30 Mayıs 2010 Pazar

24 Mayıs 2010 Pazartesi

lost

An itibariyle lost özetleniyor.... birazdan da bitecek ... biz de bittik ama .... oyunculardan Richardı gösterdiler röpörtajda, sürmeli değilmiş gerçek gözleri öyleymiş adamın .... Kate Ve John 6 yıl önce dizi ilk başladığında nası gençler ... Sawyer da daha yakışıklı .... Walt'ın köpeğini andık Zan'la, nooldu acaba ona diye iç geçirdik ..... Zan dayanamadı benim babane gibi saçma yorumlarıma kola cips almaya gitti .... neyseki bebiş uykuda, damardan lost night .....optmxxxx

22 Mayıs 2010 Cumartesi

existenz evde ----wiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiii


Yazamıyorum zira çok meşgulum, Existenz eve geldi ..... bilardoda, pinponda golfte iddalıyım, bezbolda daha bi kere topa vurabilmişliğim yok, boxing hiç denemedim ....




wii demişken de aklıma hep Sanatorium oyununda lunaparkta kızın atış yapınca çıkarttığ ses gelir .... oynayanlar bilir o bölümü geçene kadar insanın beynine kazınır o ses .... ama enfes bir oyundu, ah o eski nostaljik advanture oyunları...şimdi wii falan nelere kadir gibi bi saçmalık lafıyla yazımı sonlandırmak istiyorum ...

27 Nisan 2010 Salı

puf puf

....



.....





şu Rüzgarın elinde görmüş olduğunuz yumuşacık bezimsi ayı hayat kurtarıcı bir aparattır burdan ilan edilir .... biz adını "puf puf" koyduk ve o andan itibaren hayatımızın anlamı olmaya başladı.... şöyleki Alaz artık katti suretle onsuz uymuyor.... bu oyuncak bize hediye geldiğinde ben bir gece boyunca bu ayıcıkla uyudum, ki anne kokusu sinsin diye .... sonra bebiş hep ona sarıldı, bi de yüzüne çekerek uyuyo (snoopy'deki tip gibi), yoksa elleriyle yüzünü falan yırtıyodu, iyi oldu puf pufun gelmesi .... o kadar bağlandık ki biz de, Alaz tam uyucakken evde şöyle sesler yükseliyo Zan ve benden "puf puf nerde, aman pufpufu bulalım, uyku saati geldi....." ....


21 Nisan 2010 Çarşamba

ablam yanardağı patlattı--mülteci ailesi


Püsküren yanağdağdan en çok bizim ailenin etkilenmesi hem çok saçma hem de çok ironik bir gelişme oldu benim için .... şöyleki pazar günü tam da aile saadetindeyken bir telefon....abim :" Biz Milanoda mahsur kaldık, bişeyler yapın, uçak, gemi, tren tır .....perşembe günü konserim var, dönmem lazım" (duyanda rock star turnede sanır, abim aslen iç mimar olup, son yıllarda müzik olaylarına kendini adamış bi şahsiyettir, ek bilgi)... bu arada nası ciddi, acaip moraller bozuk ....biz böyle zevzeklik yapıyoruz Zan'la "ohhhhhhhhhhhh ne güzel kalın işte İtalyada bol bol" falan diyoruz, hiç gülmüyolar .... nası down'lar .... napalım napalım thy'yi arayalım dedik....sorduk Avrupada Milanoya en yakın nerden uçak var dedik.... hiçbiyerden, Atina ya gidebiliyolarsa gitsinler dedi telefondaki ses.... aradık abimleri bi koşu, Atinaya gidemeyiz, yeşil pasaportumuz olmasına rağmen vize istiyo şrfsizler" cevabını aldık ...önceleri makara yapan biz de abimlerin sesinini vahimliğiyle biraz ciddileşir gibi olduk ... tekrar ararsın sen thy'yi, sorarsın....cevap : Saraybosnaya gitsinler, haydaaaaa..... geri abileri aradık bir umut doğarmış gibi tavırlar takınaraktan: cevap: Saraybosna, hımmm, ehmmmm, bi bakalım, hızlı trenlerde izdiham yaşanıyo ama, bi soralım.... ama nası sanki yahudi esir kampından canlı telefon bağlantısı yapıyolarmış gibi sesleri ....

o esnada dahada saçması Ablamlarında Almanyada olduklarını hatırladık ....Zan "dayanamıcam ben bi Can ablaları arıcam, ne haldeler acaba" dedi.... Onlar bambaşka bi ulaşım türü olan minibüs kiralamayı seçerekten, ablam eniştem iki oğlu (Little Miss Sunshine havasında)minibüse doluşaraktan Alamancı modunda dönmeye çalışıyolarmış ama yollar tıklım tıklımmış ... neyse sesleri neşeli geliyordu, baya bi maceralı geçen yolculuktan nedense hiç bahsetmediler, zaten konuacak halleri yoktu, kelimeler yorgunluktan ağzlarında karışıyodu, umut tacirleri filmi çeviriyolardı hayalimde.... içimden "yuh ya uçakları durdurdun abla" dedim .... bu ablamın herkesçe bilinen, dillere destan bir uçak fobisi vardır ...kilometrelerce uzağa herkes uçakla gider mesela ablam otobüsle arkadan gelir tıpış tıpış .... ben bi kere Parise giderken (böyle yazıncada çok havalı oldu, zaten topu topu 1 kere gittim) ablamla uçağa binme gafletinde bulundum durum aynen şöyleydi : koltuğa yapışmış sıkı sıkı, yüzü botokslu gibi gerilmiş, dudaklar mırıl mırıl dua okumakta, annem yanında o da duaya kaptırmış (hatta yolculuk boyunca 4 saat sürdü bu dua seansları, hatim indirdiler heralde)ben yanlarında şarap içerken ve camdan etrafı izlerken ve onlarla dalga geçerken sinirli sinirli bana bakmaktalar... yanlız ahı mı tuttu ne ben de tırsar oldum son yıllarda uçaktan ...özellikle karnım burnumda binince, ve de Alaz tekmeleri içerden koyunca adrenalin overdose olmuştu bünyede .... whatever .... hal böyle olunca ablamın Almanyaya giderken uçağa binmesi olay olmuş, ablam 1 ay önceden sendromlara başlamış, criz dalga dalga yayılmıştı .... gittiler en sonunda ama nası gittiler acaba ki ablam bi daha binmek istemedi kesin ve kalbin temizlğine bakki yanardağını patlattı :) ....

bu arada abimleri arıyoruz diyoruz ki, ablamlar minibüs kiralamış bi şekil onlata takılın diyoruz, akıllar veriyoruz, şudur budur, bi çözüm bulamadık .... en son salı akşam romadan uçağa biniyoruz dedi abim ama biz kıllandık ... çünkü hiç uçak kalkmıyo yani, acaba pırpır falan mı kiraladılar da bize söylemiyolar paranoyası yaptık ...

en sonunda vatana döndüler iki kardeşimde ama yorgunluktan hiçbişey anlatamadılar ... buluşunca anlatıcaz dediler.... meraklardayım .... bi dinliyim anlatıcam burdan

18 Nisan 2010 Pazar

kedi baskını ve katı gıdalar sendromu



......



Odamızın duvarlarını kedi bastıııııı ....


+1

eveeet kadı gıda olayında son noktayı neyseki yurt dışından gelen doktorumuz koydu .... daha önce yazmıştım, doktora açtığım telefonda "o katı mama işi 5 dakkada anlatılmaz, yarım saat anlatıcam" demişti ya beni de almıştı ya bi merak ... neyse gittim, oturdum ve resmen lise yılları gibi not tuttum... buradan da paylaşmak isterim.... o kadar para veriyorum, bari toplucak yararlanalım bilgilerden ....

aynen aktarıyorum dikaaaaat :

şimdi kahvaltıya 6 aylık olana kadar sadece anne sütü (mümkünse), öğlen yoğurt 15-20 kaşık ....akşamüstü 5-6 gibi tahıllı (or pirinçli) mama (aptamil falan) ....

gelelim 6 aylık olunca film kopuyo .... kahvaltı başlıyo, yine hazır mama olabilir (aptamilin ballı armutlusu süper, bıraksalar ben yicem, Alazdan artanları götürüyorum zaten) .... öğeln yoğurda yarım havuç(bi sonraki hafta bu karışıma yarım patates, tabikide ezerekten, bi sonraki hafta kabak, sonra brokoli diye diyeeeeeeeeeeeeee karışım iyice bulamacımsı iğrenç bişeye dönüşüyo neyse) .... bu gıdaları verip bi bakıyoruz bebişlere, deneysel yaklaşıyoruz olaya, bi alarji varmı, kabızlık ne alemde, sevdi mi, öğürdü mü .... ha bir tio :

eğer red ederse içine limon damalatın dedi doktor bey ... onuda sevmezse 1 kaşım sızma zeytin yağı koyun dedi ( ki ben ce iyice saçmaladı, duymasın ama , özellikle limona hiç aklım yatmadı ve ben denemedim şahsen) .... hepten red ederse elma katın dedi....ha bu arada meyve yok dedi...halbuki ben paso elma armut veriodum, pek de kesmedim açıkcası, seviyo yiyo bebiş, o iğrenç kabaklı yoğurtlu saçmalığı da yedirmeye çalışıyorum elbet, ama yemezse de haklı yani.... whatever .... devam

sonra akşamüstü tahıllıya falan devam, kahvaltılarda bebe bisküvisi (hipp iyi dedi), labne peynir verebilirsiniz dedi... verdik .... sevdi şapur şupur kedi gibi yalandı :) ....
sakıncalılar:semizotu, ıspanak, maydonoz
soğanlılar (pırasa (kim verirki bebeğe pırasa), soğan (hazmı güçmüş bunların)
allerjik gurup: çekirdekliler (mesela domatez, incir, kivi, patlıcan, bamya....)

6.5 aydan sonra öğlen yoğurtu o garip karışıma bulgur, irmik, yeşil mercimek, pirinç dönüşümlü olarak eklenecekmiş (bi cezvede 1 kaşık haşlanaraktan) ben bi irmik deniyim dedim, en az pütürlü olması nedeniylen, götürdü kerata ....

7 ayda tarhana mercimek çorbası başlıcakmış....

asıl önemlisi, ki ben unutmuştum sormayı ve de bebişi kabız yaptık ....su ... aradım sordum doktora "günde 3 defa 30ml su" dedi .... ama nası zor su içirmek ... bi metot geliştiren varsa allaşkına bi mail atsın ...alıştırma bardağıyla biraz muaffak olduk gibi.... yoksa kaşık kaşık, mini mini, döke saça, püskürterek ....

12 Nisan 2010 Pazartesi

hiiişşşşt ayıp oluyo bebek dergisinde

Geçen sene hamileyken heves edip aldığım bi bebek dergisi vardı, wc'de bi karıştıriim dedim.... yemek bölümüne de bi bakiim dedim.... pause

....


....
zumlaaaaa

....
biraz daha zumlaaaaa



....

dur daha fazla yaklaşma ... yuh beeee.... bebek dergisinde bi de, noluyo dedim :)

7 Nisan 2010 Çarşamba

"Aesculuc hippocastanuml" ar ve kılıçlı abiler


.....




pencere önündeki dev at kestaneleri yapraklarını aheste aheste açmakta ..... oh yaz geliyo derken, şemsiyeler rafa kaldırılmışken, yine gri sabah, bulaşık suyu hava, bebeği aman hasta eder bu havalar uyarıları bol bol, sanki ben çıplak çıkartıyorum da çocukcaazı, evladım her gün bi saat çocukla çıkma dışarılara serzenişleri, ama kulak asmayış, yola devam, kilolara veda, eski denize geri dönüş, kavuşuş hatta, kendine geliş, boşaldıkça doluş, benim verdiklerimi bebişe alış, yaşasın yazlık kıyafetler alış ona, şortlar, ilk ayakkabılar daha pre-walk .... oturamayıp, hacıyatmaz gibi hoooop bi bu yana bi o yana boylu boyunca uzanış ....böyle böyleeee

+1
pazar günü Seğmenler parkına gittik yine....bu defa aile gezisine Hich ve eski sevgilisi yeni eşi Görki de katıldı.... çok artizler, posterler ....



+1
Seğmenlerde alışık olduğumuz bi takım jugglingciler, gençler, köpekliler vardı, ok ....ama benim ilk kez gördüğüm ve de çok şaşırdığım bi de bi gurup vardı ki evlere şenlik ... efendim bayraklarında şöyle yazıyodu bu tahta kılıçlarla, orta çağ dövüşçülerinin: Tarihi Savaş Sanatları Birliği ....pause ....



not:Bayrak dibindeki bi takım kılıçlara dikkat ... Bunlar HattoryHanzo kılıcı değil, orta çağ kılıcı ....vay vay vay, çok frp :)


+1
Bizde oğluşla, kılıçlı abileri zilerdik, izlerken uyuduk ...



....


....
öncesi House Cafe.... servis sçmış bu arada .... Hich ve kocası neredeyse aç kaldılar, çok gıcık olduk ...



...

29 Mart 2010 Pazartesi

ne dark bir Alice in Wonderland








Sırıtan kedi süperdi, meşhur çay partisi karmaşası tam yerindeydi, ortamlar Tim Burtona yaraşır kopukluktaydı, 3 boyutlu efektler asit etkisindeydi, amma velakin benim çok sevdiğim evin içinde büyüme sahnesi yoktu .... bütün film boyunca söylendim, 3d gözlüklerimin ardından .... affedilemez.....

+1

Alaz ilk sergisinde .... anne ve babasının projelerine göz attı ....



....

26 Mart 2010 Cuma

güzel icat

.....







Banyo seanslarında suyun ısısı mevzularında hep bi kafa karışıklığı yaşayan biz, Mothercare de gördüğümüz bu icatla huzura erdik. Bebişi küvetine sokarken mesela konusunda en uzaman kişinin bile öğütü "dirseğini bi batır bak" iken, benim dirseğimin biraz hissiz olduğunu tespit ettik. "su iyi gibi" derken, Zan aynı anda dirsek ölçeriyle bakınca "oooo çok sıcak ya, haşlıcan mı oğlanı?" gibi bana fırça çeker vari laflar etmişliği bile vardır. Neyse bu tabelayı küvete atıyoruz (mesela ben foto çekerken attım soğuk suya, hemen too cold yandı) su iyi mi, soğuk mu, sıcak mı durumu gösteriveriyo. Banyo yaparken de Alaz bol bol oynuyo, ısırıyo, anti parantes ve not, fiyatı da süper ucuz.... Bir diğer benzer oyuncak, banyonun olmazsa olmazı, bak şu küçük ördek nasıl yüzüyoru, ve aynı zamanda bu ördeğin altında yapışkanlı derecesi.....o da mothercare ürünü, o da ucuz.... tavsiye edilesi, benim gibi, suyla kafayı bozup, soğuk mu sıcak mı paranoyasını bitiresi ....




+1

efenim püremsi yiyeceklere geçişlere başlamış bulunuyoruz, hayırlar ola .... şimdi ben şu kaşık elinde çocuğunun arkasından fellik fellik koşan antipatik annelere dönmiyim diye (kabusum resmen), kolları sıvadım, yine Tracy Hogg'un kitabının tozlu sayfalarına kendimi attım ... resmen notlar çıkartmak suretiyle, oss ye hazırlanırcasına hatim ettim (kitapta güzel hintler var)... ve başladım yedirmeye... yanlız yemek yedirmek cidden çok zevkliymiş .... böyle anne kafası vardır ya, habire "ye yeeee evladım" der annemiz, ben de pek anlam veremezdim .... bebek loklamarı yutarken ve ben sanki nirvanaya ulaşır vaziyette kendimi haz içerisinde bulurken, anladım bu yedirme manyaklığını .... ama abartmadım çok bebişkoya ters tepmesin diye .... evet 6 ay olmadan başladım ... gerçi annem sağolsun herşeyi tattırıyo minik minik ve de bunun pek bi yaraını gördük (tavsiye edilesi2).... ben böyle kendimce elma püresi, armut suyu kaşık kaşık, aptamil muhallabi gibi kafama göre takılırken, Zan "bu böyle olmaz ben bi doktoru arıcam" dedi ..... doktorda " ben yurt dışına gidiyorum, yarım saatte anlatcağım şeyi 5 dakkada telefonda anlatamam" dedi mi..... aldı mı bizi bi merak .... ne anlatıcak ya bu adam yarım saat diye paranoyalar sardı, acaba su mu versek, acaba çok püre yapmasak mı, cart mı curt mu ... ben ne güzel yediriyodum oysaki ... neyse benim aynı doktora giden bi arkadaşım var, ona mail attım .... doktor sözde yarım saat anlatıcakmış gibilerinden, normalde hemen girip çıkıyoruz yani yanına adamın ..... maile cevap geldi" evet ya cidden yarım saat anlatıyo, bissürü olay, önce havucu ezicen, üç gün vericen, sonra bilmem ne bilmem ne ....." dedi miiiiiiiiiiiiii...pause ..... formül gibi resmen.... neyse yurt dışından gelmesini merakla bekliyorum kısaca, ama bu arada durmak yok, yedirme çalışmaları devam

20 Mart 2010 Cumartesi

ilk aşkı

......

1 hhhhmmmm çok güzel bi kız :)


......

2 saçlarıda yumuşacık ....



.....

3 o da beni sevdi galiba


.....

4 sonunda sarılabildim ....



.....

5 halimden memnunum :)

not:aşağıdan temas edilen ele dikkatinizi çekerim

......

6 ortamda benden daha büyük bir rakibim var, hem de çok yakışıklı ... biraz daha yaklaşiim ben Defneye....


....

7
.....

8

.....

9 elini tutiim hatta .....sariliim bi güzel



....

10 ...bu iş tamam :)

14 Mart 2010 Pazar

deliye bak





daha ayrıntılı burdan bak : http://www.blogger.com/post-create.g?blogID=1379710781219390753

Vög-


geçen hafta Nora geldi kocası Akınlan..... bebişi de kaptık DNR da oturur kahvelerken, Nora "Vög alalım mı... ne de olsa ilk sayı" dedi..... ben de ona uydum aldım..... dergide 100. sayfaya geliosun hala reklam sürmekte .... editör tamamen saçmalamış samimi olcam diye.... kapak kızı bence uzaylı, o derece güzel ve ince.... mardindeki moda çekiminde kopartmışlar ... yerli halkın pskolojisini alt üst edip bırakmışlar, bakkalın önünde mini etek ve şortlarla, yarı çıplak kızlar falan, o la laaaa.....

neyse bi daha alır mıyım bilmem .... attım wc ye, en çok orda okunabilinesi bir kıvamda .....

+1
gelelim haftasonuna .... cuma gecesi doooru ekinin partisine .... daha önce Ekinin pijama partisine gidip gitmeme kararsızlığındayken Zan" hadi bi git değişiklik olur.... bana bak böyle koca zor bulursun" diyip zorla yollamış, ben de çok eğlenmiştim.... Buna da yine aynı gaz gittim ... parti concepti, "bi kahraman bi icon" olmaktı .... ben de küt saçlarım kahkülüm, beyaz gömleğim, koyu kırmızı ojelerimle Mia Wallace ın biraz!!! şişman haline büründüm .... bütün gece de gayet, v şeklindeki parmaklarım gözümde danslar ederek, pozlar vererek takıldım.... yanlız bana eşilik eden Meldoş bize geldiğinde "ne olsan ne olsam" diye gezinmekteydi ve olaya hemen ZAn el attı "Marla Singer ol, denizin dolabına bak, ordan 5 Marla Singer kılığı çıkar" diyerek Melodşu yüreklendirdi :).... bi güzel saçlarını kabarttık, bi siyah tiftik kürk, bir siyah elbise, siyah ojelerle ve de koyu makyajla beklenenin çok üstünde bir Marla Singer oldu bravo .... yanlız tatmin olmayan Zan" bi dakka, git Biraz yüzünü beyazlat, Marla Singer bembeyazdır .... ayağına bi file çorap yok mu? .... siyah bi güneş gözlüğü getirin...." falan diye son rütşlarıda yaptı sağolsun ve de bebişi uyutarak bizi yolladı.... amaaaaaa....bi gittik, millet nası abartmış, robotlar, kızılderililer, kırmızı başlıklı kız, gandalf, prenses falan .... e kimse biri olmamış, öyle kıyafet partisi gibi gelmiş, biz bi tuhaf kaldık .... hatta bi rahip yanımıza yaklaşıp" eeee siz ne oldunuz?güzel giyinmiş kızlar mı?" dedi ... pause.... o kadar hazırlanmıştık .... ona günah çıkartmak suretiyle, kendimizi affettirdik biz de.... ama partinin en başarılısı annesine siyah beyaz tavşan kulağı diktiren, ponpon kuyruklu, mini şortlu, çabasız süper sexy olan playmate Yeşimdi ... son derece Playboy kızıydı, şok geçirdim resmen .... neyse sağolasın Ekin, yine süperdi, hayatıma renk kattın, her ne kadar 11.30 da aklım ve kalbim minişte eve dönsemde, ruhumuzun daralını attık, oh, rahatladık, 2 geyik yaptık ....

9 Mart 2010 Salı

Kuantumdan, secret'tan, losttan çok önce

Mevlana:

Sen düşünceden ibaretsin.
Geriye kalan et ve kemiksin.
Gül düşünürsün gülistan olursun.
Diken düşünürsün dikenlik olursun.

6 Mart 2010 Cumartesi

Alice in wonderland tim burton



geldiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiii ..... ama tabi şimdi öyle ha diyince sinemaya koşulamıyor .... bebişi doyur, her bişeyi hallet, annaneye bırak tam da sinema seansını tutturacak vakitte, gerekirse süt sağ, mümkünse uyumasına yardımcı ol, o sırada kan ter içinde kalacağından üstünü değiştir eğer yedek bluz almayı yanına akıl ettiysen, son kez aynaya bak, miniğe bir butterfly kiss kondur, çık dışarı ..... bu pazar bizdeki sahneler bunlar olck işllh ....


+1

garip ve srarengiz bir şekilde Alaz sabahları saat 6 da kalkmaya başladı .... iyi hoş da ben de ecinli gibi ayaktayım .... nedenleri hakkında ayrıntılı bir araştırma inceleme yaptım kendimce .... birinci tespit: Artık prima alt bezi kullanmıyodum, taşırıyor kakaları ve belini kızartıyor diye .... bu anlamda Huugies daha iyi gibime geldi ... bel kısmı çok süper .... ama bu seferde sabahları kalkınca bebişin popişi ıslak ıslak ..... yani Huggiesinde emiciliğinde bi sıkıntı var sanırım .... şimdi gündüzleri Huggies, gece Primaya geçicem bakalım, bu taktik işe yarıcak mı ....


bir de gün erken ağarmaya başladı, güneş çıkınca uyanma vakti geliyor sanıyor olabilir mi acaba .... black out bi perde lazım bu drumda bize acilen ..... yeterki o 6 lar eskisi gibi 7 olsun ..... 7 ye duacı oldum .....


ama tabi havaların ısınması sonucu, 6 da kalkınca da kös kös oturmuyoruz .... bebek arabası maceraları başladı ... bana da spor oluyo .... e onda da arabayla gezintimizin 5.dakkasında hop uykuya dalıyor bi güzel .... yani 6 da sadece ben kalkmış oluyorum :) ....


14 Şubat 2010 Pazar

Zan'a sevgililer günü hediyesi




12 Şubat 2010 Cuma

habits


Doktora gittiğimizde geçen ay demişti, "yeni huylar geliştirir, mesela süt verirken bi gögsü diğerine tercih eder, tek kulağını çekiştirir, eller sürekli ağızdadır, sakın aç sanmayın" ..... hakkaten falcı gibi, ne dediyse çıktı .... kesinlikle sol gögüsle işimiz olmuyo .... tersten yatırıp sanki sağ gögüs gibi numaralarla kandırıyoruz :) ..... sol kulağını sürekli bir çekiştirmedir gidiyor, arkasını yara yaptı nerdeyse, tekrar sol ele eldiven giyme günlerine geri döndük .... eller sürekli ağızda olduğu gibi ne bulursak da doooru ağıza .... böyle bi takım haller ....
alakasız bir not geçmel istiyorum .... hamileyken oluşan lekeler benim çok fena sinirimi bozmuştu ... en görünen yerde yanaklarımda kahve rengi çok gıcıktı ... herkes geçer demişti ama ben lazerci, peelinci araştımaya başlamıştım bile .... ama kendiliğinden geçti ... yani no panic, hamile arkadaşlara duyrulur ....
bu arad üç buçuğuncu ayda dayanamayıp çalışmaya başlamamla günlerimiz iyice maratoona dönüştü .... sabah 7 de kalkış, beslenme alt değişimi, bebiş oynarken kahvaltı giyinme evden fırlama .... bu fırlama yazıldığı gibi kolay değil... giyinmeyi hiç sevmeyen Rüzgarı giydirir giydirmez organize olmak zorundayız ... ben giydiriken ZAn giyinip bebeği almaya hazır hale geliyor, onlar apartmanda dolanşırken ben de paltomu ve ayakkabılarımı giyip ve de ana kucağını, emziği bilimum araç gereci alıp onlara katılıyorum ... arabaya biniş bi olay iniş bir olay ... neyse bebiş arabada hoop direk uyuyo .... beni annaeye bırakan Zan ofisi açmaya koşuyo, ben uyuyan bebeği annemlerde uyandırmadan soyup yatağına yatırıp, bi çırpıda ofise gidiyorum .... iş güç derken bebeğin süt saatlerinde tekrar anneme koşuyorum ... ofis anne arası mekik dokuyorum .... işler çığrından çıktı artık, ama artificial iş dünyası arasında gidip miniği sevmek ilaç gibi geliyo.....her gün iyiki doğduğu için ona teşekkür ediyorum ....

5 Şubat 2010 Cuma

bu akşam saat 9

Lost manyaklığı başlasın ..... hancıııı şarap getir !!!!!!.....

not:pazarları da "star wars" serisi ziyafeti devam etmekte ...... bu hafta episode III.....

4 Şubat 2010 Perşembe

saçlar döküldü.....yeniler sarı sarı :)




29 Ocak 2010 Cuma

ARTIK KENDİ BAŞIMIZA TUTABİLİYORUZ

SÜTÜMÜZÜ İÇEBİLİYORUZ:)


AYIMIZLA OYNAYABİLİYORUZ :)