yeni yıl mucizelerle dolu gecer umarım..... ben her gün bi tanesine bakmaktayım.... :)30 Aralık 2011 Cuma
27 Aralık 2011 Salı
26 Aralık 2011 Pazartesi
egg
Yılbaşı öncesi yoğunluk tam gaz devam ederken, fırsat buldukça Rüzgara süprizler yapmaktayız.... mesela gecen gün ilk defa patlayan şeker aldım, çiğnerken surat ifadesine gül gül öldük.....+1
hala tam olaraktan konuşmayan Rüzgara (arabalar filmi karakterlerinden Mater, Doc, Mac gibi isimler hariç herşeyi müziğiyle söylemekte halen) sorduk:
öğlen balık mı yersin tavuk mu....
cevap: ü ürüüüü üüüü.....
tüylü aşkım
22 Aralık 2011 Perşembe
19 Aralık 2011 Pazartesi
15 Aralık 2011 Perşembe
12 Aralık 2011 Pazartesi
Jackie Evancho ....
Geçenlerde şansa bi kanalda Amerikanın yetenek siz siniz'ine takıldım .... bi minik kız çocuğu çıktı 10 yaşında, sanki insan suretine bürünmüş bir melek .... gifted doğmuş o nasıl bir ses.... içine 30 yaşında kadın kaçmış gibi bir söylemi oluyor hatta jüri üyelerinden birinin.... şöyle bişey kısaca..... Jackie Evancho
+1
sonbahar ne güzeldi
bu ara yağmur yıkadı geçti.....

9 Aralık 2011 Cuma
slogan mı sologram mı....
+1
ne zamandır aklımda (ağzımda) bi parça var... söyleyip duruyodumda ne olduğunu yeni öğrendim.... respect ....
Lykke Li-I Follow Rivers
6 Aralık 2011 Salı
2 Aralık 2011 Cuma
22 Kasım 2011 Salı
Kristal Bebekler
Hürriyette yazan bir yazıya www.annesozu.com' da rastladım..... müthiş..... bir kısmını kopyalıyorum devamı burda ...
+1
Ne denmişti? "Bir başka gezegene gitmiş gibi olacaksınız, yüksek zekalı insanların doğduklarını göreceğiz ve ihtiyacımız olan gerçek zeka o zaman ortaya çıkacak.
O zaman kendimizin olağanüstülüğünü algılamış olacağız.
" Kimler bu doğacak olan yüksek zekalı insanlar? Geçen hafta İndigo çocuklar ve gençler demiş ve anlatmıştık. Ama İndigo çocuklar 1994'den önce doğmuşlardı, peki ya sonra doğanlar? Yani 1994'den sonra doğan ve şu anda en büyüğü 15 yaşında olan çocuklar? Cevabı biliyoruz çünkü onlara Kristal Çocuklar deniyor...
Onları tanımak...
Kristal Çocuklar'ı nasıl tanıyacağız? İlk bakacağımız yer onların gözleridir, iri, etkili, anlamlı ve bilge gözlere sahiptirler. Mutluluk ve sevinç verirler, bağışlayıcıdırlar. Kristal Çocuklar büyükleri olan İndigo Çocuklar'la, benzer özellikleri paylaşırlar. İndigoların ruhları savaşçıdır, amaçları eski düşünceleri yani önceki eğitim, yönetim ve yasal sistemleri yok etmektir. Başlıca düşmanları psikiyatrik tedavilerdir, onlara ilaç tedavileri uygulandığında duyarlılıklarını, ruhsal yeteneklerini ve enerjilerini yitirirler. Kısacası İndigolar'la gerçekten DES (Dikkat Eksikliği veya Dikkat Eksikliği Hiperaktiflik Sendromu" tanısı konulan çocukların ayırdedilmesi gerekmektedir. Ama Kristal Çocuklar farklıdırlar, çok mutlu, bağışlayıcı ve sakindirler. İndigoların savaşarak açacakları ve temizleyecekleri yoldan geçerek daha güvenli bir dünyaya gitmektedirler. İndigo ve Kristal tanımları, aura renklerinden ve enerji kalıplarından kaynaklanmaktadır. İndigo Çocuklar'da indigo mavisi vardır, bu renk iki kaşın arasında yer alan üçüncü göz şakrasının rengidir. Bu şakra ile durugörü güçleri vardır. Ama Kristal Çocuklar'da kuvartz kristalinin prizma etkisi vardır, auraları pastel tonlarda çok renkli ve harelidir. Kristallere ilgileri büyüktür zaten tanımlarının nedeni budur.....
Yüksek duyarlılık...
Bu duyarlılık sadece ruhsal değildir, Kristal Çocuklar fizik olarak da farklı ve duyarlıdırlar. Örneğin yüksek seslerden, gürültüden, kalabalık içinde bulunmaktan, çok sıcak veya soğuk ortamlardan, dağınıklık ve düzensizlikten hoşlanmazlar ya da bunların bazılarından hoşlanmazlar. Onlara büyük alışveriş merkezlerinde dikkat edin, bir Kristal Çocuk böyle ortamlarda aşırı heyecanlanır, bu nedenle korunmalı, belli bir süre aşılmamalıdır. Ayrıca Kristal Çocuklar yapay ve kimyasal maddelere çok duyarlıdırlar, doğal sabunlar, gereğince bitkisel ilaçlar kullanılmalıdır. İlginç bir olay da, Kristal Çocuklar'ın kolay yaralanmamaları ve korkmamalarıdır. İstisnalar dışında sanki korunmaktadırlar çok ciddi kaza veya saldırılardan birkaç sıyrıkla kurtulan çok sayıda Kristal Çocuk kayıtlara geçmiştir. Ama bunlar sizin tedbirsiz davranmanız demek değildir.
Duygusal şifacılar...
Bu çocukları tanımak için onların sevgi anlayışlarını ve tavırlarına dikkat etmeliyiz. Öylesine sevgi doludurlar ki, varlıkları bile şifa vericidir. Çok küçük Kristal Çocuklar bile, elleriyle, gözleriyle, davranışlarıyla içgüdüsel şifa dağıtırlar. Ebeveynlerinin hasta olmalarından hiç hoşlanmazlar ve onların bir an evvel iyileşmelerini isterler. Kristal Çocuklar, duygusal şifacı, teselli edici, şefkat ve hatta öğüt verici olabilirler. Doğal iyimser oldukları için çevresindekilere karanlığın içindeki ışığı gösterebilir ya da hissettirebilirler. Onlar bize sevgiyi alıp, kabul etmeyi öğretiyorlar. Bizim işimiz, onları ruhen beslemek, hissetmeyi öğretmek ve güveni öğretmektir. Ergenlik çağına geldiklerinde doğal sevecenliklerinin olduğu gibi kalmasına önem vermeli ve rehberlik etmeliyiz.
+1
peki bizim 2 yaş kuşağı ne oluyor acaba...ultra mega bombastik yaratıklar oldukları kesin....şak diye iphonu açıyo, youtuba giriyo, istediğini buluyo, fotolara bakıyo, televizyon ve bilgisayar ekranını dokunmatik gibi kullanmak istiyo...ve bu 1 yaşından beri böyle... hal böyle olunca ve bu tür teknolojilerle doğunca ve zaten duygusal zekaları çok üstün olınca sanırım bi takım bilim kurgu filminin içinde yardımcı kadın oyuncu olarak yerimizi alıcaz...
..
NAR

Film muhteşemdi ..... bir ara çok gerildim, nadir üzülürüm bir filmde bi ara bayaa bi sızladı içim, ardından çok güldürdü, eve geldim düşündürdü, kurgu, müzikler beni benden aldı.... film sonrasında oyunculara sorular, yönetmenin mütevaziliği sıcaktı.... oyuncu performansları çok acayipti, izleyen karar versin daha bişey yazmiim hiç .....
bu arada böyle alter bir festivale yer veren Büyülü Fener sinemasını da cesaretinden dolayı kutluyorum sesimi duyan olursa......
20 Kasım 2011 Pazar
Kuir Fest

Kuir Fest Ankara devam etmekte Büyülü Fenerde ... akşam arkadaşımın kurgusunu yaptığı (Çiçek Kahraman) bir filmin gösterimine katılıcam....NAR.....heycanlıyım .... diğer filmler için program
+1

Birde festivalde değişik bir etkinlik var adı da resmen "Kendi Didonu Kendin Yap" .... etkinliğin içeriği belli ama ayrıntılı bilgi için buyrun .....
+1
Cuma akşam üzeri CerModern de Clemens Holzmeister'in sergisi vardı .... kendisi Meclisin mimarı olur dersem bişey ifade eder mi bilmiyorum.... resimleri harikaydı rahmetlinin.... ama büyük kalabalık aslında aynı saatte orda bulunan Archiprix sergisi için toplanmıştı.... görmeyen kalmasıııııııııııııııııın a dostlar.....
24 Ekim 2011 Pazartesi
22 Ekim 2011 Cumartesi
2 sergi bi salgın
Mercan Dede sergi açılışına tüm yağmur kıyamete karşı göğüs gererekten gittik....... özellikle de minik odadaki Avatar'ın asit kafası stayla video art kısımları nedense beni derinden etkiledi.... nedenini bilmeden etkilenmek zaten herlde insanın hoşuna giden olay, bu sanat sepet işlerinde.....


+1
+1
dün ise yine "nedenini bilmeden bi takım hislere nail olmak" için iki sergi açılışına daha gittik.... birincisi La Casa De Arte Sanat Galerisindeydi ve kısaca Puro konseptli resimler vardı.... Piayano ve ortam şahane olsada vurulduğum bir parça olmadı....

o esnada oradan geçmekte olan ve bir gün ansızın bizim ofise girerek "hi I wanna work in here" diyen Noush adlı İran asıllı eski bir çalışanımızla karşılaştık..... ve yine enteresandır ki bunca zaman görüşmeyip Mercan Dede sergisindede kendisiyle kaşılaşmamız ve onunda iç mimarlıktan bayıp Cer Modernde bir sergi açmaya karar vermesiyle koyulaşam muhabbetimiz bu sergide de karşılaşınca daha bi perçinlendi.... Onları da alıp diğer sergiye doğru yola koyulduk.....
ki ben sergiden içeriye girer girmez böyle bi kalakaldım.... yanıma eski bir arkadaşım geldi cevap mevap verdim ama çocuğun neler söylediği pek net değildi, sesler kısıldı, insanlar silikleşti, sanırım tuvallere aşık oldum.... sergi Ankaranın güzide barı Siyah Beyaz'ın üst katında.... sanatçının adını hala bilmiyorum sanırım bilmek de istemiyorum.... o kemik parçalarının bir insan tarafından yapıldığını red ediyorum.....
sonra bu kadar entel işlerden sonra Zanla bi bar mar yüksek müzik içki hiç çekici gelmedi bize ve kendimizi romansa vurup sinemaya gidelim dedik ama kesinlikle yanlış film seçmişiz ( ben Midnight tin Paris için yanıp tutuşuyordum oysaki ama saati kaçırmışız....sux).... zaten 11.30 matinası ve film de salgın olunca ve o kadar oyuncuyu toplayıp içide boş, booooooooom boş olunca salonun yarısı uyudu diğer yarısıda ilk yarıda evlerine gidip sıcak yataklarında uyumayı tercih etti.... sanırım filmi tek izleyen benim bedbah bakışlarım arasında Zan idi.... berbaaaaaaaaaaaat başka da bişeycikler demem....kusunç o derece.....
+1
kötü filmin etkileri ve iyi sergi birbirini cancel etti ama bu gün umarım bu parça gibi geçer efendim.....
16 Ekim 2011 Pazar
Mercan Dede sergisi Cer Modern
Aşıklar Kabilesi...... Açılış 17 Ekim saat 19.30 .....
şablonlar, sprey boya, fotograflar ve kolajlar .....
özgürlüğü
arayanlara
bir mektup....
devamı için tık tık tık
şablonlar, sprey boya, fotograflar ve kolajlar .....
özgürlüğü
arayanlara
bir mektup....
devamı için tık tık tık
14 Ekim 2011 Cuma
gecikmiş İstanbul Design Week 2011 fotolariiiiii
walla iyiydi hoştu, harikaydı, ellere sağlık, Galata üzerinde güneşli havada olmak içimizi açtı ammmaaaa tasarıma doyduk mu o kısım biraz zayıf mıydı ne...... otur 10 diyemedik, "çok iyi tasarımcıysan buyur sen yap kardeşim " diyen seslere de burdan üzülerek söylüyorum hiç çemkirmeyin siz değil sizleri yeterince desteklemeyenler utansın diyorum.... Bir de girişteki 1. Sivas Günleri nedeniyle yayılan davul ve zurna (gerçektende bangır bangır zurna vardı) ve de halay ve de gözleme ortamından sonra akabinde Tasarım Zone a geçerken (hadi bizi geç biz alışığız böyle karışık kültür drumlarına da) turistler mesela hafif dumur ve şeltoks yemiş etkisindeydiler..... harika standlardan birisi işte buydu... bayıldım....
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)




