29 Ocak 2007 Pazartesi

No haşhaş....No kokain...








Alaah Alahhh sesleriyle haftaya başladık, yorgun savaşçılar olarak. Hafta sonu bi çırpıda geldi geçti kapıdan ce e dedi gitti, elimizde dondurmamız eridi, şekerimiz alındı saklandı, topumuz kesildi, büyüdüğümüz hatırlatıldı, kıçımıza bi tekme işe yollandık, eşek kadar olmuştuk artık. Bir kişi hariç Zan Zan Zan… Sabah apar topar giyiniyorum saat olmuş 9.10, yataktan 3 yaş altı mahmur bi ses yükseldi “Ben işe gitmiceeem. Elim acıyo.” Ay kıyamaaam.

Olaylar şöyle gelişti başa dönücek olursak. (Tarantino usulü bi yazıymışcasına). Cuma gecesi en nihayetinde Manhattan’a gittik. Bunca yıldır Ankara’da yaşayan bir insan olarak ilk defa Cuma gecesi Manhattan’da alemin nabzını tutmuş bulunuyoruz bu arada anti parantez. Bunda arkadaşlarımızın orda çalmasının büyük etkisi oldu ne yalan söyleyeyim. Efenim grubumuzun adı “Disco disco” ve cidden orijinal bi repertuar yapmışlar kendileri helal olsun. No haşhaşlar, M. Jacksondan “black or white” lar. Bizede Zanikoyla dans dans sabaha kadar dans moduna girmek düştü. Ama tabi bi gece evvelden Çilekzede olmanın verdiği uykusuzlukla nafileydi bu çabamız. İşi tadında bırakıp kendimizi bi güzel müzikle harmanlayıp eve dönüyoduk ki nerdeyse çıkışta karşılaştığımız ve koştura koştura If'e giden arkadaşlarımıza kaptırıyorduk kendimizi. Sabah işleri güçleri yok tabi pislerin. Neyseki 2de eve döndük, bi uyku bi uyku ohhh. Cumartesi ofis yorgunluk ve eve gidip dinlenme hayaliyle bütün gün bilgisayar başında sırt ağrılarına kulak asmamaya çalışma çabalarıyla aksileşen ben ve dark dark modlar uzatmıyayım. Canım mandalina çekmiş, almışım elime bi kilo mandalina, Room da Meldoşla bi soda (içine de rica edip mandalina suyu sıktırdım) içip, eve yollanıp, trink kapının anahtarını çevirince, evde Zanikonun jestiyle büyülendim adeta. Çalışma odasına dolaplar yerleşmiş, temizlenmiş, yerleştirilmiş, cillop cillop. Mekanda oturduk laflıyoruz akşam planları, kimleri arasak, nereye gitsek, nerde ne var, harlıyoruz da harlıyoruz. Şimdi benim şöyle bi huyum vardır, ne kadar yorgun olursam oliim bi yarım saat-bir saat uyuyunca sabah kadar afyonum patlar cin gibi olurum adeta. Bi uyuyup kalkıcam o yorgunluğa, süper olucam, dinçlik baş göstericek ve tek gecemiz olan cumartesi bişiler yapıcaz hesapta. Yattım ama öldür Allah uyuyamıyorum. Sanki evi fareler basmış, bi tıkırtılar bi sesler bi çıtırtılar. Tam daldırıcam bi ses, bi soluk. Aaaaa ama bi çıldırdım. “Ayol bu ne yahu kendi evimde ….” tarzı bi dellenmeyle sinir harbi, teror estirdim falan. Yeni döşenmiş çalışma odasına çekildim uykusuzluğun verdiği gıcık olmuşlukla, bi Pulp Fiction koydum computere, ki her zaman keyfimi yerine getirmeyi bilmiştir. Zan da artık salonda ne izliyo o sırada bilmiorum tabi. Trip atıorum aklımca, halbüki nası garibime gitti. Biz yıllardır (heralde bi 8 yıldır tanışırız) hep dipdibeyizdir, değil ayrı odalarda film izlemek, göbeğimiz bağlı gibi her yere beraber gideriz, yediğimiz içtiğimiz ayrı gitmez yani. O esnada Zaniğin bana almış olduğu ve sessiz sessiz getirip masaya koyduğu çikolatayla buzlar erimiş, Pazar sabahı brunch'ımızla her şey normale dönmüş, balıkların suyunu değiştirirken Zanın fanusu çatlatıp elini kesmesiyle “aşkım bişeyin yokya lara, canıııım kıyamam lara” kadar varmıştı. Olan Cumartesi gecemize olmuştu, helbuki gece arayan Gamze gayet “Olum bu kaçmaz, arkadaşım çalıyo bu gece, kapıya adını yazdırırım, mertler, hikmetler, zartlar zurtlar herkez var” tarzında bi yerin açılışına davet ediyodu bizi bi gaz bi gaz. Öööö gitmedik salak gibi…

Neyseki Pazar günümüz süper geçti. Domestik modlarda Onurcum öğlen uykusuna yatmışken bi tremisu patlattım mutfakta, çıktım DVD baktım, ordan ver elini DnR, uzun zamandır almayı ertelediğim “Buse Cinayetleri ve Huzur Cinayetleri’ni” aldım bi güzel, ki Zanik aradı... uyanmış. Bütün öğlen uyumuştu tek tatil günümüzde yine küsesim geldi ama artık abartmiim dedim içimden. O da çıktı Tunalıya DVD mizi aldık. Gün tadında yemek, tiremisu, cappucino ve film olayına girdik (Ilizyonist, 10 üzerinden 7 verdik gitti) ki ben zaten sızmışım artık salonda. Tabiki bütün gün uyuyan Zan sabah 5 e kadar uyuyamamanın verdiği rehavetle sabah kendine tatil ilan etti. Şimdi evde tembel teneke. Akşam eve gidip kitap okuyup kanepeye kavuşmak ve Lost manyaklığına girmek için sabırsızlanıyorum….

Hiç yorum yok: