7 Eylül 2011 Çarşamba

bodrum vs. gümüslük

























Yaz yaz dedik,güneş kum tokyo dondurma dedik geldi de gidiyo bile.... çok üzülüyorum çoooooooooook..... yan o kadar ışınlara maruz kal, sonra kapan eve.... outdoor ne güzel, Rüzgar enerjisini atıyodu denizdeN kumdan sonra uyku değil bayılma yaşıyodu adeta..... şimdi yine minik adam tarafından ele alınan ayakkabılarla sokak kapısına gidip dışarı çıkma talepleri başlar da şehir hayatında bi yere kadar.....






gelelim anı kaçırıp da dönüp bakınca gördüğümüz manzaralara.... ben hep Gümüşlüğü hatırlarım nedense yaz bitince.... nedenleri var elbet .... mesela o acayip ve büyülü coğrafyasını, güneşin kızıl batışını, sit alanı olmasından dolayı bozulmamış mimari dokusunu, enfes gurme yemeklerini falan geçiyorum beni en çok etkileyen sanırım zaman kayması ve enerjisi bana bi tuhaf geliyo.... böyle yürürken antik şehir kalıntıları ve Kral Yolundan kalmış sütünlar falan etrafımda görünce, sanki o yıllarda yaşamış insanlarda orda o sırada varlar gibi, görünmeselerde .... anda biriz gibi.... ne biliyim bi tuhaf oluyorum işte ara ara .... sonra gerçeğe dönüp rakı içenlere bakıyosun o da güzel.... o da ok....


+1






Rakı balık Gümüşlükle özdeşleşmiş bir ikili sanırım... akşamları hafta sonu hafta içi fark etmeden akın akın millet balık yemeğe geliyo.... fiyatlar biraz şişik ama kırkın biri bi keyif yapıcaz derseniz Mimoza mesele enfes... bi tereyağında karedes var yanarlı dönerli tadı hala damağımda.... diğer salaş balıkçılara göre (ki salaş burda özellikle tercih sebebi de sayılabilir) Mimoza dekoru oturtmuş, beyaz masalar begonvillerle süslenmiş, kabaklı renk renk lambalar denize asılmış, müzik acidjazz havalarda, tam yani sefa pz...klerine göre.... bir de tabi (sonradan) meşhur Limon var.... yıllar önce ateş çevirdiğimiz salaş bir cafe olan Limona iki sene evvel Zanla bi gidelim dedik.... çıktık yukarılarına Gümüşlüğün arıyorum Limonu mimmacık bi yerdi çünkü.... bi giriş gördük kapıda jipler, envayi çeşit gıcır arabalar falan.... yürüdüm geçtim başka bi yerin girişi sandım... sonra baktım Limon yazıyo, alla alla diyerekten girdik, rezervasyonunuz var mı dediler....pouse.... gülme tuttu beni.....














neyse içerisi tıklım tıklım yaz sıcağında gelenler bi makyaj bi giyim kuşam ama yerler toprak, heryer son derece doğal, yandan tezek kokusu geliyo tarladan, akrep sülemancık kol gezmekte.... çok saçma tezatlıklar, neyse barda yer bulduk kendimize güneşin enfes batışını izledik sonradan trend Limon insanlarıyla..... o da olur.... neyse bu sene rezervasyonla gittiğimiz ve bir takım sanatçı arkadaşlarımızla yediğimiz yemek ve yemek sonunda müessese tarafından masamıza ikram gelen şapmanyayla çok havalıydık bir de benim Türk annesi kıvamında elimde çatalla Rüzgarın peşinden koşmalarımla dağılan karizmamı saymazsak ... napiim yanda araba oynamak istedi kuzu ben de çatal çatal yemek taşıdım.... gittiğimiz günün 1 gün öncesi İlhan Erşahin ve Burhan Öcal performansı varmış Limonda onuda kaçırdık çok fena oldu..... o gece Gümüşülük tarihi kilisede konserleri vardı, Rüzgar arabasında uyurda gider miyiz diye göüznün içine baktık ama gayet cindi muaffak olamadık..... (kısaca önceden rezervasyon yaptırınız.... Mimoza da öyle rezervasyonsuz almıyolar, bi de Mimoza 5 yaş altı çocuk da almıyor, gıcıklar...)









Balığa bayılırım da daha ömrümde rakı içmişilğim yok, kokusu kusunç resmen.... benim Gümüşlükte favorim sahildeki ev yemekçi zeytin yağlıcı amca.... böyle bir zeytin yağlı kabak çiçeği dolması, yoğurtlu semizotu, taze fasulye olamaz ..... bi de az ilerde otlu börek var yöresel, üstüne de lokma tatlısı işte bana en şahane menü..... üzerine bastırmadan geçemeyeceğim diğer bir gurme tat da buraya özgü, Mandalina Reçeli ve Marmeladı.... Rüzgar bile kaşık kaşık yedi.....mutlaka eve alınası bi lezzet ve de Ankaraya falan dönerken hediye getirincede çok havalı oluyo, makbule geçiyo mini advice..... sahilde Bergamut ve satsumada satılıyo.... Bergamutun reçelini yapardı annem biz Bodrumda yaşarken tadı hala damağımda, ama bayaa bi zahmetli process diye hatırlıyorum .... neyse bu yemek muhabbetini son olarak Jazz Cafedeki Mojitoyla bağlayıp kapatıyorum.... Zanla Mikanosta içtiğimiz enfes Mojitolardan sonra bizde takıntı oldu her gittiğimiz yerde bi Mojito deneriz.... Mesela Bodrum Cafe Del Mar'daki Meyveli Mojitoda çok başarılı, şiddetle tavsiye.... Jazz Cafedeki ise sanırım şimdiye kadar içtiğimiz en sert Mojitoydu.... öyle bi getiriyolar ki içemedik, büyük bardak ve soda istemek suretiyle seyreltme yöntemine gittik.... kısa yoldan geceyi çakır keyif sürdürmek isteyenlere .... bu arada Jazz Cafe gerçekten kurtarılmış bölge bunu da söylemeden geçemeyeceğim.... müzik ve denize sıfır olmanın dışında kendi halinde tipleri görmek rahatlatıcı..... Çünkü Gümüşlükte genelde kimse kendi halinde değildir yada o kadar abartı kendi halindedir ki, bohemlikten artık kopar.... ortam entel dantel, artiz ve sanatçı kırması tiplerle donatılmıştır.... daha önceki senelerde bolca bahsettiğim gibi bir anda kendinizi Teomanla Bahadır Boysallada kadeh tokuştururken bulmanız olasıdır.... Gümüşlük Clup eski populerliğini bir nebzede olsa yitirmiş gibiydi bu sene metrekareye düşen dizi oyuncusu sayısında görülen azalmaya bakılırsa..... neyse son olarak hediyelik bişeyler bakılcaksa tek adres Gümüşlük müthiş güzel handmade unique objeler yapılıyor tasarımcılar tarafından minik standlarda.....




















Hiç yorum yok: