6 Eylül 2011 Salı

bodrum bodrum







Günaydın-laaaar.... zira ben sanırım bir uykudan uyanmış sayılırım.... şehir uykusu da denilebilecek uyuşma hali olarak kısaca tanımladığım bu durum sayfiye ortamında yada sahil şeridinde geçirilen 1 ay (15-20 gün yetmeeez 1 hatta doyamayıp 2 ay, imkanın el veriyorsa 3 ay) sonucunda beynin tekrar işlemesi, canlanması ve uyanması durumları.... evet 1 ay boyunca ne mi yaptım.... hiçbişey... böyleee bi instagram manyagı oldum çıktım, ha bire foto ha bire efect, instagram addict'im kısaca















+1

neyse döndük şehire, aaa okullar açılıyor, bakugan barbi sırtçantalarında baskı olarak yerini almış.... bakugan zaten heryerde, kaçış yok .... mesela giriyorum bi oyuncakçıya atıyorum top alıcam Ruzgara, bildiğin top...... soruyorum satıcı abi hemen seçenekler sunuyo, Bakuganlı mı olsun Callio mu? (adını bi türlü söyleyemiyorum, dikkat ettim çizgi filminde de bütün seslendirenler ayrı telden çalıyo, büyükanne Kayuuu derken, baba Kayllo gibi bişeyler telaffuz ediyo), plajda Bakuganlsız bi tane bile kova kürek takımı yoktu mesela .... bizim favorimiz ama Cars, bi şimşek makkuyinsiz, Meytırsız günümüz geçmedi son 4 aydır....


+1




Çocuk muhabbetine hiç girmiyim çıkamıyorum sonra.... yazın beğenilenleri arasında Mandalin diye bi yer vardı.... eski m&m disco, Catamarana girmeyenler orda karada takılırdı, dapdaaar bi sokak, işte orda....özellikle tarif ediyorum çünkü bayaa bi arıyosun yerini bilmiyosan.... içeride "ses sistemini kurduk o derece hoplatıcaz sizi" sloganıyla sonuna kadar açılmış volume dışında, deniz kenarında mojitonu yudumluyo olmak ayrı bi zevk tabii.... bi de denizi ışıklandırmışlar baktım tertemiz, "bodrumun içinde demek hala deniz temiz" diye duygulandım ben gece gece..... guruplar sağlam, bizim gittiğimiz gece Kangrove vardı.... her ne kadar Mavi'de çaldıkları ve de meşhur olup şımarmadan önceki kadar süpersonik bir performans sergilemiyorlarsa da iyiydi, güzeldi, dinleyici kaliteliydi (ne demekse?).... git derim ben....







ama yine de geçtik karşıya, girdik böyle Adamiğe, var ya nası nostaljik, yemin ederim aynı parçalar aynı sırayla, bi U2, bi Depeche Mode böyle mi güzel gider klibiyle..... uzun zamandır bu kadar iyi müzik dinlemiyordum.... yanlız karşısında bi yerler açılmış, sokak tıklım tıklım, eskiden bizim sokakta ayaküstü muahabbet çevirdiğimiz yerler olmuş eller havaya, masa üzerinde çalkalayaraktan göbek atan bi kız bile vardı....yani oralar her telden...




yine de Bodrumun herşeye rağmen manyak gibi eğlenmesine şahit olmak enteresan..... eskisi gibi abuk görüntüler pek yok gerçi, mesela bi kere turistler kafalarında karpuzu kesip kask yapmış kafile halinde geçmişlerdi.... hahaha çok saçmaydı tipleri...... Zan anlattı o da full balıkadam kıyafetiyle paletiyle falan gece 3 de bi tip görmüş Barlar sokağında..... neyse yerleri mermer kaplamışlar temizdi, o işportacılar saatçiler, çantacılar gitmiş bi eli yüzü düzelmiş beldemizin, sevindik .....






+1






cesaretim yok içine giremem kalabalık Bodrum'un dersen Marina tarafları sakin, slow, jazzını dinlemek isteyen için Marinada Yacht Club, kahvesini sıcak soğuk serviste bissürü kafe mafe, ve romantik bir yemek için İtalyan, Çin, İnegöl köfte her çeşit restoran mevcut mumlu mumsuz ....





bir de o tarafta anmadan geçemeyeceğimiz Barbeast.... ve yine Bora Uzer.... amma enerji varmış, haftanın 2 günü zaten Mandalinde, diğer günlerde de burda, house ve ağız yoluyla yapılan ve Yetenek Sizsiniz Turkiyede bolca örneklerini gördüğümüz beatbox nameleriyle coşturuyo gelenleri.... mekanı ben beğendim, az, öz, Borduma yakışır bembeyaz, olmuş yani.... müzük zaten işte anlattım, 300 500'un hallicesi (ya çok da haksızlık etmiim iyiydi..)....





barda bi barmen vardı o enteresandı... Kangrove da geçici basçı olarak çalan bi arkadaşımla gittik mekana, o tanıştırdı, daha doğrusu ne içersin dedi, bi dakka barmeni çağırmam lazım dedi... buraya kadar ok, barmenin ayağmıza gemesi dışında....




neyse eleman gayet profosyonelce sorular sıraladı bana, sanki bangır bangır müzikte eğlencede değiliz de, iş görüşmesinde mülakattayız.....





"buradan önce başka bişey içtin mi, içmeye burda mı başlıyacaksız, karıştırmanı istemem" gayette ciddi....




dedim burda izin verirsen içicez bişeyler, .....




barmen istifini bozmadan devam: "peki psikolojin nasıl? sert bişeyler mi istersin, enerjik mi, şöyle mi böyle mi?" sıralıyo.... elime anket vericek imkanı olsa .... "enerjik olsun o zaman" dedim belkide sıradan bira isteyecek olan ben....




"o zaman değişik bir enerji içeceğiyle, bir kokteyl hazırlamak istiyorum, eğer izin verirsen" dedi....çekti gitti....




döndü böyle elinde pembemsi, turuncumsu havalı bi bardak (kadeh değil ama asla) bi yudum aldım cidden acaipti..... gidersen barmeni bul....





bi de içki demişken, benim böyle pek değişik şeyler arayışım yoktur, ama şansa Zan "Gümüşlük Batı" da bara Mojito almaya gidip, temiz bardak kalmadığından (hahaha şehirde işte böyle rastlantısal olaylar olmuyo acıdırki) "Mualla" diye bi içkiyle döndü.... yemin ederim ben böyle bişey içmedim Satsumalı mandalinalı, voktakalı süpersonik bir sıvı.... içine koyma alkol mesela sabah akşam iç o derece.....



neyse Bodrum özetlerime devam edeceğim az sonra......





Hiç yorum yok: