28 Temmuz 2009 Salı
tuzak dolu
20 Temmuz 2009 Pazartesi
tatlı krizi forever

Esselamün hello .... sıcak mı ne?????, yada ben içimde çoşan tatlılık abidesi minik yaratık yüzünden mi hararetleniorum, bilemiorm .... neyse zaten canım sıkkın ben çikolata havuzuna boğazıma kadar batıp boğulmak isterken, profiterollerle dolu bir yatakta saatlerce uzanmak, cheesecake dünyasının karileçesi olmak isterken ve o nadide frappucinoları temel gıda maddem yapmak amacındayken doktorun tatlıyı yasaklaması sonucu ciddi anlamda bunalımlardayım.... her allan günü cocuk gibi Zan'la dondurma pazarlığına girmekten artık utanır oldum haliylen.... 1 haftadır sadece 2 top diyet dondurmaya talimim .... öööö .... "bırakın beniiiii, kanasın dünyaaaa !!!!" diye koşup, şeker komasına girercesine marketin çikolata reyonuna kafadan atlamak istiyorum .... ama kilo almam zınk diye durdu şekeri kesince, deeee ... eeee? benim gözüm dönmüş, sayko gibi elalemin tatlı tabağına falan bakarken yakalanıyorum Zan tarafından, (o epey bi eğleniyo gerçi ) .... " şekerim ye ekşiyi doğur Ayşeyi, ye tatlıyı doğur atlıyı diye bi laf var bilmio musun" dedi bi arkadaşım geçenlerde .... walla bilmiyodum... bırakın doğuriim atlıyı diyorum arada, Zan anlamaz gözlerle ve artık bu kız iyice koptu ifadesiyle bana bakıyor.....



NOT: Tüm mailleriniz için çok teşekkür ederim bu arada :) ..... demo nerdesin cicim????
26 Haziran 2009 Cuma
michael jackson
Dün şantiye sonrası anneme gittim, dinlenip beslenip, duş almaya... malum banyomuz tam olmadı daha...... neyseki kapıları takıldı ve biz Romalılar gibi açık açığına abdest almaktan bir nebzede olsa kurtulduk... işin garibi yavaş yavaş alışmaya da başlamıştık, sadece eve gelen misafirler tuvalete girince "kimse gelmesiiiin, tuvaletteyim" diye bağırmak zorunda kalıyorlardı.... kapılar geldi ama evin diğer yapılan ahşapları daha boyamadaymış, offff pofffff...... neyse anneme gittim uyukluyorum tatlı tatlı .... annem: "Michael öldü yaaa ... Allah rahmet eylesin, bak adam zenci geldi beyaz gitti dünyadan ... öyle kendinle çok oynamıycan" diye içeri girdi .... töbe töbe güliim mi üzülim mi şaşrıdım, ölenin arkasından geyik yapıcaktım da sustum .... ben de diyorum sabahtan beri niye radyolar habire michael jackson çalıyo diyodum .... no comment
24 Haziran 2009 Çarşamba
neler neler değişti, benim sabitim sanırım şantiye
Geçen sene özene bezene aldığın nah bu kadarlık topuklu ayakkabılar noooolduuu, ha nooldu deniz sorarım sana??? ..... dümdüz parmak arası terliklere talimsin, işte kaderin cilvesi burda hunt etti seni (bu hunt etti, odtü den kalma ingilizce turkçe aynı anda konuşma manyaklığından miras kalmıştır affola jou jou)..... hayır annemin ve Zan'ın güvenlik çemberinden geçtik diyelim, onların evhamlı bakışları arasında topukluları giydik diyelim, bu şiş ayaklara sığar mı o minnacık biblo ayakkabılar?..... neyse uzun arayışlar sonucu hem rahat, hem terletmeyen, hem şiş ayaklara karşı hassas, hem de terlik havasında değil de şık bir parmak arası görünümünde (toplantılara terlikle gelmiş kadına bak dedirtmemek için) çeşitli sandaletler bulabildim .... Stradivarius bu konuda atak yapmış, kendini parmak arası işine vermiş, kutlarım .....
+1
gecen sene bu zamanlarda bloga neler yazmışım diye baktım, sanki 4 yıl geçmiş gibime geldi ...daha terastan taşınmamışız bile....ay bi tuhaf oldum, zaman algısı kaydı sanki.....
22 Haziran 2009 Pazartesi
El Nido
http://dontcheckit.blogspot.com/
21 Haziran 2009 Pazar
aşk
Bila noksan, eksiksiz bir hayattır sürdüğün.
Ya da öyle sanırsın.
Alışkanlıklara ayak uydurur, tekrarlara kapılırsın.
Şimdiye değin nasıl yaşadıysan, gene öyle yaşayacaksın sanırsın.
Sonra beklenmedik bir anda biri çıkar gelir.
Etrafındaki kimseye benzemez.
Kendini bu yeni insanın aynasında görmeye başlarsın.
Var olanı değil, sende eksik olanı gösteren sihirli bir aynadır o.
Ve sen bunca zaman aslında hep bir eksiklik duygusuyla yaşadığını, bilmediğin bir şeye hasret çektiğini anlarsın.
Şamar gibi iner hakikat suratına. Sana içindeki boşluğu gösteren bu kişi bir pir, üstad, arkadaş, yoldaş, eş ya da bazen bir çocuk olabilir.
Önemli olan seni tamamlayacak ruhu bulmandır.

19 Haziran 2009 Cuma
karambol her haziran
Akın aslında bi arkadaşın nikahına gelmişti ki ben nerdeyse o nikah esnasında halk tarafından linç ediliyodum, haberim yoktu..... Şöyleki, Keçiören gibi fantastik bir mahallede yapılan nikaha bildiğin askılı bir hamile elbisesiyle katıldım ve ninjalar tarafından "AAAAAA kıza bak aaaa!!" diye bağıra bağıra tacize uğradım...herkes resmen parmakla beni gösterdi, biz de şaştık şaşa kaldık... gayri ihtiyari bizde bana baktık, acaba açıkta bişey mi var, bi yer mi gözüküyo gibilerinden, yooooo ..... işin ilginci benim de duyabileceğim şekilde ve açık açık söylendiler.....pause.....neyse giydiğim de şöyle bişeydi alt tarafı.....
+1
ya amaaaan bi güzel kitap bulamıyorum bu aralar...arkadaşım "Aşk" isimli son listelerin populer kitabını hediye etti bakalım oralardan bir medet ummaca..... şu "Tanrılar Okulu'nu" merak ediyorum.... okuyan var mı ?????
+1
bi de iyi film yok sanki bu aralar.... sanki vaktim var da gidebilecekmişim gibi söyleniyorum da, ne biliyim en son bi gaz "Star Treck'e" gittik, resmen hayalkırıklıkları içerisinde eve döndük......"Angels and Demons'a" koşturduk, galasına bilet aldık heycanla..... ama yani o şahane kitaptan sonra oldu mu şimdi diyeee diyeee izledik....ö öö .... yanlız derim derim onu derim Alla aşkına "deaf dj'i" bi izleyin... neyseki sağlığımız yerinde gibi duygusal ve anne cümleleri ettim izlerken ....
10 Haziran 2009 Çarşamba
24 Mayıs 2009 Pazar
bebek partisi vol.1
Uzun süredir blog yerine günlüğe sardırdım, miniğe yazıyorum da yazıyorum .....
minik hediyeler geldi bissürü .... en çok da kanguruma sevindim, yıllardır görür özenirdim, sırt çantası gibi bebeği takıp çıkan ecnebilere....
diğer ilginç bir hediye de, bebek dikiz aynası..... bu bebek dünyası resmen bir sektör olmuş, 40 yıl düşünsem aklıma gelmezdi böyle bir aparat .... arkada kerata napio diye dikizlemece....işte şu pınarın elinde tuttuğu ayna......
mutfağın hali :)....
balkon :)

23 Mayıs 2009 Cumartesi
BACAKLAR FORA
It's a boy :) ____ party boy (annesi - babası gibi)
bu akşam ilk partisine katılıyor beyfendi.....
8 Mayıs 2009 Cuma
Tanrı saç düzleştirme aletlerinin hepsini, marka gözetmezsizin korusun!!!
3 Mayıs 2009 Pazar
sorularım var cemaate
Bir sorum var.... yaz acaba gelmeyi düşünüyor mu?
bu mayıs ayıda yağmur duasına çıkan çok kabile var sanırım..... şimdi yazıyı yazarken yine başladı ....
tavus kuşlarına "aç! aç! aç!!" diye acaip tezahurat yapıp iltifat ettimsede, açmadılar kuyruklarını ....yanlız bi kere görmüştüm, bi açsa oracıkta nutkun tutuluyo güzellik karşısında ... bir taneside albinoydu....
ben bu tavus kuşlarına hipnotize olmuş kitlemiş bakıyoken, Zan uzaktan kendini kaybetmiş çocuk edasıyla bağırdı "deniiiiz gel gel koş burda çok acaip bir deve kuşu var, tek ayağınıda kaldırmış, titriyo" .... koşmadan gittim tabi, dikkatli ve dengeli.... baktım, deve kuşu arıyorum "e bu filamingo" dedi Zan, sanki ben demişim gibi ....deli ayol :)
böyle ördekli, Norton uçan kazlı, tavşanlı, keçili bi gün geçirdik, ölçü alacağımıza bunları izledik 30 saat.... annem de aramış telefonda "keçilere çok bakma evladım" diyo .... bu hamileyken ona bak, buna bakma tribini pek anlayabilmiş değilim hala .... nası bir mantıktır yani?? (soru 3)
30 Nisan 2009 Perşembe
Ankara dibin kara vol.2
ben bu refüje evhamlanıyorum, çocuk sahibi olunca kafaları yemiim bi de (evham kumkuması deniz olmiim da) ..... durdun durdun patladın demeyin, hamile bu iniş çıkış insanı ..... ama şu refüje bak yahu, çıkmış pencereden dışarı, parapette dolaşıyo, kedi işte eşittir edges.....
.....
+1
Cumartesi Sibel ve babasını ilk defa dinledik....farklı bir ses tonu .... çok hoşumuza gitti....bana sanki "the Party" filminde gitarıyla şarkı söyleyen kızı hatırlattı ... yumuşacık, narin, alıp götüren bir ses ....
yanlız dikkatimi çekti, herkes mekanda deli gibi sohpet muhabette .... ok burası bir jazz bar değil ama insan biraz yavaş güler, yavaş konuşur şekerim..... mesela bizim bi arkadaşlarımız New York Manhattan'da bi jazz bar'a girmişler.... neyse müzik başlamış, bunlarda aralarında kakara kikiri takılırlarken, etrafdan bunlara "çık çık çık" yapmalar, ters ters dövecekmiş gibi bakmalar, aşağılayıcı göz süzmeler, susun diye uyarılar falan ..... çıt çıkmıyomuş mekanda kimseden, bunlara bi amele muamelesi yapmışlar, acaip utanç içinde kala kalmışlar, ezik ezik....hahahaha .... öyle işte, siz siz olun bi jazz bara düşerseniz sakın Turk Turk yemeğinizi yiyip laflamaya kalkmayın, yerin dibine sokup çıkartıyolarmış .....
....
....
....
....
işte böyle gündemin geyiği bu tipleme oluyo daha doğmadan ....bu arada karnımda dayısını da dinledi gecen gün ..... Emrehan Halıcı ve Ankara Müzisyenleri konseri için abim ve sahnedeydi, gururlandık .....
+1
ayrıca anne karnında tango da yaptı bu velet .... belkide içeriden söyleniyodur.... bu kadın napiyo ya bu kadar başım döndü artııııııııık .... pazartesi akşamı, Pimeksin 1. Ankara Tango Festivali kapsamında Mimarlara özel bir gece vardı ... ben de içerisine sığabildiğim tek ve yegane şık elbisemle giyindim kuşandım, taktım Zan'ı koluma, ver elini tango night..... muhteşem ötesi bir gurup ve şov yapan bir çift vardı ....artık bu işi yemek içmek gibi rahat yapıyorlardı, sanki dans etmiyorlar, karşılıklı dedikodu yapıp çekirdek çitliyorlar edasında salındılar pistte ... işte bu kızla oğlan ....


