
Doğum Günü Partimiz ardından kaçınılmaz hastalık geldi....hem de sadece bize değil, davetli bütün bebeklere, Zan'a, anneme, babama, kısaca tüm katılımcılara.... bizimde ilk hastalığımız ayıptır söylemesi, öyle kek gibi kaldık ilk başta, sonra bi ateş olunca ibofen vermeyi, bi calpolu (ben çok geç tanıştım calpolle herkes çok şaşırdı), bi popo fitilini takmayı, burun akıntısında Tavergyl'i yetiştirmeyi, burun tıkanıklığına serum fizyonu seri hareketlerle uygulamayı öğrendik ve o hastalığın canına okuduk..... bir de okyanus spreyi varmış.... var, iyi güzel de Rüzgarda acaba burnuna herhengi birşeyi değidiriyomu.... kaç gündür Zan'la elimizde serunfüzyon olsun, okyanus zımbırtısı olsun, burnumuza sıkar gibi yapıyoruz, sonra burnumuz açılmış ve rahatlamışız gibi (daha çok kokain çekmiş de zevke gelmiş gibi bi ifadeyle) ohhhhhhhhhhh diyoruz.... neyse Rüzgar bu spreyi en sonunda benimsedi burnunu uzatır oldu, çabalarımız boşa çıkmadı neyseki.... bir de çok acaip bi sümük aparatı var mesela onla da biz yeni tanıştık.... herkes bebekleri minikken alıştırdığından bu aletleri kullanabiliyomuş, ama Rüzgar uzaktanda görse hemen tanıyo kerata....
neyse bu sümük aleti (Amsterdamda gördüğümüz bong mantığında) bir ucunu anne ağzına alarak sümükleri çekiyo....ilk Zan beni eczaneden aradığında, ay iğrenççççç dedim.... ama sanıldığının aksine aparatta bir de hazne var, orada toplanıyo tataklar.... neyse bu aralara gündemimiz, Rüzgardan ne kadar sümük çekebildiğimiz ve doğru oarntılı olarak mutluluk seviyemiz.... hayır çekmesek, uğraşmasak, elimizde burnumuza tuttuğumuz ve ne kadar da hoş olduğunu sürekli birbirimize anlattığımız bir süre sonra görenlerin deli diyeceği hareketleri yapmasak bu sefer de, bebişin burnu tıkalı kalıyo, gece sıkıntı, sütünü içemiyo, acıkınca sinirleniyo küçük burnunu kızartıyo falan.... zaten 1 senede bebek bakımından anladığım tek şey var ki oda herşeyin zincirleme birbirine bağlandığı....birini eksik yap atla, tık tık tık olaylar başlıyo.....
birde nolur nolmaz diye doktora da gittik .... dediki artık 1 yaş olmuş pipete başlayın dedi.... mesela ben bu pipet olayında çok rahat ettim tavsiye edilir.... bir de televizyona, prize gidince napıcaz diye sordum, çünkü ben sertçe hayııııııır, yada olmaaaaaaaaaaaaz, falan diyemiyorum..... Zan da bikaç kez cısssssssssss,pıssssssss demeye çalıştı, yok yani...Rüzgarda "seni yerim aşkıııım" etkisi yarattı bizim sözlerimiz, hiç mi hiç tınmadı....
Doktor ise şöyle buyurdu...."mola yöntemi denicez".... bu mola dediği, hayati tehlike arz eden bişeye gidince bebek, hooooooooooop kaldırıp oyun parkına götürmekmiş (yada evin belirli bir köşesine).....ayol dedim bu resmen cezalandırmak hocam ama.... hayati tehlikedan bahsediyoruz Deniz Hanım, ellese daha mı iyi diye beni bir bozdu .... Zan gülme krizine girdi odada..... ok dedik, eve gidince deneyelim dedik.... Rüzgarı salonda bıraktık, pıtı pıtı son sürat tv ye emekledi seninki....aldık surat ifademiz robot gibi, put gibi adeta oyun parkına (o esnada yanlız, surat ifadesi yada sesler çıkartmayın dedi.... daha çok inada bindirebilir dedi....lafın sözünde bu yaşta hiçbir değeri yok, aynı köpek eğitimi gibi dedi) koyduk Rüzgarı .... bekliyoruz nolcak....hiiiiç oyuncaklarıyla oynamaya başladı bi güzel kahkahalarla .... tınmadı yine.... mola yöntemimizde böylece sanırım raf kalktı.... denemek isteyen olursa diye paylaşiim dedim....
+1
evi pastaneye çevirmek suretiye 2 gün 2 gece hazırladığım doğum günü muffinlerimiz ve kurabiyelerimiz ...burun domesticus fotolar.....

...

...

...

....