29 Temmuz 2008 Salı

burası


























ULUCANLAR CEZAEVİ .... Bir restorasyon projesi kapsamında alanda bulunduk .... hücreler karanlık ve mezar gibiydi ... duvarlar yazı dolu .... umut ve insana dair çok az şey kalmış yazılara rastladık ..... insanlığımızdan utandık .....


Bu avlu Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının asıldığı yer ......

sessiz ve yanlız.....


Görüş odaları .... ironik bir şekilde deliklerden hiç birşey görülmüyor .... sadece konuşuyorlarmış ziyaretçilerle .....













































KAFESLER ......



















16 Temmuz 2008 Çarşamba

normal


bir şekilde kedi sevemem (genelleyebiliriz hayvan sevemem) .... sıkıştırmam, sarılmam, okşamam lazım ... tipik bir "ELMAYRA" davranış kalıbı segiliyorum kısaca .... Bu da Nora'nın minik kedüsüüü


5 Temmuz 2008 Cumartesi

Mykanos'un bal dök yala yerleri

Akşam Mykanos sokakları tıklım tıklım ...... iğne atsan yere düşmüyor .... Şöylekiiii














insanlar çıldırmış şekilde ama kesinlikle birbirini rahatsız etmeden ve krolaşmadan sabaha kadar eğleniyorlar .....


.........Tabi bu yönüyle Bodrum'a çok benzediğinden (kro eğlence anlayışı zavallı Bodrum'da artık hat safhada ....pis mafyamatikler yüzünden) pek etkilenmiyoruz.....


ANCAAAAAAAAAAAAAK


.....Sabah 7 de ben kendim bizzat bu fotoğrafları çekerken şoktan şoka koştum .... Yerler bizim evin avlusu kadar temizdi ...... bütün adayı sanki ağzı kocaman bir elektrik süpürgesinde ibaret temizlik ejderhası gelip pırıl pırıl yapmıştı .... bu nasıl oluyordu? Zan'ın yorumu : "E insanlar medeni cicim, atmıyor yere pislik" oldu .... Bense Bodrum'un her ara sokağından pis suların aktığı, yerlerde şişelerin, çöp yığınlarının, pisliklerin öbekleştiği, her restoranın arkasından buram buram pis kokuların yükseldiği (ki bu koku o sıcakta cidden çok fena yapar insanı) manzaralara alıştığımdan yorum morum bulamadım .... kalakaldım ... pause ..... işte pırıl pırıl kayraklar ....













eeeee adamlar sadece bu iki adadan (Mykanos ve Santorini) gelirlerinini %25'ini elde ederler tabiiii .... bu kadar medeni ve saygılılar çünkü mekanlarına, turistlerine ....

2 Temmuz 2008 Çarşamba

biraz geç olmadı mı???



Rezilliğini bütün kış çamurlara bata çıka çektiğimiz Tunalı Kavşağı hakkında "Kentin Yanlış Planlandığı, Katlı Kavşak Projelerinin Hukuksal Uyarlılığı Olmadığı Bir Kez Daha Yargı Kararı Altına Alındı" bildirgesi çıkmış ...... çıkmış da şimdi mi .... yapıldı kavşak bitti, halk bas bas bağardı, akademisyenler yazdı çizdi, herşeye rağmen inşaat başladı ... kentin en işlek göbeği, kış yağmurunda çamurunda şantiyeye dönüştü, kimler ne paralar yedi, danışıklı dövüşler layığıyla yerine getirildi ... saçma ve antirasyonel bir peyzajla süslenip püslendi, kimse de hiç birşey yapamadığı gibi, bir de oturup "35 günde kavşak bitirdik" böbürlenmelerini dinledik .... gel de çıldırma .... ayrıntılı bilgi için tıklayınız ve çıldırınız ...




1 Temmuz 2008 Salı

deli indirim var

Cumartesi bir telefon:


- Deniz Hanım Merhaba....
- Hayırdır....
- Pazartesi Zara'da %50 indirim var ... haber verilmesini istemişsiniz .....
-Öyle mi istemişim ... çok tehlikeli ....


Bu sefer ZAN'da bana katıldı ve tuttuk Panoranın yolunu (belirtmeden gecemicem, en çok çeşit Panoradaki Zara'da var, Zan'la tespit ettik) .... Bersckha (artık nası yazılıyorsa) Pull&Beer, Stradivarius ailesinden oluşan Zara'da yemin ediyorum abartmıyorum sezonda 50 ytl ye beğendiğim ve parama kıyıp alamadığım bluzu 14 ytl ye aldım .... huzurluyum ....


Eskiden indirim zamanı sokağa taşan Mango sırasıyla dalga gecen ben, bir alış veriş canavarına dönüşmeden kendimi tutabilmiş, irademe hakim olaraktan iki t-shirt ve bir eşofmanımsı şalvarla batmaktan son anda kurtulmuş idim .... neyse alışveriş ihtiyacı olanlara duyrulur. SaLDIRIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIN ......

+1

Gelelim şu ortası çocuk bezi bağlamışsın izlenimi veren şalvarımsı eşoffffman altınaaaa ... havadar ve otantik, bir o kadar da insana entelimsi bir ifade takındıran bu garip tasarım şöyle bişey ....




+1
"hulk" görülesi efektler barındırıyor gerçi ama, Edvırt nortının sosyal içerik bakışlarıyla süslenen sahneler bir aksyon filminden uzaklaştırdı bizi her seferinde .... Ayırca da o caaaanım Liv Taylor doğumdan sonra nolmuş öyle yahu, dudaklarda botoks nerde o Elf zarafeti ... Liv bile böyle olduysa biz hiç loğusa falan olmayalım yani .... insanı bebek yapmaktan korkuttu o şişkolaşmış haliyle .... neyse bir Hollywod rejimi patlatır artık ... Angelina ama mesela pek şişmedi, bilemiooorum bilemooorum ....
+1
DEDİKODU VAR YAŞASIN:Bu hafta sonu Eymir de partleniyormus ...... ayrıntılı bilgi Ekünün sayfasında ...
......
Eymir'le ilgili değinmeden gecemiyeceğim bir kaç husus var .... Bağ Evi diye bir mekan var karşı kıyıda, kahvaltıları inanılmaz .. bu biiiir
......
.... Kapıdan girerken eğer tipiniz küçük gösteriyorsa "Hocam (bu hocam hitap kelimesi çok önemli zira sizin gerçek bir ODTU lü olduğunuzun kanıtı aynı zamanda) cüzdanımı kaybettim, kimliğim de gitti" gibi bir yalan savurtabilirsiniz ... tabi kendinizden emin bir edayla kapı görevlisinini gözünün içine bakmayı unutmayınız .....
......
.....Eymir'de hep isteyip de bir türlü yapamadığım bir diğer etkinlik de kayık kiralamak .... kayıkhaneden sanırım, gayet gidilip cüzii rakamlara kiralanan kayık (fantazi olsun diye ördek şeklinde deniz bisikleti de olabilir) ile açılmak mümkün (ve şarapla romans yapılabilinir)....
.......
....Tuvaletler yenilendi, sevindirici gelişme .... ama yinede çok sıkışılırsa restoranlar bu eylem için önerilir ....
......
... bisikletle "ben göl etrafında bir tur atiim" diye hiç gaza gelmeyiniz .... yaklaşık 45 dakkada anca pedal, kan, ter, susuzluk içinde kalınıyor .... fena
......
...işte iki çift lafımı da ettim, rahatım .... böyle bir oraganizasyona ön ayak olan Ekünü kutluyorum ..... iyiki varsın yaratıcı zihniyet ......

26 Haziran 2008 Perşembe

doom günü

büyüdük mü ?? bilemiyorum küçüldük mü?? 7 yaşında daha mı algımız açıktı da hayata, şimdi dünya farkındalığımız iyice mi küçüldü, yoksa büyürken ufaldı mı herşey??? Alice'in küçük kapısından geçerken yanımıza anahtarı almayı unuttuk gitti .... geri dönmeyi hiç istemedim gerçi .... iyiki damıtmışız hatayın gerçeklerini, zevklerini .... bir yerde okumuştum hoşuma gitmişti çok



"hayatın zevklerini damıttıkça uyuştu dilimiz,

onca partinin ardından kısaldı günlerimiz,

bir büyük yalanda kardeşdik hepimiz,

rüyalardan uyandık. Aç, çıplak, kimsesiz ....."



neyse ki uyandığımda Zan ve dostlarım vardı yanımda.....

Ekin posterim için çok teşekkürler .... tares partisi için dostlarıma çok teşekkürler.... resim çekenler lütfen yollasın da şöyle bir havamızı bulalım ....

25 Haziran 2008 Çarşamba

.............


tuvalet ..... vol 1

jelly shoes







isimli bu plastik bonibon türü ayakkabılar meğer dünyaya yayılmış .... çeşitlerine baktım, buralara koymadan edemedim ..... (topuklusu bile var, eğilip bükülmez mi aciba??)







24 Haziran 2008 Salı

plastik resmen



dünyanın en tuhaf ayakkabıları Arjantin'den hediye geldi .... şeker gibiler ve de plastikler :) .... rahat olduktan sonra her türlü pabuca ok im .... bunlar eskiden plajlarda babanelerin denize girerken giyidiği (bu babaneler yosundan mı huylanıyorlardı bilinmes) patiklere benziyor biraz .... çok daha şıkı denilebilir ..... isimleri sanırım Melissa (içinde öyle bir yazısı var) ... neyse önceden haber veriyim bunlar çok moda olabiliiiiir duyanlar duymayanlara anlatsın ...

+1

yazla birlikte ice tea tüketimi hat safhalara vardı .... yeşil çaylısı yüzyılın icadı .... hediye demişken yaklaşan doom günümde bana kasalarca yeşil çaylı ice tea alan olur mu acaba ... walla nası makbule geçer .....

+1

Comedy Max'de çok kopuk bir diziye kitledim bu aralar ... Californication 5 ... adam tuvale kusup sanat yapan bir yazar, aynı zamanda eski karısına hala aşık bir sex manyağı ... falan falan bissürü tuhaf şey başına geliyor ard arda ....

+1

Woody Allen'ın yeni filmi geliyormuş, bayramlardayım ...

DEDİKODU KÖŞESİ: Obua Mert eve süper şeker yavru bir siyam kedisi almış ... bebek kedi sevmek isteyenler doooru Mert'e .....

20 Haziran 2008 Cuma

cart

diye hafta sonu geldi .... eskiden hafta geçmezdi bir türlü ... akmaya başladı, şimdi de ben hiç geçsin istemiyorum ....
+1
akşam maç varmış ...... milliyetçiliğe karşı biri olsam da (tüm dünya homosapiensi olarak 2 gözlü, bir burunlu, iki bacaklı iken milletlere ayrılıp savaşan virütik bir ırkız... neyse), izlices maçı bir takım arkadaş gurupları ilen ....
+1
gecen gün bir restoranda, Zan'la yemek yicez .... pilav üstü döner söyledik ayıptır söylemesi .... döner inanılmaz güzeldi, yumuşacık falan ... dilimi tutamadım, şefle lafladım "ne yumuşak etiniz bravo ...falan" dedim gereksizce ... Adam da " övünerek, kuzu bunlar kuzu" dedi ...." daha 6 aylıklar" dedi ..... pause .... ööööğğğğ .... kaldık öyle, bakıştık ......
+1
vejeteryan mı olsak naapsak diyince aklıma bir arkadaşım gelir hep ... gece gece Aspava'yı arayıp, etsiz döner sipariş ederdi ... acaip dalga gecerdik, salatalıksız cacık da söyle, pirinçsiz pilav da iste gibi listeyi uzatıp eğlenirdik ....
+1
havuz partisine gelinceeee ... yağmur yağdı, biz gitmedik, evde çay içip kitap okuduk ... nerdeeen nereyeeee .....

13 Haziran 2008 Cuma

havuz partisi Ankara'da


woooooooooooow ..... şaşkınız .... ama gerçek .... Ankara'da da böyle organizasyonlar oluyormuş ..... bu pazar (yani 15 haziran).... Gençler Birliği Tesislerinde (AVENUE denilen yerde) .... saat 12 - akşam 8 arası .... elektronik müzik, üç yüz bej yüz (ki ben bayılırım) .... kapıya adımı yazdırmak istiyorum ... deniz artı bir ....

+1
Annemle babamın Çağdaş Sanatlar Merkezinde ki sergisi gazete de çıkmış ... fotografları cok komedi bulduk, başlık vurucuydu "50 yıllık çiftin resim tutkusu" tarzı bi laftı .....

+1

tatili severim, tatil insanıyım, deniz güneş kum hayatımın merkezi, tatil benim göbek adım, ağız tadım ...
parmak arası tokyo, elimde muzlu süslü frozen kokteyl, hamakta chill out müzik, kırmızı ojelerim ve iz yapmayan bikinimle saatlerce boy göstermek istiyorum plajlarda, mavi turlarda, iskele babalarda ....
amaaaa ben yıllardır şiştim .... hep diken üstünde ofisten gelen telefonlarda bölünen dinlenme anları, kısıtlı zamana her türlü aktiviteyi sığdırma çabaları ve zip'
li programlar, uykuyla zaman harcanmasın diye sürekli gezme drumları ve yorgunluktan biterek tatilden dönüş .... neyse ki bu sene kendi ofisimin şahıyım diye avunurken, yavaş yavaş anlamaya başlıyorum ki, kendi işin varsa pskopata dönüşüyorsun ... daha manyakça çalışıp, daha az uyuyup, deli gibi yoruluyor insan, öyle 7 de çık git yok ... ama itiraf ediyim bütün bu yorgunluğa karşın, özgür olmak (nasıl bir özgürlük tartışılır, kendimizin esiri mi olduk?no ... no) inanılmaz bir duygu ve garip bir şekilde insana dinçlik geliyor ... ne biliyim kanı kaynıyor mu denir .... falan filan ...

+1

renewa günlüğü köşesi:
- sevgili blog yeni yeni gittimeye başladığımız renewa diye bir yerde, herkes sosoyetikliğinden asla ödün vermeden çılgınlar gibi spor yapıyor ... ama ter içinde, ve 40 kilo kaldırırken yüzlerindeki ıkınan ifadeyle ne derece sosyetik olabileceklerini tartışıp Zan la gül gül ölüyoruz ... her kes çok komik orda ....
- mutlaka ve mutlaka, tanıdık tanımadık herkes birbiriyle konuşmak zorunda ... önceleri cidden herkes birbirini tanıyo falan sandım ... eşle dostla mı karşılaşıyor bunlar dedik Zan la ... ama kısa sürede gerek sauna da, gerekse aletlerin başında bizle de konuşmaya başaldı tipler ... Mesela Sauna da "saatler olsun" la başlayan konuşmalar, "hangi günler geliyosun şekerim, mutlaka platese beraber girelim" lere varıyor .... e peki
- tespit 2: bütün Ankara orada bi kere .... taaa liseden en populer çocuğu gt göbek bağlamış şekilde koşarken de görebilirsiniz, annenizin çocukluk arkadaşını da .... facebook gibi ayol ...
- aletler zannedersin nasaya girmişsin gibi, şifreli, garip garip ekranlı, teşkilat üzerine teşkilat .... allahtan daha önce gide gide onlara alışmıştık ... ama mesela bi olay var ki ben başarısızım o kısımda ... kibrit gibi bi aletimiz var hepimizin, önce ona bişiler yüklüyoruz, sonra egzersiz deli gibi, sonra da check out yapıyoruz, kaç kalori yaktık, ne kadar ne kaldırdık diye öğrenmek için ... deli gibi ... ama bunu yaparken ne menüler ne teknolojiler ... Zan mesela kaptırıyo kendini hep "3 ton kaldırdım, 5 km koştum" falan diye rapor veriyor bana ... hehehe .... bense yapamıyorum ... kendimi the Party filminde gibi hissediyorum bu aletlerde ...
.....
.....

renewa günlüğü devam edecek efem....
(bazen kendimi delilerin olduğu bir tatil köyünde gibi hissediyorum yada Standford kadınları mıydı öyle bir film vardı, oralarda gibi....çavvvv)

6 Haziran 2008 Cuma

müjdeler olsunnnnn

Ankara'mızda otobüs durakları yine gereksiz yere yenileniyor.... en olağanı da yenilenirken kaldırımlar hallaç pamuğuna çevriliyor ...... kaldırım taşlarını onbininci kere değiştirmek için bahane de çıktı hayırlı ola ..... bravo büyük şehir belediyesi ... tebriks....
..... kim acaba bu kaldırım taşçısı ... kimin yiğeni .... kimin küpü doluyo meraklardayız .....
hele refüjlerde dip dibe dikilmiş bitkiler .... yazık .... bilir kişi sayılabileceğim bu bitki konusunda, 4 sene boyunca biz böyle bir uygulama olabileceğini bilemezdik tabiii .... walla nasıl bir zekanın yaratıcı ürünüdür bu bileyeceğim ama o bitkilere yazık .... çünkü ölecekler, çünkü o bitkileri dip dibe dikerseniz kökleri nefes alamaz, birbirlerini boğar ...... üstelik hiçbir estetik tarafı olmadığı gibi, araçların farlarını engelleme, perdeleme, toz tutma gibi hiçbir foksyonu da bulunmuyor bu bitkilerin...... yaş kesen baş keser .... çok ayıp .... göz göre göre o canlı ağaçlar ölüme terk edilmez, bu insanlığa sığmaz .... durumlar içler acısı Ankara'da .....
...... zaten metro ve fetiş halindeki alt geçitlerde bilmem kaç yıllık çınarların köklerini acımasızca kestniz bozdunuz çürüttünüz, yetmezmiş gibi saçma sapan budalamarla kolunu bacağını da yaraladınız, şimdi kimin cebine nasıl paralar girecekse artık, binlerce ağacı refüjlere sıkıştırıp, hapsettiniz .... süs mü bunlar ... canlı bunlar canlı ... walla acaip sinirlniyorum, elimde değil .....

31 Mayıs 2008 Cumartesi

manipulasyon

Öz'ün eşi Tanzer fotolarımız çekmişti ..... yorumsuz ....





Tanzer'in diğer enteresan çalışmaları :

http://www.fotokritik.com/kullanici/Tinzer/portfolyo

29 Mayıs 2008 Perşembe

refüj döndü ohhhh

resmen bir ohh çektim .... minnacık kafeste onu gördükçe içime darallar basıyordu hergün .... çıktı evde özgür .... benim de tabi keyfime diyecek yok ... mırıl mırnav uyuduk beraber ....


veterinerde çok tatlı yavrular vardı bu arada ... isteklilere duyrulur ... bir tane minik vardı bacağını kırmış o çok yazık drumdaydı ... gözlerimiz doldu Zan'la ... bir de yan kafeste Refüjün komşusu 2 anne kedi ve bissürü yavru vardı ... iki anne kedi garajda yavrulamış, bunları da kapmış buraya getirmişler, ama kimin yavrusu kiminki karışmış gitmiş, ikisi de hepsini emziriyormuş ..... yavrular minnacık ve kimin eli kimin cebinde belli değil, üst üste yatmışlar, bissürü minnacık kafa, pati, kulak, kuyruk .... çok aşırı şekerlerdi .....


neyse veteriner hikayemizin bitmesiyle kendime geldim, kaç gündür karalar bağlamış dolaşıyordum ......


+1


Ankara'nın güzide Renewasına nihayet biz de gidiyoruz artık ... bize bir takım testler yaptılar .... ben de sıfır yağ çıktı, ama aynı zamanda sıfır da kas çıktı, ki bu hiç iyi bir durum değilmiş.... Artık Madonna gibi ağırlık çalışıp drucam sanırım .... neyse testler esnasında daha önce yaptığım sporları sordular ben de ne biliyim öylesine "biraz pinpon oynarım" dedim, mütevazice .... birden olay oldu bu mesele, "masa tenisi turnuvamıza mutlaka katılmalısınız, adınızı yazıyoruz, falanaaaan filaaannnn......." ..... neyse yazdılar adımı hakkaten ve benim dün maçım vardı .... Çok komik "Hülya Avşar gibi tenis maçım var Zan bu gün" dedim , "ama masa tenisi maçım" .... hehehhe ... drup dururken çok saçma oldu ....


+1


ayıptır söylemesi gelen erkek rakipleri bile yenerim pinponda ... çok teknik biri çıkmazsa ezer geçerim diye gittim maça .... ve teknik biri çıktı .... tutuldum kaldım .... sonanda müthiş çekişmeler de fayda etmedi ..... veeeee hazin sonuç ..... inanamıyorum hala .....


+1


massive attack geliyo ... hala indirimli biletler satışta .... 75 ytl (word carta %15 indirimli) ..... gayet makul yani .... parkormanda hatta bir de ..... tarih : 13 temmuz .... leny kıravitz falan da performer tamam ama ne biliyim gidilesi mi kararsız kaldık .....


+1


DEDİKODU KÖŞESİ : Uzun süre ara verdiğimiz dedikodulara devam ..... Kızlar gurubu bu hafta sonu toplanıp Amasraya gidiyormuş ..... eee bunun nesi dedikodu .... bu resmen havadis derseniz, doğru demiş olursunuz .....

+1
bizim arabaya hayvanın teki önden bir çarpmış, pis adam ..... kasko masko uğraş dur şimdi (bu da pek dedikodu olmadı)
+1
Bizim Burcu (terasta oturan), bu yaz evleniyormuş ..... Burak adlı damat adayımızı çok sevdik, pek ısındık, yakıştırdık .... şimdiden kutlarız..... asıl bomba bu çatlaklar, balayına İbizaya gidicekler 1 hafta .... wooooow .... aman nazar mazar değmesin de düşman çatlatsınlar (mesela dergilerde falan hep böyle yazarlar... düşman kim yahu ... niye birini çatlatırsın illaki, git eğlen dön .... neyse....)
+1
başka da bi şey yok ..... pazartesine harıl harıl annemle babamın Çağdaş Sanatlar Merkezindeki resim sergisine hazırlanıyoruz ... bakalım neler olcek ???
herkesi bekleriz .....


23 Mayıs 2008 Cuma

zor günler

geçiriyorum ..... refüji veterinere yattı .... kısırlaştırldı küçük hanım .... ev bomboş gibi, tadım tuzum kalmadı ..... ama üzgün olmamaya çalışıyorum, budistler gibi .... mezarlıklarla ilgili tezimi yazarken funeral customs konularına girmiştim epeyce bi .... orda mesela hırıstiyanından şamanına herkez biri mefta olunca yas tutuyor, ağlamalar, ağıtlar .... budistler, hindistanda bir kutlama bir mutluluk cenazelerde ..... ölen kişi tekrar yaşam bulurken arkasında kalanların üzüntülerini hissedermiş, huzursuz olurmuş, o nedenle ölüp de yeniden dirilişini kutluyo bunlar ... bana hoş gelmişti açıkcası .... şimdi biri hastalansa ya da olumsuz bişey olsa hiç üzülmemeye çalışıyorum ... etkilenmişim demekki .....
+1
en manyakları şamanlardı ama bu cenaze ve yas konusunda .... vefat edeni çadıra koyup atlarla etrafında çember şeklinde dönerek tören yapıyorlar .... dahası o esnada yüzlerini keserek kandan göz yaşları yapıyorlar .... konsept takılıyorlar yani resmen ..... spiritual soyutlama da aşmışlar bence .... bir gurup kabilede ölülerini kırmızıya boyayıp, "silent hill" (belki oyunuda buradan çıkmıştır bilemiyorum) sessizlik tepeleri şeklinde üst üste koyarak akbabalara yediriyorlar ... mısırda keza kap kaçaklarıyla odalara gömülüyorlar hepsi .... bir daha dirilince masraf olmasın diye heralde .... daha neler neler vardı, yakılmalar falan çok ilginçti mesela ... tez esnasında sardırmıştım bunlara sanki çok sevimli konularmış gibi ..... neyse refüji kısırlaştı diye yine de üzülüyorum biraz .....

19 Mayıs 2008 Pazartesi

öz



le 30 sene hiç foto çektirmedik biz .... lise de hiç konuşmadan öylece oturduğumuz, bazen de konuşmaktan dilimizin damağımızın kuruduğu günlerde tek derdimiz, Kafkaymış, Nietzcheymiş, Freudmuş teoremler, olasılıklarmış .... sürekli yazı yazardık ...... dünya parmağımızın ucundaymış ..... her neyse ....








+1

konuşmadan öylece yanında oturduğum sadece bir kişi daha oldu hayatımda ... konuşmaya gerçekten de hiç gerek yoktu .... beni anlamıştı sanırım .... anlamasada olurdu, ama o olmasa olmazdı .... o anda tam da orada olmalıydı .... hep benle olmalıydı .... olmasa da olurdu, zaten hep benimleydi ..... açıklamak zor ....

17 Mayıs 2008 Cumartesi

fashion


bu senenin modasını açıklıyorum .... castin tımbırlek fötür şapkası .... attım tabikide .... ama bütün vitrinlerde var cidden trend olabilirmiş gibime geldi .....

dikkatli bakınca görülebilir, arkadaki ekinin kolu :)

14 Mayıs 2008 Çarşamba

taşınmıyorum evimdeeen

çok mutluyum ..... Ayrancı'da süper bir ev bulduk, ışıl ışıldı, sahibinden, kombili, tam home ofislik, Güvenlikte, kira eh işte .... herşey başlarda ne kadar da olumlu başlamıştı .... ama yavaş yavaş yarı bunamış ev sahibinin bize hayatı zindan edeceğinini sinyallerini almaya başladık ... önce eve ikinci gidişimizde bizi tanımadı, cebinden çıkarttığı saman kağıtlara notlar almış, o sualleri bir bir bize sordu ve biz de kulakları ağar işittiği için bağıra çağıra yanıtladık ... (sesi "dejavu" parçasına eşlik ederken kısılan Zan bu kısımda oldukça Dokunaklı bir tavır sergiliyordu) bu kısımlarda biz yaşlı ve sevimli ihtiyar amcaya sempati ile gülümsüyorduk .... kısa zamanda süprizler birbiri ardına geldi .... mesela depozito 600, öldür allah 500 yapmıyo ... avukatmış eskiden herşey usulune uygun olcakmış ... kira zammı ocak 1 de olucakmış ... ayrıca da ayın 12 sinden itibaren kirayı yatırckmışız ... diyoruz ki biz zaten bu ayın kirasını ödedik 1 haziranda gecicez ..... yoook anlatamadık ... neyse yazdıkça içime fenalıklar basıyo .... bir de kombinin kartı kayıp .... son kriz buydu ki artık ben de bardağı taşıran damla oldu ..... kombi kartlıymış ama eski kiracı kartı vermezmiş, çünkü ev sahibi ona 300$ vericekmiş, zaten evden çıkarken 600 $ depozitosunu vermemiş .... falanlaaaa filanlar... Zan'la bakıştık, yandık me ne gibilerinden ..... yürü abi dedim kaçalım .... allahtan paşa paşa ödediğimiz kirayı ve depozitomuzu kurtardık .... o ne ya öyleee ... bu arada asıl bombayı söylemeyi unuttum bu adamcaaz bizim üst katta oturacaktı .... tam kafamın üstünde negativiteye geeeel .... ben mis gibi terasımı kuşlarımı böceklerimi gökyüzünü bırakıp taşınıcak diilim heralde .... bizim ev sahibimizde nasıl üzülmüştü çıkıyoruz diye, çıkarttı depozitoyu verdi melek gibi kadıncaaz .... neyse bişeylerden döndük galiba ....




+1




sevindim ben ama .... mesela böyle şeyler yaşlandıkça mı depreşiyo nedir, evime nası bağlanmışım, kaç gündür nası duygulu duygulu mutfak tezgahıma bakıyodum .... saçma sapan terasta geziniyodum, odalarda ışıksızım triplerinde oturuyodum ... artık teras partilerine başlayabiliriz eski günlerdeki gibi :)






11 Mayıs 2008 Pazar

odtü bahar şenliklerinin

bende değişik anlamları vardır .... taaaa lisede kapıda içeri girmek için sürünerek başlayan serüven dün yine kapıda sırada sürünmeyle son buldu .... arada bi dört sene master yaptık da elimizi kolumuzu sallaya sallaya girebildik.... lale devriydi ...
+1
dün walla bi ara acaip sinirlendim kapıdaki adamla bağrıştık... "hocam ben mezunum" falan dedim havalı havalı, flaşlar bana döndü, kapıda ODTÜ'ye girebilmek için sağ bacağını vermeye hazır teen-age ler gıpta ile bana baktılar ... neyse eğlendim bir süre, olay çıkararak..... girdik ve klasik milyonlarca kişilik wc tuvalteleri, kalabalık, karaborsa sıcak bira alışverişleri, dona dona eğlenme, ve saçmalama aktiviteleri sırasıyla yapıldı .... önce büyüdük mü acaba gibi bi sorguladık Zan'la sonra, baktım çimlerde Zan hopluyo zıplıyo ben de hemen katıldım, unuttuk herşeyi,bıraktık kendimizi.....


+1


Takviye wc kabinleri getirmişler kampüse çok hoşuma gitti, zannedersin Rock'n'coke dayız .... Bir de bizim zamanımızda yoktu, tenis kortlarını disco yapmışlar, süper çalıyodu garip bir dj .... önce sıra vardı alana girmek için, sordum hemen, giriş paralı hocam dediler .... ben de ciddi ciddi giriş ne kadar öğrenme girişimine başladım .... Zan'da dalga geçti benle, kaç lira olcak 25 olcak hali yok ...odtü burası 2-3 milyon bişeydir didiiii .... hakkaten 3 milyonmuş bilet .... neyse tam discoda sapıtıyorduk bi arkadaşlar Deep Purple'dan bir tip stadda konserdeymiş diye haber getirdi.... Bizde önemsemedik önceleri çok .... Deep Purple ın setçisi gelmiştir, ışıkçısı olmasın o gelen diye uzun süre geyiğini yapıp, gidip bakmadan da edemedik .... Meğer gelen adam "Joe Lynn Turner" mış .... Bana pek bir anlam ifade etmesede Zan bir anda içine cin girmişcesine gaza gelip çıldırmaya başladı .... Bağrıyo böyle "Malmsteen çalıyo adam inanmıyoruuuuum, ohaaa....." kafaları yedi, önlere gittik, kendinden geçiyoooo .... hele "Dejavu" parçasını avaz avaz söylemeye başladı ....gerçekten uzun süredir bu kadar gülmemiştim, manyaktı ... hehehe ... bu gün de sesi kısık ... sanki Galatasaraylıymış da dün bağırmış süsü verelim olaya dedik en son .....

+1

Neyse Bahar şenliklerini kıyısından da olsa yakaladık bari ....



8 Mayıs 2008 Perşembe

çalışan organism




suretine bürünmüş bendeniz, en nihayetinde bir Utopyayı gerçekleştirerek kendi kendinin patronu olma yolunda inanılmaz gayretlerle yoluna devam etmektedir......




kendine saygı ve yaşamı istediğin biçimde örmek üzerine 1 yıldır atılan tohumlar birer birer sonuç veriyor, bu arada tuhaf tuhaf alışverişler yapioruz Zan'la....mesela daha önce hiç fax almamıştım ..... bilimum ofis gereçleri tam teşkilat hazır .... ev baka baka bi hal olduk .... nası döküntü her yer .... apartmanlar Ankarada ne fecahatlerde onu tespit ettik ... mekan kaygısı sıfır ... biR yer olsun işte orada yaşayalım demişler heralde ... dairelerin özellikle banyo ve mutfakları ağlıyo ... ki bizim ilk sırada baktığımız mahaller... ev sahipleride uçmuş, kapkaranlık saçma sapan daireler 800 artıııııııı 150 yakıt bi de en komiği 1000$ depozito ...depozito "default" olmuş ... içi harabe ama olsun 500$ depozitonu mutlaka öde ... bir kira bedeli de emlakçıya..hooop... bi de turyaptan bi emlakçı zaten ev bakmaktan kazan olan kafamızı iyice karıştırdı...neymiş yıllık kira bedelinin normalde %bilmemkaçıymış ama bizden %bilmemkaç alıcaklarmış....çünkü biz ideal kieacıymışız .... bir de her yerde bunu söylediler, artık moralimiz mi düzelsin yoksa çok mu sevinelim ideal kiracı kimliğimize bilemedik ... neyse yine de çok eğlendik saçma sapan .... ev maceramızın sonu umarım tatlıya bağlanır da bir kaç gün daha bu işkence devam etmez .....




+1




bir deiğer sorun : refüjjjiii (bizim munis kedimiz) .... munislik biraz şekil değiştirerek, yerlerde sürünmelere, tuhaf hareketlere dönüştü ki eyvah eyvah ...hiç miyavlamıyan kedicik hormonlarının rahatsızlığıyla minik minik seslere vardırdı bu işi .... biz de sanki evladımız büyümüşde doğaya yenik düşen ebebynler gibi duygulandık üzüldük ... napcaz ya biz bu Refüjü ... şimdi kısırlaştırsak olmaz, bebek yapsa nası bakıcam bu taşınma maşınma esnasında ... walla drumlar kitledi ....

+1

onun dışında yeniden doğmuş gibiyim .... artık bu yaz çalışmaktan hiç gidemediğim bahar şenliklerine, konserlere, denize, hazuva zarta zurta gidilip Zan la vakit geçirme kararı aldık... Zan gecen dedi ki "2 yıldır evli olcaz yakında, ama gündüz işe gitmekten seni 1 yıl görmüş gibiyim.... 1 yılım kayıp" .... aaa ama nası romantik söyledi ... kaldım gözlerine bakıp .... pause

30 Nisan 2008 Çarşamba

sıkıcı bir yazı...hiç boşuna okuma

Anksiyeterl hakkında konuştukÖz’le ...kendisi psikolok olup her ortamda bu meslek gurubuna dahil olmakla havasına hava katmak yerine, mesleğini gizler....”Aman Deniz pskolok olduğumu söyleme” der....herkes derdini anlatıcak diye korkuyo zannedersem
+1

Neyse ben de derdimi anlattım oturdum.... Sabahları zınk diye uyanıyorum bu aralar...Sanki biri beni dürtüyo saat 6 falan gibi... Önce gözüme ışık giriyo uyandırıyo zanettim, ya da erken yatmanın getirisi diye düşündüm....ama ı ı ...naapsam (hatta Pazar sabahı bile) 6 da hoooop dikliyorum. Ondan sonra bütün gün sersem sepelek....

Neyse Öz’ün yorumu “kendine ait olmayan bir güne başlamanın huzursuzluğu varmış üzerimde.... hııımmm....düşünmeye değer....

Hangimizin günü kendine aitki....ya da daha nasıl ait olabilir ki.... bilemooruuum...bilemoruum....
FELSEFİK yorumlara açığım tabiki de...bir de Öz'le liseden beri arkadaşız, hiç resmimizolmadığını fark ettik...bissürü foto çektik....koymam lazım buraya....

28 Nisan 2008 Pazartesi

atlıkarınca

da yavaaaş yavaş dönen pskopat çocukların müziği kadar gerginim.....

dönemsel geçişler....değişim rüzgarları....

11 Nisan 2008 Cuma

MAKİNİST

diye bir film verdi o gün Öz bana .....

bu nası bir film dedim ... bilmiyorum dedi ... o sırada yanımızda oturan diğer bir arkadaş bizi meraklandıran açıklamalarda bulundu "film iyi mi kötü mü bişey diyemem ama şu kadarını söylemeliyim ki, adam film çekimlerinde 30-40 kilo vermiş...." ....pause...

....

ben de aynen Onura yetiştirdim .... hakkaten açtık izliyoruz (ki VCD diye Onur filmi baya bi aşağıladı, ilker teknolojilere hiç gelemezmiş, ama meraktan izleme kararı aldı :).....

ilk kareden itibaren zaten sürekli "ayyyyyyy ne zayıf ..öööö....zafiyet" söylemlerimiz eşliğinde izledik ... o ne yahu .... Anorexia .... neyse filme gelicek olursak, kurgu 10 üzrinden 8 (şizo filmeler serisi içinde yerini aldı), gerilim 8, efektler 7, ve final 8. Daha şaaşalı bir final olabilirmiş, o kadar öre öre geldi ki yani sona. Falaaan falaan

9 Nisan 2008 Çarşamba

dedikodu köşesi

çok ilgi gördü walla .. enteresan ... demek enteli, okumuşu, çalışanı, mimarı bu tür haberlere aç ... alla alla ... hakkaten ilgincime gitti .....
....
....
neyse madem talep var, ben de devam ediyorum bu sectiona .....


GÜNÜN DEDİKODUSU : Ekin var ya, gecenlerde kendine motor almış .... şu ara kullanmasını öğrenmekle meşgulmuş .... baharın tadını yüzüne vuran rüzgarı hissederek çıkartıyormuş (bu kısmı tamamen attım mesela)

+1

Saygın'ın "SAYGIN Ay'la DİZİ SETLERİ" programı yeni bitmiş, biraz soluklanıyormuş .....yaza devam edicekmiş.....O ara bahar donemi ünıversıtelerle ilgili bir projeye haızrlanıyormus... Saygın Ay kim derseniz (ki diyeceğinizi pek sanmıyorum), kendisi süper yetenekli yönetmenimizdir ... arkadaşımız o bizim (biraz da paye çıkartalım) ..... neyse kendisi hakkında ayrıntılı bilgi içüüün....






+1


Saygın demişken aklıma saçma bir anımız geldi ... Bir gün Saygın'dan bir telefon "Deniz işin var mı , müsaitsen çekime gel". Ben de işteyim, büroda, çizim iş güç ama tabi şeytan dürtüyo ,çekim falan diyince işin eğlencesine kapılıp, bir yolunu bulup gittim. Bir adet Sabah programında, (kadın programı bildiğin) ben konu mankeni olcam hesapta. Bana çeşitli peeling, yüz maskesi, oksijen tedavisi gibi uygulamalar yapılırken, başımdaki uzman kadın da anlatıyo muameleyi .... ama gülmeden durmak nasıl zor .... cidden zor bir iş ben anladım o gün .... bir ara bana mikrofon uzattılar, alt tarafı 1 cümle bişey söylicem ... yok .... neyse sonradan cd ye çekip verdi Soyguncuum bana, izleyip izleyip güldük Zan'la ....

sonuç : ben den de oyuncu olmazmış öğrenildi, gülmemem gereken yerde gülme hastalığım deli eder karşıdaki insanı ....

+1

şimdilik sevgiler, saygılar, hörmetlerrrrr......

8 Nisan 2008 Salı

book crossing


şöyle bişey : biri bir kitabı okuyor, bitirdiği yerde bırakıveriyor ve diğer bir kişi alıp okuyup, kamusal bir alana terk ediyor.....

.......

el vermek gibi ....

......

ben de bakınıp dururum bir kitap bulabilir miyim diye ama nerdeeee .... neyse bari ben başlatiim dedim ... vee kitabımı (ki nası kıymetlidir benim kitabım sidim anlatamam) bırakıcam bakalım ... mmmm ... nereye bıraksam .... planlı olmamalı böyle bir şey galiba ama düşünmeden edemiyo insan .... Kuğulu Pakr'a bıraksam, yağmur yağabilir, Madoya falan koysam garson atar (ayrıca çok sıkıcı), değişik bir yere koymalı ..... metro ... ı ıı .... NADA!!!! evet Nada ...hem de koyarım uzaktan bakarım bakalım kim alıcak ... ya da ODTÜ ye bırakabilirim ..... her neyse kitabım bakalım dünyayı dolaşıcak mı ( bu drumda İngilizce bir kitap mı bıraksaM??* amaaannn)


+1
+1


DEDİKODU KÖŞESİİİİ (bu yeni bir bölüm, şöyleki tanıdık tanımadık dedikodu, flaş haber, alemin nabzını tutma halleriyle yoğrulmuş eğlencelik tuvalet yazıları)

slogan:hardcore olmadıkça yaşasın dedikodu.....

+1...... geçen cumartesi Elif evlendi ... davullu zurnalı bir düğündü desemde inanmayın ...nene hatunda bir bar var (CV)...Orada resmen bir party havasında evlendiler ... sana da bu yakışırdı Elüüüf diye tam dedikodu köşe yazarı jargonuyla kutlamak istiyorum genç çiftimizi :)
...........

+2 ...... bizim Bercem var ya, Ankara'nın tanınmış siması (Yaklaşık 1-2 yıldır ortamlarda yoktu, yüzünü eskitmemek için değil, hamileydi kendileri)......bebeği doğdu.... melez mi melez...şekoş mu şekoş....mini bişey
.......

anti parantez yaşlandık mı noolduk, evlenen doğuran nişanlanan, alla allaaa
.........
+3.......... Annemle babamı sonunda ikna ettik, Çağdaş Sanatlarda Haziran başında RESİM SERGİ leri açılıyor ... BEKLERİZ EFENİM ....

yeri gelmişken Babamın resimleriden bağzıları .... eleştiriler bekleniyor ....




..........
..........

Bunlarde ANNE ye ait:






4 Nisan 2008 Cuma

Ankara da

Bahar rüzgarları estiriyor ..... biraz yağmur çamur şeklinde devam etsek de yaz kuraklıklarından korkumuzdan sesimizi çıkartmıyoruz.... sindik .....
.......
+1
......
iş çıkışı hava hala aydınlık .... yehuuuu ... la la laa ...loy loy....
.......
teras moduna girdik .... refüj artık büyümüş haliyle kenarlara çıkıyor, benim ödümü patlatıyor .... evham sahibi oldum resmen .... kuşlara hayraan hayraaan bakıp, kitleniyo .... neyse hiç çekmiyim şimdi (bu çekim yasası hikayeside bizi korkuttu, sindirdi ... ne düşünsem acaba başıma gelir mi gibilerinden paranoyalara kapılıorum arada) ...
........
Ankara'ya şöyle bir dönüp bakıcak olursak eğeeeer .... pek de bişey olmadığını görüyoruz ... şaka şaka....
var bişiler .... bi kıpırtılar .... mesela örneğin faraza .... İspanyol Filmleri Haftası başladı .... hafta içi hergün 17.30 ve 20.00 arası Ankapol Sinemasında .....ayrıntılı bilgiyi kendiniz okuyunuz artık...
......
+1
.......
Bu sabah çok saçma bir araba kazası yaptık... Zan kırmızı ışıkta durdu, ben de yanağına bi öpücük kondriim dedim ... araba kay, arkamızda duran kadına önden bindir ..... elimde de kahve vardı ...dökül saçıl .... pause :)
xxxxxx
neyse indik bir şokla ... ama arkamızdaki kadın gerçekten şoktaydı ... suratını ömrü hayatım boyunca unutamam ... bi de bizi gülme tuttu .. kadının arabada da bişey yoktu, zaten jipinini önüne kocaman borulardan tampon yaptırmış, deli mi ne .... duvara çarpsa bişey olmaz o kadın ...
......
kendisi de arabası gibi gestapo bişey indi ... Onura kızmış ...aynen şöyle
"kızı öpücen diye bana çarptın".... neyse 30 saat güldük .... kadın da diğer ışıklarda durunca uzaylı gibi baktı bize, uzaktan uzaktan kaçtı .....
.....
Onur da gidip bi de arkadan çarpalım falan diyo ... bela gibi ... sabah sabah aksyon doluydu:)
Bir de Onurcuum ilk şokla bir sinirlendi... o da kadın bize gelip arkadan çarptı sanmış .... açıklamasaydım ve mesela inip kadına kızsaydı çok komik olurdu ....
deli sapık gibi ....
............
sabahlarımı şenlendiren Onurcuuma burdan çok teşekkürlerimi sunmak isterim .... ..........j'adore Onureeee .....

28 Mart 2008 Cuma

gecenlerde



arka sokakta oturan komşumuza gittik ... yine bir teras .... her pazar sinema izleme seansı yapıyorlar düzenli olarak ..... evde kardeş kardeş yaşayan iki tip vardı ...



onları izlemekten filmi izleyemedim ki.....




oyun.....


ve mayışma......

insan olarak dünyaya gelmemizi çok saçma buluyorum .... iş güç .... saçma sapan ... 10 saat bilgisayar başında .... bir de sonunda mesela bu kadar çabaya (10 saat bilgisayarda çizime), Somalideki açlar doysa içim yanmıycak .... sanki dünya barışına katkım oluyo... onu geçtim biz doysak mesela o da bir şey :) ..... neyin mücadelesi anlamıyorum ki .... kedi olmalı kedi :)

20 Mart 2008 Perşembe

Ankara Japon Filmleri Festivali

22 martta başlıyor ......... ilgilenenlere......

Yer / Place : Türk Japon Vakfı Kültür Merkezi /
Turkish Japanese Foundation Culture Center
Ferit Recai Ertuğrul Cad. No:2 Oran, Ankara


- Tüm fi lmler Japonca seslendirmeli olup İngilizce ve Türkçe altyazılıdır.
- Filmlere giriş serbesttir.
- All fi lms are in Japanese and subtitled in English and Turkish.
- Free entrance.

Daha Ayrıntılı Bilgi İçin / For More Information:
Japonya Büyükelçiliği, Kültür Bölümü / Embassy of Japan, Cultural Department
0.312.446 05 00 - http://www.tr.emb-japan.go.jp/


18 Mart 2008 Salı

moda

denen şeye akıl erdirmek zor ..... ampul küpe ...
dahiyene ...
her rengide var ....
mevsimler yüzünden moda da dengesizleşti ... cart diye hava ısındı .... kazaktan ...
t-shirte geçtik
biz büroda kısa kollu oluverdik hepimiz ... zaten çiz çiz ... sıcak basıyo insana

" we are drawing machinesssssssss"

bir ofisim olsa adını "AutoCAD fAKTOry" koyucam derdim.....

ama koymadım .... "312" koyduk ... hayırlı uğurlu ola .... daha yapım aşamasında sayfamız


bunca sene kendi çapımızda ("mütevazi olma inanırlar" der annem, ama biz yine de mütevazi takılalım) elimizden geldiğince, bişiler çizdik, rapido olmasada mouse salladık, bir bakalım neler yapmışız, nereye varacak bu işin sonu ....

ADANA

Yarışması açıklanmış, çok üzüldüm sonuçlara. Cidden yıkıldım, anlatamam içimin sızısını. İki kişi kastık kastık, gitti güzelim projemiz, maketimiz. Tamam biz ödül almamış olabiliriz, buraya kadar ok. Ama projelerin hali ne öyle. Ağlıyo resmen hepsi. yazık ....

hiç kentsel tasarım projesi görmesek yutturacaklar walla...ayıp ayıp....deli gibi saydırasım var şimdi ama, moralim sıfır ..... jüri raporu geldi bu gün..... komik...

biz napalım Turkiye'de böyle danışıklı dövüşler, belden aşağıya vuruşlar, iş birlikleri oldukça.... istifa mı edeli mimarlıktan .... bu mu yani sonumuz?? insanda heves bırakmadınız .... bravo

14 Mart 2008 Cuma

lost

dün lost 6. bölümü izledik (7.bölüm internete düşmüş bu arada) çok eğlenerek ...
................
5.bölüm hakkaten hakkını vermişlerdi .....
................
kuantumlar arkadan dolaşarak gizliden gizliye, bir takım günümüz trendi aydınlanma süreçleri alttan derinden .....
..................
deeeeeee .....
................
6. bölümde "Ben" bir Kadirizme bağlıyo anlatamam ...derin derin bakıp damardan Juliete "You are mine" diyişi var ki ... gülme krizine girdik .... pörtleğimin gözlüsü sen neyine Jack'le falan aşık atarsın ki ...köyde bisürü tip var, sen git arızayı Juliete bağla ... ..........liselim .... .
..............
zaten Sawyer'den sonra şamar oğlanına dönen ikinci şahsiyet ünvanını da aldı bizden ......
....................
neyse yine de severek izliyoruz ..... tüm kalbimizin oscarları LOST a ....verdik gitti....

12 Mart 2008 Çarşamba

belki daha çok erken ama

3 AGOSTOS 2008 ...DANNNN.....KURUCESME ARENAAAA .... DANN.... BJORK ....DANNNN ... AZ SONRA ...



BİRAZ TELEVOLE Girişimi oldu .... Biletler 75....sınırlı sayıda indirimli fiyatmış.... baktım takvimden pazara denk geliyor ağostosun 3 ü ....e biz çalışan insanlar olarak demek izin peşinde koşucaz yine... kardeşim şu konserleri cumartesiye koyun yahuuuu....ondan sonra dövünüyoruz "daft punk" ları falan kaçırıyoruz diyerekten..... neyse düşündüm de ağostos hiç gelmese ....yaz bitmese .... yaz ertesi, bahar başı, yılda 9 ay kutlansa....dilekler temenniler beklentiler....


+1

Mehmet Murat Somer, benim adamım, kurtarıcım... sıkıntısavar eğlence kaynağı neşe uzmanı kendisi... bütün kitaplarını uzata uzata bitirdim (bitmelerini hiç istemeyerek), şimdi en son Şampanya Üçlemesinden "Podyumu" okuyorum hayran hayran. Dil cambazı, dinamiklik sembolü anlatımları ile benim idolum haline geldi ki Turk yazarların kitaplarına niyeyse pek tahammülüm yoktur (hepsi değil tabiki). Evet diyeceğim şudur ki, Podyum bitmek üzere ve piyasada Mehmet Murat Somer kitabı kalmadı, burdan kensisine sesleniyorum .......... Rio'da değilseniz eğer beni duyun ve acil bir kitap yumurtlayın .......şimdiden teşekkürler.



+1



gecenlerde aklıma geldi ......

Benim iş yerinde oda arkadaşım bir Koreli idi bir dönem.... Yury Kim adı....."Yury sen Kimsin? Kimsin sen Yury?”, yada “Yury yürü beeeeee”.... falan diye bol bol kafasını şişirmiştim çocukcaazın .... İlk tanıştık adını söyliyemiyordum bi türlü dediki : “Nuri var ya onun Y ile başlayanı”.... süper pratik biridir... şimdi alt katta odası.....Bu arada 7 senedir Ankara da yaşamasıyla bir Turke taş çıkartan lisan ve deyim kullanımları var... mesela bir kere "ee doğru söyleyeni 9 köyden kovalar" falan demişti havalı havalı...... Yury işten ayrılcakmış sanırım, üzüldüm walla ......yerine Aşir geliyormuş .....



11 Mart 2008 Salı

dün




AKŞAM Mimarlar Derneğinde Emre Arolat Söyleşisi vardı. Bir kez daha kendisine hayran olduk, pür dikkat akıcı konuşmasını dinledik, çizdiklerine ve ürettiklerine saygı duyduk, "Nazaran" ı kaçırdığımıza üzüldük. İzzet ikram da sınırsızdı, şarap ve peynire dadanarak süper bir gece geçirdik. Salı günleri ben bir daha kaçırmam walla Dernek etkinliklerinİ. Mesela gelicek hafta Jazz gecesi var (ki arkadaşımız diye söylemiyorum Ayçanın sesi gibisi yok). Neyse programı koyuyorum buraya:





ayrıntılı bilgi: http://www.md1927.org.tr/


+1


Ankara Film Festivali Büyülü Fener de sürmekte......Pek fazla ilgimi çeken film bulamadım nedense..... partisi iyi olabilir dicem de, film festivalinin partisi ne demek hala anlayamadım...bir gidip görmek lazım : http://www.biletix.com/event.htm?id=JFILM


+1


Odtü Jazz Günleri başlıyor, biletler tükenmekte... Mesela biz bu Pazar konsere gidip (önden bütün günü odtü de koşmak yemek içmek şeklinde geçirerek) http://www.biletix.com/event.htm?id=JMRT1


fusion diye bu konseri seçtik...bakalım nasıl olucak??


+1


özel mesaj: yoga grubunun cuma akşamı 9-11 arası Nada da Esra ile toplantısı vardır, kaçırmayınız....zira Esra Almanya anılarını anlatıcak......duyrulur.....


6 Mart 2008 Perşembe

ankara sehir

rehperi özetleri by deniz.....

+1 ODTU Modern Dans Gunleri başladı.....

+1 bu aksam 19.30 Neva Sanatta üctersiz Yasam Koçluğu semineri (yada toplantısı) türü bir etkinlik var......

+1 ücüncü cemre topraga düştü mü?

+1 sanırım tüm söyleyeceklerim bu kadar....

2 Mart 2008 Pazar

if ankara






No body is perfect - ardından Grimm Love biraz fazlaydı hakkaten.....Grimm Love da adam diğer adamı canlı canlı yedi...yenilmek isteyen de mutlu, yiyende.... "I am your meat" gibilerinden diyoloklar geçiyordu zaten aralarında....offf hala etkisinden çıkmadım....darklardayım....miğdem bulana bulana izledim bu iki yamyam tipin hikayesini....internetten buluyolar birbirlerini veeeeeeee bir güzel ziyafet.... çok da dramatik anlatmış yönetmen...ne biliim tavsiye ediyimmi etmiyimmi bilemedim...pskolojimi alt üst etti..dağttı bizi....zaten bir önceki seansta "No body is perfect" de kendini kancalarla sırtından asanlar mı istersin, sapuk supuk bissürü insan görüntüsüne maruz kaldık...hadi bunları "insanoğlu ne tuhaf" diye diye izledik...o esnada daha kahve falan içebiliyodum (demek iyiymişim).... ama ikinci filmde şizo şizo..ıyyyg...fenaydı....




+1




lost 5.bölüm internete düştü.....bu arada alttan alta kuantuma bağlamalar başladı... "spoiler" olucak ama zamanda atlamalara, paralel gerçekliklere Desmond vasıtasıyla yelken açıldı.... bu arada diziye yeni katılan telaşlı bilim adamını ben pek severim..."million dolar hotelden" kalma bir sempatim vardır kendisine.....bakalım daha kimler giricek diziye...konu bulamadıkça tipleme ekliyorlar galiba....


+1




dedikodu: tanıyan tanımayana durulur... bizim uzun elif nişanladı....tabikide hayatımda gördüğüm en tuhaf nişandı (salonda gayet ağar bir havada büyükler otururken, elifin odasında punk tipler) ...müsait bir zamanda uzun uzun anlatmam lazım.....sosyolojik bir vakaydı....


biz de giyindik kuşandık gittik...çok eğlendik...tebrikler şekerim...




+1

bu ay ODTU de MART FEST baslıyor.... Ankara da kıpırdanmalar basladı