1 Şubat 2007 Perşembe

V 2

Dün gece oturdum, bir güzel “V for Vandetta”nın DVD’sini izledim. En son Modernizm-Postmodernizm dersinden beridir (hatırladıkça tüylerim diken diken oluyor, çok belalı bir dersti) bir film hakkında eleştiri yazısı yazmamıştım. Şimdide eleştirmeyi düşünmüyorum gerçi. Beni cezbeden üstüme üsteme gelen V harfleri oluyor bu aralar. Marco V ve V for Vandettadan sonra Van, Veronica (o kimse?), veranda, Venüs, v-ray ve kahve falımda çıkan belli belirsiz V harfi hakkında yazılar yazmayı düşünüyorum…. Atıyorum tabiki….

Ama içim rahatladı açıkçası, yaklaşık 3o bin kere izleme teşebbüsünde bulunduğum filmi oturup yüzümde yeşil maskem, elimde bitki çayım keyifli keyifli izleyince. Özellikle Natali Portman’ın “Leon”dan sonra büyüyüp olgunlaşıp, oynayacağı filmler konusunda hat safhada seçici olmasından ve Wachowski Kardeşlerin de imzasını taşımasından dolayıdır ki, tansiyon yükselmiş meraklar iyice kabarmıştı ben de. “İzledik de ne oldu” deme sınırlarında dolaşırken filmin gizliden gizliye etkisinde kaldığımı anlıyorum, zira şöyle bir kriterim var. Eğer film izleme esnasında babaanne gibi sürekli konuşursam, bu demek olur ki o sahneler beni etkilemiştir. Bunda da sürekli “Aaaa bu yapmış ayol işkenceleri, pislik adam ama….aaaaa” “Geldiler yine kafalara torbalar….” “Maskeye bak yanaklar pembe pembe. Hahahahah” “Politik öğeleri coşturmuşlar burada…” falan gibi ha bire konuştum da konuştum. Kendimi alamadım. Aslında çizgi roman olduğunu ise çok sonraları “special eddition” cd sine bakınca öğrendim. Cehalet işte… Pek de film hakkında ahkam kesmeden sabahki şokuma geçmek istiyorum acil. Bir kalktık ki teras bembeyaz. Pamuktan yorganlar, yastıklar yırtılmış içi havaya dağılmış. Tam da rüyamda Amsterdam’da dolaşıp, gezip eğleniyordum ki, saat acımasızca çaldı yanı başımda. Gıcık gıcık bi açtım gözlerimi…. Her yer kardünyası....Pause.

Cidden büyülüydü manzara…İyi ki terasta oturuyoruz dedim bir kez daha. Serotonin beyne direk nüfuz ediverdi oracıkta. Düşündüm bu an evimizi koruyan ruhların tatil günüydü, bu gün her yer güvenli ve huzurla kaplıydı artık. Sınırlarımızı yeniden yapılandırmanın zamanı gelmişti. Sıra sakinlik, dinginlik ve “almak” değil “olmak" klişesinin gerçeğe dönüşme cabasındaydı. Söz egonun istifasıydı. Gözlerimi kapattım gidiverecektim ki delikten aşağıya……alarm bir kez daha çalarak, kulağımdan tuttuğu gibi indirdi beni yine dünyaya. “Wecome to the real world Deniz, kalk ve giyin” .......

1 yorum:

Adsız dedi ki...

"V"erandadaki "V"aşağın "V"ınlayan "V"ahşiliğinin "V"ertigo'su bu...