mi.....aaaaaaarrrrgggghhhhh .... (daha önce yaklaşık 30 bin kez telefon edip yalvarıp yakarmıştık, ama böyle bir uygulama olmadığını söylemişlerdi de ..... ) ama biz şirket mişiz, onlara sipariş yollama uygulaması varmıııııııııııııışşşş..... aaaaa.... bi kafa ve uçan tekme aynı anda .... neyse sinir krizlerinden gülmeye başladık artık Zan'la......
+1
İkea'ya her giren bizim gibi insanlıktan çıkıyor mu bilemiyorum ... aklıma eve komposto takımı bile düzen ve tüketim çılgınlığına evini patlatmakla son verenTylor Durden geliyor her seferinde ama kendimi yinede delirmekten alamıyorum .... mesela Ankara da olsa taksit taksit git her seferinde bir eksiğini al.... Ama taaa Ankara dan gelmişken, bütün eksikleri bir anda almaya kalkmak ve zipli bir ihtiyaç programını oracıkta çözümlemek isteği sonucu kan ter, koşturmaca, bir maraton her seferinde .... bu da "taşınmak" gibi bizde bir bağımlılık yarattı sanırım joujou :)
+1
yine hayatımızı Akin ve Nora kurtardı ...bize evlerini açtılar, sabah ezanına kadar monopoly oynayarak yorgunluğumuzu atmamızı sağladılar.... kür gibisiniz walla, moral kürü....
+1
hayatımda gördüğüm en enterasan kedi yine bizi şoktan şoka soktu ... kendisi kapı açıyor, bulduğu çantaya hemen atlıyor (kediler kapalı bir yere girmekten nefret eder ya normalde), banyo lavabosuna yatıp biri elini yıkarken su içiyor (normalde de sudan hemen kaçarlar), durup dururken kitaplığın yanında ayakta dikilirken kitaplığa atlayıp sırtına çıkıp, orda omuzda takılıyor (yüksekliğe gıcık olurlar mesela) ....öyle işte bissürü ilginç haller .....
+1
bu nefis İstanbul sabahı (21 derece etraf) kaçmaz....çavvvv