28 Şubat 2007 Çarşamba

SUYA CEMRE DÜŞTÜ DÜN

+++1
Rejimlerde yalan oldu, tiyatro sporuda afan tufana karıştı, cumartesi evde oturuldu (başımıza taş yağacak), işi gücü bıraktık eni konu bütün benliğimzle Amsterdam'a gidiş planlarına yoğunlaştık. Doluya koyuyoruz olmuyo boşa koyuyoruz olmuyo..... Tur du, vizeydi, yanımıza ne kadar alıcazdı zarttı zurttu iyice kafayı kırdık. Bir de nispet gibi her Sinek TV yi açtığımda şu iki sallapati afacan, teenage'liğin de verdiği futursuzlukla yavan yavan Amsterdan sokaklarında gezinmezmi...deli oluyorum...dİş biliyorum.....bak tüylerim diken diken oluverdi yine.....
+++1
AMA umudumuzu yitirmeden gıdım gıdım para biriktiriyoruz, hayaller kuruyoruz. Fakir edebiyatı yapmayı kendime yediremiorum ama evlenmeden önce ooohhh paşalar gibi ekmek elden su gölden takılıodum tabi. Ama amacımız kutsal, emeğimiz yabana atılacak gibi değil, biz bu işi de kıvırırız gazlarıyla adım adım emellerize yaklaşıyoruz. Derkeeeennn, monopoly oyunu sürreal bir şekilde gerçek olmuş ve ben bir kart çekmişim gibi bir süpriz çıkıyor karşıma. Kartı çekiyorum, "Diploma parası 60 milyon, 2 el bekleyiniz", "Aidata zam gelmiş, 3 adım gerileyiniZ". Arada bir "Güzellik yarışmasından ikramiye alıp, tur bindirip, bir de başlangıçtan geçerken paranızı alınız" kartı çıksa fena olmıycak gerçi. Velhasıl, ne akar ne kokar şeklinde takılıoruz denilebilir soranlara.
+++1
DİPLOMA parası demişken, geçenlerde son olmasını dilediğim ODTÜ kabusumu da yaşayaraktan, anlışanlı diplomamı aldım elime ama ne badirelerle. Önce ben de resmen fobik bir harekete dönüşmüş ODTÜ işlemleri için uzun moral toplama seansları, meditatif hareketler ve pozitif düşünce aşamalarından geçtim. Ne de olsa bir sömestr geçmemiştir ki bi aksilik olmasın, bi registration kodunda yanlışlık, add droplarda bi sakatlık, danışmanın onayında bir terslik yaşanmasın ve enstitülerde, öğrenci işlerin de bilumum dilekçelerle sürünülmesin. Ben de mesela yıllardır “vay başıma gelene” şeklinde hayıflanırken, meğer insanlarla konuştukça (ki sıra beklerken, banko önlerinde vesaire tanımadığım insanlarla konuya girme, laflayıverme huyum vardır) anladım ki odtü nün olayı bu. Zannedersin Nasa, bi işlemler, bi sistemler, bi passwordler, bi hengame, daralardan daralarla koşturur insanı vallahi. Hele bu tez meselesi yemin ederim ömür zörpüsüydü yıllarımı yedi bitirdi. Şimdi bu tez bitti (ki burada rahat rahat bi cümleyle bitti yazıldığı gibi değil olay ..delirtir insanı, kaldıki benim konum Cemetery Design olarak ve ilk yapılmış tezlerden biri olmasıyla tarihe geçmiş, annemden yıllarca “başka konu bulamadın mı evladım” lafını dinlememe neden olmuştur) gidicem misler gibi diplomamı alıcam diyorum da ben bakalım neler çıkacak başıma derken, bir internete gireyim de önce ne belgeler götürülecekmiş bi bakiim dedim. Dakka bir gol bir, registrationa giremiyorum. T.C. Kimlik numarası istiyor, sayfa bangır bangır “worning” veriyor. Haydaaa, bi terslik olmasa zaten dişimi kırıcaktım ve töğbe estağfurullah bakışlarımla çıktım ofisten, kalktım gittim öğrenci işlerine, nedir ne değildir diye. Bilgisayar yığının arkasından görevli beni doğru üst kata yolladı, ordan internete girmem gerektiği söylendi. Dedim giremiyorum tc mc, dedi numaranı söyle. Neyse haledicek sandım ben de, dediki “sistemi açtık şimdi internete girip diploma parası ödeyip gelin”. İyiymiş dedim ama işkillendim açıkçası yinede, kesin bir şeyler daha çıkar diye, geçenlerde Urban Design dan mezun başka bi arkadaşımla konuştum. Tabi dedi önce kütüphaneden belgeni al, medikoya git…..falan falan. Kütüphanede işim 5 dakika gibi kısa bir sürede bitti ve ben hayretler içerisinde, Medikoya doğru yollandım. Orayıda geçersem (kendimi bir advanture oyunun içinde hissediyorum resmen, Sanatoriumun en son lavelindeyim sanki), utanırım valla diyordum ki, görevli Sağlık Karneniz lütfeeen dedi. Pause... Ben nerden bileyim nerde kardeşim Sağlık Karnem demedim tabiki ve Sağlık Karnem çalındı diyiverdim. Ağzımdan çıkıverdi birden. Karne olmadan sistemden düşemeyiz sizi diyor kadın. Diller döktüm çantam çalındı herşey gitti seyehatteydim, karnede içindeydi, ne sallamalar, ne laflar, Nuh diyor Peygamber demiyor kendisi. O zaman siz gazeteye ilan verin, nüfüs cüzdanı bırakın, ilanla gelin nüfüs cüzdanını geri alın, şimdi sistemden düşelim sizi falan gibi çetrefilleştirdikçe çetrefilleştirdi olayı. Çıktım odadan bir hışım, düşünüyorum nerde bu karne. Taşınırken almış olacağımı var sayarak, taaa eve git, otobüsler dolmuşlar, taxiler, karneyi evi talan etmek suretiyle bulmalar ve kadına verirken o kadar yalanı bir çırpıda söyleyip, eşşek kadar masterını yapmış ama adam olamamış bakışları altında ezil (gülme tuttu zaten beni), bir de git üztüne para yatır. Örenci işlerinde çırpın ve internetten aldığım bir kağıt eşliğinde diplomaya kavuşuş. The end......
+++1
BÜTÜN bunlar ne için.....Çerçeveleyip duvara asıp sabah akşam karşısına geçip gururlanmak için değil elbette.. Aşk için aşk... Yine döndü dolaştı Zan'a geldi işin ucu.. Efendim beyimiz ODTÜ nün havuzunda yüzmek istermiş, üye olsak ne süper olurmuş, spor sağlık eyoo eyoo.. Mezunlarada cidden süper bir indirim var (ve eşinede tabiii). Gel gelelim ben diplomama, Zanik de havuzuna kavuştu sonunda... Suyada cemte düştü bu arada...