27 Mayıs 2013 Pazartesi
21 Mayıs 2013 Salı
enjoy the silence...... !!!!!
nası iptal oldu ama dm konseri.....pause...
önce uzun süre kabullenemedik, yok ya dedik, basın açıklaması yok bişey yok, söylentidir dedik o sırada Ankara yolunun sonu olan Akın ve Noranın evine vardığımızda.... bahçede çayımızı yudumlayıp, bu konu üzerine kafa patlatırken Zan kastı hatta biletixi aradı, saat 14.30 itibariyle "iptal değil" açıklamasını aldı...
yüreklerimize bir su serpti....
gel gör ki bi saat sonra daaaan diye biletix de kendi sayfasında yayınladı ertelendiğini !!!! ve de saçma sapan gerekçeyi....neymiş efenim Bulgaristan sınır kapısından geçememiş tırlar.... zaten konsere 3 saat kala mı geçiyo bunlar sınırdan analamadım ki, bi önceden gelip sahne kurmalar, ne biliim soundcheckler fln olmaz mı ya koscoka dm ..... ayrıca geçmesin tırlar playback yapsınlar bu saatten sonra, akustik de olur onada razıyız biiiiz diye ağıtlardaydık ühüüüüü..... adamlar geldi şimdi kesin kebap yiyolar boğazda dansözler eşliğinde diye dövündük ....
insan bi gün önceden haber verir, çoluğmuzu cocugmuzu ayarlayıp yollara düştük ya salak mısınız????? diye drumumuzu anlatan ve hafiften "case" havası yaratan bi mail atsam organizasyona, sallarlar mı acaba beni diye düşümdüm bi süre.....
bu arada çok saçma bissürü yerde İstanbulda avunma partyleri vardı...biletinizle gelen mağdurlara özel ikramlar diye anaoslar feysten....
neyse bizde hiç gocunmadık bi takım arkadaşlarla önce bi yere sonra başka bi yere sonrada başka başka yerlere ertesi günde yine aynı yerlere (nedense.... ve bi gece önceki tiplerde aynı kadro oralardaydı...bir nevi Ankara kafası gibi sanırım) giderek, İstanbulu hiç bilmediğime bi kere daha çok sevindim .... eğlenmeye çıkıyosun mesela çok da eğlenirken ordan yaşlı bir homeless geçiyo, yada çocuk gibi bi tip bebeğini emzirerek dileniyo gibi manzaralar görüyosun ve ben ciddi anlamada çoooook fena oluyorum yaaaa.... downların downu sçıyorum resmen triplere koşuyorum... etrafa bakıyorum kimse tınmıyo, yok gibi onlar orda o derece alışmışlar mı artık neyse.... mesela Karakoyde bi yere gittik, böyle booom boooş sokaklar yanlız yürüsem ciddi tırsarım orda, ileride bi kalabalık hafif bi müzik sesi yaklaşıyosun yaklaşıyosun çılgınca eğlence....alla alla bi anda başka bi drum söz konusu.... sokak aynı sokak yanlız bi anda nooldu anlamıyorum görünmez bi kapıdan mı geçtik hocam nooldu....
bi de entel tiplerin "Galatadan sonra tikicanlar Karaköyüde keşfederlerse" adlı kor-kularına şahit oldum ve onları büyük bir meseleyi dinlermiş gibi gözlerimi kısarak dinlerken ve hatta bu konuda yorumlar yaparken bile buldum kendimi... birkaç arkadaşımlada karşılaştım ve demek bi hafta falan da kalsam iyice ortama kaptırıcam kardeş ben kendimi diye Zana drumum hakkında bilgi bile verdim......
daha sonrada Daft Punk'ın son parçası Jamiroquai çakması gibi olmamış mı tartışması gecenin konusuydu diyebilirim (dm konseri iptali dalgalanmaları ve yatışmaları dışında..... ara ara bize bile atak geldi geldi gitti.....)
neyse bissürü gezinti ve de saçmalamalardan sonra bi yere otorduk ki orası Cinahgir miş.... ("taksiye belli etmeee" diye cimcikliceklerdi nerdeyse beni...uzaylı gibi en merkezi yerlerin bile adını sorduğumda)... daha önce gelmişiz ama hiç hatırlamadığım bir yerde menüde şöyle bişey vardı....
önce uzun süre kabullenemedik, yok ya dedik, basın açıklaması yok bişey yok, söylentidir dedik o sırada Ankara yolunun sonu olan Akın ve Noranın evine vardığımızda.... bahçede çayımızı yudumlayıp, bu konu üzerine kafa patlatırken Zan kastı hatta biletixi aradı, saat 14.30 itibariyle "iptal değil" açıklamasını aldı...
yüreklerimize bir su serpti....
gel gör ki bi saat sonra daaaan diye biletix de kendi sayfasında yayınladı ertelendiğini !!!! ve de saçma sapan gerekçeyi....neymiş efenim Bulgaristan sınır kapısından geçememiş tırlar.... zaten konsere 3 saat kala mı geçiyo bunlar sınırdan analamadım ki, bi önceden gelip sahne kurmalar, ne biliim soundcheckler fln olmaz mı ya koscoka dm ..... ayrıca geçmesin tırlar playback yapsınlar bu saatten sonra, akustik de olur onada razıyız biiiiz diye ağıtlardaydık ühüüüüü..... adamlar geldi şimdi kesin kebap yiyolar boğazda dansözler eşliğinde diye dövündük ....
insan bi gün önceden haber verir, çoluğmuzu cocugmuzu ayarlayıp yollara düştük ya salak mısınız????? diye drumumuzu anlatan ve hafiften "case" havası yaratan bi mail atsam organizasyona, sallarlar mı acaba beni diye düşümdüm bi süre.....
bu arada çok saçma bissürü yerde İstanbulda avunma partyleri vardı...biletinizle gelen mağdurlara özel ikramlar diye anaoslar feysten....
neyse bizde hiç gocunmadık bi takım arkadaşlarla önce bi yere sonra başka bi yere sonrada başka başka yerlere ertesi günde yine aynı yerlere (nedense.... ve bi gece önceki tiplerde aynı kadro oralardaydı...bir nevi Ankara kafası gibi sanırım) giderek, İstanbulu hiç bilmediğime bi kere daha çok sevindim .... eğlenmeye çıkıyosun mesela çok da eğlenirken ordan yaşlı bir homeless geçiyo, yada çocuk gibi bi tip bebeğini emzirerek dileniyo gibi manzaralar görüyosun ve ben ciddi anlamada çoooook fena oluyorum yaaaa.... downların downu sçıyorum resmen triplere koşuyorum... etrafa bakıyorum kimse tınmıyo, yok gibi onlar orda o derece alışmışlar mı artık neyse.... mesela Karakoyde bi yere gittik, böyle booom boooş sokaklar yanlız yürüsem ciddi tırsarım orda, ileride bi kalabalık hafif bi müzik sesi yaklaşıyosun yaklaşıyosun çılgınca eğlence....alla alla bi anda başka bi drum söz konusu.... sokak aynı sokak yanlız bi anda nooldu anlamıyorum görünmez bi kapıdan mı geçtik hocam nooldu....
bi de entel tiplerin "Galatadan sonra tikicanlar Karaköyüde keşfederlerse" adlı kor-kularına şahit oldum ve onları büyük bir meseleyi dinlermiş gibi gözlerimi kısarak dinlerken ve hatta bu konuda yorumlar yaparken bile buldum kendimi... birkaç arkadaşımlada karşılaştım ve demek bi hafta falan da kalsam iyice ortama kaptırıcam kardeş ben kendimi diye Zana drumum hakkında bilgi bile verdim......
daha sonrada Daft Punk'ın son parçası Jamiroquai çakması gibi olmamış mı tartışması gecenin konusuydu diyebilirim (dm konseri iptali dalgalanmaları ve yatışmaları dışında..... ara ara bize bile atak geldi geldi gitti.....)
neyse bissürü gezinti ve de saçmalamalardan sonra bi yere otorduk ki orası Cinahgir miş.... ("taksiye belli etmeee" diye cimcikliceklerdi nerdeyse beni...uzaylı gibi en merkezi yerlerin bile adını sorduğumda)... daha önce gelmişiz ama hiç hatırlamadığım bir yerde menüde şöyle bişey vardı....
bu neyse artık.....nası bi besinse..... hem de 19 tl ..... gecenin dördünde bu menuye sardık :)
+1
bi gece sonra Joe Satriani konserine giden ve pena bile kapan Zan bu mini İstanbul gezisinden oldukça mutlu döndü, anlattı anlattı konseri.... biz de duygusalız bi nebze heralde, oda Satriani öncesi alt grup olarak çıkan jonny lee turner'ı yaşlı yaşlı görünce biraz asabı bozulmuş... koskoca müzisyen adamın koltuk altları sarkmış dedi durdu, etkisinde kalmış çok fena :)....
3 Mayıs 2013 Cuma
bu sahneydi işte.....
"Our lives are not our own. We are bound to others, past and present. And by each crime and every kindness, we birth our future."
25 Mart 2013 Pazartesi
28 Şubat 2013 Perşembe
cevap
Gecenlerde bize 1.5 yaşında bir bebek geldi oynamaya....tip tabi o yaşa özgü olaraktan eline ne gecerse atıyo....oyuncak arabanın tekini kaptığı gibi Rüzginin kafasına attı ....Rüzgar da ona döndü ve
-''ben o hareketi sinirlendiğimde yaparım''....dedi....hehehehe pause
27 Şubat 2013 Çarşamba
the big Tourist by Nora
yetenekli arkadaşım Nora bana kolye yapmış.....once masamda bi kargo paketi buldum dedim yoksaaaaaa....
sonra havalı paketi açtım, meraklı Melahat Hanım Refüjle.... veeee "sadece bende olsun ama bundan tamam mı????" dediğim kolyem ellerimde işte :) böyle özel siparişler olabileceği gibi Noranın ellerinede bırakabilirsiniz kendinizi.... sitede daha neler neler var.... look look http://norawashere.blogspot.com/
çoooooooooooooooooook thnx :)
17 Şubat 2013 Pazar
yaza az kaldı neyseki
Gümüşlüğü özledim ...
+1
yazı beklemeden evde kalıplarla dondurma yapımına başladık Rüzgiyle.... suzme yogurt ve meyve karışımı aslinda ... Caktirma:)
+1
bi de buzlukya meyve ikramı var ....sunum delisi Rüzgi silip supuyuyo....
12 Şubat 2013 Salı
10 Şubat 2013 Pazar
filmin konusu
Gecen Zan seslendi " gel gel de filmin konusuna bi bak".....
+1
bu binayı gelip gecerken seviyorum.... güneşli yağmurlu alttan yandan her acıdan bi tuhaf bakıyo bana....tanıdık geliyo.... sanki cok konuşmana gerek olmayan insanlar gibi....uzun zamandır bilinen bir his kaplıyo beni ki bu ilk defa bir bina için oldu... birkac kez de insanda... hatta sanırım sadece bir insanda.... belkide burada yaşıyo şu anda ve ben aslında binaya bakarken ona bakıyorum...saatlerce bakmak istiyorum mesela oturup banka konuşmadan....belkide bu binayı düşününce erkekleri katil, üçüncü (yada birinci) katta oturan hayali polisleri de kokmuş sanıyorum....
+1
bu binayı gelip gecerken seviyorum.... güneşli yağmurlu alttan yandan her acıdan bi tuhaf bakıyo bana....tanıdık geliyo.... sanki cok konuşmana gerek olmayan insanlar gibi....uzun zamandır bilinen bir his kaplıyo beni ki bu ilk defa bir bina için oldu... birkac kez de insanda... hatta sanırım sadece bir insanda.... belkide burada yaşıyo şu anda ve ben aslında binaya bakarken ona bakıyorum...saatlerce bakmak istiyorum mesela oturup banka konuşmadan....belkide bu binayı düşününce erkekleri katil, üçüncü (yada birinci) katta oturan hayali polisleri de kokmuş sanıyorum....
8 Şubat 2013 Cuma
uzun süredir resim koyamadığımdan mıdır ( bir arıza oldu heralde, yukleme seysi apse yaptı yada) artık bilinmez blogada uğramaz olmuştum...simdi bi kahve molasında bi giriim de deniim dedim veeeee yüklendi .... o halde bu deneme resiminde ki gizli kamuflajımsı kediyi bulalım.... simdi içimden her ne kadar burayı foto manyağı yapmak gecsede kendimi frenleyip cok önemli! bir konudan bahsedicem yani havadan sudan....yanlız cidden bu havanın güzelliği nedir yarebbim ya... bahar geldi bu havalar başladı ya hoop benim dudağımda uçuk çıktı...
lokum gibi havaya sevinsemde bunu kucaklarcasına karşılayan ve her sene aynı yerde aynı mevsimde çıkan uçuğuma cok gıcık oluyorum.... yıllar önce odtu de boyle bir baharın görsel şölenini bişeyler içerek kutlarken bi arkdaşımda (saygın) uçuk görüp "aaa ben de daha hayatımda hiç çıkmadı nası bişey" diye sormuş ve uçuğunu incelemiştim... ama yani ne dokunmuş ne de içkisinden içmiştim... rivayete göre uçuk havadan bile pire misali atlayarak bulaşırmış zaten.... ve akabinde ben de ertesi gün uçuk pörtlemişti ve nası bişey olduğunuda deneyimlemiştim malesef.... yıllar yılları kovalarken uçuğun o dudakta yerleştiğini, bağşıklığın düştümüydü hemen aktive olduğunu anladım...düşününce de biraz tiksinç orda virisümle yaşıyorum... ben de kalıyo artık yani resmen ...ıııyyk... bi git ...
+1
konuşma işini iyice abartan ve sanırım gec konuştuğu içinde hiç ama hiç susmayan Rüzgarın bu ara en favori kelimesi "saçmalama"....
d:istersen bişeyler yiyelim
r:saçmalama (ve sırıtış)
d:uysak mı artık acaba
r:saçmalamaaaaaa (ve sırıtş)
d: giyinelim derim ne dersin
r: saçmalamaaaa
her cevap saçmalamayla başlıyo ve saçma gözüküyo heheheeh...
bi de yaşlı kocakarı komşu teyze gibi her lafı dinlemesine hastayım... mesela aramızda konuşuyoruz Zanla "bu dergiden baydım başka bişey mi alsak".... oran bi ses yükseliyo geriden "bende baydııım".... her lafa maydonoz essek sıpası...
lokum gibi havaya sevinsemde bunu kucaklarcasına karşılayan ve her sene aynı yerde aynı mevsimde çıkan uçuğuma cok gıcık oluyorum.... yıllar önce odtu de boyle bir baharın görsel şölenini bişeyler içerek kutlarken bi arkdaşımda (saygın) uçuk görüp "aaa ben de daha hayatımda hiç çıkmadı nası bişey" diye sormuş ve uçuğunu incelemiştim... ama yani ne dokunmuş ne de içkisinden içmiştim... rivayete göre uçuk havadan bile pire misali atlayarak bulaşırmış zaten.... ve akabinde ben de ertesi gün uçuk pörtlemişti ve nası bişey olduğunuda deneyimlemiştim malesef.... yıllar yılları kovalarken uçuğun o dudakta yerleştiğini, bağşıklığın düştümüydü hemen aktive olduğunu anladım...düşününce de biraz tiksinç orda virisümle yaşıyorum... ben de kalıyo artık yani resmen ...ıııyyk... bi git ...
+1
konuşma işini iyice abartan ve sanırım gec konuştuğu içinde hiç ama hiç susmayan Rüzgarın bu ara en favori kelimesi "saçmalama"....
d:istersen bişeyler yiyelim
r:saçmalama (ve sırıtış)
d:uysak mı artık acaba
r:saçmalamaaaaaa (ve sırıtş)
d: giyinelim derim ne dersin
r: saçmalamaaaa
her cevap saçmalamayla başlıyo ve saçma gözüküyo heheheeh...
bi de yaşlı kocakarı komşu teyze gibi her lafı dinlemesine hastayım... mesela aramızda konuşuyoruz Zanla "bu dergiden baydım başka bişey mi alsak".... oran bi ses yükseliyo geriden "bende baydııım".... her lafa maydonoz essek sıpası...
24 Ocak 2013 Perşembe
Acildi :)
Kuglu park nefis olmus. Bozarlar mi acaba diye odumuz patliyodu , havuz cocuk oyun alani yer dosemeleri, su oyunlar fln harika olmus. Dun hava superken iyiki giymisiz:)
9 Ocak 2013 Çarşamba
25 Aralık 2012 Salı
3 Aralık 2012 Pazartesi
Bu cuma siyah beyaz sanat galerisinde
Bedri Baykam resim sergisi acilisi var .... Ankara duyuru panosu .... +1 ilk baslarda bana hic benzemeyip bavasini klonladigimiz hissini her firsatta bize yasatan oglumuz ilginc bir donusumle bana benzemeye baskadi :) uyurken gozler ayni diyo Zan
14 Kasım 2012 Çarşamba
13 Kasım 2012 Salı
Bulut Atlası o yeaaahhh
filme bayıldım.... Matrix kadar delirmesemde, bi tadı vardı, düşündürdü, tüketim toplumuna, köleliğe, insanlık hırsına vs vs vurdurdu, dokundurdu....
filmdeyken bi kaç şey düşündüm...... ne şanslı bir kuşaktık ki "Matrix"i sinemada izledik, felsefesine daldık doyamadık gittik bi kaç kez daha izledik.......ikincisi Larry'den Lana ya dönünce Wachowski BROTHER'a, wachowski brother and sister mi diyecekler ..... bir diğer merakımı cezbeden konu da Lana, filmi çektikleri diğer yönetmen Tom Tykwer ile çıkmaya yada yazışmaya mı başladı acaba da tipi aynı "Run Lola Run" daki Lolaya tıpkısının aynısı benzer drumda..... (harırlamayanlar için Tom Tykwer meşhur Run Lola Run'ın Yönetmeni bununla ünlenmiş, bununla bilinir...)....
Natali Portman hamile olduğu için filmde oynayamayınca üzüldü mü acaba, yoksa siyah kuğuyla aldım osacarımı bebeğime bakarım altını değiştirir pişik kremini sürerim ohhh ne güzel evimde otururum mi demiştir acaba.......çok hırslı bi kadın olduğu için ve de "V for Vandetta" nın çekimleri boyunca "Cloud Atlası" okurken o zaman hala birader olan Wachowskilere kitabı ballandıra ballandıra anlatıp akıllarına sokmuş, baştan beride gözü japon kızın rolunde olduğundan çok gıcık olmuş da olabilir mi acaba .... gibi gibi....uzaaar gider....
filmdeyken bi kaç şey düşündüm...... ne şanslı bir kuşaktık ki "Matrix"i sinemada izledik, felsefesine daldık doyamadık gittik bi kaç kez daha izledik.......ikincisi Larry'den Lana ya dönünce Wachowski BROTHER'a, wachowski brother and sister mi diyecekler ..... bir diğer merakımı cezbeden konu da Lana, filmi çektikleri diğer yönetmen Tom Tykwer ile çıkmaya yada yazışmaya mı başladı acaba da tipi aynı "Run Lola Run" daki Lolaya tıpkısının aynısı benzer drumda..... (harırlamayanlar için Tom Tykwer meşhur Run Lola Run'ın Yönetmeni bununla ünlenmiş, bununla bilinir...)....
Natali Portman hamile olduğu için filmde oynayamayınca üzüldü mü acaba, yoksa siyah kuğuyla aldım osacarımı bebeğime bakarım altını değiştirir pişik kremini sürerim ohhh ne güzel evimde otururum mi demiştir acaba.......çok hırslı bi kadın olduğu için ve de "V for Vandetta" nın çekimleri boyunca "Cloud Atlası" okurken o zaman hala birader olan Wachowskilere kitabı ballandıra ballandıra anlatıp akıllarına sokmuş, baştan beride gözü japon kızın rolunde olduğundan çok gıcık olmuş da olabilir mi acaba .... gibi gibi....uzaaar gider....
2 Kasım 2012 Cuma
26 Eylül 2012 Çarşamba
Antonio Banderas parça yapmış
Gecenlerde (gecenlerde dediğim taaa temmuz ayında) Zan, Gumusluk Klubun barında dururken bi tip gelmiş, barmene "Antonio Banderas çalar mısın abi?" demiş ....... Barmende (dikkat dj değil) tabi çalarım demiş..... tip de gitmiş.... çifteli Pause.... artık herkes ne kafadaysa diyalok baya bi sağlıklı gerçekleşmiş....
+1
festival kanalında microcosmos vardı Ruzgar'da bocekleeer diye hipnoz olup izlemeye başladı....şimdi sürekli böcek filmini istiyo, acil bi microcosmos dvd si edinmem lazım....yanlız yıllar sonra izledim nası manyak bi kafa, nası bi lezzet, bi dünya.... bayılıyoruz bu ara böceklere....
+1
festival kanalında microcosmos vardı Ruzgar'da bocekleeer diye hipnoz olup izlemeye başladı....şimdi sürekli böcek filmini istiyo, acil bi microcosmos dvd si edinmem lazım....yanlız yıllar sonra izledim nası manyak bi kafa, nası bi lezzet, bi dünya.... bayılıyoruz bu ara böceklere....
25 Eylül 2012 Salı
SERGİİİİİİİ
SİYAH BEYAZ'DA BU CUMA (28İ) TUĞBERKİN SERGİSİ VAR.....DETAY İÇİN AYNEN COPY PASTE YAPIORM.....
Siyah Beyaz Sanat Galerisi bu yıl sezonunu çok genç bir heykeltraşla açıyor. “Tobe Nuts” isimli sergi Tuğberk Selçuk’un ilk kişisel sergisi.
Sanatçının yaratım süreci takıntılarla başlıyor. Sıkıntı ve rahatsızlığın üretkenliği tetiklediğine inanan sanatçı, içsel takıntıları, bu süreci ve durumun varoluş üzerindeki etkilerini üç boyuta taşıyarak ortaya çıkarmanın, kendini ifade etmenin bir yolu olduğunu düşünüyor. Bu aşamadan sonra ise aklındaki resmi kağıda aktarma ve üretim süreci başlamış oluyor. Tuğberk...Selçuk üretme arzusunun bu yaratım sürecindeki huzursuzluktan beslendiğini vurguluyor.
Tuğberk Selçuk’un heykelleri kelimelerle hakim olunamayan ruhsal sureçleri; farklı malzeme, derinlik, gölge ve hacimler yaratarak izleyiciye aktarıyor.
“Tobe Nuts” isimli Tuğberk Selçuk’un ilk kişisel sergisi 28 eylül – 17 ekim tarihleri arasında Siyah Beyaz Sanat Galerisinde gezilebilir.
Siyah Beyaz Sanat Galerisi bu yıl sezonunu çok genç bir heykeltraşla açıyor. “Tobe Nuts” isimli sergi Tuğberk Selçuk’un ilk kişisel sergisi.
Sanatçının yaratım süreci takıntılarla başlıyor. Sıkıntı ve rahatsızlığın üretkenliği tetiklediğine inanan sanatçı, içsel takıntıları, bu süreci ve durumun varoluş üzerindeki etkilerini üç boyuta taşıyarak ortaya çıkarmanın, kendini ifade etmenin bir yolu olduğunu düşünüyor. Bu aşamadan sonra ise aklındaki resmi kağıda aktarma ve üretim süreci başlamış oluyor. Tuğberk...Selçuk üretme arzusunun bu yaratım sürecindeki huzursuzluktan beslendiğini vurguluyor.
Tuğberk Selçuk’un heykelleri kelimelerle hakim olunamayan ruhsal sureçleri; farklı malzeme, derinlik, gölge ve hacimler yaratarak izleyiciye aktarıyor.
“Tobe Nuts” isimli Tuğberk Selçuk’un ilk kişisel sergisi 28 eylül – 17 ekim tarihleri arasında Siyah Beyaz Sanat Galerisinde gezilebilir.
9 Eylül 2012 Pazar
yaz devam ediyor gibi
Sanırım geri dönebildim....
Önceleri passwordumu hatırlayamamanın ağarlığı ve sorumsuzluğu beni biraz üşendirdi....
Sonra yukarıdaki cümleyi tam 8 kez yazarak ve anlamını yiterecek safhaya gelene kadar internetin üst üste gitmesi içimdeki hevesi iyice bir geri püskürttü....en sonunda worde yazıp copy paste yapmaya karar verdim.... yazacak çok şey olması ama hepsinin hem çok önemli oluşu aynı anda üzerinde düşünüce çok da bişey ifade etmemesi gibi çelişkiler yine yakama yapıştı.... uzun süre ara verince insanı saran bu drum vahamiyetini korurken parmaklarım sanki açılmaya ekranın içinde eskisi gibi kaybolmaya etraf görünmez olmaya başladı.... internetten de korkum kalmamıştı nasılsa worddeydim her zaman takıldığım blogspot sayfasının menusunde değil.... o vesileyle içimi bir garantideyim duygusu kapladı.... doyasıya saçmalamak istiyordum, dörtnala pervasızca kelimelerle oynamak.... ama olmadı.... dışarısı hala yaz gibi ya....pencereye bakınca hemen dışarı çıkmak isteği beni yakaladı.... o nedenle I’m gonna go my way.....
Önceleri passwordumu hatırlayamamanın ağarlığı ve sorumsuzluğu beni biraz üşendirdi....
Sonra yukarıdaki cümleyi tam 8 kez yazarak ve anlamını yiterecek safhaya gelene kadar internetin üst üste gitmesi içimdeki hevesi iyice bir geri püskürttü....en sonunda worde yazıp copy paste yapmaya karar verdim.... yazacak çok şey olması ama hepsinin hem çok önemli oluşu aynı anda üzerinde düşünüce çok da bişey ifade etmemesi gibi çelişkiler yine yakama yapıştı.... uzun süre ara verince insanı saran bu drum vahamiyetini korurken parmaklarım sanki açılmaya ekranın içinde eskisi gibi kaybolmaya etraf görünmez olmaya başladı.... internetten de korkum kalmamıştı nasılsa worddeydim her zaman takıldığım blogspot sayfasının menusunde değil.... o vesileyle içimi bir garantideyim duygusu kapladı.... doyasıya saçmalamak istiyordum, dörtnala pervasızca kelimelerle oynamak.... ama olmadı.... dışarısı hala yaz gibi ya....pencereye bakınca hemen dışarı çıkmak isteği beni yakaladı.... o nedenle I’m gonna go my way.....
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)




















