
Zan mavi gözlerini kocaman açarak "dün geceki olay neydi öyle?" dedi ..... o söyleyince hatırladım ben de .... bir gece önce Zan beni titreyen sesiyle şöyle uyandırdı:
-Deniz korkma heycanlanma ama içeride bişey var !!!!!! (böyle bir cümle gecenin bir vaktinde nasıl korku uyandırmazsa:) .... biri var, yada bi ses var değil, bişey var!!!!!
......Neyse yatakta doğruldum, pırpırpır bi ses .... önce Refüj kuş yakaladı sandık ... kafamızın üzerinde bişey (hakkaten) daireler çizerek ve de tavana vurarak dönüyo .... yatakta pıstık, anlamaya çalışıyoruz, üzerimize gelmez inşallah diye de korkuyoruz ... o sırada Zan yine bağırdı "Yarasaaaa!!!" ....hahaha şimdi halimizi düşününce çok saçmaydı gece gece .... daha da komiği Zan yerde sürünerek balkona doğru ilerledi ve kapıyla perdeyi bir komando edasıyla açtı .... bir yandan da "ama kör bu yarasalar şimdi kapıyı nasıl bulacakki" teorisini düşünüyordum Zanın .....neyse ki hayvancağız bir kaç turdan sonra çıkışı buldu, uçtuuuuuuuuuuu gittiiii .... biz de uyku sersemi hiç konuşmadan tekrar uykuya daldık .... sabah flashback oldu, rüya gibi, gerçek gibi, bi tuhaf oldu .... hayır duyanda orman kenarında falan yaşadığımızı sanır.... Ankaranın Çankayasında ne yarasası anlamadık .... neyse uğurlu hayvandır dedi annem ... ok...
+1
hayatta aklıma bir gün güllaç yapacağım gelmezdi ... biri söylese inanmazdım .... insan bu tür tatların çok meşakatli tariflerden yapıldığını zannediyo ... hiç gözde büyütmeye gerek yokmuş, marketten güllaç yaprakları alıp, sütle şekeri kaynatıp üstüne dökünce oluyomuş ... bayılırım zaten güllaca (nedense normal zamanda da asla yenmez, illa pide gibi ramazan ikonudur) bi tepsi yaptım ... hem misafire ikram ettim, acaip havam oldu kendim yaptım diyince, hem de ben güllaç manyağı oldum doya doya .... bir sonraki sefere kaynayan süte sakız da atmayı düşünüyorum ...s akızlı güllaç da benim bi yorumum olsun domestik hallere .....