29 Ocak 2010 Cuma

ARTIK KENDİ BAŞIMIZA TUTABİLİYORUZ

SÜTÜMÜZÜ İÇEBİLİYORUZ:)


AYIMIZLA OYNAYABİLİYORUZ :)

14 Ocak 2010 Perşembe

ilk arkadaşla buluşma ...oyuuun oyun







12 Ocak 2010 Salı

çok düşünceliyiz (uykular gelmekte)




3 Ocak 2010 Pazar



Tabikide yılbaşında bizde toplanıldı ... benim kara kaşıma kara gözüme gelmedi insanlar, bebek aşkına koşa koşa yolunu tuttular bizim evin .... annaneye yılbaşı beresi ördürdük, taktık bebeğe güldük eğlendik ... hatta pamuktan sakal da yapmıştım ama onu takamadık .... sıkıldı .... bazen annem kızıyo bana, sen kendine eğlencelik mi doğurdun diye .... evet .....

ayrıca dünyanın en küçük gömlekleri ve de kot pantolanları Zara'da satılmakta ....




+1


çoluğa çocuğa kavuştuk diye partilerden uzak kalıcak değiliz herlade.... aslaaaaaa.....



bebek uyuyunca, doooğru Hich'in chillout partisine (saat gece 2 de başlaması süper oldu) .... uzun zamandır gece çıkamayan ben için ilaç gibiydi ....bissürü arkadaşımı gördüm, iki geyik, üç yüz beş yüz müzik, bi bardak şarap, kalabalık, dejarj ..... yoga hocamız ne dedi "boşlatıcaksın ki dolsun" .... resmen boşalttım, 9 ay 10 günü, ardından gelen kırkı dolsun lafını ve de tüm zamanların baby sitterlık çalışmalarını ...... ohhhhhhhh ....

yanlız sabah 6 gibi biz ev partisini terk ederken (tüm ev partilerinde olduğu gibi) yavaştan iş çığrından çıkmaya başlamıştı .... Hich nevrotik bir şekilde dağılan ve dağıtılan evine acıklı bakışlar atmakla kalmayıp, bi kişiyi evden kovuyodu gayet :) .... içeride sigara içme gafletinde bulunan bu kimsenin sigara paketini kapıyı açıp apartmana attıp aynı anda, tiplemeye "go go go" diye bağırırken, bacağını da sinirli bir şekilde yere vurmaktaydı ...... :) ... film sahnesi gibiydi, özellikle mini eteği, turuncu saçları ve de pembe çorap altına giydiği topuklularıyla ..... partiden aklımda kalan bir diğer görüntüde (Hich de anlatmış) .... iki lezbiyenin saçma sapan yaptığı danslar ve onu izleyen diğer cinsen temsilcilerin gözleri belermiş bakışları .... izleyen oğlanların biri dayanamayıp "gidin başka yerde yapın" diye bağırdı .... o sırada bana yakın olan diğer arkadaşı onu dürtmekteydi "yok ya burda iyiler" hahahaha çok güldüm, neyse ..... en sonunda zaten pankreasçılar gibi orta sehpaya düştüler ve canııım meyveliği kırdılar .... orda işte Hich yine bi çıldırma arifesindeydi ....

+1

Görkiye gelince süper çaldı ..... evin mutfağında bana zorla shut yaptırmaya çalışan bi tipler vardı ... ben içki içemem dedikçe nası ısrar .... pek inandırıcı gelmedi onlara sanırım benim bebeğimin olduğu ... espiri sanıp, hiç ciddiye almayarak, zorla doldurup ikramı kaotik bir şekilde ağzıma zorla yönelmeye kadar götürdüler .... ellerinden zor kurtuldum ... şarabı bile içerken ne kadar vicdan azabı duydum bebişe alkol gider diye .... neyse parti ertesi Hichi aradım, moraller çok bozuk geliyodu sesleri .... "hayata pozitif bakmaya çalışıyoruz" dedi .....hahahaha..... thnx 4 the party .... geçen seneyi, Amsterdamı aratmadın Esoş, sen bitanesin ....

28 Aralık 2009 Pazartesi

mothercare de deli indirim var













Baby fashion'un nabzını tutan marka mothtercare normalde her ayın 15 inde indirim yapıyo ... ama ne hikmetse bu ara sürekli indirime girmiş .... yılbaşı hediyesi herlade bir nevi .... neyse haber vermek istedim burdan .... yanlız mağazaya girmeden önce nefes meditasyonu falan yapınız çok süper şeyler var insanın gözü dönüyo .... oysaki (klasik uyarı olucak) bebekler hemen büyüyo ve de boşa o kadar alışveriş manyaklığı oluyo ....


bu da bizim en sevdiğimiz çizgili paçalı Fransız plaj kıyafetimiz ...


+1


düşündüm de 2**9 çok mucizevi bir seneydi .... hala gelişmelere inanamıyorum, izleyici olarak koltuğuma yapışmış durumdayım .... 2009 un en iyi yanlarından biri de bebek vesilesiyle sigarayı ailecek hayatımızdan çıkartmamız oldu .... geçenlerde sinemaya gidemiyoruz diye Zan vizyonda ne kadar film varsa hepsinin dvd sini toplayıp gelmiş sağolsun .... neyse ben de gündüzleri filme sardırdım ve de Coco Chanel'in hayatını izliim dedim .... film başladı kadının elinde sigara bitti elinde sigara, fosur fosur .... orda hatırladım, sigara diye bişey vardı ya hakkaten ... yüzümde bi gülümseme belirdi ... kazanılan savaşın zafer anıydı benim için ... gerçi ben bi 2 sene bırakıp tekrar başlama salaklığına düşmüştüm ... bi daha o hatayı tekrarlamam artık .... filme gelince bayıktı ....ben de böyle bi moda, bi "evel wear prada" tadında film izlicem diye heveslenmiştim ... kadıncaazın bütün özel hayatını, sırlarını, ezikliğini öğrendik gereksizce .... gereksizdi yani ...tam kelime bu ....



(bak afişte bile elde cigara ...çık çık çık, pis pis kokucan)



+1

diğer felaket filmi 2012 de içler acısıydı ...(felaket filmi felaketti diye iğrenç bi kelime oyunu espirisi yapmak istiyorum hatta).... basmışlar efekti filme, bi felaket, bi feryat figan ... ben de zannediyorum kurguda bi mayalarla, ne biliim bi siriuslularla, foton kuşağıyla falan bi alaka kurucak sanıyorum ... birden felaket oldu ... neden oldu noldu, nedir ne değildir hiiiç .... otur sıfır ....

+1


bir de eskilere dem vuralım demiş Zan, "Vanilla Sky" ı almış ... ben sinemada izlediğimi ve de sinirlerimin bozulduğunu hatırlıyorum, başkada bişey hatılamıyorum filme dair .... izledik, hiç sinirlerim bozulmadı hatta çok güldüm .... neye asabım bozulmuş acaba merak da ettim ... ama iyi film bence (Tom Cruise'a rağmen) ... yani işteee ....



(üşenmedim bütün filmelerin afişlerini buldum netten ....2*12 ye gerek bile duymuyorum)



+1







outcast'in "hey ya" diye bi parçası vardı ... o derece içim çoşuyo, ordaki adamın dansı gibi içim kıpraşıyo denilebilir ....

24 Aralık 2009 Perşembe

gün olur devran döner dizisi ve babay tv karışımı


2.5 aylık bebek baby tv izler miymiş? şaşkınız :) .....


+1


Behlül benim blogu okudu sanırım, saçlar gitmiş, iyide olmuş .... ama Bihtoşun çok üsütüne gitmiyo mu bu aralar .... tamam Bihtoşda hak etti, Adnanı harcadı ... ama yani hem Behlül git ayart kızı, hem de salla kenara şimdi .... hırs küpü oldu yazık Bihter .... yanlız saç muhabbeti komediydi .... Kıvanç Tatlıtuğun saçını kestiresi gelmiş, yönetmende "dur ya ben bunu bi kılıfına uyduriim" demiş .... napsak napsak derken .... aklına bu dahiyane! sahne gelmiş heralde .... Bihter saçma sapan bi laf ediyo "saçını bile Nihalden daha çok seviyosun" türü bi teori sunuyo ... ne alakysa .... o da saçına kıyıyo ... vah vaaah .... ne dokunaklı .... büyük olay oluyo falan .... neyse yine çok güldük eğlendik ....sağolasın Aşkı Menuni .... en son lafı Zan etti "bu ama gün olur devram döner dizisi" .....


23 Aralık 2009 Çarşamba

sabahları


Bebek uyuduğunda Zan evdeyse erkenden Botanik Parka gidiyorum .... hamileykende hep giderdim ... alışkanlık olmuş yürürken içimden "iyice nefes al Deniz, bebeğe bol bol oksijen gitsin" diyorum hep .... sonra hatırlıyorum, o yok ki, dışarı çıktı ... bi tuhaf oluyorum .... yüzerken de sürekli konuşurdum ... geçenlerde havuza gittim, nası bi garip oldum, yanlız gibi .... Onu özledim .... hemen eve koştum....


hamileyken çok yüzdüğümden sanırım, bebek de suya bayılıyo .... banyolarda mest oluyo ....


Geçenlerde yogadayım, tuzdan bahsedildi bol bol .... tuzun dengeleyici gücünden .... yaptığımız her banyoda derimiz 1 lt su emermiş .... demek ben sürekli denizde geçirdiğim hamileleğim sayesinde bol bol tuz emdim ... hem de en faydalısı deniz tuzuymuş .... bissürü anlattılar..... ayrıntıya girmiyeceğim ama etkilendim teoriden ....


Easy metoduna gelince, hiç de öyle easy değil bu arada .... ama günümü süper planlıyabiliyorum artık .... gecenlerde süt verdim sıpaya, sonra Zana emanet ettim .... 1.5 saat oyun üstüne 1.5 uyumuşlar.... sonra süt sağıp bırakmıştım .... uyanınca Zan süt vermiş üstüne yine 1.5 saat oynamışlar.... uyurlarken ben eve döndüm ... saatlerce freeydim yani ....süper bi metod şiddetle tavsiye ....

16 Aralık 2009 Çarşamba

oyun oyun




uyku eğitimi




Artık kocaman 2 buçuk aylık bebek olduğumuz için uyku eğitimine geçmiş bulunuyoruz efendim .... zaten 40ından sonra ben bağımsızlaşması için yatağında uyutmaya başlamıştım miniği ... ama o memede uyumak istiyordu .... neyseki Zan burada devreye girdi ve gördüğüm en acaip uyutma tekniğiyle onu memeden bağımsızlaştırdı ... teknik şöyle, beraber yatağa yatıyorlar ve Zan bebeğin gözlerine bakmaya başlıyo .... hahahha... çok acaip biliyorum ama Alaz da hipnotize olmuş gibi ona bakıyo.... sonra bir kafa masajıyla (gözlerin tam ortası 3. gözün olduğu yer)mayışmaya başlıyo ... o günkü keyfine göre bi de Zan bi ninni gibi garip bişey tutturuyo .... izlemesi çok nefis oluyo.... nası oluyosa bebek tık gidiyo uykulara.... bazen ben de yatıyorum yanlarına ... kaç kere benide uyuttu, napıyosa anlamadım .... sonra bebeği yatağına yatırıyoruz, ohhhhh....

bu tekniği kendi yatağında yapmaya başladık .... gündüzleride kendi kendine uytma çalışmaları tam gaz ve çabalarımla sürmekte ....


bir arkadaşımda "Tracy Hogg'un easy tekniğini" önerdi .... bu aylarda geç kalma, yoksa 1 sene geceleri çok kalkarsın dedi... sağolsun hemen tekniğe başladım ve gece çok az kalkmaya başladık .... bir öğünü emzikle geçiştirme taktiği var mesela .... şimdi uzun uzun anlatamıcam ama bu hanımın blogunda ayrıntılı bilgiler var ....




bir de yatağına her yatırdığımda dönencenin aynı müziğini açıyorumi şartlı koşullanma oldu, hemen gözler gidiyo :) ... o dönencenin tavana yansıttığı şekilleri pek algılamasada ben bakınca hemen uykuya dalıyorum .....


bir de "şşşşt pat pat" tekniği varmış ... bu da bazen çok işe yarıyor .... eğer bebek ağlarsa (neyseki bizimki ağlamıyo) piş piş diyip, sırtına pıt pıt vurunca uykuya dalıyo .... bebekler aynı anda 3 şeye dikkatini veremezmiş .... hep pişşt sesi hem sırtı uyarma (o sırt işini biz iki gözün ortaında uyguluyoruz) hem de ağlama olamıyacağından uykuya teslim olurmuş ..... bir de yatağa bırakıp ağlasada kucağa almama, 5-1o dakkada bir yanında gitme metodu var, ama bana pek uymaz .... işte böyle bir takım haller .... hedefim gecede 1 kere kalkmak .... şimdilik çok yaklaştım .... başka sistem bilen varsa yazsın lütfen ....

15 Aralık 2009 Salı

yılbaşı tripleri





Bu aralar fena halde Amsterdama aşeriyorum .... geçen sene bu zamanlar ordaydık ve de manyak porn tiyatrosu, kanalları, laleleri, kafeleri, parkları, evleri ve de deli gibi süslenmiş sokaklarıyla unutalmazdı .... yılın belli bir zamanı bir yere gitmeyi hep sevmişimdir böylece bir daha yılın o zamanı gelince hep öteki o zaman hatırlanıyo ... işte ben de her yılbaşı Amsterdamı hatırlıcam demekki .... bi de benim liseden beri hayalimdi ... hayalimi gerçekleştiren Zana anti parantez teşekkürü bir borç bilirim ....




ben de bi heves, yılbaşı olayına giriim diye Tunalıya indim .... eeee ne süs var etrafta ne ışık .... hatta çam süsleyelim bebişin hoşuna gider dedik Zanla ... dükkanlara süs bile daha gelmemişti .... şaşırdık .... sanırım gavur adeti diye benim salak ülken bu tür kutlamalara tepkili .... halbukli yeni gelen bişey kutluyosun işte ne güzel ... ne var bunda ....ben de eskiden böyle artificial kutlamalara karşıydım gerçi, kıl zamnalarımdı onlar benim ... birine doom günü olduğu için hediye almayı zoraki bulurdum mesela ... ben içimden gelince alırım diye düşünürdüm ... ama işte yaş kemale erince midir nedir, her bahanede kutlama yapıyoruz Zanla ....






+1


neyse Mudo da güzel süsler buldum en sonunda .... yeşil değil de beyaz ağaç seçmiş Zan, daha süper oldu..... süsler belirdi üzerinde ..... klişe olcak ama 2010 dan sağlık diliyorum ....

13 Aralık 2009 Pazar

hapşuuuuuuuuuuu






+1




oyuncak önerileri: ben hamileyken annemler sesli çıngıraklar falan hediye almışlardı .... biz de Zanla pek anlam verememiştik bu oyuncaklara ... ne ki şimdi bu, bununla nasıl oynayacak ki demiştik .... ama şimdi, yani 2 aylıkken görüyoruz ki acaip hoşuna gidiyor bebişin ..... çıngıraklar ortama çıkınca bi tezahurat, agulamalar, gülücükler, noooooluyosa ..... şiddetle tavsiye ....



+1



yatağın üstüne asılan ve de dönen aynı zamanda da müzik çalan bir zamazingo var .... ona da biz Zan'la pek anlam verememiştik .... müzikler bi de ağar ağar pskopat gibi çalıyo ya, pek ısınamamıştık .... ama fark ettik ki, müziği çok seviyo minik adam ... hemen Zan koştu gitti almaya .... nasıl bir bayılmak, saatlerce izlemek, hatta izlerken kendi kendine uyuyup gitmek .... tavsiye edilesi bir aparat ....


+1

ayaklara takılan ve ses çıkaran patikler .... çok hoşuna gidiyo .... bize de izlerken eğlence çıkıyo ....



+1


kanguru: pek oyuncak sayılmaz ama çok işe yarıyan bir aygıt .... evde özellikle bebeği kucakta taşırken ve bir sürü iş yapmak gerekirken, tek elle bebeği taşımak tehlikeli olabiliyor.... oturunca kanguruya önümde, hem ben 2 elimi kullanabiliyorum, hem de Alaz yanlız başına bi kenarda yatmamış oluyo, benimle geziniyo .... önceden de karnımdaydı, şimdi dışarı çıktı yine karnımda her yere beraber gidiyoruz ... :)

not: bebek partisinde hediye eden Özlem, Ekin, Tuba, Barlas ve Yeşime çok teşekkürler

+1






ana kucağı : sadece arabada ve bi yerden bir yere taşımada değil, evdede çok işe yarıyor... mesela mutfakta bi takım işlerim var, ana kucağına oturtup Alazla muhabbet ede ede, müziğimizide açıp takılıyoruz .... emniyetide olması iç rahatlatıcı .... önceleri çok minikken biraz oturmada zorluk çekiyodu, içine bir destek koymak gerekebilir ..... hafif sallandığı için yine içinde uykuya dalması olası .... süper bi device .... birilerinin oturup bunları düşünüp tasarlamış olması harika ....

+1


emzik : yine oyuncak olmayan bu minik icat hayat kurtarıcılar sınıfına giriyor ... özellikle ilk günlerde sürekli memede olamak isteyen bebekten artık tahriş olmuş ve şişip sizi Banu Alkan görünümüne solakan gögüslerinizi korumak için birebir ... çünkü bebek aç olmasa bile emme iç güdüsünü tatmin için (malum oral dönem) sürekli süt istermiş gibi yapıyor ... bizim Alaz emziği önceleri hiç istemedi, sürekli parmağına yöneldi ama, parmağı bıraktırmak sonradan çok zor oluyo diye, emzikde biraz ısrar ettik ... şimdilerde alıştı ... emziği ağzında, kendini güvende hissettiğinden bizim içinde sakinleştirici oluyo ..... uyurken mesela uykusu biraz aralansa emziği verince hemen uyumaya devam ediyor ... bu da uykusu kalitesi için çok önemli oluyo haliyle ....



not: emziklerden Nuk'un silikonları çok harika .... tam anne anatomisini taklit etmişler .... diğerlerini küçük diliyle itiyo, Nuk'u kaptırıyo, cak cak cak :)....

12 Aralık 2009 Cumartesi

neler neler olmakta



eeeee anne olduk neler değişti .... aslında hiçbişey değişmedi ama bir yandan da hiçbirşey eskisi gibi değil ..... bir şey değişmedi diyorum çünkü herkes çok abartmıştı "eski düzeniniz kalmıcak, hayatınız alt üst olcak, dışarı çıkamıcaksınız .... bla bla" .... walla gayet bebeği de alıp her yere kedi enciği gibi taşıyoruz .... bu soğukta hem de .... alıştırmak lazım ...Amsterdamdakiler alıştırmış, biz kat kat giyinip o soğukta zaatturcemp geçirirken, bisikletin önünde küçücük bebekler farıl farıl dolaşmaktaydı mesela ....



evet aynı zamanda da herşeye bakış açım değişti .... bütün sistem yeniden yapılandı, eridi, tekrar belirdi .... aynada gördüklerim ben değil miydi?


ana başlıklar altında review:

decaf: orta sondan beri obsesyon bir şekilde bağımlısı olduğum ve her sabah kalkar kalkmaz ilk yaptığım iş olan kahve koymak tahtını kafeinsiz kahveye bırakarak ve bazende rezene çayına terk ederek sürmekte .... bu arada kafeinsiz kahve de gayet süper, bunca yol boşa bünyeye kafein bombardımanı ... yazık ....


rezena çayına gelince biraz tadı saçma olmakla birlikte, eh işte içiyoruz sabah akşam öğlen öğledensonra gece .... zira kendisi süt yapmakta ve de zayıflatmakta .... en öenmlisi de bebeğin gazını almakta .... incelediğim bütün bebek gaz şuruplarının içeriğinde rezene vardı.... ben de dedim bissürü rezene içersem deli gibi, sütten bebeğe de geçer dedim, bebeğin gazını alır dedim ve de sanırım işe yaradı gaz maz nanay bizde (maşallah diyin etrafımdan duyduğum kadarıyla herkesin başı gazla dertte) ....



beden: işte en sinir bozucusu .... geçen bi alışverişe çıkiim dedim ... alışmışım herşeyin smallına bakmaya, aldım girdim kabine tabi herşey korse gibi, zıpçık gibi .... yürü doğruuuu büyük beden almaya ... neyse bayaaa bi ilerleme kaydetsem de kilo meselesinde eskisi gibi değil sonuçta.... bi de azıcık göbeğim var hala .... bana azıcık geliyo o doğumdan önceki kocaaaa göbeğimden sonra .... yalnız hala büyük olsa gerek ki gecenlerde kuafördeyim, yandaki kadın "aaaa saç kestiriyosunuz ama hamileyken kestirtmeyin" dedi .... pause ....



yok dedim hamile değilim, bozularaktan ..... "ha ben sizi hamile sandım, sezeryan heralde" cevap beklemeden devam etti, " normal doğumu yapacaksın, sonra da karnını bezle sıkıca saracaksın, ohhhh, miss" .... deli mi ne bakışı fırlattım aynadan, sanki ben sezeryan meraklısıyım, ölüyorum sezeryan diye, öyle icap etti heralde .... bazılarının dilini o kuafördeki maşayla bukle bukle sarıcan, öyleee lüle lüle konuşucak içeriden ... cevap vermedim tabi ama bozuldum çok fena ... spora da gidemiyorum napiim napiim derken, pilates falan dvd'si aliim bari bebekle yaparım gibi bir çözüme yöneldim .... neyse zaten yoga cd im vardı ona devam ederken yeni aldığım pilatesi de koydum .... birinci ikinci hareket ok .... dört, beş, iyi gibi ... arkadaş dvd ilerledikçe hareketler pskopatlaşmaya başladı, nası ama böyle, cimnastik takımındakiler yapabilir heralde ancak bunları .... yuh dedim, hayır az çok yıllardır yoga yapıyoruz, sporla uğraşıyoruz kendimizce, ama yani o ne öyle ya, millet yapamasın diye dvd mi doldurulur ... neyse dvd nin şöyle bir güzelliği oldu, hareketleri yaptıran adam konuşur konuşmaz Alaz uyumaya başlıyo .... hipnotize eder gibi bi sardırıyo adam......"öne arkaya, yana, bir kiiiii, devam, nefes ver, al, bırak, tut .... cart curt", ....böyle böyle yaparken bizimkinin gözler kapanmaya başlıyo :)....



tv: pek televizyonla arası olan bir insan değildim .... şimdi resmen bütünleştim, tüm gün evde olunca, diziler miziler gırla .... en çok da gece süt verme seanslarında haftanın 3 günü beni kurtaran Okan Bayülgene minnettarım .....



çarşambaları "flashforward" yardırıyo resmen .... baş roldeki Doğuş (Ege Doğuşa benzetmiş çok güldüm), diziye yeni giren Lostun Çerlisi, kuantumlar, kurgular, tebrik etmek istiyorum diziyi buradan


gel gelelim A"şkı Memnuni" ye (bizide yardımcı bi ablamız vardı Gürcü, herşeyim sonuna "i" ve "s" koyarak konuşurdu .... bu diziyede böyle diyodu :) .... o nası saçma bir dizidir yarabbi, her izleyişimde gülmekten ölüyoruz Zanla .... öncelikle dizinin olmazsa olmazları bakışlar .... kahvaltıya iniyolar mesela, sabah sabah herkes düğüne gider gibi giyinerekten ve de saçlar yapılı, full makyaj (evin bi odasında bizim görmediğimiz gizli bi odada bi kuaför yaşıyo herlade Jane Eyre gibi, sabah kalkıp bütün odaları gezip saç makyaj yapıyo ev ahalisine) neyse kahvaltıda biri bi şey demeye görsün, alaaaaah... başlıyo bakış faslı 20 dakka ... sırayla Behlül Bihtere, o annesine, Nebahat manalı manalı ve de gıcık bir edayla Adnana, o hiç bişeyden habersiz bahtsız bahtsız bi ifadeyle halaya .... hala tekrar Behlüle, hop o sırada herkes bi şey söyleyen Nihale, sonra geri baştan sırayla Bihter Behlüle, böyleeee bi hayat yani .... bi doğru dürüst konuşun ya allah aşkına, normal insanlar gibi ..... arkada hep aynı ritm ve de tansyonda müzik devam etmekte ....matmazel şaşkın gibi hafiften, Nihal yeni ergen triğlerinde, falan falan .uzatmiim.... yönetmen bence ciddi anlamda kafayı yemiş, diziyi nasıl uzatacağını bilemiyor çok fena bakışlarla bozmuş, bilemiyorum nereye kadar ??? ...



bu arada ben konuyada çok fena gıcık oluyorum ... nası bi rezilliktir ya bu aynı evde ... ben mi tutucuyum yoksa kimse farkında değil mi ? .....çok adice bi olaylar zinciri gayet "prime time" da ailecek millete izletiliyo .... git Bihter ayrıl kocandan adam akıllı, çok aşıksan Behlüle .... sen de ayrıl evden Behlül, mertsen, git maslakta bi daire tut ... flat inin duvarına as Eyfel kulesi resmini, evde yaşayın aşkınızı güzel güzel .... zaten Bihter "Nihal aşkıyla" iyice darkside'a geçti bakalım bu işin sonu fena gibi ....






bir diğer mesele herkes Kıvanç Tatlıtuğ'a yakışıklı diyip duruyo anlamıyorum ... tamam Turk standartları enstitüsüne göre fena değil ama git Amsterdama..... havalanı hademesinden, tramvay muavinine kadar herkes kıvanç tatlı .... bi numara yok yani bence .... hele geçen bölümde Bihterin flasback"inde eski kısa saçlı halini gösterdiler, resmen saçlar ağlıyo ....bi de oynadığı bi şampuan reklamı var, hayali topla basket oynuyomuş da saçları savruluyomuş gibi yaptığı, o işte bomba ...hahahaha .... neyse yinede hoş, abartılacak kadar değil ama yani ....






saatler: sabahın 6 sını 5 ini daha önceki hayatımda uykuda geçiren ben neler kaçırdığımı şimdi bebek olunca anlıyorum ... güneşim doğuşunu bundan sonra hiç kaçırmam kararı aldım ....



başka neler değişti, ara ara yazacağım ..... operler

29 Kasım 2009 Pazar

ilk lakırdı



İlk kelimesi tamamen bilinçsizce edildi .... taaa-vuuu-k (k harfi sessizce söylendi) .... bazende havvv--luuu diyo ...hahaha .... tekxtilci mi olcak acaba????

+1
ilk geceler bebek uyurken sürekli onu izliyodum .... geceleri ecinli gibi bebişin başında beklerken, ilginçe sesler çıktığını duydum .... söyleniyo gibi, hırıltı gibi, böyle tuhaf sesler .... acaba bi sıkıntısı mı var oluyo hemen insan .... neyse doktora sorduk derhal, ama olay şuymuş; sesler çıkartarak ciğerlerini açarmış, konuşma egzersizi yaparmış .... bende boşuna başında beklemiş olduğuma yaniim, bişey değilmiş yani .... neyse bu ses çalışmaları sonuç verdi sanırım, agular magular havada uçuşuyo :).....

+1
bir diğer delirtici olay ayaklar.... altı değiştirilirken ayaklar kapanın elinde kalıyo .... minyatür fındık parmakları cidden bi gün kendini tutamayı yicem ....

23 Kasım 2009 Pazartesi

AGUUUU





2 HAFTA once incecik bir ses a ve u harflerini söyledi .... bittik yerlere yıkıldık, gülmekten öldük ..... şimdi a ve de u harfleri arasına g harfide eklenince tam bir oyuncak bebek oldu kucağımızdaki

17 Kasım 2009 Salı


el ele.....

12 Kasım 2009 Perşembe

uykuuuu biraz uykuuu



aslında adet yerini bulsun diye bu cümle ... yoksa sağolsun (ve de maşallah diyin lütfen) nası uykucu bizim eleman ... aynı babası .... gece uyanıyo hop sütünü içiyo, hop direk uyku ..... hatta hiç uykusunu açmadan ıhlamalar başlayınca yatağından kaptığım gibi sütünü içiriyorum .... devam sonra .... ama işte hal böyle olunca ben tavşan uykusundayım sürekli en ufak sese tetik ... geçen akşam Zan anlatıyo yatakta sallanıyomuşum .... tek elim de bebeğin beşiğindeymiş .... ama beşiği sallamıyomuşum kendim sellanıyomuşum .... hahaha.... saçmalığa gel artık ..... bi de uykusuzluktan sanırım, neler gerçek neler rüya ayırt edemiyorum ... yine geçenlerde Zan bişey sordu "bilmemneyi yaptın mı, söylemiştim ya hani" gibilerinden bişeydi .... "aaaa sen onu rüyamda söyledin sanıyodum" dedim .... Zan'a sürekli gülme malzemesi çıkıyo bu drumda ..... üniversitede bi ara insomnia olmuştum, yemin ederim o günlerden beri bu kadar kopmamıştım .... uçuşlar süper ... anne kafası resmen .....


+1


bazen de bi uyku çöküyo, alaaaah .... geçenlerde bebek uyudu flashforward ilk bölüme heveslenmişiz .... ortam yapmışız salonda Zan'la .... hooop ikinci dakkada sızış, saat daha 9 iken .... neyse tekrarı izledim, çok züper bence .... bi de Coupling deki adamla Desmond's wife olmasa dizide daha iyi olurmuş, aklım losta ve couplinge kayıyo .... yanlız helal olsun biz ilk konuyu duyunca dedik, yine kasarlar taaaa 5. sezonda geleceği gördüklerini anlarlar, uzar da uzar ... cart ilk bölümde girdiler olaya, tebrik ediyorum.... hatta (spoiler) ilk bölümün sonunda yürüyen adamı görünce bi obaaaaa oluyosun, tekrar tebriks .... neyse ben kaçar ....

10 Kasım 2009 Salı

lemon tree




bir bebek hediyesi bu kadar anlamlı olabilirdi ...... Engin Dom limon ağacı için çok teşekkürler ..... :) .... mis gibide kokuyor .....



25 Ekim 2009 Pazar

hamilelere tavsiye mektubu --emzirme üzerine

Çok az vaktim var zira bebek uyanabilir .... hamile arkadaşlara diyecek 2 çift lazım var, mutlaka ve mutlaka almanız gereken bir takım ürünler var ki yemin ederim hayat kurtarıyo ...

.............

şimdi önce şu emzirme meselesine gelecek olursak .... ben mesela olayı şöyle hayal ediyodum, böyle mavi bebek odasında sallanan emzirme koltuğunda yüzünde hafif bir gülümseme ile bebeğini emziriken NewYorker kocan elinde kese kağıdıyla ve çiçeklerle eve gelmiş, huzur ortamı, sen Şirin Ediger kadar bakımlısın, ohhhh ne güzel .... yok böyle bişey sayın hamile (en azından ben Şirin Ediger gibi değil Marla Singerın daha da dağılmış hali gibi bir tavır sergiliyorum uykusuzluktan) .... o Şirin Ediger de heralde içeride bilmem kaç tane dadı, lala, hatta matmazeller (Aşkı Memnuda var ya, donuk bakışlı benli kadın ... sorarım hangi Turk evinde matmazel var yahu .... atmasyona gel ..... ister istemez evde olunca dizi de izler oldum) ..... eve Şirin hanım kuaförler mi çağırıyor, manikürcüler mi artık bilmiyorum o bakımlı yeni anne tripleri pek gerçekçi olamıyor malesef..... bakımı geçtim bir azap var ki anlatmadan geçemiyeceğim, o da (gerisini hamile olmayanlar ve de erkekler okumazsa sevinirim ..... emzirme üzerine seyreden yazıda sık sık, meme, göğüs gibi terimler kullanılacakki, yazının terbiyesi biraz bozulacak...) emzirirken göğüste oluşan çatlaklar .... ben böyle bir acı hayatımda yaşamadım arkadaş.... azap hastanede başladı, hemşireler geliyolardı, resmen çekiştire çekiştire bir takım hareketler yapıyolar, sonra o çatlaklar iyileşemeden her seferinde emzirme seansında iyice yarılıyo, resmen süt verirken anandan emdiğin sütte senim burnundan geliyo .... hatta fitil fitil geliyo :) .... öyleki emzirirken biri dişlerimin arasına kemik koysa onu sıksam ısırsam yeridir .... böyle garip garip hareketler yapıyo insan acıdan (leon filmindeki Gary Oldman'ın meşhur pskopat boyun hareketi vari) ...hahaha






.... bu Allah babanın biz yeni anneleri uayndırmak için icat ettiği bir acı da olabilir.... zira gece gece bebek ağlayınca sürünerek salona geliyosun, şanslıysan biri bebeği ve yastığı getirip kucağına veriyo, gözler mor junky gibi başlıyorken emzirmeye, beyne bir acı, elektro şok gibi, saçların dikiliyo, göz bebekleri "requiem for a dream" büyümesi yaşıyo.... pause .....


hooop ayılıyosun otomatikman .... bu acı neyseki ilk bi kaç saniye sürüyo sonra uyuşuyo sanırım (hamile no panic) .... neyse bu big problemin bir de çözümü varmış ben maalesef geç öğrendim, siz siz olun şu aşağıdaki aparatı hemen gidip alın kurtulun bu azaptan (tabi eğer sado mazo eğilimler sergilemiyosanız .... o adamlar nası piercing falan yaptırıyolar göğüslerine, çekiştiriyolar bi de .... ıyyyy) ....

ben de bir tek bana oluyo sanıp üzülüyodum .... geçenlerde arkadaşlar geldi, hepsi bu dertten muzdarip olmuşlar..... onlar bu müthiş icadı önerdiler, yazık Zana yine doooğru eczane yolları gözüktü .... ama rahat ettim ve emzirmek şimdi artık süper bir hal aldı ... terapi gibi ....



+1



diğer olmazsa olmaz ürünler, daha öncede bahsettiğim Lansihon (adı böyle bişey bi türlü öğrenemedim) krem, yine çatlaklar için.... ve de gögüs pedi (must olarak alınmalı, yoksa giysilere yapışıyo, yine acı yine acı) .... bi de o çatlaklar çok abartınca sağmak için Madela süt sağma aleti ....



+1



daha önce bahsetmiştim, bizim ünlü bir pskolok arkadaşımız demişti ki "bebeği büyütürken mağrada yaşadığınızı düşünün .... gereksiz ve de teknolojik işlere girmeyin".... ben burdan cevaben kendisine bi hareket yapmak istiyorum ama kendimi tutuyorum ... o mağra kadınları o çatlaklarla yaşasın canım..... ben, gayet günümüz ürünlerinden medet umuyorum .... bu arada yine aklıma kırsaldaki köyledeki kadınlar geliyo çok üzülüyorum .... bu aparatlardan 100 tane alsak, götürüp her köye bi adet bıraksak, doğuran gelse yararlansa mı napsak .... bekli oralarda da vardır ama ... bilemoruuum ....

neyse yinede sonuç tüm acılara değiyo ....

24 Ekim 2009 Cumartesi

groove is in the heart

sabah evde bebek sesleri ve de bizim bebek yüzünden çıkarttığımız garip garip sesler ve cümleler var .... annem: hanimiş oğluşuna, nerdeymiş paşam benim gibi tuhaf hitabetler ..... ben: tatliş, kuzuş gibilerinden kendimden geçerken ... Zan: eveeet eveeet (nedense hep evet diyo.... her seferinde gülüyoruz... no meaning yani) ..... kafaları kırdık yemin ediyorum .... kendimizi kaybedercesine bebekle konuşuyoruz ... hatta aramızda dalıp bazen birbirimizlede çeşitli melodilerde konuşuyoruz ...... umarım akıl sağlığımız saçmalamaz :) ... sabahları en güzel "groove is in the heart" gidiyor, bebek neşe topuna dönüşüyor .....

23 Ekim 2009 Cuma


bebeği tekrar yiyip içiriye geri alma isteği var içimde ... Dr Hannibal gibi içgüdüsel sahneler çeviriyorum ruhsal alemimde ... ilk 2 ayda da bebek de anne rahmine geri dönmek istermiş ... kim istemezki ... hepimiz tüm hayatımız boyunca kurtulamıyoruz bence bu güdüden ....






ekiniiii resimler çoooooooooooooook thnx dear ....